<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SETA Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/seta/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://fethigungor.net/etiket/seta/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 16 Nov 2019 14:07:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>AVRUPA’DA TIRMANAN İSLAM DÜŞMANLIĞINA DİKKAT ÇEKMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/avrupada-tirmanan-islam-dusmanligina-dikkat-cekmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/avrupada-tirmanan-islam-dusmanligina-dikkat-cekmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Nov 2019 14:07:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsanlığın Sorunlarıyla Yüzleşebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[2015 Avrupa İslamofobi Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[AVRUPA İSLAMOFOBİ RAPORU 2018]]></category>
		<category><![CDATA[EIR 2018]]></category>
		<category><![CDATA[Enes Bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[EUROPEAN ISLAMOPHOBIA REPORT 2018]]></category>
		<category><![CDATA[Farid Hafez]]></category>
		<category><![CDATA[İslam düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İslam korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[SETA]]></category>
		<category><![CDATA[SETAV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=949</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa’da tırmanmaya devam eden İslam düşmanlığını yıl boyunca izleyip durumu detaylı bir yıllık raporla dünya kamuoyuna duyuran SETA “European Islamophobia Report 2018” başlıklı çalışmasını yayımladı. 21 Eylül Avrupa İslamofobi ve Dinsel Hoşgörüsüzlüğe Karşı Mücadele Günü münasebetiyle yeniden gündeme gelen ve çeşitli etkinliklerle tanıtılan rapor, öncelikle İslam düşmanlığına varan Müslüman karşıtı ırkçılığın ulaştığı boyutları ortaya koymak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’da tırmanmaya devam eden İslam düşmanlığını yıl boyunca izleyip durumu detaylı bir yıllık raporla dünya kamuoyuna duyuran <strong>SETA</strong> “<strong>European Islamophobia Report 2018</strong>” başlıklı çalışmasını yayımladı. 21 Eylül Avrupa İslamofobi ve Dinsel Hoşgörüsüzlüğe Karşı Mücadele Günü münasebetiyle yeniden gündeme gelen ve çeşitli etkinliklerle tanıtılan rapor, öncelikle İslam düşmanlığına varan Müslüman karşıtı ırkçılığın ulaştığı boyutları ortaya koymak suretiyle bu olumsuz gidişata müdahil olması gereken Avrupalı karar alıcılara yardımcı olmayı amaçlıyor.</p>
<p>Yeni Zelanda’da 15 Mart 2019’da gerçekleşen ve 51 kişinin ölümüne, 49 kişinin de yaralanmasına yol açan Christchurch terör saldırısı, İslamofobi (İslam korkusu, daha doğru ifadesiyle İslam düşmanlığı) ile mücadelenin küresel barış ve hakkaniyet açısından ne denli önemli olduğunu ortaya koymuştur.</p>
<p>EUROPOL tarafından yayımlanan “AB Terörizm Durum ve Eğilim Raporu” başta olmak üzere konuya ilişkin birçok araştırma, Avrupa ülkelerinde aşırı sağcı terörizmin tehlikeli yükselişine dikkat çekmektedir. Ama ne yazık ki bu çalışmalar, aşırı sağı yönlendiren “Müslüman karşıtı ideolojik yapı”dan asla bahsetmemektedir. İşte SETA’nın yayımladığı “Avrupa İslamofobi Raporu 2018”, Müslüman karşıtı ırkçılığın Avrupa’da 2018 yılındaki yükselişini doğrudan ya da besleyen temel dinamikleri kapsamlı şekilde ele almaktadır.</p>
<p>Editörlüğünü Enes BAYRAKLI ile Farid HAFEZ’ın üstlendiği SETA Avrupa İslamofobi Raporu 2018, ırkçılık ve insan hakları konularında uzmanlaşmış 39 yerel araştırmacı, uzman ve sivil toplum aktivistinden oluşan geniş bir kadroyla, İslamofobik söylemin Avrupa kamuoyunda nasıl normalleştirildiğini ve Müslüman karşıtı ırkçılığın iş yerlerinde, eğitimde ve adalet sisteminde Müslümanlara ve kurumlarına yönelik şiddet eylemlerine nasıl zemin hazırlandığını göstermektedir.</p>
<p>SETA ve Leopold Weiss Enstitüsü tarafından ortaklaşa yürütülen Avrupa İslamofobi Raporu projesi, finansal açıdan Avrupa Birliği tarafından da desteklenmiştir (<strong>1</strong>). Kapsamlı <strong>EIR 2018</strong> raporunun (<strong>2</strong>) sonuçlarını özlü biçimde önümüze koyan inografik çalışmasını esas alarak durumun vahametini birlikte görelim (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Avrupa’da İslam Düşmanlığının Boyutlarını Sayılarla Tespit Etmek</strong></p>
<p>“Avrupa ülkelerinin ezici bir çoğunluğu İslamofobi vakalarını ayrı bir nefret suçu sınıfı olarak <u>kaydetmemektedir</u>. Müslüman karşıtı/İslamofobik suçların polis tarafından ayrı bir nefret suçu sınıflandırması altında kaydedilmesi bu sorunun gerçek boyutunu açığa çıkarma ve bu sorunla mücadele için karşı stratejilerin geliştirilmesi adına önem arz etmektedir. Avrupa Birliği’nde (AB) ayrımcılığa uğrayan Müslümanların yalnızca yüzde 12’si başlarından geçen olayları yetkili makamlara bildirmektedir. Eksik raporlamanın Müslümanların farkındalığı ve bürokrasinin bu meseleleri ele alması üzerinde ciddi etkileri bulunmaktadır.” (EIR 2017).</p>
<p>“Ülkelerde değişiklik gösteren rakamlar farklı bir bilinç ve örgütlenme boyutuna işaret etmektedir:</p>
<p><strong>Belçika</strong>: 2018’de kaydedilen <strong>70</strong> İslamofobik vakada kurbanların yüzde 76’sı kadın, yüzde 24’ü erkektir. İş yerinde ayrımcılık vakalarının yüzde 84’ü İslamofobiyle ilgilidir. İslamofobinin yüzde 29’u sanal ortamda gerçekleşmiştir.</p>
<p><strong>Avusturya</strong>: 2018’de <strong>540</strong> İslamofobik vaka kaydedildi ve 2017 rakamlarıyla kıyaslandığında Müslüman karşıtı ırkçı eylemlerde yaklaşık yüzde 74 artış görüldü.</p>
<p><strong>Bosna</strong>: Müslüman karşıtı <strong>12</strong> saldırı rapor edildi.</p>
<p><strong>Fransa</strong>: 2018’de <strong>676</strong> vaka belgelendi (yüzde 52 artış). Bu vakalar arasında 20’si fiziki saldırı (yüzde 3), 568’i ayrımcılık (yüzde 84) ve 88’i nefret suçu oldu (yüzde 13).</p>
<p><strong>Almanya</strong>: 2018 yılında polis istatistiklerine göre; Müslümanlara karşı 678 saldırı, camilere 40 saldırı, Müslüman mültecilere 1.775 saldırı, sığınma evlerine 173 saldırı ve yardım çalışanlarına karşı 95 saldırı gerçekleşti.</p>
<p><strong>İtalya</strong>: Sosyal medyada nefret söylemi konulu bir rapora göre nefret içerikli tweetlerde 2017’ye kıyasla (Mayıs-Kasım, yüzde 32-45) 2018’de artış görüldü (Mart-Mayıs, yüzde 36-93).</p>
<p><strong>Finlandiya</strong>: 2017’de Finlandiya’da yaşayan yabancı vatandaşlar arasında Afganlar en sık etnik veya ulusal kökenden kaynaklı nefret suçuna maruz kalan yabancılar oldu. Din temelli nefret suçları 2016’ya kıyasla yüzde 58 artış gösterdi. En sık karşılaşılan kurbanlar Müslümanlar oldu.</p>
<p><strong>Hollanda</strong>: Düzenlenen bir ankette 18 farklı camiden 55 katılımcının 21’i camilerinin zaman zaman düşmanca saldırıların hedefi haline geldiğini bildirdi. Bu camiler toplam 47 vakayla uğraşmak durumunda kaldı; bunlardan 11’i tehdit, 7’si domuz başının bırakılması ve 6’sı da camilere çizilen hakaretamiz ifadeler ve sembollerle cami ziyaretçilerine yönelik sözlü saldırganlık oldu. Polise bildirilen toplam 151 dinî ayrımcılık vakasının yüzde 91’inin Müslümanlarla ilgili olduğu bildirildi.</p>
<p><strong>Birleşik Krallık</strong>: İngiltere ve Galler’deki dinî sebeplerle işlenen suç oranı 2011-2018 arasında <strong>yüzde 415 arttı</strong>. Dinî tahrikle işlenen 5 bin 680 suçun yüzde 52’si Müslüman kişilere yönelikti.”</p>
<p><strong>Avrupa’da Müslümanlara Karşı Artan Şiddetin Kaynağını Görmek</strong></p>
<p>“Şiddet eylemleri ırkçı canavarlaştırma esaslı şiddet ideolojisinin bir sonucudur. Müslümanlar giderek yalnızca inançlarından dolayı şiddet kurbanı olmaktadır:</p>
<p><strong>Avusturya</strong>: Temel askerlik görevini yerine getirmekte olan on sekiz yaşındaki asker Mario S. bir okulun önünde silahla ateş açtı. Arap kökenli bir öğrenci yaralanırken polis olayın arkasında ırkçı bir motivasyon aramadı.</p>
<p><strong>Belçika</strong>: Anderlues’ta 19 yaşında Müslüman bir kadın saldırıya uğradı ve tecavüz girişimine maruz kaldı. Saldırganlar mağdura yönelik ırkçı ve İslamofobik sözler sarf etti…</p>
<p><strong>Bosna</strong>: Banja Luka’daki yeniden inşa edilen Ferhadiye Camii’ne birkaç el ateş edildi. Uzun bir aradan sonra memleketine dönen Bosnalı Hamed Vrazalica’nın Sokolac’taki mülkü kundaklanarak tahrip edildi.</p>
<p><strong>Bulgaristan</strong>: Gradnitsa köyü ve Dobriç Müslüman mezarlıkları kirletilerek mezarlara saygısızlık edildi.</p>
<p><strong>Estonya</strong>: Tallinn’deki Estonya İslam Merkezi’nin cephesine İslam karşıtı slogan yazıldı. Sloganda “Onu bombala! İslam’ı izole et, onların günahlarını hatırlamıyor musunuz? Tanrı’ya güveniriz. Neden?” ifadeleri yer aldı.</p>
<p><strong>Finlandiya</strong>: Vantaa’da Pakistanlı bir göçmen üç beyaz Finli gencin hunharca saldırısına uğradı, 20-30 kez bıçaklandı, balta aracılığıyla defalarca yaralandı ve kurbanın kafatasında kırık meydana geldi.</p>
<p><strong>Fransa</strong>: Fransız polisi Fransız Müslümanlarına yönelik helal gıdaların zehirlenmesi, yüzlerce imamın öldürülmesi, Müslüman kadınlara fiziksel saldırı, terör saldırısı ve “radikal” olduğunu düşündükleri camileri itibarsızlaştırmayı planlayan Operasyonel Güçlerin Eylemi (AFO) adlı aşırı sağcı terörist örgütün birkaç üyesini tutukladı. Bu kapsamda tutuklanan on kişinin tamamı avcı veya atıcılık sporuyla meşgul kişilerdi. Polis ayrıca patlayıcı üretim laboratuvarları gibi farklı yerlerde silah tesisleri buldu. Bazılarının yasal olarak sahiplerine ait olduğu 15 tabanca ele geçirildi. Polise göre AFO “İslam’a direnmek” üzere terör saldırıları ve eğitimi planlayan 100 üyeden oluşan bir ağdır.</p>
