<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yusuf aleyhisselam Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/yusuf-aleyhisselam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://p.fethigungor.net/etiket/yusuf-aleyhisselam/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Sep 2018 21:11:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>“EY İLERİ GÖRÜŞLÜLER, BUNDAN DERS ALIN!”</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/ey-ileri-gorusluler-bundan-ders-alin/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/ey-ileri-gorusluler-bundan-ders-alin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Sep 2018 21:10:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH’IN YASASI]]></category>
		<category><![CDATA[BASİRET SAHİPLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Said]]></category>
		<category><![CDATA[EHÂDÎS]]></category>
		<category><![CDATA[İBRET ALMAK]]></category>
		<category><![CDATA[İLERİ GÖRÜŞLÜLER]]></category>
		<category><![CDATA[Malik bin Nebi]]></category>
		<category><![CDATA[OLAYLARI DOĞRU YORUMLAMAK]]></category>
		<category><![CDATA[sünnetullah]]></category>
		<category><![CDATA[TARİHTEN DERS ALMAK]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Yasalar]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf aleyhisselam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=749</guid>

					<description><![CDATA[Not: Bu yazı, Cevdet Said’in “Ey İleri Görüşlüler, Bundan Ders Alın” * başlığıyla 2 ve 9 Eylül 2018 tarihlerinde Diriliş Postası’nda çıkan iki yazısının birleştirilmiş nüshasıdır. Hikâye edildiğine göre adamın biri zamanın birinde tek başına Allah’a ibadet etmek için çöle gitmiş ve onu çevreleyen dağlara çıkmış. Yamacı tırmanırken çıplak kayalarda kör bir karga görmüş. Kanadında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Not: Bu yazı, Cevdet Said’in “Ey İleri Görüşlüler, Bundan Ders Alın”</em><em> <a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>*</sup></a></em><em> başlığıyla 2 ve 9 Eylül 2018 tarihlerinde Diriliş Postası’nda çıkan iki yazısının birleştirilmiş nüshasıdır. </em></p>
<p>Hikâye edildiğine göre adamın biri zamanın birinde tek başına Allah’a ibadet etmek için çöle gitmiş ve onu çevreleyen dağlara çıkmış. Yamacı tırmanırken çıplak kayalarda kör bir karga görmüş. Kanadında da eski bir kırık varmış. Adam kuşun halini düşünerek oracıkta durakalmış. Şöyle düşünmeye başlamış: Bu karga kör… Uçamaz da… Bu zamana kadar nasıl hayatta kalabilmiş? Bu kayalık yerde rızkını nasıl buluyor acaba?</p>
<p>Adam kargayı uzaktan izlerken başka bir karga konuvermiş. Yanında bir miktar tahıl, tohum ve solucan da getirmiş. Başlamış kör kuşu beslemeye. Kuşların yavrularına yedirmesi gibi o kör karganın ağzına bu getirdiklerini koyarak beslemiş onu.</p>
<p>Adam gördüğü bu sahneden hayrete kapılmış… Kendi halini düşünmeye başlamış. Ardından kendi kendine şöyle demiş: “Sübhânallah! Allah dilediğini dilediğince rızıklandırır… O halde ben bu hayatta rızkımın peşinden koşuşturarak neden kendimi yorayım da mutsuz olayım?” Adam bir mağaraya sığınmaya ve ömrünün geri kalan kısmını itikâfta geçirmeye karar vermiş… Bu olayı duyan insanlar olmuş… Ona sadaka getirmeye başlamışlar. O da kendisine sunulanla yetiniyormuş.</p>
