<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>müktesebat Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/muktesebat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fethigungor.net/etiket/muktesebat/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2016 06:47:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>MEZHEBİN MÜKTESEBATINI KUR’AN’A ARZEDEBİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/mezhebin-muktesebatini-kurana-arzedebilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/mezhebin-muktesebatini-kurana-arzedebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2015 11:01:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunlarımızla Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[2:256]]></category>
		<category><![CDATA[39:18]]></category>
		<category><![CDATA[Akabe Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Şeriati]]></category>
		<category><![CDATA[Arap cahiliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[ayetullah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[ehlisünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsameddin Ferzizade]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Âdem]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mûsa]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[İbadilik]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an'a arzetmek]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<category><![CDATA[müktesebat]]></category>
		<category><![CDATA[mürted]]></category>
		<category><![CDATA[mürtedin hükmü]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa İslamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Şia]]></category>
		<category><![CDATA[Suud]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=189</guid>

					<description><![CDATA[“O kullar ki, sözün tamamını dinlerler ve en güzeline uyarlar: İşte Allah&#8217;ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimseler bunlardır; ve işte onlar, akletme yetilerini kamil manada kullananlardır.” (Zümer 39:18). &#160; Arapça’dan müslüman halkların dillerine geçmiş olan ve sözlükte tutulan yol, anlayış, görüş ve inanç anlamlarına gelen mezhep kavramı; bir dinin, anlayış ve görüş ayrılıkları dolayısıyla ortaya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“O kullar ki, sözün tamamını dinlerler ve en güzeline uyarlar: İşte Allah&#8217;ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimseler bunlardır; ve işte onlar, akletme yetilerini kamil manada kullananlardır.” (Zümer 39:18).</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arapça’dan müslüman halkların dillerine geçmiş olan ve sözlükte tutulan yol, anlayış, görüş ve inanç anlamlarına gelen <strong>mezhep</strong> kavramı; bir dinin, anlayış ve görüş ayrılıkları dolayısıyla ortaya çıkan, belirli kuralları, kendi içinde tutarlı inanç ve davranış bütünlüğü bulunan büyük kollarından her birini ifade eder. Yeni Türkçe’de edinç kelimesiyle karşılanan Arapça kökenli <strong>müktesebat</strong> kelimesi ise; uzun bir süreden beri edinilip elde tutulmuş kazanım ve birikimler anlamında kullanılır.</p>
<p>Bir ay önce Diriliş Postası’nda yayımlanan “Dinî Müktesebatı Kur’an’a Arzedebilmek” başlıklı yazımızda vurguladığımız üzere, mezhebinin eline tutuşturduğunu kendisini kurtuluşa erdirecek yegâne hakikat zanneden Müslüman gruplardan gelecek iyi niyetli ama cahilane tepkilere ve sistemlerinin yok olmaması için bütün güçleriyle hazır kıta bekleyen şer odaklarından gelecek saldırılara rağmen; dirayet, cesaret ve hassasiyetle ‘kültür’ olanla ‘din’ olanı ayırt etme, mezhebin ortaya koyduğu kültürel birikime dinin bizatihi kendisi muamelesi yapmama, mezheplerin tarih boyunca üretmiş olduğu birikimleri vahyin eleğinden titizlikle geçirme, kısaca mezhep müktesebatını Kur’an’a arzetme görevimiz bulunmaktadır. Nitekim, salih müminler sözlerin, mezheplerin, görüşlerin hepsini dinler, en tutarlı, en makul, Kur’an’ın bütünlüğüne en uygun olanına tabi olurlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mezhebini eleştirdiği için idama mahkum edilen bir yiğit: Hüsameddin Ferzizade</strong></p>