<p><strong>Yunanistan</strong>: Aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu Afganlı mülteciler Midilli Adası’nın kasaba meydanında toplanarak iltica kartlarının verilmesindeki gecikmeyi protesto ettiler ancak gece boyunca aşırı sağ grupların saldırısına maruz kaldılar. Bu esnada “Hepsini Yakın” gibi ırkçı sloganlar duyuldu. Olaylarda 28 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı.</p>
<p><strong>İtalya</strong>: Bir İtalyan vatandaşı Senegalli Müslüman bir sokak satıcısını ateş ederek öldürdü. 3 Şubat’ta Macerata’da Nijeryalı 6 göçmen ateşli silahla yaralandı. Terör saldırısı neo-faşist gruplara yakınlığıyla bilinen ve seçimlere Kuzey Ligi adına katılan eski aday İtalyan Luca Traini tarafından gerçekleştirildi. Din değiştirerek Müslümanlığı kabul eden ve yerel bir caminin bekçisi olan bir İtalyan sokakta yürürken rencide edilerek acımasızca dövüldü.</p>
<p><strong>Kuzey Makedonya</strong>: Pirlepe Belediyesi [sınırları içindeki] Erekovci köyünün 350 yıllık camisi yakıldı.</p>
<p><strong>Polonya</strong>: Katowice Merkez Tren Garı’nda üç Arap öğrenci ondan fazla erkeğin saldırısına uğradı. Saldırganlar öğrencileri tren raylarına itti ancak (olay yerindeki) güvenlik görevlileri müdahalede bulunmadı.</p>
<p><strong>Sırbistan</strong>: Belgrad’daki Temyiz Mahkemesi Temmuz 1992’de Bosna Hersek’in Skocic köyünde bir caminin yıkılması ve 27 Romen sivilin katledilmesinden sorumlu “Sima’nın Çetnik’leri” isimli paramiliter grubun üyelerinin beraatını onayladı.</p>
<p><strong>İspanya</strong>: Denia’da iki Faslı erkek neo-faşistlerin saldırısına uğradı. Carrus, Hernani, Barcelona ve Valencia’da camilere barbarca saldırılar düzenlendi.</p>
<p><strong>Birleşik Krallık</strong>: Leeds’teki Ebu Hüreyre Camii ve Manchester’in Cheetham Hill bölgesindeki Felah Mescidi İslami Merkezi kundaklandı.</p>
<p><strong>Ukrayna</strong>: Bilohirsk/Karasubazar’da bir cami bilinmeyen kişilerin barbarca saldırılarına maruz kalırken duvarlara Nazilerle ilişkili yazılar yazıldı.”</p>
<p><strong>Avrupalı Siyasetçilerin İslamofobik Açıklamalarını Rapor Etmek</strong></p>
<p>“Çoğunlukla aşırı sağcılardan oluşan üst düzey siyasetçilerin Müslümanlar hakkındaki İslamofobik söylemleri Müslümanlara karşı uygulanan ırkçılığı normalleştirmektedir. Bu durum kamusal alanda ırkçı söylemlerle ilgili telaffuz edilebilirlik ve genel olarak kabul edilebilirlik eşiğini düşürmekte ve Müslümanların insan ve vatandaşlar olarak <strong>ayrımcılığa uğramasına</strong> meşruiyet kazandırmaktadır:</p>
<p><strong>Bosna</strong>: Sırp Cumhuriyeti Devlet Başkanı Milorad Dodik: “Bosna’da ezan okuyan imamlar uluyor.”</p>
<p><strong>Bulgaristan</strong>: Savcı Nedyalka Popova: “Müslümanlar yüzde 30 olduklarında devlet tehlikeye girmiş olacaktır. Onlar seçimler sırasında manipüle edilmeleri kolay yekpare bir kitle ve neredeyse askeri bir yapı.”</p>
<p><strong>Çekya Cumhuriyeti</strong>: SPD Partisi’nin Ustecky bölgesi Başkan Yardımcısı Dominik Hanko: “Onlara göre biz günahkârız; zındık köpekleriz… Çekirgelere benziyorlar, bulundukları her yerde etraflarındaki her şeyi mahvediyorlar.”</p>
<p><strong>Fransa</strong>: Fransa eski içişleri bakanı Gerard Collomb istifa konuşmasında; “Bugün yan yana yaşıyoruz… Korkarım ki yarın karşı karşıya geleceğiz” dedi. Collomb üstü kapalı olarak Fransız Müslümanlar ile Fransızları birbirlerine düşman olarak tasvir etti.</p>
<p><strong>Macaristan</strong>: Başbakan Viktor Orban: “Rengimizin, geleneklerimizin ve ulusal kültürümüzün diğerlerininkilerle karıştırılmasını istemiyoruz. Bunu istemiyoruz. Bunu hiç istemiyoruz. Çoğulcu bir toplum olmak istemiyoruz.”</p>
<p><strong>İrlanda</strong>: Kimlik İrlanda lideri Peter O’Loughlin İslam’ın Avrupa’daki şehirleri “imha ettiğini” iddia ederek Kilkenny’de bir cami yapılması gerektiğinde “şeriat mahkemeleri”, “tecavüz çeteleri” ve “özel yetiştirilmiş çeteler” riskine karşı uyarıda bulundu.</p>
<p><strong>İtalya</strong>: İçişleri Bakanı Matteo Salvini bugünlerde İslam’ın bir tehlike olduğunu ve gelecekte kendi hükümetinin İtalya’daki düzensiz İslam varlığını durduracağını söyledi.</p>
<p><strong>Hollanda</strong>: Geert Wilders arka planda korku müziği olan kampanya videosu yayımladı. Videoda kırmızı harflerle “İslam Yahudilere, Hristiyanlara, kadınlara ve eşcinsellere karşı nefretin savunucusudur” yazılı bir metin görüldü. Videonun sonunda kırmızı harflerle “İslam ölümcüldür” yazıyordu ancak kırmızı harfler bu kez damlayan kana benziyordu.</p>
<p><strong>Romanya</strong>: Senatör Vasile Cristian Lungu: “Avrupa şehirlerinde çok büyük sayılarda ‘şiddet suçları’ –özellikle tecavüz, suçlar ve soygunlar ve terör saldırıları– Müslümanlar tarafından işleniyor.”</p>
<p><strong>Slovakya</strong>: Milletvekili Stanislav Mizik, “Avrupa’nın kürtajı tanımayan İslamcı işgalcileri koruduklarını ve bu işgalcilerin şeriatı yürürlüğe koyduklarında ilk önce yok edeceklerinin kötü niyetli STK’ların temsilcileri olacağını” söyledi.</p>
<p><strong>Slovenya</strong>: Slovenya Milli Partisi Başkanı Zmago Jelincic Plemeniti mülteciler için; “Kafa keserler, her cinsiyetten küçük çocuklara tecavüz ederler, sokaklarda kan dökerler…” dedi.”</p>
<p><strong>Avrupa’da İslamofobinin Yasallaştırılmasına Zemin Hazırlandığını Görebilmek</strong></p>
<p>“Hükümetler ve siyasi partiler Müslümanları dinî bir cemaat olarak hedef alan ve onlara diğer dinî toplulukların üyelerinden farklı şekilde muamele eden yasaları talep etmekte ve uygulamaktadır:</p>
<p><strong>Avusturya</strong> hükümeti camileri ve Avusturya İslam Cemiyeti’ni (IGGÖ) kapatma girişiminde bulundu. İktidardaki ÖVP genel sekreteri öğrencilerin oruç tutmalarının yasaklanmasını talep etti.</p>
<p><strong>Bulgaristan</strong>’da belediyeler belli dönemlerde Cuma hutbeleri ve ezanlar için para cezası kesiyor. Bir Avrupa Parlamentosu üyesi ve VMRO Partisi başkan yardımcısı hutbe ve ezanlara yönelik kontrol ve yasaklama için resmî talepte bulundu. Eski Zağra Belediye Meclisi bölgedeki Türkçe-Arapça yer isimlerini Bulgarca isimlerle değiştirme faaliyetine yeniden geri dönülmesine karar verdi. Girişimin sonucu olarak orijinali Türkçe-Arapça olan 838 yer ismi değiştirildi.</p>
<p><strong>Kosova</strong>: Çalışma saatleri içinde polis memurlarının namaz kılma hakları sınırlandırıldı.</p>
<p><strong>Kuzey Makedonya</strong>: Radovish’teki Krste Petkov Misirkov İlkokulu, okul tesislerinde iftar yemeği düzenlemesine izin verdiği için para cezasına çarptırıldı.</p>
<p><strong>Slovakya</strong>: Dinî İnanç Özgürlüğü, Kiliselerin ve Dinî Toplulukların Statüsü başlıklı ve 308/1991 sayılı Kanun’da değişiklik: Kanun (a) Slovakya’da kiliselerin ve dinî toplulukların kayıtlı hale gelmesi için gerekli imza sayısını 20 binden 50 bine çıkardı, (b) kilise veya dinî topluluk üyesi imza sahiplerinin Slovakya Cumhuriyeti vatandaşı olmaları şartını getirdi, (c) imza sahiplerinin kişisel verileri ibraz etmek suretiyle imzalarını tasdik etmeleri şartını getirdi. Bu kayıt şartları ayırımcıdır, zira Slovakya’da halihazırda kayda geçirilmiş on sekiz kilise ve dinî topluluktan sadece dördü söz konusu şartları sağlamaktadır.” (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong><u>Avrupa medyası</u></strong> da Müslüman karşıtı ırkçılığın yeniden üretilmesi ve İslam düşmanlığının normalleştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır:</p>
<p>“Koha Jone gazetesinde yayımlanan bir makalede Arnavutluk Devlet Arşivleri eski müdürü Gjet Ndonji, <strong>Arnavut Müslümanları</strong> “barbarlar” ve “Asya enfeksiyonu” kapmış sömürgeciler olarak tanımladı.</p>
<p>Danimarka: İran kökenli Danimarkalı Jaleh Tavakoli’nin kaleme aldığı “Bebek Seksi Bile Ana Akım İslam’dır” başlıklı blog yazısı sağ kanat Jyllands-Posten sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Fransa: Sol kanat mizah dergisi Charlie Hebdo, sol Öğrenci Birliği UNEF başkanlarından Maryam Pougetoux’nun bir karikatürünü –yüzünü maymuna benzeterek- yayımladı.</p>
<p>Magyar Idok gazetesi sözde İslam tehdidi uyarısında bulundu: “İslam Camiler İnşa Ederek Macaristan’ı İşgal Ediyor!”</p>
<p>Irish Sun gazetesi “Geçen Yıl Londra Köprüsü Saldırısına Katılan Teröristin Arkadaşı İrlanda’da En Az 150 Aşırı İslamcının Yaşadığını İddia Ediyor” başlığıyla yayımlandı.</p>
<p>Hollanda’da sağcı gazete De Telegraaf; “Müslüman bir teröristi” (!) tanıma yollarını açıklayan bir ön sayfayla yayımlandı. Aynı gazete “Cami Ziyaretçisi: &#8216;Hollanda Sürekli Gizli Gizli Dolaşan Zehirli Bir Yılandır” başlığı taşıyan bir makale yayımladı.</p>
<p>Romanya’da online (liberal/tabloid) EVZ gazetesi; “Sessiz Cihad. Gizli Bir Soruşturmada Müslüman Göçmenler Hakkında Endişe Verici Bulgular. Radikal İslam ve Avrupalılara Yönelik Nefret” başlıklı makale yayımladı.</p>
<p>Slovenya’da merkez sağ Demokracija gazetesinde yayımlanan bir makalede, göç ve İslam’ın Avrupa ile Avrupa medeniyeti için bir tehdit olduğu işlendi.” (<strong>3</strong>).</p>