<p>Günler böylece geçip gidiyormuş. Derken bir gün âbitlerden biri mağarada uzlete çekilen bu adamı işitmiş. Durumunu öğrenmek ve işin aslını anlamak için adamı ziyarete gelmiş. “Seni kuş uçmaz kervan geçmez bu uzak mağarada yaşamaya iten sebep nedir?” diye sormuş. Adam ziyaretçisine hikâyesini anlatmış. İbadet kastıyla nasıl çöle geldiğini, kanadı kırık kör kargayı nasıl gördüğünü, daha sonra yorgunluk ve mutsuzluğu terk edip nasıl mağarada inzivaya çekilme ve bütün vaktini ibadete ve duaya hasretme kararı aldığını tek tek açıklamış.</p>
<p>Ziyaretçi, adamın hikâyesini dikkatle dinledikten sonra ona şöyle demiş: “Yazıklar olsun sana! Neden kanadı kırık kör bir kuş gibi olmayı seçtin? Her gün ona yiyecek getiren sağlam kuş gibi olmayı seçseydin ya! Neden çalışmayı ve hem kendin hem de başkaları için rızık kazanmayı seçmedin? Oysa sapasağlamsın, sağlığın yerinde!”</p>
<p>Hikâyenin devamında anlatıldığına göre gözlerden uzak bir mağarada inzivaya çekilen adam, bu nasihatin doğruluğuna kanaat getirerek şahit olduğu olaydan yanlış bir ders çıkardığının farkına varmış, mağarayı terk edip hem kendisi hem de başkaları için rızık aramaya koyulmuş.</p>
<p>Önceki bir makalemde, insanın davranışlarının fikirleriyle sıkı bir ilişki içinde olduğundan bahsetmiştim. İnsanın, fikirlerini ve tasavvurlarını gerek kendi çabasıyla gerekse başkalarının etkisiyle değiştirmesinin, onun <strong>tutum ve davranışlarında değişikliğe yol açtığını</strong> açıklamıştım. Bu değişim bazen çelişki sınırına da ulaşabilir; cesaret korkaklığa, sevinç hüzne, sevgi nefrete dönüşebilir. Tersi de olabilir; aynen anlattığımız hikâyede olduğu gibi tembellik ve bağımlılık dinamik bir gayret ve faaliyete dönüşebilir. Bu hikâyede çelişki düzeyinde bir değişim gözler önüne serilmiştir. Ama aynı zamanda insanlar arasındaki bakış açısı ve algı farkı da ortaya konulmuştur.</p>
<p>Bu hikâye, insanların olayları ve başa gelenleri nasıl anladığını ve bunun kültürel arka planını da gözler önüne sermektedir. Bazı insanlar kör karga hikâyesinde kör kuştan başka hiçbir şey göremeyebilir ve olayın diğer boyutlarını gözden kaçırabilir. Oysa ikinci adam, iki karga hikâyesini sadece dinlemiş olmasına rağmen, olayı bizzat gören ilk adamın aksine hızlı bir şekilde <strong>doğru dersi çıkarmıştır</strong>. Halbuki ilk adam olayın müspet yanlarını gözden kaçırmıştı.</p>
<p>“Böyle yerleri gezip dolaşmadılar mı ki düşünecek kalpleri ve dinleyecek kulakları olsun. Gözler kör olmaz ama onların göğüslerindeki <strong>kalpleri kör olur</strong>.” (Hac 22:46).</p>
<p>“Göklerde ve yerde nice göstergeler var ama <strong>yanlarından geçip giderler de</strong> bir kez olsun dönüp bakmazlar!” (Yusuf 12:105).</p>
<p>*******</p>
<p>Önceki yazımda, insanların olayları ve hikâyeleri kültürel arkaplanları ile potansiyel ve bilişsel yetenekleri çerçevesinde anladıklarını belirtmiştim. Olayları sadece seyretmek veya haberleri sadece dinlemek, onlardan <strong>doğru dersleri çıkarmak</strong> için yeterli değildir. Bu yüzden Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“Göklerde ve yerde nice göstergeler var ama (o insanlar) yanlarından geçip giderler de bir kez olsun dönüp bakmazlar!” (Yusuf 12:105).</p>
<p>Keza Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Cinlerin ve insanların çoğunu sanki Cehennem odunu olsunlar diye yetiştirdik! Onların da kalpleri vardır ama (gerçeği) kavramazlar; gözleri de vardır ama ilerisini görmezler; kulakları da vardır ama (sözü) dinlemezler. Onlar en’âm (koyun, keçi, sığır ve deve) gibidirler. Aslında daha düşük seviyededirler. Onlar tam bir gaflet içindedirler.” (A’râf 7:179).</p>
<p>Yusuf aleyhisselam kendisine hadiseleri doğru yorumlamayı öğrettiği için Rabbine şükretmektedir. “Ehâdîs” yani olaylar, insanların dilden dile naklettikleri haberlerdir.</p>