<blockquote><p>Dinden çıkanı imha etmek, Arap cahiliyesinin, muharref dinlerin, karanlık inançların benimsediği ve uyguladığı bir sindirme yöntemidir.</p></blockquote>
<p>İran’da Erdebil’in Meşkinşehr ilçesinden henüz 22 yaşında bir genç, “İslam&#8217;dan İslam&#8217;a” başlıklı 28 sayfalık bir kitapçık yazarak Şia mezhebinin Kur’an’a ve akla uymayan bazı inanış ve uygulamalarını eleştirdiği, mezhebin müktesebatını ilmî bir tenkide tabi tutmaya, insanları uydurulmuş dinden indirilmiş dine dönmeye davet ettiği için, “mürted” damgası yemiş, dinden döndüğü ve mukaddesata hakaret ettiği gerekçesiyle idama mahkum edilmiştir. Meşkinşehr 101. Ceza Mahkemesi Başkanı Ali Muradyan imzasıyla altı madde halinde sıralanan gerekçeli kararda, Hüsameddin Ferzizade’nin, internet üzerinden yayımladığı ‘İslam’dan İslam’a’ adlı kitabında İslam’ın mukaddesatını aşağıladığı ileri sürülüyor.</p>
<p>Şia ile Ehlisünnet arasındaki ihtilafların, ümmet içine düştüğü derin ayrılıkların, her iki tarafın tarafgirlerince uydurulan siyasi içerikli rivayetlere dinin kutsal metinleri muamelesi yapılmasından kaynaklandığını, dolayısıyla, hadislerin Kur&#8217;an’ın süzgecinden geçirilmesi gerektiği vurgulayan ve Kur&#8217;an&#8217;a dönmeye davet eden bir yiğit genç, bu cüretinden dolayı idama mahkum edilmiştir.</p>
<p>20 yaşında tutuklanan ve iki yıldır hapiste tutulan Hüsameddin Ferzizade’nin idam edilmemesi için bir imza kampanyası başlatıldı. Mezhep müktesebatını din edinen zihniyete dikkat çekilmesi, mahkemenin ve İran yöneticilerinin bu yersiz idam kararını iptal etmesi, mezhebin ve temsilcilerinin karizmasını çizdirmeme adına Kur’an’ın açık beyanlarına aykırı düşen bu zulme pasif onay verme durumunda kalmamak için aşağıda linki verilen bu kampanyaya imza koymalı, herkes kendi imkânları ölçüsünde bu zulme karşı durmalıdır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> ‘Suud’a gittiğinde Şiilikle, İran’a döndüğünde Sünnilikle suçlandığı” için Allah’a hamdeden Ali Şeriati’yi hatırlatan bu samimi ve yürekli delikanlının idam edilmemesi için insan hakları örgütleri de üzerlerine düşen çabayı ortaya koymalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mürtedin hükmünü doğru kavrayabilmek</strong></p>
<blockquote><p>Mezheplerin tarih boyunca üretmiş olduğu birikimleri vahyin eleğinden titizlikle geçirme görevimiz bulunmaktadır.</p></blockquote>
<p>Hüsameddin Ferzizade İslam dininden dönmüş değildir. Hatta, Şiilikten çıktığını açıkça beyan eden bir ifadesi bile yoktur davaya mesnet teşkil eden risalesinde. Yaptığı tek şey, mezhebin müktesebatını Kur’an’a ve akla arzetmeye davet etmektir. Bütün suçu budur. Bunun İran atmosferinde bir fikir suçu olduğu kabul edilse bile karşılığı asla idam olmamalıdır. Fikre fikirle karşılık verilir. İran’ın meşhur ayetullahları bu delikanlının kitapçığında dile getirdiği eleştirilere tatminkâr cevaplar vermek, veremiyorlarsa eleştirilerden paylarına düşen dersi almak durumundadır. Ama ne yazık ki, ‘kral çıplak’ diyen cesur ve gerçekçi insanlar tarih boyunca hep ağır cezalara maruz kalmıştır. Düşüncenin üstesinden gelemeyenler, pervasızca düşünenin üstesinden gelmeyi hep bilmiştir.</p>