<p>Türkiye’nin önde gelen düşünce kuruluşları listesinde ilk sırada yer alan ve Ankara, İstanbul, Washington D.C., Berlin ve Kahire’deki ofislerinde güncel sorunlara ilişkin etkin faaliyetlerine devam eden SETA’nın “European Islamophobia Report 2018” isimli kapsamlı raporunun muhataplarına etkili yollarla ulaştırılması ve büyük emek mahsulü bu raporun Avrupa’da tırmanan İslam düşmanlığının kontrol altına alınmasına katkı sunması temennisiyle…</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>(2019). “<strong>Avrupa İslamofobi ve Dinsel Hoşgörüsüzlüğe Karşı Mücadele Haftasında “Avrupa İslamofobi Raporu 2018” Yayında</strong>”. https://www.setav.org/avrupa-islamofobi-raporu-2018-yayinda-eir2018/, 27.09.2019.</li>
<li>BAYRAKLI, Enes ve Farid HAFEZ (Eds). (2019). <strong>European Islamophobia Report</strong>, SETA, Ankara, 844 s.</li>
<li><strong>EIR 2018</strong>, https://www.setav.org/kategori/<strong>infografik</strong>/, 37 s., 30.09.2019.</li>
<li>GÜNGÖR, Fethi. (2016). “2015 <strong>Avrupa İslamofobi Raporu’nu İnsanlığın Dikkatine Sunabilmek</strong>”.<br />
https://fethigungor.net/dirilis-postasi/2015-avrupa-islamofobi-raporunu-insanligin-dikkatine-sunabilmek/, 22.04.2016,<br />
https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/2015-avrupa-islamofobi-raporuna-hak-ettigi-ilgiyi-gosterebilmek/, 06.05.2016.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/avrupada-tirmanan-islam-dusmanligina-dikkat-cekmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MISIR’DA İHVAN LİDERLERİNE YÖNELİK  SİYASİ İDAMLARI DURDURABİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/misirda-ihvan-liderlerine-yonelik-siyasi-idamlari-durdurabilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/misirda-ihvan-liderlerine-yonelik-siyasi-idamlari-durdurabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jan 2018 09:09:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ağır hak ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Askeri Darbeden Sonraki İki Buçuk Yılda Mısır'da İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Berdal Aral]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin]]></category>
		<category><![CDATA[Birr 58]]></category>
		<category><![CDATA[Buhârî]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[cuntacılar]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Eliyle Toplu Cinayet Girişimi: Mısır’da 529 Kişiye Yönelik İdam Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Devrimden Darbeye Mısır’da İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[İhvan]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal İnat]]></category>
		<category><![CDATA[KeşmirDoğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Sömürü Düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[Londra]]></category>
		<category><![CDATA[Mezalim 3; Müslim]]></category>
		<category><![CDATA[Minye]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır Haklar ve Özgürlükler Koordinasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır’da İdam Kararları ve Sorumlular]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır’daki İdamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mursi]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman Kardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Kemal İnat]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[SETA]]></category>
		<category><![CDATA[Sisi]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Tevbe 9:71]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Güçtürk]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Askerî Konsey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=614</guid>

					<description><![CDATA[“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velisidirler (yakın dostu ve koruyucusudur).” (Tevbe 9:71). “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (zalimlere de) teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin ihtiyacını da Allah giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velisidirler (yakın dostu ve koruyucusudur).” (Tevbe 9:71).</p>
<p>“Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (zalimlere de) teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin ihtiyacını da Allah giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.”</p>
<p>(Buhari, Mezalim 3; Müslim, Birr 58)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mısır Haklar ve Özgürlükler Koordinasyonu’nun 10 Aralık 2015 yılında yayımladığı ve iki hafta sonra bu sayfadan özetle sizlere çevirisini sunduğum “Askerî Darbeden Sonraki İki Buçuk Yılda Mısır’da İnsan Hakları” başlıklı rapordan (1) sonra ikinci bir rapor yayınlamalarına bile fırsat verilmeyen Mısır’daki mazlumlara yeniden dikkatlerinizi çekmek istiyorum.</p>
<p>İslam âleminin en kıdemli yaşayan hareketi sayabileceğimiz ve bir asra yaklaşan tarihi boyunca asla şiddete bulaşmadan sosyal faaliyetlerini toplumun tüm katmanlarında sükunetle yürüten Müslüman Kardeşler’e (İhvan-ı Müslimîn) ve Mısır tarihinde ilk kez halkın seçimiyle iktidarı devralan Prof. Dr. Muhammed Mürsi ve arkadaşlarına reva görülen <strong>ağır hak ihlalleri</strong> Türkiye’nin, dolayısıyla dünyanın gündeminden büsbütün düşmüş durumdadır! İnsan hakları kuruluşlarının bile unuttuğu Mısır’daki cinnet derecesindeki idam kararlarını, dünya mazlumlarının umudu haline geldiği Aralık 2017’deki BM oturumlarında da tescillenen ülkemizin hamiyetperver halkına ve yöneticilerine hatırlatmayı vecibe addediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Darbeden Sonra Mısır’da İnsan Haklarının Sert Düşüşünü Görmek </strong></p>
<p>Türkiye’de Mısır’da 2011 yılından itibaren yaşanan ihlalleri insan hakları perspektifinden değerlendiren bazı çalışmalar yapılmıştır. Mesela, Yavuz Güçtürk’ün SETA için hazırladığı rapor (2) şu hususlara dikkat çekmiştir:</p>
<p>“Arap dünyasının en kalabalık ülkesi olan Mısır’daki siyasi, sosyal, dini ve benzeri alanlardaki her türlü gelişme hem diğer Arap halklarını hem de Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı temelden etkilemektedir. Bu nedenle Tunus’ta başlayan Arap Baharı’nın en önemli ayağı doğal olarak Mısır oldu. Otokratik liderlerin yönetiminde, demokrasinin askıya alındığı, hukuk devletinin en temel gereklerinin ihlal edildiği bu coğrafyada Mısır, yeni başlangıçlar yapmaları için halklara ilham verecek bir model olma umudu taşımıştı. Ancak devrimle başlayan <strong>üç yıl</strong>lık süreç içerisinde <u>iki anayasa, bir darbe ve iki cumhurbaşkanı</u> gören Mısır’da başa dönüldü.</p>
<p>Askerî vesayet gücünü korurken, yeni bir halk ayaklanmasından endişelenen darbeciler muhalif hareketlerin direncini kırmak için baskı ve şiddet kullanmaktan çekinmediler. Devrim sürecinde, başta hayat hakkı olmak üzere gerçekleşen insan hakları ihlallerinin üzerine gidilmediği gibi darbe sonrası bunlara yenileri eklendi ve insanlığa karşı büyük suçlar işlendi.” (2).</p>
<p>Yirminci yüzyıl boyunca Mısır’da insan hakları, sivil toplum, basın ve yargı alanında yaşanan gelişmeler hakkında özet bilgiler verdikten sonra Rapor, 25 Ocak devrimine giden süreçten başlayarak Yüksek Askerî Konsey (YAK) dönemi, Mursi dönemi ve 3 Temmuz darbesi dönemini kronolojik olarak ele almaktadır.</p>
<p>Mısır’daki idam kararlarını analiz eden ve sorumlularını ortaya koyan bir diğer çalışma uluslararası ilişkiler hocası Prof. Dr. Kemal İnat’a aittir:</p>
<p>“Mısır tarihinde gerçekleştirilen en demokatik seçimlerle 2012 yılında iktidara gelen Mursi’nin, kendisine hiç iktidar olma fırsatı verilmeden ordu tarafından gerçekleştirilen darbeyle devrilmesi, bu darbeye karşı çıkanları hedef alan katliamlar ve uzun tutukluluk süresi sonunda Mursi ve İhvan üyeleri hakkında verilen idam kararları insan hakları konusunda son 60 yılda ulaşılan evrensel değerler açısından bakıldığında <strong>kabul edilebilir uygulamalar değildir</strong>. İnsan hakları konusunda hassas olduğunu iddia eden bütün kesimler tarafından kınanmalıdır. Bu ağır insan hakları ihlallerine karşı kınama ile yetinilmeyip, <u>bunları gerçekleştirenlerin yargılanması ve yeni ihlaller yapmalarının engellenmesi</u> için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İdam Kararlarında Sisi’nin Yalnız Olmadığını Bilmek </strong></p>
<p>“Mısır’da gücü elinde tutan General <strong>Sisi</strong>, küresel güçler <strong>ABD</strong> ve <strong>AB</strong> ile bölgesel güçler <strong>İsrail</strong> ve <strong>Suudi Arabistan</strong>’ın desteğini alarak Mursi yönetimine karşı darbeyi gerçekleştirmiş, sonrasında onların desteği ya da onayını alarak Müslüman Kardeşler’e karşı yoğun bir baskı politikası başlatmış ve nihayet bu hareketin liderlerine karşı <strong>idam kararları</strong>nı vermiştir. Bu kararlar darbeci Sisi yönetiminin Mısır’ı onyıllar sürecek bir karanlığa sürüklemekte olduğunun göstergesidir. Şeklî bağımsızlığından beri küresel aktörlerin etkisinden kurtulamayan ve onların etkisindeki yerel diktatörlerin başarısız yönetimleri sonucu önemli bir bölgesel güç olma potansiyelini kullanamayan Mısır 2011 devrimi sonucunda elde etmeye yaklaştığı <strong>iç barışını kurma</strong> şansını darbeci Sisi yönetiminin politikalarıyla yeniden kaybetmiş durumdadır. Bu baskı politikalarının Müslüman Kardeşler’i aşırı şekilde radikalleştirmesi ve bunun sonucunda ülkeyi bütün Mısır halkının kaybedeceği bir iç savaşa sürüklemesi önemli bir risk olarak durmaktadır.</p>