<p>“Rabbim (Sahibim)! Bana yönetimden bir pay verdin, olayları doğru yorumlamayı (tevili) öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Bu dünyada da öbür dünyada da benim en yakınım (velim) sensin. Canımı teslim olmuş (Müslüman) olarak al. Beni iyilerin arasına kat.” (Yusuf 12:101).</p>
<p>Çünkü eğer <strong>doğru yorumlamayı</strong> öğrenemezsek, olayların iç yüzünü ve derin anlamlarını hiçbir zaman kavrayamayız. Bu durumda olaylardan ve tarihten <strong>gereken dersi </strong>alamayız. Böylece bizden öncekilerin düştüğü hataları tekrarlamak ve ardından onların maruz kaldıkları cezaya çarpılmak zorunda kalırız.</p>
<p>Sosyal, politik ve ekonomik felaketler ve acılar ile doğal afetler (çoğu zaman) insanların <strong>düşünce ve davranışların</strong>ın sonucudur. Bu durumda, herkes tarafından kesin ve doğru kabul edilen varsayımları sarsmamız, heva putlarımızı devirmemiz, zihinsel fantezilerimizi terk etmemiz gerekmektedir.</p>
<p>Esasında <strong>âfetler ve krizler</strong>, peşine takılıp gittiğimiz ya da kutsadığımız kavramları, düşünceleri ve ilişkileri yeniden gözden geçirmek için birer <strong>fırsattır</strong>. Asıl <strong>büyük tehlikeler</strong>, gereken ibretlerin alınmasında başarısız olunmasından ve gerçek derslerin anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır. Zira Allah’ın yasaları asla değişmez.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><strong>[1]</strong></a> Her yasa ihlalinde ise ceza peşinden geliverir: “Çünkü Sahibin sürekli gözetlemededir.” (Fecr 89:14).</p>
<p>Mazide olup biten olaylara itibar etmenin önemi, bilimin, sonuçların geçerliliğini doğrulamak için tecrübeye dayanmasından kaynaklanır. Ancak, insanların bizzat kendileri üzerindeki tecrübe kolay bir iş değildir. Bu nedenle, ulusların bizden önce yaşamış olduğu tecrübeler, başlarından geçen olaylar ve yazdıkları ya da geride bıraktıkları tarihleri, <strong>toplumsal yasaları keşfetmek</strong> ve bu yasaları toplumsal ve insani problemleri çözmede kullanmak için gereken zengin bir tecrübeler hazinesine dönüşmektedir.</p>
<p>Bu nedenle, gerçek dersi arayan göz sürekli çalışmalı, değersizi kıymetliden ayırt edebilmeli, işin özünü araştırmaya özen göstermelidir. Belli bir <strong>tarihi</strong> (mesela atalar ve ecdat tarihini) <strong>kutsallaştırılmamalı</strong>, başkalarının tarihini ve diğer ulusların tecrübelerini küçümsememelidir.</p>
<p><strong>Malik bin Nebi</strong> (Allah rahmet eylesin), yapılan işlere “tertemiz ve kutsal” ya da “kirli ve değersiz” olarak bakmayı eleştirirdi. Çünkü bu mantaliteyle kahraman bir mücadele adamı hain bir uşağa, sadık bir dost yaman bir düşmana, iyi bir mümin zındık bir kâfire kolayca dönüşebilir! Neyin <strong>iyi</strong> neyin <strong>kötü</strong> ve neyin yararlı neyin zararlı olduğunu araştırıp bunları birbirinden ayırt ederek tasnif edebilmek meseleyi ciddiyetle ele almayı gerektirir. Bunun için de serinkanlı ve bilinçli bir üsluba, konulara çeşitli yönlerden yaklaşabilme yetisine ve bilimsel bir yönteme ihtiyaç duyar.</p>