<p>Dinden çıkanı imha etmek, Arap cahiliyesinin, muharref dinlerin, karanlık inançların benimsediği ve uyguladığı bir sindirme yöntemidir. İslam dini böyle bir yönteme temelden karşıdır. Din ve inanç alanında zerre miskal bir baskıya cevaz vermeyen Kur’an-ı Kerim, İslam’dan dönen için dünyada bir cezai yaptırım uygulamamış, bu dinin ve bu kitabın mübelliği Sevgili Efendimiz de İslam’dan döndüğü için kimseye idam cezası vermemiştir. Daha Allah Rasulü hayattayken İslam dininden çıkanlar olmuş, ama bunlardan sadece birisi için ölüm cezası verilmiştir. O da, bu kişi dinden çıktığı için değil, o zamanın medyası mesabesindeki şiir ve hitabeler yoluyla İslam’a ağır saldırılar ve hakaretler yaptığı, kara propaganda faaliyeti yürüttüğü içindir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8220;İran&#8217;da yaşasaydım idam edilirdim&#8221; </strong></p>
<p>9 Ekim 2015 Cuma Akabe Vakfı mescidinde irad ettiği hutbesinde Hüsamettin Ferzizade olayını gündeme taşıyan Mustafa İslâmoğlu Hoca, özetle şu hususlara vurgu yaptmıştır<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>:</p>
<p>“&#8230; Allah Rasulu Kur&#8217;an ile karşı karşıya gelmez. Ben İran&#8217;da olsam çoktan idam edilmiştim. Şia&#8217;ya karşı çıkan Sünniler, sizin de ondan farkınız yok. mezhepçiliğin vicdanı yoktur. Hiç kimse mezhepçi duygularını tatmin etmesin, bu işin Şiisi Sünnisi yok, bu iş her yerde. Mahkeme kararına göre Ali oğlu  Hüsamettin Ferzizade, yazdığı kitabı internet ortamında yaymak sebebiyle idama mahkum edildi.</p>
<p>“&#8230; Önemli olan ferdin takvasıydı. Hüseyin’in peygamber torunu olması sebebiyle kendisini halife görmesi sonradan çıkarılmıştır. Peygambere yakınlık soy meselesi değil adalet ve ahlak meselesidir. ‘Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır’ sözü sonradan uydurulmuştur. Hem şia hem de sunnilikte fırkaların ortaya çıkmasının sebebi sahte hadislerdir. Medine müslümanları ile Sasani ülkeleri müslümanları birbirinden farklılaştı. Yahudilik İslam&#8217;ı kendine benzetti. Hadis rivayetçilerinin şifahi olarak anlattıklarını vahiy olarak gördüler. Hadisbazların bu rivayetleri, birbiriyle çelişen hadislerin ortaya çıkmasına yol açtı.  Kur&#8217;an&#8217;ın ‘Yalnızca Allah&#8217;tan yardım istenir’ ayetine rağmen imamlardan ve şeyhlerden imdat dilemek yaygınlaştı. Uhud savaşında peygamberin dostları şehit oldu. Ama, Peygamber ve sahabe, başlarını ve vücutlarını zincirle dövmedi&#8230;”</p>
<p>Bu sözlerden Şia’ya, imamlara, Peygamber’e hakaret çıkıyormuş! Bir de ‘fıtri mürted’ ya, tevbeye de davet edilmiyor! İran yargısına soruyorum: ‘Rabbim Allah’tır’ dediği için bir insanı öldürecek misiniz? Bu Kur&#8217;an talebesini öldürecek misiniz? Peygambere hakaretin cezası 74 kırbaç, imamlara hakaretin cezası 5 yıl hapis ha?! Masum imam ha?! Masum olan insan var mı? Kur&#8217;an Âdem için “yoldan çıktı” diyor. Hz. Musa haksız yere adam öldürmüştür. Âdem de Musa da, “Ya Rabbi ben kendime zulmettim” dediler. Yusuf Sûresi’nin 24. ayetini açın bakın; &#8216;Eğer Rabbinin yardımı olmasaydı Yusuf meyledecekti&#8217; diyor. Hz. Davut&#8217;un ve Hz. Yunus&#8217;un tevbesinden bahsediyor Kur’an. Peygamberimize 8 kez “günahından tevbe et” deniyor Kur’an’da. Peki imamlar kim oluyor?</p>
<p>Baba yüzünden torpil olsaydı Allah Azer&#8217;e ve Kenan&#8217;a torpil geçerdi.  Rasulün ve imamların ismet sıfatına hakaret etmekle suçluyorlar. Allah Rasulü bir tane münafığın başını vurmadı. İlmi ledünne sahip olduklarını inkâr, Şia’yı inkâr küfür müdür?&#8230;</p>
<p>Diyelim ki, bu genç mürteddir. Bakara Sûresi’nde mürtedin hükmü nedir? Onun dünyada bir cezası yok. Rivayet kültürüne bakın &#8216;dinden döneni öldürün&#8217; diyor. Özgürce seçmediğin dinden değilsin. Ensende silah şehadet getirse bu adam müslüman olur mu? Bu rivayet Allah Rasulü’ne iftiradır.</p>