<p>Bölge politikası açısından bakıldığında yapılması gereken ilk tespit ise, Sisi yönetiminin Müslüman Kardeşler’e yönelik bu ağır baskı politikasını destekleyen bölge ülkelerinin orta ve uzun vadede bundan büyük zarar görecekleridir. Müslüman Kardeşler’in siyasal ideolojisi ve İslam anlayışını kendileri için tehdit olarak gören bu ülkeler ona karşı izledikleri bu imha politikası sonucunda onun çok radikal yüzüyle tanışma riskiyle karşı karşıyadırlar. Ortadoğu bölgesinde zaten “İslamcı” olduğunu iddia eden aşırı radikal silahlı hareketlerin yaygın olduğu bir dönemde olduğumuz ve bu örgütlerin bütün bölgeyi nasıl kaosa sürükledikleri hatırlanırsa bu riskin ne kadar büyük olduğu anlaşılacaktır. Mısır’daki Müslüman Kardeşler’e iktidar olma ya da siyasete katılma şansı verilmiş olsaydı devlet yönetimine dair tecrübe sahibi olma imkânı elde etmiş olacaklardı ve Mısır’ın bölge ve dünya ekonomisi ile bütünleşmesini sağlayacak adımlara öncülük edebileceklerdi…</p>
<p>Biriken öfkenin muhtemel bir patlamasının ardından Mısır’ın kaosa sürüklenmesi, İsrail’in sınırında Lübnan ve Suriye’nin ardından yeni bir istikrarsız ülke anlamına gelecektir. İsrail’in komşusu olan bu ülkelerin içine düştükleri şiddet sarmalı, onların güçlü ülkeler olmasına fırsat vermeyerek İsrail açısından tehdit olmalarını engelliyor belki, ancak buralarda yaşanan şiddetin artmasının baskı, yoksulluk ve açlıktan başka bir şey tanımayan nesiller yetiştirdiğini ve bunun da çok radikal silahlı örgütleri beslediğini unutmamak gerekir. Bu şekilde etrafı ateş çemberine dönen İsrail’in de kendi varlığını güven içerisinde sürdürmesi mümkün olamayacaktır.</p>
<p><strong>ABD</strong> ve <strong>AB</strong> gibi küresel aktörlerin Sisi’nin politikalarındaki rolüne gelince, bu ülkelerin insan hakları ve demokrasi kavramlarını sadece söylem düzeyinde öne çıkardıkları, buna karşılık dış politikalarını şekillendirirken bu <strong>ilkeleri görmezden geldikleri</strong> bilinen bir gerçektir. Mısır’da da bu politikayı devam ettirdiler ve darbeye destek verdikleri gibi, darbenin ardından gerçekleştirilen katliamları, Mısır halkının yeni otoritenin kim olduğunu anlaması için yapılması <u>zorunlu eylemler olarak görüp seyrettiler</u>. Sisi yönetimi ve onu finanse eden <strong>Körfez ülkeleri</strong> üzerinde önemli etkileri olmasına rağmen, bugüne kadar bu etkilerini Mısır’da darbe sonrasında demokratik bir yönetime dönülmesi yönünde kullanmadılar. Bu politikalarından anlaşılan Mısır’da, Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek dönemlerinde olduğu gibi, <u>kolay yönlendirebilecekleri ve İsrail’in güvenliğine katkıda bulunacak bir elit diktatörlüğü</u>nü tercih ediyorlar. Bu Ortadoğu’da “kontrollü demokratikleştirme” politikasını artık tamamen çöpe attıklarını ve eski “otokratik elitler” sistemine geri döndüklerini göstermektedir. Mısır gibi bir ülkede demokratikleşme yolundaki adımlara müsaade etmeleri durumunda bunun kolayca kontrolden çıkabileceğini ve ülke üzerindeki manipülasyon imkânlarının ortadan kalkabileceğini gördükleri için daha kolay nüfuz edebilecekleri Sisi gibi bir diktatörle çalışmayı tercih ettiler.</p>
<p>Diktatörlerle işbirliği yapmaları bölgede Amerikan ve Batı karşıtlığının artmasına yol açmak suretiyle Washington, Londra, Paris ve Berlin için riskler oluşturuyor, ancak bu riskler Mursi gibi halkın oylarıyla seçilmiş bir liderin Mısır’ı ABD, AB ve İsrail’in çıkarlarından uzaklaştıracak bir yöne sürüklemesinden daha kabul edilebilir görülüyor. Bu yüzden diktatörün içeride kendisi için tehlike olarak gördüğü bütün rakiplerini ortadan kaldırmasına müsaade ediyorlar ve tıpkı İsrail’in Gazze veya Lübnan’da haftalar süren katliamlarına sessiz kalıp ona “<u>işini bitirmesi için gerekli süreyi tanıdıkları</u>” gibi, Sisi’ye de ihtiyaç duyduğu toleransı gösteriyorlar. Başka ülkelerin içişlerine karışmak için yoğun olarak kullandıkları insan hakları ve demokrasi eleştirilerini Sisi’nin <strong>Müslüman Kardeşler’i yok etme politikası</strong> karşısında, ancak görüntüyü kurtarmak için ve çok cılız bir şekilde seslendiriyorlar ki, Mısır’daki yeni diktatör bundan rahatsız olup içeride gerekli gördüğü temizliği yapmaktan vaz geçmesin.” (3).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Küresel Sömürü Düzeninin Mısır İdamları Üzerinden İslami Hareketleri Sindirmesine Müsaade Etmemek  </strong></p>
<p>Mısır’da Müslüman Kardeşler Teşkilatı mensubu 529 kişi hakkında idam kararı alarak devlet eliyle gerçekleştirilen toplu cinayet girişimini analiz eden bir diğer uluslararası ilişkiler hocası da Berdal Aral’dır. Perspektif dergisinde sorunu ele alan yazısında Berdal Hoca şu vurguları yapmıştır:</p>
<p>“3 Temmuz 2013’te, Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdulfettah Sisi öncülüğünde Mısır tarihinde gerçekleşen ilk demokratik seçimler sonrasında Cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Mursi’yi alaşağı eden askerî darbeye karşı ülke çapındaki protesto gösterileri kapsamında Minye’de sivil sokak eylemleri sırasında tutuklanan darbe karşıtı Müslüman Kardeşler mensubu 529 sanık, <strong>24 Mart 2014</strong>’te <u>Minye Ceza Mahkemesi</u> tarafından idam cezasına mahkûm edilmiş bulunuyor. Eğer ülkenin en yüksek dinî mercii olan Mısır Müftüsü bu kararı onaylarsa idam kararları infaz edilecek.</p>
<p>Mısır yargısının ülkenin son 60 yıllık tarihinde ülkenin başına tebelleş olmuş askerî rejimlerle yakın bir işbirliği içinde olduğu iyi biliniyor. Bugün de Mısır yargısının, cuntanın muhalefeti susturmak için giriştiği devlet terörüne, keyfî tutuklamalara ve katliamlar silsilesine, dünya hukuk tarihinde örneğine pek rastlanmayan bir ‘karar’la katkı sunmuş olduğu açıkça görülüyor. Temmuz 2013 darbesi sonrasında, Mısır’da, zulüm, baskı ve keyfiliğin sınır tanımadığı ayan beyan ortada.</p>
<p>Mısır darbesi, Avrupa Birliği ülkelerinin görüşüne göre, Mısır gibi gelişmekte olan ülkelerde, demokrasinin katli olarak değil, <u>demokrasiye ge</u><u>ç</u><u>i</u><u>ş</u><u> s</u><u>ü</u><u>recinin olmazsa olmaz </u><u>ş</u><u>artlarından birisi</u> olarak görülmelidir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı John Kerry ise, bu idam kararlarından ‘endişe duyduğunu’ Mısır yönetimine bildirmiş bulunuyor. Bu arada, ABD Dışişleri Bakanlığı, Mısır’daki tüm tara ara çağrı yaparak, demokrasiye geçiş sürecine herkesin müdahil olması gerektiğini hatırlatıyor. Aslında ABD ile Avrupa arasındaki <strong>cuntacıları kollayan</strong> bu <strong>benzerlik</strong> gözden kaçacak gibi değil. Demokratik yönetimin yasadışı darbeyle alaşağı edildiği Mısır’ın üyeliğini askıya almış bulunan Afrika Birliği, insan hakları ve demokrasi konusunda Batı dünyasından daha ilkeli ve tutarlı olduğunu kanıtlıyor. Bu açıdan hem ABD’nin hem de Avrupa Birliği’nin, 529 kişinin idama mahkûm edilmesine ilişkin mahkeme kararına yönelik ‘yumuşak’ uyarıları dikkat çekici.</p>
<p>Bütün bu yaşananlar, başta Batılı devletler olmak üzere, önde gelen uluslararası aktörlerin ortak bir İslamofobik tutum içinde olduklarını da ortaya koymaktadır. İslam’ın herhangi bir İslam ülkesinde toplumsal, iktisadî ve siyasî dönüşüm sürecinde önemli bir referans çerçevesi olarak öne çıktığı ya da İslam dünyasının <strong>İ</strong><strong>slam ve anti-emperyalizm</strong> ortak paydasında bütünleşme arayışlarına girdiği dönemlerde, bu arayışları boşa çıkarmak, temel bir strateji olarak temayüz etmiştir. Suriye’deki Baas rejiminin akıl almaz zalimliğine ve rutinleşmiş etnik kıyımına karşı üç maymunları oynamak, İsrail’in Filistin halkına yönelik devlet terörüne kayıtsız kalmak ve Mısır’ın taze demokrasisine ve halkın yeşeren umuduna son veren askerî darbeye karşı darbecilerin yanında yer almak, bu <u>Makyavelist strateji</u>nin birer izdüşümüdür. Bu da doğal olarak hem Türkiye’de hem de başka İslam coğrafyalarında puslu havayı kollayan cuntacı taifesinin umutlarını yeşertmektedir.<strong> </strong></p>
<p>Batı’nın bütün dünya halklarınca iyi bilinen menfaat eksenli sessizliği, 529 kişiyi idama mahkûm eden bu dava ekseninde İslam dünyasının genel kayıtsızlığı ile örtüşmüş bulunuyor. Bu kayıtsızlık başta kendi halkının özgürlük, adalet ve onur arayışından bir heyula gibi korkan (Arap) Körfez ülkeleri olmak üzere İslam dünyasının çoğunlukla halklarının gözünde saygınlığı ve meşruiyeti olmayan ‘işbirlikçi’ rejimlerce yönetilmeye Arap devrimlerinden sonra dahi devam ettiğini ortaya koymaktadır. Bu utanç verici yargı kararı karşısında duruma açıkça tepki veren ender ülkelerden biri Türkiye olmuştur. Rusya, Çin ve Hindistan gibi önemli diğer uluslararası aktörler ise menfaatlerini önceleyerek konuya uzak durmayı tercih etmiş durumdalar.” (4).</p>
<p>Çeyrek asırdır Çeçenistan’da her türlü savaş ve insanlık suçunu işlemiş Rusya’dan, özellikle Doğu Türkistan’da ‘insanlığa aykırı suç’ niteliğinde vahim ihlâlleri pervasızca gerçekleştiren Çin’den, yarım asırdır Keşmir’de küçük bir Müslüman topluluğa türlü zulümleri reva gören Hindistan’dan daha fazlasını beklemek de saflık olurdu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mısır’daki İdamları Engelleyecek Somut Adımlar Atabilmek </strong></p>
<p>Mısır’da cinnet derecesindeki toplu idamları durdurmak için insanlık haysiyetini muhafaza eden tüm kurum ve kuruluş yöneticileri ile aydınların inisiyatif alması icap etmektedir. Örnek olarak şu somut adımların rahatlıkla atılabileceğini düşünmekteyim:</p>
<ol>
<li>Dönem başkanı sıfatıyla Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı’nı Mısır özel gündemiyle toplaması ve Kudüs konusundaki başarılı rolünü bu sefer İhvan-ı Müslimîn liderlerine verilen idam cezalarını durdurmak için sürdürmesi hem İslam dünyasında hem de bütün dünyada müspet bir atmosfer oluşturacaktır.</li>