<p>İslam dünyasının meselelerini <strong>yetmiş yıldır</strong> takip etmekteyim. Tecrübelerim ve okumalarım, binlerce yıldan bu yana (dünyada) yaşayan ve insanı kurban olarak sunan insanoğlunun geleceği hakkında bende <strong>iyimser</strong> <strong>bir bakış açısı</strong> oluşturdu. Nitekim yolsuzluğu ve kan dökülmesini azaltmada, kölelik dönemini sona erdirmede önemli bir aşama kaydedilmiştir. Ancak yeryüzünde fesat çıkarma ve kan dökme eylemi ne hazindir ki devam etmektedir. Ama benim Kitap’ta, dış dünyada ve iç dünyada Allah’ın âyetlerini görmek için yaptığım okumalar, daha iyi bir dünyaya ulaşabilmemizin mümkün olduğu hususunda beni iyimser kılmıştır. Keza insanoğlunun yeryüzünün halifesi (yöneticisi) olmaya layık olduğu, fesat çıkarma ve kan dökme dönemini geride bırakacağı hususunda iyimserim.</p>
<p>Çeviri: Fethi Güngör</p>
<p>&#8212;&#8212;-</p>
<p>* Cevdet Said bu başlığı şu âyet-i kerimeden iktibas etmiştir: “Ehl-i Kitap’tan âyetleri görmezlikte direnenleri (kâfirleri), ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O’dur. Siz, çıkacaklarını sanmıyordunuz; onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanıyorlardı. Allah, kalplerine korku salarak onlara beklemedikleri yerden geldi. Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey ileri görüşlüler; bundan ders alın.” (Haşr 59:2). (Mütercim).</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Cevdet Said burada şu âyet-i kerimelere atıf yapmaktadır: “Öncekilere uygulanagelen yasaya bakmazlar mı? Allah’ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın yasasının başka yöne yönlendirildiğini da göremezsin.” (Fâtır 35:43. Keza bakınız: Ahzâb 33:62 ve Fetih 48:23). (Mütercim).</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/ey-ileri-gorusluler-bundan-ders-alin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEVDET SAİD’İN FİKİRLERİNDEN İSTİFADE EDEBİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cevdet-saidin-fikirlerinden-istifade-edebilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cevdet-saidin-fikirlerinden-istifade-edebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Mar 2016 10:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[16:90]]></category>
		<category><![CDATA[60:7-9]]></category>
		<category><![CDATA[atom bombası]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Başakşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bireysel ve Toplumsal Değişimin Yasaları]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Nuri]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Said]]></category>
		<category><![CDATA[CNR Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya beşten büyüktür]]></category>
		<category><![CDATA[Ezher Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fâtiha Sûresi]]></category>
		<category><![CDATA[Golan tepeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hafız Esad]]></category>
		<category><![CDATA[İslam'dan Bu Kadar Korku Niye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuneytıra]]></category>
		<category><![CDATA[lâ ikrahe fiddîn]]></category>
		<category><![CDATA[Malik Binnebi]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed İkbal]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Sabri]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[şii-sünni]]></category>
		<category><![CDATA[Turan Kışlakçı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmet Bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[Zahid Kevseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=286</guid>