<p>Düşüncesinden dolayı insan katletmek yeni bir şey değil. Şia’ya veryansın edenler de masum değil. Din adına düşünceye kuduz köpek muamelesi yapmaya ne kadar alışmışız. İmam Azam’ın katledilmesine en fazla sevinen hadisçiler olmuştu&#8230;</p>
<p>Bir müslüman olarak İran yargısına sesleniyorum. Bu idamdan vazgeçin. Bu çocuk yüzde yüz yanlış olsa da vazgeçin. Kaldı ki, yüzde doksan haklı. Eğer bu çocuğu öldürürseniz beni öldürmüş olursunuz. İran yönetimi, eğer yargıda sözünüz varsa bu idamı durdurun, bu konuda cehaletin önüne geçin. Afganistan&#8217;lı Ferhunde&#8217;yi öldürdük. Bunda bizim de payımız vardı. Bu yobazlık, bu çarpıklık, bu uydurulmuş dincilik&#8230; Bu idam durdurulsun diyorum. Hepimiz Hüsameddin Ferzizade&#8217;yiz. Bu davayı takip edeceğiz.”</p>
<p>Mustafa hoca meseleyi sosyal medya araçlarından da duyurmaya devam ediyor: “Mezhebini din edinmemiş her vicdan sahibini var gücüyle haykırmaya, bu Kur’an talebesini savunmaya davet ediyorum. Ferzizade olayı üzerinden içindeki mezhep canavarını doyurmaya kalkanlar! İdam hükmünü veren Şii kafayla mezhepçi Sünni kafa ruh ikizidir&#8230;”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İbadilik öldürülmeyi gerektiren bir suç mudur?</strong></p>
<p>Bir internet sitesi, özetle iktibas ettiğimiz hutbeye ve idama karşı durma kampanyasına atıfta bulunarak, Zehra Ak’ın olayı İran nezdinde araştırdığını, söz konusu makaleyi okuduğunu ve izlenimlerini yazdığını duyurdu. ‘İran nezdinde’ bu kadar hızlı araştırma yapabilen yazarı tebrik etmemek elde değil! Özetle şu savunmayı yapıyor:</p>
<p>“Bizim araştırmalarımıza göre, haberin kaynağı İran Hıristiyanlarının internet sitesi. Vocir.org. Hüsamettin Ferzizade sanıldığı gibi Kur’an İslam’ını savunmuyor. Söz konusu makalede Ebaziliği savunmaktadır. “Alevi ve Sünnilikden önce Ebazi mezhebi ortaya çıkmıştı. Bu yüzden Ebazilik Kur’an ve akılla çelişmez, ya da istisnai durumlarda çelişir. Ancak Şia Kur’an ve akılla açıkça çelişerek Kuran&#8217;ın dışına çıkmıştır.” demektedir.</p>
<p>Hüsamettin Ferzizade Şii ve Sünni hadis anlayışını eleştiren makalesinden dolayı tutuklu olarak yargılanıyor. Hüsamettin Ferzizade’nin, yazdığı makalede yer alan bazı ifadeler, İslam Peygamberi’ne ve ehlibeyt imamlarına hakaret kabul edildiği için kırbaç ve hapis cezasına çaptırılmış. Yazısında Hüsamettin Ferzizade; “Maydanoz Şiası Yahudiliğin ve zerdüştliğin uzantısıdır. Şiiler Peygamber’e &#8220;deyyus&#8221; lakabı takmışladırlar. Hintlilerin dini görüşleri incelenirse, çağımız Şia’sının İslam&#8217;la bağlantısının olmadığı, Hint Zerdüştliğinin bir altkümesi olduğu ortaya çıkar&#8230; Şiilik kadar olmasa da, Sünnilik de kısmen Kur’an&#8217;la çelişmekte, karşı karşıya gelmektedir. Fakat hiçbirisi Ebaziye kadar Kur&#8217;an&#8217;a yakın değiller.” gibi ifadeler kullanıyor. Bu ifadeler için hapis ve kırbaç cezası verilmiş.</p>
<p>Amma dinden çıktığı yani mürted olduğu için ve sapık inançları tebliğ/davet etme, fitne çıkarma suçlarından dolayı da idam cezasına çaptırılmış. Yani sadece mürted olduğu için değil, fitne çıkarma ve fitne düşüncelerini yaygınlaştırma çabası içerisinde olduğu gibi bir suçlama ile idam cezası verilmiş. Ya da savcı talep ediyor, ama henüz verilmiş bir karar yok. Bu konuda kesin bir bilgiye ulaşamadık&#8230;”</p>
<p>“Elbette geleneksel Sünni ve Şii düşüncenin mürtedin öldürülmesi hükmü tartışılabilir, eleştirilebilir ve eleştirilmeli de. Kanaatimizce insanların inanma haklarının olduğu gibi inkâr etme hakları da olmalı. İran İslam Cumhuriyeti’nin mahkemelerinin bu kararları bizce de eleştirilmeli, ama biz bu eleştirinin kırıcı ve dışlayıcı olmadan yapılması gerektiğine inanıyoruz&#8230;”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> Diğer yorumları bir yana, Zehra Ak’a bu insaflı ve dengeli değerlendirme cümlesi için teşekkür ediyorum.</p>