<li>Uluslararası ilişkiler uzmanları başta olmak üzere gazeteci, yazar ve hatiplerin Ortadoğu’yu daha fazla çatışma ve kaosa sürükleyecek olan Mısır idamlarının yol açacağı büyük felaketten İsrail, AB ve ABD başta olmak üzere birçok ülkenin de mutlaka zarar göreceğini izah etmesi yararlı olacaktır.</li>
<li>Demokrasi ve insan hakları söylemlerini kimseye bırakmayan ülke, kurum, kuruluş ve kişilerin Müslüman Kardeşler’in siyasetin dışına itilmesi ve sindirilmesi için uygulanan idam cezalarının hukuksuz olduğunu itirafa davet edilmesi onların gerçek yüzünü ortaya koyacaktır.</li>
<li>Mursi ve diğer İhvan yöneticileri hakkında verilen idam kararlarına sözlü tepki göstermekle yetinmeyip Ankara’nın Mısır’a karşı -diğer ülkelere de örneklik teşkil edecek- bir yaptırım listesi hazırlayıp idamları engellemek için kararlı bir politika izlemesi sonuç doğuracaktır.</li>
<li>Muhalefet partileri ile sivil toplum kuruluşları yöneticilerinin ve farklı kesimlere mensup aydınların, Mısır’daki idamları bir insanlık ayıbı olarak görüp kıyım niteliğindeki bu idamları durdurmak için inisiyatif almaları sorunun çözümüne önemli bir katkı yapacaktır.</li>
<li>İslamcı siyasal hareketleri korkutma ve terörize etme girişimi olduğu aşikâr olan Mısır’daki idam kararlarının durdurulması, ünlü gazeteci Robert Fisk’in ifadesiyle, <u>ü</u><u>lkesini kendi m</u><u>ü</u><u>lk</u><u>ü</u><u> gibi g</u><u>ö</u><u>ren</u> Arap diktatörlere -bugüne dek sokağa çıkarak özgürlük ve adalet savaşında canını vermekten çekinmeyen onurlu insanlar adına- verilecek etkili bir cevap olacaktır.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>Fethi Güngör; “<strong>Mısır’daki Sistematik Hak İhlallerini Görebilmek</strong>”,</li>
</ol>
<p>http://fethigungor.net/dirilis-postasi/misirdaki-sistematik-hak-ihlallerini-gorebilmek/, 24.12.2015.</p>
<ol start="2">
<li>Yavuz Güçtürk; “<strong>Devrimden Darbeye Mısır’da İnsan Hakları</strong>”, Rapor, Seta, 25 Ocak 2016, 106 s. <a href="http://www.setav.org/devrimden-darbeye-misirda-insan-haklari/">http://www.setav.org/devrimden-darbeye-misirda-insan-haklari/</a>, 25.01.2016.</li>
<li>Kemal İnat; “<strong>Mısır’da İdam Kararları ve Sorumlular</strong>”, Star, Açık Görüş, 23.05.2015. http://www.star.com.tr/acik-gorus/misirda-idam-kararlari-ve-sorumlular-haber-1031123/, 23.05.2015.</li>
<li>Berdal Aral; “<strong>Devlet Eliyle Toplu Cinayet Girişimi: Mısır’da 529 Kişiye Yönelik İdam Kararı</strong>”, Perspektif, Sayı: 46, Nisan 2014. https://www.setav.org/devlet-eliyle-toplu-cinayet-girisimi-misirda-529-kisiye-yonelik-idam-karari/, 20.04.2014.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/misirda-ihvan-liderlerine-yonelik-siyasi-idamlari-durdurabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“2015 AVRUPA İSLAMOFOBİ RAPORU”NA  HAK ETTİĞİ İLGİYİ GÖSTEREBİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/2015-avrupa-islamofobi-raporuna-hak-ettigi-ilgiyi-gosterebilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/2015-avrupa-islamofobi-raporuna-hak-ettigi-ilgiyi-gosterebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 May 2016 09:09:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[2015 Avrupa İslamofobi Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[21 Mart Uluslararası Irk Ayrımı ile Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Afzal Khan]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Parlamentosu]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Avrupa Ülkelerinde Azınlık ve Göçmenlere Yönelik İnsan Hakları İhlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Amina Easat-Daas]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Anna-Esther Younes]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Europian Islamophobia Report 2015]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere Terörle Mücadele ve Güvenlik Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Post Charlie]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Kadir Canatan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Josef Weidenholzer]]></category>
		<category><![CDATA[SETA]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=302</guid>

					<description><![CDATA[Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın hazırlattığı ve 21 Mart Uluslararası Irk Ayrımı ile Mücadele Günü münasebetiyle Ankara’daki genel merkezinde düzenlediği bir panelle dünyaya duyurduğu “2015 Avrupa İslamofobi Raporu”nun (EIR: European Islamophobia Report 2015) medyada hak ettiği yankıyı bulamamış olması, başarılan işin stratejik kıymetinin toplumda yeterince kavranamadığını göstermektedir. Bu haftaki yazımızda, yöntem, kapsam ve içerik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın hazırlattığı ve 21 Mart Uluslararası Irk Ayrımı ile Mücadele Günü münasebetiyle Ankara’daki genel merkezinde düzenlediği bir panelle dünyaya duyurduğu “2015 Avrupa İslamofobi Raporu”nun (EIR: European Islamophobia Report 2015) medyada hak ettiği yankıyı bulamamış olması, başarılan işin stratejik kıymetinin toplumda yeterince kavranamadığını göstermektedir.</p>
<p>Bu haftaki yazımızda, yöntem, kapsam ve içerik açısından dünyada bir ilk olan raporun tanıtımı için gerçekleştirilen iki ayrı toplantıya ve özellikle Batı Avrupa ülkelerindeki İslam karşıtlığı kaynaklı hak ihlallerine ilişkin tespitlere, farklı mecralarda gündem edilmesi temennisiyle dikkat çekmek istiyorum.</p>
<p><strong>Azınlık ve göçmenlere yönelik insan hakları ihlallerini görebilmek</strong></p>
<blockquote><p>‘Avrupa İslamofobi Raporu’nun medyada hak ettiği yankıyı bulamamış olması, stratejik kıymetinin yeterince kavranamadığını göstermektedir.</p></blockquote>
<p>23 Mart 2016 tarihinde SETA’nın İstanbul’daki merkezinde gerçekleştirdiği “Batı Avrupa Ülkelerinde Azınlık ve Göçmenlere Yönelik İnsan Hakları İhlalleri” paneli de Rapor’un kapsamlı içeriğinin Türkiye kamuoyunun dikkatine sunulması için yeterli olmadı. İlk ve doğrudan muhatapları dikkate alınarak İngiliz dilinde hazırlanan raporun Türkçe nüshasının henüz yayınlanamamış olmasının da ilginin zayıf kalmasında bir etkisi olduğu düşünülebilir.</p>
<p>İstanbul’daki panelde konuşan SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı, Almanya&#8217;da emniyet ve istihbarat teşkilatlarında ırkçılığın kurumsallaştığını ve bu durumun resmi makamlar tarafından <u>sorun olarak kabul edilmediği</u>ni ifade ederek, 2015 yılında mültecilere yönelik saldırıların 5 kat artmış olmasının, yurtları yakılmasına rağmen faillerin bulunamamasının bu tespiti doğruladığını söyledi. Almanya gibi güçlü ve gelişmiş bir ülkenin hâlâ göçmenleri <u>ucuz iş gücü</u> olarak gördüğüne dikkat çeken Bayraklı, temsil, vatandaşlık, eğitim, istihdam gibi alanlarda ciddi problemler yaşayan Müslümanların bu sorunlar yüzünden topluma entegre edilemediğini ifade etti.</p>
<p>Panelde konuşan ve Hollanda&#8217;nın insan hakları ihlallerini tespit etmek için 2012 yılında “İnsan Hakları Enstitüsü”nü kurduklarını hatırlatan Prof.Dr. Kadir Canatan, Hollanda’da Özgürlük Partisi’nin İslam ve göçmen karşıtı söylemler geliştirdiğini, &#8216;Ülkemizde Müslümanları istemiyoruz’, ‘camileri istemiyoruz’, ‘ülkeyi İslam&#8217;dan arındırmak istiyoruz&#8217; gibi sloganların  parti tarafından kampanyaya dönüştürülmesini örnek olarak gösterdi (<a href="http://www.akhaber.com.tr/azinlik-ve-gocmenlere-yonelik-insan-haklari-ihlalleri-paneli-82944h.htm" target="_blank" rel="noopener">akhaber</a>). Bu vesileyle, Canatan başkanlığında bir heyet tarafından 29 Aralık 2015 tarihinde İstanbul’da açıklanan “<a href="http://fethigungor.net/dirilis-postasi/hollanda-orneginde-batinin-hak-ihlallerini-gorebilmek/" target="_blank" rel="noopener">2014 Yılı Hollanda İnsan Hakları Raporu</a>”nu hatırlatmakta yarar görüyorum. Nuri Tınaz ile Doç.Dr. Erdal Akdeve’nin de birer konuşma yaptığı “<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Q6S1J2r_SNg" target="_blank" rel="noopener">Batı Avrupa Ülkelerinde Azınlık ve Göçmenlere Yönelik İnsan Hakları İhlalleri</a>”  panelinin tamamı YouTube’dan izlenebilmektedir.</p>
<p><strong>‘Göçmen’likten bir türlü kurtulamayan Avrupa Müslümanları</strong></p>
<blockquote><p>Yöntem, kapsam ve içerik açısından dünyada bir ilk olan raporun ortaya koyduğu İslam karşıtlığı kaynaklı hak ihlalleri farklı mecralarda gündem edilmelidir.</p></blockquote>
<p>“Elli beş yılı aşkın bir süredir Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde yaşayan ve ikinci ve üçüncü neslin doğup büyüdüğü devletlerde Müslümanlar hala, kamusal ve politik alanda temsilde, vatandaşlık, eğitim, istihdam ve dini ve kültürel temel hak ve özgürlükler alanlarında pek çok engel, kısıtlama ve problemlerle karşılaşmaktadır. 11 Eylül 2001 olayının ardından Avrupa’nın farklı ülkelerinde terör ve şiddet olaylarındaki gelişmeler sonrası devreye sokulan <u>güvenlik eksenli politik söylem ve uygulamalar</u> Müslümanların kültürel ve dini olarak farklılığı, ülkelerin bütünlüğü ve güvenliği için <u>potansiyel tehdit</u> olarak algılanmaya başlanmıştır. Özellikle, yükselen aşırı sağcı ve ulusalcı partilerin program ve propagandalarıyla ve İslam-Müslüman karşıtlığı ve ayrımcılıkta artışla birlikte Müslümanların temek hak ve özgürlükleri kolayca ihlal edilir olmuştur.” (<a href="http://setav.org/tr/bati-avrupa-ulkelerinde-azinlik-ve-gocmenlere-yonelik-insan-haklari-ihlalleri/etkinlikler/37021?goal=0_efc36dec86-d1a0385dd8-265472825" target="_blank" rel="noopener">setav.org</a>).</p>