					<description><![CDATA[“Hiç şüphe yok ki Allah adil davranmayı, iyilik yapmayı ve yakınlara karşı cömert olmayı emreder; ve her türlü utanç verici hayasızlığı, selim akla ve sağduyuya aykırı çirkinliği ve sınırları hiçe sayan taşkınlık ve azgınlığı yasaklar: size (bu) öğütleri verir ki, sorumluluklarınızı aklınızda tutabilesiniz.” (Nahl, 16:90).   Ellili yılların sonundan bu yana ortaya koyduğu fikirleriyle İslam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“Hiç şüphe yok ki Allah adil davranmayı, iyilik yapmayı ve yakınlara karşı cömert olmayı emreder; ve her türlü utanç verici hayasızlığı, selim akla ve sağduyuya aykırı çirkinliği ve sınırları hiçe sayan taşkınlık ve azgınlığı yasaklar: size (bu) öğütleri verir ki, sorumluluklarınızı aklınızda tutabilesiniz.” (Nahl, 16:90).</p></blockquote>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ellili yılların sonundan bu yana ortaya koyduğu fikirleriyle İslam düşüncesine özgün katkılar yapmış olan, insanları Kur’an’ın hakikatleri ile buluşturma çabasını ilerlemiş yaşına rağmen büyük bir aşkla sürdüren Cevdet Said ile bir hafta içinde üç kez buluştuk. Müslümanların sorunlarına çözüm üretebilmek için uzun soluklu fikrî çabalar ortaya koyan büyük mütefekkir üç yıldır İstanbul’da mülteci/misafir olarak yaşıyor. Üstada saygı mahiyetinde 11 Mart Cuma akşamı Başakşehir Belediyesi’nce düzenlenen “Ümmet Bilinci” panelinde, 13 Mart Pazar günü CNR Kitap Fuarı’nda Pınar Yayınları standındaki imza gününde, son olarak 17 Mart Perşembe günü İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’ndeki konferansında ve üç ayrı röportajında tercümanlığını yaptığım muhterem Cevdet Said’in bu altı etkinlikte ortaya koyduğu fikirleri özetle ve mümkün olduğu kadarıyla kendi ifadeleri çerçevesinde sizlerle paylaşmakta yarar görüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Asırlık Çınarın Gölgesinde Tefekkür Etmek</strong></p>
<blockquote><p>Bırakınız Kur’an’ın tamamını, günde en az kırk kez okuduğumuz Fâtiha Sûresi’ni bile hakkıyla anlamış değiliz.</p></blockquote>
<p>1931 yılında, Suriye’nin Kuneytıra bölgesinde Golan tepelerinin eteğinde yer alan Çerkes köylerinden Bi’ru Acem’de dünyaya gelen Cevdet Said, orta öğrenim düzeyinde intisap ettiği Ezher Üniversitesi’nin Arap Dili ve Edebiyatı Fakültesi’nden mezun oldu. Hafız Esad döneminde 5 kez tutuklandı, toplam 7 yıl hapis yattı, sonunda öğretmenlik görevinden uzaklaştırıldı. Bunun üzerine köyüne dönen üstad, bir merkep satın alarak dağdan odun toplamaya başladı. Ardından arıcılık yaparak ailesinin geçimini sağladı. Suriye’de devam eden iç savaş sebebiyle köyünü ve ülkesini terk etmek zorunda kalana kadar, kardeşiyle birlikte süt inekçiliği yaptı. Suriye’deki savaşın köyüne kadar ulaşması üzerine Aralık 2012’de  yakın akrabalarıyla birlikte Türkiye’ye hicret etti.</p>
<p>İlk hapse düştüğü 1963 yılından bu güne kadar onlarca kitap yazdı, dünyanın çeşitli yerlerinde yüzlerce konferans verdi. Kitaplarından telif ücreti almayan, şöhretinin aksine mütevazı bir hayat sürmeyi tercih eden Cevdet Said şiddet karşıtı görüşleriyle tüm dünyada tanınmaktadır.</p>
<p>Altmış yıl boyunca oniki kitap ve çok sayıda makale yazan, dünyanın çeşitli ülkelerinde yüzlerce konferans veren, mütevazı bir hayat sürmeyi tercih eden Cevdet Said’in sekiz eseri Türkçe’ye çevrilmiş durumda. Değişimin kanununu anlattığı ve ‘Bireysel ve Toplumsal Değişimin Yasaları’ adıyla otuziki yıl önce Türkçe’ye çevrilen ilk kitabından sonra Pınar Yayınları’ndan sekiz kitabı çıkan Cevdet Said’in 1961’de ilk baskısını yapan, ancak bu güne dek Türkçe’ye çevrilmeyen “İslam’dan Bu Kadar Korku Niye!” isimli hacmi küçük ama özgül ağırlığı büyük eserini tercüme etmeye başladım, inşaAllah ramazan ayında düzenlenecek kitap fuarında okuyucuyla buluşturmaya, yıl sonuna kadar tüm eserlerini Türkçe’ye kazandırmaya gayret edeceğiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Üç Büyük Mütefekkirin Ortak Vurgularını Önemsemek</strong></p>