<p>Rabbim, aklımızı kullanma ve açık vahyini en doğru şekilde kavrayabilme çabamızda bizlere liyakat ihsan eylesin. Hüsamettin Ferzizade’yi idam etme kararı alan zevatı, Kur&#8217;an&#8217;ın hüküm ve tavsiyelerini tarih boyunca küllenen kültürel müktesebata tercih etmeye davet ediyoruz. Zira Allah insanları mahşer gününde mezheplerinin müktesebatından değil, Kendi Kitab-ı Kerim’inden sorguya çekecek!</p>
<p>“Zorlama (ikrah) dinde yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden seçilip ayrılmıştır. Şu halde kim şeytani güç odaklarını reddeder de Allah&#8217;a inanırsa, kesinlikle kopmaz bir kulpa yapışmış olur: zira Allah her şeyi sınırsız işitendir, her şeyi limitsiz bilendir..” (Bakara 2:256).</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <a href="https://www.change.org/p/cabinet-of-iran-hassan-rouhani-eshaq-jahangiri-mostafa-pourmohammadi-islamic-consultative-assembly-مجلس-شورای-اسلامی-حسن-روحانی-ministry-of-justice-iran-hüsameddin-idam-edilmesin-stop-execution-of-husameddin-ferzizade?recruiter=365160120&amp;utm_source=share_petition&amp;utm_medium=whatsapp#petition-letter">https://www.change.org/p/cabinet-of-iran-hassan-rouhani-eshaq-jahangiri-mostafa-pourmohammadi-islamic-consultative-assembly-مجلس-شورای-اسلامی-حسن-روحانی-ministry-of-justice-iran-hüsameddin-idam-edilmesin-stop-execution-of-husameddin-ferzizade?recruiter=365160120&amp;utm_source=share_petition&amp;utm_medium=whatsapp#petition-letter</a></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> http://www.hilalhaber.com/islam-dunyasi/iran-da-yasasaydim-idam-edilirdim-h6828.html</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> http://www.ekrangazetesi.com/haber/5295/husamettin-ferzizade-kurana-cagirdigi-icin-mi-idama-mahkum-oldu.html</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/mezhebin-muktesebatini-kurana-arzedebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇÖZÜM İRADESİNİ ORTAYA KOYABİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cozum-iradesini-ortaya-koyabilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cozum-iradesini-ortaya-koyabilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2015 13:09:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunlarımızla Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[13:11]]></category>
		<category><![CDATA[14:7]]></category>
		<category><![CDATA[17:9-10]]></category>
		<category><![CDATA[20:69]]></category>
		<category><![CDATA[29:69]]></category>
		<category><![CDATA[Âdil-i Mutlak]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Âlem-i İslâm]]></category>
		<category><![CDATA[Allah yolunda]]></category>
		<category><![CDATA[bedevilik]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[dâvâ]]></category>
		<category><![CDATA[erdem]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel din]]></category>
		<category><![CDATA[güzel davranış]]></category>
		<category><![CDATA[imtihan]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[kudret]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[müktesebat]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa İslamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[nefis muhasebesi]]></category>
		<category><![CDATA[nimet]]></category>
		<category><![CDATA[ölü toprağı]]></category>
		<category><![CDATA[şiilik]]></category>
		<category><![CDATA[şükür]]></category>
		<category><![CDATA[sünnilik]]></category>