<p><strong>Brüksel’de Avrupa’nın Hak İhlallerini Tartışabilmek</strong></p>
<blockquote><p>Göçmen statüsünden yerleşik Avrupalı Müslüman konumuna evirilen Müslümanlar vatandaşlık haklarından yararlanma konusunda hâlâ problemler yaşamaktadır.</p></blockquote>
<p>&#8216;2015 Avrupa İslamofobi Raporu’nun tanıtımı için SETA tarafından Brüksel başta olmak üzere başlıca Avrupa başkentlerinde düzenlenmesi planlanan toplantıların ilki 3 Mayıs 2016 tarihinde Avrupa’nın kalbi Brüksel’de gerçekleştirildi. Avrupa Parlamentosu’nda AP üyeleri Prof.Dr. Josef Weidenholzer ile Afzal Khan&#8217;ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen panelde, Avusturya İslamofobi Raporu&#8217;nun yazarı Dr. Farid Hafez, Almanya İslamofobi Raporu&#8217;nun yazarı Dr. Anna-Esther Younes ve Belçika İslamofobi Raporu&#8217;nun yazarı Dr. Amina Easat-Daas birer tebliğ sundu.</p>
<p>Panelde söz alan Weidenholzer, islamofobinin önemli bir konu olduğunu belirterek Sosyalist Grup olarak bu soruna çözüm bulmak istediklerini ifade etti. Afzal Khan ise konuşmasında sorunun çözümü için Avrupa partileri arasında işbirliği ve ortak çalışmanın önemine değindi. İslamofobiyi yenmenin sadece Müslümanların önceliği olmadığını kaydeden Khan, problemin herkesi ilgilendirdiğini, nefret söylemleri ve ayrımcılık eylemleri nedeniyle Avrupa&#8217;nın temel değerleri tehlikede olduğunun altını çizdi. Terör örgütlerinin islamofobiye olan etkisinden bahseden Khan, DAİŞ&#8217;in eylemlerine bağlı olarak Avrupa&#8217;da aşırı sağın da yükselişe geçtiğini, her ikisinin de amaçlarını gerçekleştirmek için <u>korku ve terörü</u> yöntem olarak kullandığını ifade etti. Panelde yaptığı kısa değerlendirmede Khan, islamofobinin yükselmekte olduğunu ancak aynı zamanda politikacılar arasında bu konudaki farkındalığın da arttığını, SETA’nın raporuna benzer çalışmalarla sorunun çözümünde ilerleme kaydedileceğini söyledi (<a href="http://aa.com.tr/tr/dunya/setanin-2015-avrupa-islamofobi-raporu-apde-tanitildi/565840" target="_blank" rel="noopener">aa.com.tr</a>).</p>
<p><strong>Avrupa’da islamofobinin ulaştığı boyutları görebilmek</strong></p>
<p>Büyük çoğunluğu Hristiyan olan Avrupa ülkelerinde İslam dini ve Müslümanlığa bakış açısının son yıllarda olumsuz yönde tırmanışını sürdürmesinde Elkaide ve IŞİD gibi örgütlerin ABD ve Avrupa’da gerçekleştirdiği saldırıların etkisi büyüktür. Doksanlı yıllardan itibaren yaygınlık kazanan islamofobinin Avrupa’da ulaştığı boyutlar, SETA’nın, 25 Avrupa ülkesinde ağırlıklı olarak siyaset bilimi, dinler tarihi, sosyoloji ve felsefe üzerine çalışmalar yapan 37 akademisyene hazırlattığı &#8216;2015 Avrupa İslamofobi Raporu’, sağ siyasetin giderek egemen olmaya başladığı Avrupa ülkelerinde, Suriye’den akın eden mültecilerin de etkisiyle İslâm karşıtlığının 2015 yılında daha da artmış olduğunu göstermiştir. Bu yazımızda bazı Müslümanların daha yoğun yaşadığı Batı Avrupa ülkelerinde tespit edilen ve raporda detayıyla verilen hak ihlallerine aljazeera.com sitesinden iktibasla kısaca değineceğiz.</p>
<p><strong>Müslümanlara yönelik fiziksel saldırıların yüzde 500 arttığı Fransa</strong></p>
<p>İslamofobinin “endişe verici” boyutlara ulaştığı Fransa’da Müslümanlara yönelik fiziksel saldırılar 2015 yılının ilk 6 ayında yüzde 500 oranında artmıştır. Camilere yönelik saldırıların yüzde 400 oranında yükseldiği ülkede sözlü taciz yüzde yüz artmıştır. Fiziksel ya da sözlü tacize maruz kalanların yüzde 75’ini kadınlar oluşturmaktadır.</p>
<p>Avrupa’da en büyük Müslüman nüfusun yaşadığı Fransa’da başörtülü kadınlar, giyimleri nedeniyle kendi toplulukları dışında istihdam edilmeyeceklerini düşündükleri için çoğunlukla başka alanlarda iş başvurusunda dahi bulunamamaktadır. Müslüman erkekler de kendi yaşadıkları topluluklar dışında iş bulmakta zorlanmaktadır. “Post Charlie” sendromu yaşayan Fransa’da Müslüman topluluklar “cihatçı teröristleri” sert bir dille kınamaya çağırılırken, Müslüman gruplardan gelen, “O kesimle hiç bir ilgimiz yok” açıklamaları da kamuoyunu tatmin etmeye yetmemiştir.</p>
<p><strong>İslamofobinin nicelik ve nitelik olarak artış gösterdiği Almanya</strong></p>
<p>Almanya’da bir çok siyasi parti, kendisini “Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar” hareketi PEGIDA’dan ayrı tutsa da, bazı siyasetçilerin Müslümanları, “suçlu, seksist, homofobik” ve “Beyaz Almanlardan bile daha terörist” diye tanımlaması, islamofobik olaylara ilişkin verilerin rahatlıkla toplanamaması, Müslüman kadınların hem kamuda hem de özel sektörde başörtüsüyle ilgili sıkıntılar yaşaması gibi göstergeler ülkede İslam karşıtlığının hem nicelik hem de nitelik açısından arttığını göstermektedir.</p>
<p>Mülteci krizi Almanya’da 2015 yılında İslam karşıtlığını tırmandıran bir unsur olmuştur. Bazı bölgelerde sığınmacıların yaşadığı kamplara saldırılar düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Müslümanların sürekli izlendiği ülke İngiltere</strong></p>
<p>Bariz şekilde artan ve günlük hayatı etkiler hale gelen güvenlik önlemleri, İngilizlerin gözündeki Müslüman profilini olumsuz yönde etkilemiştir. Oysa, BBC tarafından 2015 yılı Şubat ayında yapılan bir araştırmaya göre, Müslümanların yüzde 93’ünün kendilerini İngiltere’ye sadık olarak tanımladığı ve İngiliz kanunlarına uymaları gerektiğine inandığı tespit edilmiştir. Ancak araştırmaya katılanların yüzde 46’sı İngiltere’de önyargılardan dolayı Müslüman olmanın zor olduğunu belirtmiştir.</p>
<p>Ülke genelinde islamofobi kaynaklı nefret saldırılarının arttığı İngiltere’de  2015 yılında kabul edilen “Terörle Mücadele ve Güvenlik Yasası”, bu nefret ortamının genişlemesini de beraberinde getirmiştir. Müslümanlar sürekli izlendikleri endişesi taşırken; öğretmenler, anaokulu çalışanları, doktorlar vb. meslek gruplarına “radikal” olduğunu düşündükleri kişileri ihbar etme görevi verilmiştir. Radikalliğin net bir tanımı olmadığı için bu aykırı görev bir çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Mesela, bir ilkokulda kendilerine sorulan sorulara, “Pasif yaşamaktansa kahraman olarak ölmeyi tercih ederim”, “Eğer bir öğrenci benim ırkım ve dinimle dalga geçerse, canını yakmak pahasına onu durdururum” gibi cevaplar veren 7 öğrenci hakkında “radikalleşme eğiliminde oldukları gerekçesiyle” rapor tutulmuştur.</p>
<p><strong>Başörtülü kadınların işlerini kaybettiği ülke Belçika</strong></p>
<p>Nüfusunun yüzde 6’sı çoğunlukla Türk ve Fas kökenli Müslümanlardan oluşan Belçika’da 2015 yılında bazı Müslüman gruplara yönelik operasyonlar yapılmıştır. Müslüman kesimde derin kaygılara yol açan islamofobinin ulaştığı nokta ile ilgili çarpıcı bir olay örnek olarak gösterilebilir. Ürettiği bir ürüne “helâl” sertifikası almak isteyen Belçikalı bir şirket, özellikle Katolik kesimler tarafından boykot çağrılarına muhatap oldu. Dahası bu şirketi IŞİD ile özdeşleştirenler oldu. Şirketin yönetim kurulu başkanı yaşananlarla ilgili açıklamasında; “Belçika’da İslamofobi olduğunu biliyordum ama bu noktaya kadar ulaştığını bilmiyordum” demek zorunda kalmıştır.</p>
<p>Paris saldırılarının ardından Belçika’da, aralarında parlamenter Mahinur Özdemir’in de bulunduğu bir çok kadın başörtüsü nedeniyle hedef haline gelmiş, bazı kadınlar işini kaybetmiş, bazıları da toplu alanlara girmekten men edilmiştir.</p>
<p><strong>Peçe takan kadına para cezası kesme kararı alan İsviçre</strong></p>
<p>Farklı etnik kökenlere mensup yaklaşık 400 bin Müslümanın yaşadığı İsviçre’de Federal Konsey, radikalleşme ve terörizm ile mücadeleyi amaçlayan bir stratejiyi 2015 yılı Ekim ayında hayata geçirmiştir. Müslümanların daha iyi istihdam imkânlarına kavuşturulması, gençlerin daha iyi eğitilmesi, Müslümanların yaşadıkları gettolardan çıkarılıp toplumla bütünleştirilmesi gibi amaçlarla hazırlandığı belirtilen strateji gereğince cihat söylemleri geliştiren ve şiddeti öven internet siteleri mercek altına alınmıştır.</p>
<p>Ülkenin polis teşkilatının en yetkili isminin “Radikal Müslümanlar ile Müslüman toplulukların birbirinden ayrı tutulduğunu” açıklaması ve İsviçre’nin çeşitli bölgelerinde radikalleşmeyi önlemek amacıyla Müslüman topluluklarla toplantılar yapılması yanında, öbür taraftan ülkede islamofobi kaynaklı bazı ayrımcılık olayları da kayıtlara geçmiştir. Mesela, Müslümanlara ait 13 mezar tahrip edildi, İtalyanca konuşulan güney kantonu Ticino’da kadınların yüzlerini kapatan kıyafetler giymesi yasaklandı ve peçe takan kadınlara para cezası verilmesi benimsendi (<a href="http://www.aljazeera.com.tr/interaktif/ulke-ulke-islamofobi" target="_blank" rel="noopener">aljazeera.com.tr</a>).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ul>
<li><a href="http://aa.com.tr/tr/dunya/setanin-2015-avrupa-islamofobi-raporu-apde-tanitildi/565840">http://aa.com.tr/tr/dunya/setanin-2015-avrupa-islamofobi-raporu-apde-tanitildi/565840</a></li>
<li><a href="http://www.akhaber.com.tr/azinlik-ve-gocmenlere-yonelik-insan-haklari-ihlalleri-paneli-82944h.htm">http://www.akhaber.com.tr/azinlik-ve-gocmenlere-yonelik-insan-haklari-ihlalleri-paneli-82944h.htm</a></li>
<li><a href="http://www.aljazeera.com.tr/interaktif/ulke-ulke-islamofobi">http://www.aljazeera.com.tr/interaktif/ulke-ulke-islamofobi</a></li>
<li><a href="http://fethigungor.net/dirilis-postasi/hollanda-orneginde-batinin-hak-ihlallerini-gorebilmek/">http://fethigungor.net/dirilis-postasi/hollanda-orneginde-batinin-hak-ihlallerini-gorebilmek/</a></li>