<blockquote><p>Muhammed İkbal, Malik Binnebi ve Cevdet Said’in ortak vurguları şunlardır: İslam dünyasında değişim ihtiyacı, okuma ve cihat emirlerinin doğru anlaşılmasının gerekliliği.</p></blockquote>
<p>“Ümmet Bilinci” panelinde kısa hayat hikâyesini takdim görevi bana tevdi edilen Cevdet Said’in İslam dünyasına ne gibi fikrî katkılar yaptığını Gazeteci-Yazar Turan Kışlakçı anlattı. Malik Binnebi ile yakından tanışan üstadın Muhammed İkbal’den de çok etkilendiğini belirten Kışlakçı, bu üç büyük mütefekkirin ortak vurgularını şu şekilde özetledi:<strong> </strong></p>
<ul>
<li>“İslam dünyasının değişime ihtiyacı vardır. Biz değişmediğimiz müddetçe dünya değişmeyecektir. Bu yüzden öncelikle Müslümanlar değişmelidir. “<em>Hattâ yuğayyiru mâ bienfusihim</em>; bir kavim kendini değiştirmedikçe Allah da onları değiştirmez.” âyeti bu hakikati ifade etmektedir. “<em>Senurîhim âyâtina filâfâki we fî enfusihim</em>; Âfâkta ve enfüste onlara ayetlerimizi göstereceğiz.” âyetinin manası tecelli etmektedir.</li>
<li>“Oku” emriyle başlayan İlahi Kitab’ın müminleri maalesef okumanın kıymetini bilmemektedir. Bu yüzden üstad Cevdet Said bir kitabının adını “OKU” koymuştur. Türkiye’de halkımızın kitap okuma oranı %3-4 civarında kalıyor maalesef. Allah “okuyun”, “yazın” diyor, biz ne okuyoruz, ne de yazıyoruz! Cevdet Said bu kitabında Müslümanların neyi nasıl okuması gerektiğini anlatıyor. Doktorun verdiği reçeteyi duvara asıp okumanızın size bir faydası olur mu? Orada yazan ilacı dozajına uygun kullanırsanız onun yararını görebilirsiniz.</li>
<li>Cihat emrinin doğru anlaşılması. Cevdet Said’e göre cihat Kur’an’ı anlamak ve onun hakikatlerini yaymaktır.”</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kur’an’ın Dört Ana Konusu:</strong></p>
<blockquote><p>Ayrım yapmaksızın tüm insanlarla adalet, iyilik ve fedakârlığa dayalı bir ilişki geliştirebilmeli ve insanlarla muamelemizde adalet ve ihsan modelini benimsemeliyiz.</p></blockquote>
<p>86 yaşına rağmen iki saat boyunca büyük bir coşkuyla katılımcılara hitap eden Cevdet Said, paragraflar halinde Türkçe’ye çevirdiğim Arapça konuşmasında şu hususlara vurgu yaptı:</p>
<p>“&#8230; Bırakınız Kur’an’ın tamamını, günde en az kırk kez okuduğumuz Fâtiha Sûresi’ni bile hakkıyla anlamış değiliz. Sadece “<em>Rabbi’l-âlemîn</em>” âyetinde Kur’an’ın özü gizlidir. Rabb; Allah, <em>âlemîn</em> ise tüm mahlukattır. Kur’an’da iki âlemden söz edilir: Gayb âlemi; Allah ve ahiret, şehadet âlemi ise insan ve kâinattan oluşur. Kur’an’ın tamamına baktığınızda âyetlerin bu dört konu etrafında odaklandığını görürsünüz.</p>
<p>Kur’an son derece kıymetli ve dinamik bir kitap. Sanki şu an size iniyor gibi. Düşünen insanlar için Kur’an’da büyük işaretler vardır. Sık sık bakmamızı, görmemizi ve düşünmemizi emreden Kur’an’ın bu emirlerini yerine getirdiğimiz  zaman sadece tabiatın değil, tarihin, toplumun ve insanın yasasını keşfeder ve Rabbimizin bizden istediği görevi gerçekleştirebiliriz.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>İnsanlığı Türkiye’nin Önderliğinde Müslümanlar Kurtaracak</strong></p>
<blockquote><p>Dünyamız hakkın ve ilkenin üstün tutulduğu bir sisteme hayati derecede ihtiyaç duymaktadır. Bunu da Türkiye’nin önderliğinde Müslümanlar gerçekleştirecektir.</p></blockquote>