		<category><![CDATA[şûrâ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=160</guid>

					<description><![CDATA[“Hiç şüphe yok ki işte bu Kur’an, en doğru yola yöneltmekte; erdemli ve güzel davranış sergileyenleri, kesinlikle muhteşem bir karşılığın beklediğini müjdelemektedir; ve âhirette (yaptıklarından hesap vereceğine) inanmayan kimseler için, elim bir azap hazırladığımızı da…” (İsra, 17:9-10). &#160; Çözümden ne anlıyoruz? Allah Teala, kaldıramayacağımız mükellefiyetler yüklemediği gibi baş edemeyeceğimiz sorunlarla da bizi imtihana tabi tutmamaktadır. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">“Hiç şüphe yok ki işte bu Kur’an, en doğru yola yöneltmekte; erdemli ve güzel davranış sergileyenleri, kesinlikle muhteşem bir karşılığın beklediğini müjdelemektedir; ve âhirette (yaptıklarından hesap vereceğine) inanmayan kimseler için, elim bir azap hazırladığımızı da…” (İsra, 17:9-10). </span></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Çözümden ne anlıyoruz?</b></p>
<blockquote><p>Allah Teala, kaldıramayacağımız mükellefiyetler yüklemediği gibi baş edemeyeceğimiz sorunlarla da bizi imtihana tabi tutmamaktadır.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir sorunun bertaraf edilmesi, sağlıklı işleyişe mani olan engellerin ortadan kaldırılması, meselede bir neticeye varılması, içinde bulunulan olumsuz durumdan bir çıkış yolu bulunması manalarına gelen “çözüm” kelimesi matematik biliminde bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda denklemi sonuçlandıran, gerçekleştiren sayı ya da sayılar için kullanıldığı gibi denklemde ulaşılan sonuç için de kullanılır. Sorunla başa çıkma anlamında “çare” kelimesiyle de eşanlamlı olarak kullanılan çözüm kelimesi sosyal olaylar söz konusu olduğunda ‘bir sorunun karanlık, güç yanını bulup onu açıklayarak anlaşılmazlıktan kurtarmak için tutulacak yol ya da bir sorunu çözme biçimi; bir güçlüğü ortadan kaldıracak düşünce, eylem ve işlemler bütünü’ anlamında kullanılmaktadır. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Çözüm gücümüz ve mükellefiyetimiz var mıdır?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan, kendisine bahşedilmiş olan akıl, irade, sorumluluk bilinci, kuvvet ve kudret gibi emanetleri yerli yerince kullanabildiğinde çözemeyeceği bireysel ya da toplumsal sorun yoktur. Sınav salonu mesabesindeki bu dünyada bize kısa ve geçici bir ömür bağışlayan Allah Teala, kaldıramayacağımız mükellefiyetler yüklemediği gibi baş edemeyeceğimiz soru ve sorunlarla da bizi imtihana tabi tutmamaktadır. Yeter ki biz kendimizi, haddimizi yani sınırlarımızı bilelim, zaaf ve meziyetlerimizi iyi yönetelim, donanımlarımızı kullanarak kapasitemizi geliştirelim, çözemeyeceğimiz sorunumuz olmadığını bilelim, kapasitemizi aşan hususlardan zaten sorumlu olmadığımızın farkında olarak sorunlarımızın üstüne üstüne gidelim.</span></p>
<blockquote><p>Akıl, irade, kudret gibi meziyetlerimizi sorunlarımızın çözümünde ve vahye mutabık bir hayatı inşa etmede kullanmazsak, nimetleri israf etmiş, dahası emanete  ihanet  etmiş oluruz.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Terbiye etmediğimiz ve yerli yerinde kullanmadığımız meziyetlerimiz körelmeye mahkumdur. Her nimetin şükrü kendi cinsinden olur. Akıl, irade, kudret gibi nimetlerimizi de sorunlarımızın çözümünde ve vahye mutabık bir hayatı inşa etme yolunda kullanmazsak, nimetleri israf etmiş, dahası emanete  ihanet  etmiş oluruz.</span></p>