<li><a href="http://www.islamophobiaeurope.com">http://www.islamophobiaeurope.com</a></li>
<li><a href="http://setav.org/tr/bati-avrupa-ulkelerinde-azinlik-ve-gocmenlere-yonelik-insan-haklari-ihlalleri/etkinlikler/37021?goal=0_efc36dec86-d1a0385dd8-265472825">http://setav.org/tr/bati-avrupa-ulkelerinde-azinlik-ve-gocmenlere-yonelik-insan-haklari-ihlalleri/etkinlikler/37021?goal=0_efc36dec86-d1a0385dd8-265472825</a></li>
<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Q6S1J2r_SNg">https://www.youtube.com/watch?v=Q6S1J2r_SNg</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/2015-avrupa-islamofobi-raporuna-hak-ettigi-ilgiyi-gosterebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“2015 AVRUPA İSLAMOFOBİ RAPORU”NU  İNSANLIĞIN DİKKATİNE SUNABİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/2015-avrupa-islamofobi-raporunu-insanligin-dikkatine-sunabilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/2015-avrupa-islamofobi-raporunu-insanligin-dikkatine-sunabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2016 09:06:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[2015 Avrupa İslamofobi Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[21 Mart Uluslarası Irk Ayrımı ile Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Norton]]></category>
		<category><![CDATA[Antisemitizm]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İslamofobi Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Temel Haklar Ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[Batı'nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar]]></category>
		<category><![CDATA[Burhanettin Duran]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Hebdo]]></category>
		<category><![CDATA[EIR 2017]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Enes Bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[European Islamophobia Report 2017]]></category>
		<category><![CDATA[Farid Hafez]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Kalın]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[İslam korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci krizi]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[PEGIDA]]></category>
		<category><![CDATA[SETA]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=299</guid>

					<description><![CDATA[‘İslam korkusu’ anlamına gelen ‘İslamofobi’ kavramı, özellikle Batı dünyasında yaygın şekilde kullanılan ve Müslümanlara karşı ayrımcılığı meşru görme durumunu ifade eden yapısıyla, “Anti-Semitizm” tanımlamasında ‘karşıtlığı’ vurgularken sözkonusu Müslümanlar olunca ‘korku’yu öne çıkarması, Batı’nın insan hakları, demokrasi, çokkültürlülük vb. söylemleri ile eylemleri arasında ne kadar derin mesafeler olduğunun açık bir delilidir. Müslümanları günah keçisi ilan ederek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>‘İslam korkusu’ anlamına gelen ‘İslamofobi’ kavramı, özellikle Batı dünyasında yaygın şekilde kullanılan ve Müslümanlara karşı ayrımcılığı meşru görme durumunu ifade eden yapısıyla, “Anti-Semitizm” tanımlamasında ‘karşıtlığı’ vurgularken sözkonusu Müslümanlar olunca ‘korku’yu öne çıkarması, Batı’nın insan hakları, demokrasi, çokkültürlülük vb. söylemleri ile eylemleri arasında ne kadar derin mesafeler olduğunun açık bir delilidir.</p>
<p>Müslümanları günah keçisi ilan ederek iktidar alanlarını genişletmek, hakimiyetlerinin geleceğini garanti altına almak ve yeni iktidar ve sömürü alanları inşa etmek isteyen hakim güçler; dayattıkları “biz” tanımının dışında bırakmaya çalıştıkları Müslümanları tüm kaynaklardan ve en temel haklardan mahrum bırakma çabalarına inandırıcı bir gerekçe oluşturma uyanıklığını ve çifte standart, ötekileştirme, sömürme, ayrılıkçılık gibi insanlık suçlarını gizleyemez olmuştur.</p>
<p>Bu meyanda, Türkiye’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA), Batı dünyası başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yaygın bir probleme dikkat çekmek için alanın uzmanı akademisyenlere hazırlattığı 2015 Avrupa İslamofobi Raporu (EIR: European Islamophobia Report 2015) önem arz eden bir çalışmadır. Raporun kamuoyuna duyurulması maksadıyla 21 Mart 2016 tarihinde SETA’nın Ankara’daki merkezinde düzenlenen panelde sunulan tebliğler ve medyaya yansıyan haberler çerçevesinde kapsam açısından ilk ve örnek olan bu çalışmanın önemine ve içeriğine dikkat çekmek istiyorum.</p>
<p><strong>Hak İhlallerinin Takipçisi Olabilmek</strong></p>
<blockquote><p>Avrupa İslamofobi Raporu, İslamofobinin ortaya çıkması için o bölgede Müslümanların varlığına ihtiyaç olmadığını göstermektedir.</p></blockquote>
<p><u>21 Mart Uluslararası Irk Ayrımı ile Mücadele Günü</u> münasebetiyle düzenlenen panelin açış konuşmasını yapan SETA Genel Koordinatörü Prof.Dr. Burhanettin Duran, İslamofobinin bir insanlık suçu olarak kabul edilmesi gerektiğine vurgu yaparak, Avrupa’nın 25 ülkesinde 37 bilim insanının İslamofobi konusunda yaptığı çalışmalar sonucunda hazırlanan Rapor’un, Avrupa’da yükselen aşırı sağ ve İslam karşıtlığının ulaştığı boyutları ve derinliği ortaya koymayı amaçladığını ifade etti. Avrupa’daki hak ihlallerini konu alan raporları önümüzdeki yıllarda da hazırlamaya devam edeceklerini aktaran Duran, İslamofobik ihlallerin takip ve tespit edilerek bütün bu ihlallerin raporlanmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p>2015 Avrupa İslamofobi Raporu’nu öncelikle Birleşmiş milletler (BM), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ile Avrupa Birliği’nin (AB) çeşitli organlarına göndereceklerini belirten Duran, Brüksel başta olmak üzere başlıca Avrupa başkentlerinde rapor hakkında tanıtım toplantıları yapacaklarını, İslamofobiyle ilgili bir farkındalık üretmek için, her sene yıllık raporlar yayınlayarak Müslüman karşıtı hareketleri hem ulusal hem de uluslararası kuruluşların gündemine getirmeye, hak ihlallerinin takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi (aa.com.tr).</p>
<p><strong>İslamofobinin Bir Endüstri Haline Geldiğini Görebilmek</strong></p>
<blockquote><p>Terör saldırıları Avrupa genelinde İslam ve İslamofobi hakkındaki tartışmaları yönlendiren önemli olaylar olarak ön plana çıkmaktadır.</p></blockquote>
<p>Panelde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Sayın İbrahim Kalın, 20. yüzyılda yaygın olan biyolojik ırkçılığa karşılık 21. yüzyılda kültürel ırkçılığın yaygınlaştığını ifade ettikten sonra, günümüzde <strong>dinî ırkçılık</strong> hareketlerinin yaygınlık kazandığına dikkat çekti. Müslümanlara karşı yapılan ayrımcılıkların, Arap, Türk, Pakistanlı vs. olduğu için, Müslüman oldukları için, Batılılarınkine benzemeyen kıyafetleri tercih ettikleri için hak ihlallerine maruz kaldıklarını ifade etti.</p>
<p>Avrupa’daki mevkidaşlarının müstakil bir İslamofobi tanımına gerek duymadığını, mevcut ayrımcılık suçu düzenlemelerini yeterli gördüklerini hatırlatan Kalın, bir endüstri haline gelmiş olan İslamofobi karşısında Avrupa’daki mevcut yasal düzenlemelerin yetersiz kaldığını, zira, ötekileştirilen ve şeytanlaştırılan insanlara reva görülen düşmanca tavırların insanları birbiriyle konuşamaz hale getirdiğini anlattı.</p>
<p>Avrupa’nın ‘ben’ ile ‘öteki’ arasında bir arada yaşama ahlakını tesis edebilmesinin lüzumuna dikkat çeken Kalın, Prof. Anne Norton’ın “Müslüman Sorunu Üzerine” (On the Muslim Question, 2013) adlı kitabında, geçen yüzyıldaki Yahudi sorununun yerini bugün Müslüman sorununun aldığını yazdığını hatırlatarak çokkültürlülük tartışmalarının sözkonusu Müslümanlar olduğunda hemen daraldığını ifade etti (setav.org).</p>
<p><strong>İslamofobiyi Suç Sayarak İstatistiklere Dahil Edebilmek</strong></p>
<blockquote><p>Suriye krizinin derinleşmesiyle ortaya çıkan sözde ‘mülteci krizi’ Avrupa genelindeki Müslüman karşıtı ırkçılığı körüklemiştir.</p></blockquote>
<p>25 farklı Avrupa ülkesinde yaşanan İslamofobik saldırıların, Müslümanların sosyal hayatlarında, özellikle iş hayatlarında maruz kaldığı ayrımcılıkları ve hak ihlallerini detaylı örneklerle ortaya koyan 2015 Avrupa İslamofobi Raporu’nun iki editöründen biri olan Salzburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Farid Hafez, panelde sunduğu tebliğinde, İslamofobinin bir suç olarak kabul edilmesi ve tüm Avrupa ülkelerinin ulusal bazdaki istatistiklerine dâhil edilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>Rapor’un sadece boşluğun küçük bir kısmını doldurduğuna dikkat çeken Hafez, Avrupa’da İslam karşıtı anlayışın varlığını kabul etmeyen insanların varlığına rağmen, özellikle Paris’te Kasım 2015 tarihinde gerçekleşen terör saldırılarından sonra Avrupa’daki yönetimlerin Müslümanlara karşı daha agresif bir tutum takındığını, Müslümanların güvenlik tehdidi oluşturduğuna yönelik fikirlerin benimsenmeye başlandığını anlattı.</p>
<p>Avrupa’da siyasi partilerin İslamofobiye karşı ortak tavır sergilemeleri gerektiğini dile getiren Hafez; bir kişinin dinine ve inancına yönelik saldırının da nefret suçu kapsamına alınmasını, bütün Avrupa’da İslamofobik saldırılara maruz kalan mağdurlara psikososyal destek sağlayacak kurumların ve danışmanların bulunmasını, tüm Avrupa’daki güvenlik birimleri çalışanlarının İslamofobi konusunda temel bir eğitime tabi tutulmasını ve tüm Avrupa ülkelerinde İslam’la ilgili negatif bilgileri engellemeye yönelik çalışmaların yapılmasını Rapor’da önerdiklerini anlattı.</p>
<p><strong>Endişe Verici Tırmanışı Görmezden Gelmemek</strong></p>