<p>“<em>İttihâd-ı Muslimîn</em>; İslam Birliği” adlı eserinde Arafat dağının sembolik öneminden bahseden Celal Nuri, “Bu dağ elmas olsa Müslümanlar için bu kadar kıymetli olmazdı. Zira, her mümin, ömrü boyunca bir kez olsun hacca gitmek ve orada bütün diğer mümin kardeşleriyle belli bir zamanda buluşmak ister.” demektedir. Haccın anlamı insan kurban etme geleneğinin kaldırılmasının kutlanmasında gizlidir. Hayvanların kurban edilmesi ile, insanın insanı öldürmesi son bulmuştur, yani insan kurban etme geleneğinin ilga edilmesi hac ibadetiyle kutlanmaktadır.</p>
<p>Celal Nuri, “<em>Ebcediyyetu’l-Marifeti’l-İnsâniyye</em>; İnsanî Bilginin Elifbası” isimli eserinde Türkiye’den çıkacak bir liderin dünyada adaleti tesis edeceğinden söz etmektedir.</p>
<p>Gençliğimden beri İslam dünyasında neler olup bitiyor diye çok merak ederim. Türkiye’yi de yıllardır yakından izliyorum. Ezher’de eğitim almak için 1946’da Mısır’a gittiğimde Şeyhülislam Mustafa Sabri ve vekili Zahid Kevseri Efendileri tanıştım. Fırsat buldukça sohbetlerine gider, ellerini öperdik. Yıllar sonra –aynen onların Mısır’a sürülmesi gibi- benim de Türkiye’ye mülteci olarak geleceğim hiç aklıma gelmezdi. İslam ülkeleri arasında demokrasinin, şûranın, ülkeyi meşveretle yönetmenin önemini en iyi kavrayan ve ilerleyebilen sadece Türkiye olmuştur, bu yüzden Türkiye toplumunu takdir ediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Büyük mütefekkir Muhammed İkbal’i ölüm döşeğinde ziyaret eden Ebu’l-Hasen en-Nedevî’nin anlattığına göre, bu ziyaretten çok memnun kalan İkbal ona şu vasiyetini emanet etmişti: “Türkiye’yi izleyin, hakkın yolunu onlar sürdürecek.” demiş. Dünyamız hakkın ve ilkenin üstün tutulduğu bir sisteme hayati derecede ihtiyaç duymaktadır. Bunu da Türkiye’nin önderliğinde Müslümanlar gerçekleştirecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Baskı, Şiddet ve Savaş Yöntemi Ölmüştür</strong></p>
<p>Kur’an’ın temel ilkelerinden biri “<em>Lâ ikrâhe fiddîn</em>: Asla dinde zorlama yoktur” âyetinde öğretilir. İnsanı baskı ile değil, kanununu keşfederek yola getirebilirsiniz. Onu ikna ederseniz size malını da canını da feda eder. Siyaset alanında baskı firavunlar doğurur. Ekonomi alanında baskı karunlar doğurur. İnanç alanında baskı nemrutlar doğurur. Evlilik konusunda baskı aile saadetini yok eder. Allah Rasulü, anne-babanın kızlarını istemediği biriyle zorla evlendirme hakkı bulunmadığını beyan buyurmuştur. Ne var ki, hâlâ bütün dünya ikrah ile, baskı ve zorbalıkla yönetiliyor.</p>
<p>Savaş ölmüştür. Artık savaşı yöntem olarak, cahillerle onları sömüren kötü insanlar dışında kimse kullanmıyor. Savaş konusunda Kur’an’dan anladıklarımı bu şekilde formüle edebiliyorum. AB savaşsız bir birlik kurdu. Bundan ders almayacak mıyız? Atom bombası puttur. İnsanlar da bunun kölesi olmuş durumda!</p>
<p>Erdoğan “dünya beşten büyüktür” demişti. Çok büyük manası var bu sözün. “Size de, taptıklarınıza da yazıklar olsun” diyor âyet. Türkiye dünyada olup biten olayları anlamaya başladı. Onun için “dünya beşten büyüktür” diyebiliyor. Ama maalesef dünyanın ünlü entelektüelleri bile veto hakkına itiraz etmiyor. Çünkü dünya sermayesini yöneten büyük zenginler bu aydınlarının ağzını bağlamış durumda, bunun için hakikatleri gördükleri ve bildikleri halde haykıramıyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Modern Çağda ‘İslam Birliği’ni Oluşturabilmek </strong></p>
<p>Allah Teâlâ Yusuf aleyhisselama rüyaların yorumunu öğretmişti. Biz de olayların yorumunu öğrenmeliyiz. Aklımızı kullanmalıyız. Yerküre küçük bir köye dönüştü artık. Her şey ilme dönüşebiliyor, biz de olayları doğru okuyup doğru yorumlamayı bir bilim dalına dönüştürüp bunu öğrenebilmeli ve çocuklarımıza öğretebilmeliyiz.</p>