<blockquote><p>Biz kul olarak çıkış yolu bulmak için bütün çabamızı ortaya koyarsak, Allah Teala elbette bize çıkış yollarını gösterecektir, zira buna va’di vardır.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Nimetin şükrünü fiilen eda edersek, Rabbimiz o nimetin kapasitesini artırma garantisi vermekte; kullanmayarak ya da yanlış kullanarak nankörlük edecek olursak çetin azabı kendi tercihimizle hak edeceğimiz konusunda açıkça uyarmaktadır:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Eğer şükrederseniz size (olan nimetimi) artırırım,  yok eğer nankörlük ederseniz iyi bilin ki azabım  pek şiddetli olacaktır.” (İbrahim, 14:7). Nimetlerin artmasının ve azaptan kurtulmanın ön şartı; önce bizim harekete geçmemiz, çözüm irademizi ortaya koyup gücümüzü harekete geçirerek somut adımlar atmamızdır. Biz olayları ve şartları anlamak ve çıkış yolu bulmak için bütün çabamızı ortaya koyarsak, Allah Teala elbette bize çıkış yollarını gösterecektir, zira buna va’di vardır (29:69). </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mustafa İslâmoğlu hoca “…Hiç kuşkusuz bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah o toplumun gidişatını (kendiliğinden) değiştirmez&#8230;” (Ra’d Sûresi, 13/11) âyetinin meâline şu notu ilave etmiştir: Bu âyet toplumsal değişimin yasasını ifade eder. Toplumun ve hayatın yeniden inşâsı için, tasavvur ve aklın “akleden kalp” olarak yeniden inşâsını öngörür. Zımnen: Allah’ın bir toplumun gidişatı hakkındaki iradesi, o toplumu oluşturan bireylerin tercihlerinden bağımsız değildir. Bu âyet gidişatı beğenmeyen mü’min muhatabının önüne “değişimi” bir hedef olarak koymaktadır. Bunun </span><span style="font-weight: 400;">başlama noktası kişinin kendisidir</span><span style="font-weight: 400;">. Zira kendilerini eğitemeyenler başkalarını eğitemezler. İçinden aydınlanamayan dışını aydınlatamaz (Hayat Kitabı Kur’an: Gerekçeli Meâl-Tefsir). </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Âlem-i İslam’ın hâl-i pürmelâlinden kurtularak müminin izzetine yaraşır bir hayat sürebilmesi ve insanlığa örnek olacak bir toplum modeli geliştirebilmesi için; iradesini ve gücünü ortaya koyarak çözüme yönelik somut adımlar atması gerekmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Sorunlarımızı teşhis edip uygun çözümler üretebilmeliyiz</b></p>
<blockquote><p>Müktesebatımızı Kur’an’ın eleğinden geçirerek çözüm için irademizi ve tüm gücümüzü ortaya koyduğumuz zaman, Rabbimizin bizleri muvaffak kıldığını göreceğiz.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">İslam âleminin bütün sorunlarını efradını cami ağyarını mani şekilde tadat edip çözüm önerilerini sıralamak bir şahsın  tek başına yapabileceği bir iş olmadığı gibi bir kısa makale de bu büyük görev için yeterli bir zemin değildir. Ancak, sorunlarımızı tasnif edebileceğimizi, teşhisin de çözüm önerisinin de mümkün olduğunu, bahşedilen yüksek meziyetler yanında vahye mazhar olmuş âdemoğlu olarak  sorunları görmezden gelmek ve sürekli kaçmak yerine cesaretle bu sorunların üzerine giderek kalıcı etkin çözümler oluşturabileceğimizi vurgulayabilmek için burada bir kaç tespitimi paylaşmak istiyorum: </span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hatasız tek kitabın Kur’an olduğuna can u gönülden </span><span style="font-weight: 400;">inanıp</span><span style="font-weight: 400;">, onun kıyamete kadar insanlığın sorunlarına </span><span style="font-weight: 400;">kalıcı gerçek çözümler</span><span style="font-weight: 400;"> sunma vasfına ve gücüne </span><span style="font-weight: 400;">güvenmeliyiz</span><span style="font-weight: 400;">. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kitaba uymak yerine kitabına uydurma, Kur’an’ın söylediğine dikkat kesilmek yerine kendi kanaatimizi Kur’an’a söyletme hadsizliğini artık tamamıyla terk etmeliyiz. Kur’an’ı anlamaya çalışırken mezhep taassubu başta olmak üzere tüm </span><span style="font-weight: 400;">ön yargılarımızdan kesinlikle uzak durmalıyız</span><span style="font-weight: 400;">.