<blockquote><p>İslamofobi artık bir suç olarak sayılmalı ve tüm Avrupa ülkelerinin tuttuğu istatistiklere ayrı bir kategori olarak dâhil edilmelidir.</p></blockquote>
<p>Almanya İslamofobi Raporu bölümünün yazarı Berlin Humboldt Üniversitesi araştırmacısı Anna-Esther Younes, panelde sunduğu tebliğinde göçmenler konusunun İslamofobi üzerindeki etkisinin açıkça görüldüğünü belirttikten sonra, elde ettikleri istatistiklerde İslamofobiye ilişkin artan ve endişeye düşüren bir eğilimin olduğunu gördüklerini ifade etti. Almanya’da, <em>Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (PEGIDA)</em> adlı İslam karşıtı grubun yaptığı eylemleri örnek gösteren Younes, önümüzdeki yıllarda İslamofobiye karşı Avrupa’da bütün kesimlerin birlikte mücadele etmesinin önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Fransa İslamofobi Raporu bölümünün yazarı Lille Üniversitesi araştırmacısı Oliver Esteves ise Charlie Hebdo saldırısı ve Paris’teki terör saldırılarından sonra Fransa’da İslam düşmanlığının hızla artmaya başladığını hatırlatarak, İslamofobik yayınlar yapan birçok yayın organının en çok satanlar listesine girdiğine dikkat çekti. İslamofobik saldırıların üçte birisinin kadınlara yönelik olduğunun ortaya çıktığını belirten Esteves, Müslüman erkeklerin özellikle iş bulma konusunda ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kaldığını tespit ettiklerini belirtti (dirilisgazetesi.com.tr).</p>
<p><strong>İslamofobi ile Mücadele Edebilecek Somut Politikalar Geliştirebilmek</strong></p>
<p>Avrupa İslamofobi Raporu’nun Editörleri Dr. Enes Bayraklı ile Dr. Fared Hafez’in takdimlerinde, Avrupa’da neredeyse legal hale gelen Müslüman karşıtı ırkçılığın ulaştığı boyutlar ve Rapor’un sunduğu çözüm önerileri şu şekilde özetlenmiştir:</p>
<p>“İslamofobi ya da Müslüman karşıtı ırkçılık, Avrupa toplumlarının demokratik temellerine yönelik gittikçe büyüyen bir tehdit olarak karşımıza çıkmaktadır. İslamofobi aynı zamanda Avrupa’da farklı kültürlerin bir arada yaşamasına ve sosyal barışa da ciddi olarak zarar vermektedir. Hem sivil toplum örgütleri hem de devletler bu durumun ciddiyetinin farkına varmalı ve İslamofobi ile mücadele etmek için somut politikalar geliştirmelidirler.</p>
<p>Esasen hala Müslümanlara karşı yapılan ırkçılığın varlığını reddeden kesimler bulunmaktadır. Avrupa’da Temel Haklar Ajansı (FRA) gibi birçok sivil toplum kuruluşu İslamofobinin varlığını belgelemek ve bu probleme dikkat çekmek adına önemli çalışmalar yapmaktadırlar. Buna rağmen FRA gibi kurumlar, sadece sınırlı sayıda ülke üzerine düzensiz raporlar yayınlarken, çoğu sivil toplum örgütü genel olarak ırkçılık üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu bağlamda, Avrupa İslamofobi Raporu islamofobi çalışmalarında gözlemlenen bu önemli boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır.</p>
<p>İlk kez bu yıl yayımlanan Avrupa İslamofobi Raporunun (EIR), her yıl yayımlanması planlanmaktadır. Rapor, 2015 yılında 25 Avrupa ülkesindeki İslamofobinin durumunu ve genel eğilimlere ilişkin 25 ulusal raporu içermektedir. Bu çalışma Avrupa ülkelerinde İslamofobi çalışmaları üzerinde uzmanlaşmış önde gelen otuz yedi akademisyen tarafından hazırlanmıştır. Raporun ilerleyen yıllarda bütün Avrupa ülkelerini kapsaması planlanmaktadır.</p>
<p>Bu raporun temel amacı, nitelikli bilgi üreterek İslamofobi olgusunun kamuoyu ve politika yapıcılar tarafından anlaşılmasına ve tartışılmasına olanak sağlamaktır. Aynı zamanda raporun bir diğer özelliği, günümüz İslamofobi çalışmalarına özgün bir katkı sağlayacak olmasıdır. Geçmişte İslamofobi çalışmaları baskın olarak, Batı Avrupa üzerine yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda, EIR, geniş bir yelpazede Sırbistan, Hırvatistan, Macaristan, Litvanya ve Letonya gibi Doğu Avrupa ülkelerini kapsayan ilk rapor olma özelliğini taşımaktadır. Bu durum Avrupa’da genelde ırkçılık, özelde ise İslamofobi ile ilgili tartışmaları zenginleştirecektir.</p>
<p>EIR kapsamında her ülkeyle ilgili yayınlanan ulusal raporlar, istihdam sektörü, eğitim, siyaset, medya, internet, ve hukuk sistemi gibi alanlarda, İslamofobiyi incelemektedir. Raporun en önemli bulgularından bir tanesi de Letonya, Polanya ve Finlandiya gibi çok az Müslüman nüfusa sahip birçok Avrupa ülkesindeki siyasi tartışmalarda İslamofobik söylemlerin önemli bir rol oynadığının tespit edilmiş olmasıdır. Bu da bize İslamofobinin ortaya çıkması için Müslümanların varlığına ihtiyaç olmadığını göstermektedir.</p>
<p>Raporun diğer önemli bulgularından bir tanesi de 2015 yılında Avrupa‘da yaşanan iki önemli gelişmenin bütün Avrupa kıtasındaki müslüman karşıtı ırkçılığın artmasında önemli rol oynadığının belirlenmesidir. Öncelikle Suriye krizinin derinleşmesiyle ortaya çıkan sözde ‘mülteci krizi’ Avrupa genelindeki Müslüman karşıtı ırkçılığı körüklemiştir. İkinci olarak 2015 yılında Paris‘te yaşanan terör saldırıları, Avrupa genelinde İslam ve İslamofobi hakkındaki tartışmaları yönlendiren önemli olaylar olarak ön plana çıkmaktadır.” (www.islamophobiaeurope.com).</p>
<p><strong>Müslüman Karşıtı Irkçılığın Boyutlarını Görmek ve Çözüm Önermek</strong></p>
<p>“EIR, gün geçtikçe artan oranda, İslam’ın, Müslümanların ya da Müslüman olarak algılanan insanların İslamofobik ideoloji tarafından oluşturulan ve legal hale getirilen dışlayıcı ve ayrımcı söylemlerin, uygulamaların ve saldırıların kurbanları olduğunu ortaya koymaktadır. Buna örnek olarak başörtülü bir kadının kıyafet seçimi nedeniyle iş başvurusunun reddedilmesi, camilere yapılan saldırılar ve Müslümanlara yönelik ırkçı fişlemeleri gösterebiliriz.</p>
<p>EIR, İslamofobi ile mücadele etmek ve daha adil ve demokratik toplumlar inşa etmek adına çeşitli somut politika tavsiyeleri içermektedir. Bu politika tavsiyelerinden en önemlisi İslamofobinin artık bir suç olarak sayılması ve tüm Avrupa ülkelerinin tuttuğu istatistiklere ayrı bir kategori olarak dâhil edilmesinin gerekliliğidir. Ayrıca, Avrupa’da yaşayan tüm Müslüman azınlıklar ve cemaatler, ayrımcılığın bütün çeşitlerine karşı hukuki haklarını savunma konusunda güçlendirilmelidirler. Son olarak tüm Avrupa ülkelerinde gazeteciler, avukatlar, polis ve yargı sistemi üyeleri İslamofobi konusunda bilinçlendirilmeli ve eğitilmelidirler.” (islamophobiaeurope.com).</p>
<p>Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı tarafından yayınlanan bir araştırma, Avrupa’daki Müslümanların yüzde 76’sının yaşadıkları ülkelere güçlü bir şekilde bağlı oldukları ancak 2017 yılında Avrupa’daki Müslümanların yüzde 31’lik bir kesiminin iş başvurularında ayrımcılığa uğradıklarını ortaya koymuştur. Aynı araştırmada Avrupa’daki Müslümanların sadece yüzde 12’sinin yaşadıkları ayrımcılığı ilgili makamlara bildirdikleri tespit edilmiştir. Dolayısıyla, Avrupa’da Müslümanların karşı karşıya kaldıkları ayrımcılığın boyutu, İslamofobi ve Avrupa’da Müslümanlara karşı işlenen nefret suçlarını inceleyen herhangi bir raporda yer alan rakamlardan çok daha fazladır.</p>
<p>Avrupa İslamofobi Raporu’nun ikinci sayısı 2016, üçüncü sayısı ise 2017 yılında tüm AB üyeleri ile Rusya ve Norveç gibi 33 ayrı ülkedeki İslamofobik gelişmeleri incelemektedir. Avrupa ülkelerinden önde gelen 40 akademisyen ve sivil toplum temsilcisinin katkılarıyla oluşturulan EIR 2017 raporunda şu hususlar vurgulanmıştır:</p>
<p>“İslamofobinin varlığının inkâr edilmesi, yalnızca toplumun marjinal kesimlerini oluşturan aşırılık yanlısı gruplarla sınırlı kalmamış, aşırı sağcı bu söylem aynı zamanda Avrupa’da merkez siyasete de taşınmış, İslamofobik söylem ve propaganda sosyal demokratlar, liberaller, solcular ve muhafazakârlar tarafından da kullanılmıştır.” Bu tespiti yapan rapor şu çözüm önerilerini sunmaktadır:</p>
<p>“Avrupa Parlamentosu’nun İslamofobiyi insan hakları ihlallerine yol açabilen bir ırkçılık biçimi olarak siyaseten ve hukuken tanıması, İslamofobi ile mücadelede somut politika önerileri içeren bir karar çıkarması ve sosyal medya ile ilgili yasal mevzuatı hayata geçirilmesi gerekmektedir. Zira internet İslamofobik söylemlerin yayılmasında ve aşırı sağcı teröristlerin radikalleşmesinde önemli bir rol oynamaktadır.” (Bayraklı ve Hafez, 2018).</p>
<p>Avrupa İslamofobi Raporu’nun (EIR) 2018 yılında AB ülkelerinde İslamofobik hak ihlallerini konu edinen dördüncü sayısının Mayıs 2019’da yayımlanması planlanmış olup somut vakalar üzerinden derlenen bu raporlama çalışmalarının durumun iyileştirilmesine katkı yapabilmesi için hak ettikleri ilgiye mazhar olmaları ve ulusal ve uluslararası medya organlarında, akademik camiada ve ilgili kurul, kurum ve kuruluşlarda mütalaa edilmesi icap etmektedir.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.islamophobiaeurope.com/">www.<strong>islamophobiaeurope</strong>.com</a></li>
<li>http://<strong>org/tr/2015-avrupa-islamofobi-raporu</strong>/etkinlikler/37008</li>
<li>http://aa.com.tr/TR/turkiye/<strong>seta-genel-koordinatoru-duran-islamofobi-insanlik-sucu</strong>/541568</li>
<li><a href="http://dirilisgazetesi.com.tr/iste-seta-2015-avrupa-islamofobi-raporu/">http://dirilisgazetesi.com.tr/iste-<strong>seta-2015-avrupa-islamofobi-raporu</strong></a></li>
<li>Enes Bayraklı ve Farid Hafez (Ed.); <strong>European Islamophobia Report 2017</strong>,<br />
727 s., SETA Yay., Ankara 2018. www.setav.org/avrupa-islamofobi-raporu-2017-yayinda/, 02.04.2018.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/2015-avrupa-islamofobi-raporunu-insanligin-dikkatine-sunabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