<p>Tevîl-i ahdâsı bir bilimsel disiplin olarak geliştirmeliyiz. Cahiliye geleneklerinden vaz geçip Kur’an’a yapışmalıyız. Kur’an üstünlük ölçüsü olarak takvayı, sorumluluk bilincini ortaya koyuyor. Hakem akıldır. Yöntem ise ilimdir. Zira Kur’an, bakın, görün ve düşünün diyor. Tabiatın ve toplumun kanunlarına riayet etmezseniz bu kanunlar sizi çarpar. Gözümüzün önünde cereyan eden olayları kavramamız gerekir. Ben umutluyum, insanlar bu hakikatleri mutlaka anlayacak. Zira, Allah’ın nurunu ağzıyla söndürmek isteyenlere rağmen Allah nurunu tamamlayacaktır, buna vadi var.</p>
<p>Ben umut doluyum. Türkiye’nin önderliğinde Müslümanlar, dünyanın bozuk sistemini değiştirilebilecek potansiyel güce sahiptir. Bu yüzden Türkiye toplumuna takdirlerimi sunuyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Adalet, İyilik ve Fedakârlığa Dayalı Bir İlişki Geliştirebilmek</strong></p>
<p>Biz İslam’ın özünü çoktan kaybetmişiz. Kimimiz Emevilerin, kimimiz ise Abbasilerin yolundan gidiyoruz. Kur’an’ı, İslam’ı yeniden keşfetmeliyiz. Vahyin ilk emrini iyi anlamalıyız. İnsanın değeri okuduğu ve anladığı kadardır. Okuyup anlarsak başımız dik olur. Şii-Sünni ayrımına ne gerek var, hepimiz Müslümanız, Allah bizim adımızı ‘Müslüman’ koymuştur. Ama biz Kur’an’a teslim olmak yerine zanlarımıza teslim olmayı yeğliyoruz. Peygamberimizin biz ümmetinden şikâyet edeceği tek konu Kur’an’ı mehcur bırakmamızdır, bunu Kur’an haber veriyor. Kur’an’ı mehcur bırakmak; ona terkedilmiş, köhne, var ama yok muamelesi yapmak demektir. Bu yüzden Müslümanların başı beladan kurtulmuyor. Oysa, aklımızı kullanırsak, vahye tabi olursak, Kur’an’ın öğrettiği hakikatleri kavrayıp onlara uygun davranırsak yeryüzünü Allah bize vadetmektedir. Bir âyet-i kerimede Allah, Kendisinin, meleklerin ve âlimlerin şahit/tanık olduğunu beyan buyurmaktadır. Ulema bu insanlığa tanıklık görevini yaparak Kur’an’ın hakikatlerini gizlemeden ve çarpıtmadan insanlığın önüne koyarsa dünyanın nizamı düzelmeye başlayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her hafta cuma hutbesinde hatiplerin sürekli okuduğu, ancak verdiği mesajın anlaşılmadığını üzülerek gördüğüm “<em>İnnallahe ye’muru bil’adli we’l-ihsani</em>&#8230;” âyetinde (Nahl, 16:90) ve Mümtehane Sûresi’nin baş kısmındaki üç âyet-i kerimede beyan buyurulduğu üzere; insanlara adalet ve ihsan ile muamele etmeliyiz ve insanlarla geçinme yöntemi olarak adalet ve ihsan modelini benimsemeliyiz:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Mümkündür ki Allah, sizin düşman olarak algıladığınız kimselerle sizin aranızda bir sevgi var edebilir; ve Allah’ın (buna) gücü yeter; üstelik Allah tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır. Allah size, sizinle din savaşı yapmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselerle iyilik ve fedakârlığa dayalı bir ilişki geliştirmenizi yasaklamaz: Çünkü Allah fedakâr olanları pek sever. Allah size, yalnızca sizinle din savaşı yapan ve sizi yurtlarınızdan çıkaran veya sizin çıkarılmanıza destek verenlerle dostluk kurmanızı yasaklar: artık kim onlarla dostluk kurarsa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Mümtehane, 60:7-9).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cevdet-saidin-fikirlerinden-istifade-edebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>11</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