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mistik eğilimlere kapılarak herkesi haklı ve mazur görme fantazisiyle hakkı zayi etmemeliyiz. </span><span style="font-weight: 400;">Hakk’ın hatırı</span><span style="font-weight: 400;">nı özenle tüm hatırların üzerinde tutulmalıyız. Hak namına hiç bir kıymeti olmayan </span><span style="font-weight: 400;">zanna dayalı</span><span style="font-weight: 400;"> spekülatif yöntemlere itibar etmemeliyiz. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Büyük insanların, dinî ve siyasi önderlerin, eski ve yeni âlimlerin de </span><span style="font-weight: 400;">hata yapabileceğini kabul etmeliyiz</span><span style="font-weight: 400;">. Ne var ki, hata yaptı diye süpür atmaya kalkmanın, hatalarıyla birlikte toptancı bir yaklaşımla almaktan farksız olduğunu da kabul etmeliyiz. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Toptan kabul ya da toptan red yerine seçerek, ayıklayarak kabul etmeyi veya reddetmeyi alışkanlık haline getirmeli, </span><span style="font-weight: 400;">temyiz</span> <span style="font-weight: 400;">kudretimizi geliştirmeliyiz</span><span style="font-weight: 400;">. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Allah’ın koyduğu ölçülerle yetinmeliyiz</span><span style="font-weight: 400;">; sahte kutsallar, asılsız takvalar, haksız otoriteler oluşturma ve onların eteğine yapışarak toptan cennete girme hayallerinden vaz geçmeliyiz. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Görünmeyi değil olmayı öncelemeli, </span><span style="font-weight: 400;">imajı değil hakikati önemsemeliyiz</span><span style="font-weight: 400;">. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sadakati ve tarafgirliği değil, samimiyeti ve liyakati öncelemeli, görevlendirmelerde ölçü olarak </span><span style="font-weight: 400;">içtenliği ve yetkinliği esas almalıyız</span><span style="font-weight: 400;">. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Batı medeniyetlerinin yücelttiği, doğu medeniyetlerinin de tam tersine alçalttığı ego/nefis meselesinde </span><span style="font-weight: 400;">dengeli bir yaklaşım</span><span style="font-weight: 400;"> ortaya koyabilmeli, insanlığa izzet-i nefsini koruyan ama başkalarını kendine köle etmeye yeltenmeyen sağlam bir </span><span style="font-weight: 400;">şahsiyet modeli</span><span style="font-weight: 400;"> sunabilmeliyiz. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Nefis muhasebesini bir ritüel olarak tekrarlayıp durmaktan vaz geçip herkesten önce kendimizi hesaba çekmeyi, </span><span style="font-weight: 400;">ciddiyetle özeleştiri yapma</span><span style="font-weight: 400;">yı öğrenmeliyiz. Birbirimizi </span><span style="font-weight: 400;">yapıcı eleştiriler</span><span style="font-weight: 400;">le desteklemeli, bize eleştiri yöneltenleri düşman bellemek yerine onlara teşekkür etmeliyiz. Artık ferden ve toplum olarak esaslı bir </span><span style="font-weight: 400;">tevbeye niyet</span><span style="font-weight: 400;"> etmeliyiz.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sünnilik ve Şiilik başta olmak üzere mezhep, cemaat veya meşrep davası gütmenin, onun holiganlığını yapmanın </span><span style="font-weight: 400;">tefrika suçu işlemek</span><span style="font-weight: 400;"> olduğunu, haram kılınmış olan bu büyük sosyal hastalık Âlem-i İslam’ı yiyip bitirmeden öğrenmeliyiz. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Şahsımıza emanet edilen akıl, irade, sorumluluk, güç gibi nimetlerin </span><span style="font-weight: 400;">devredilemez ve vazgeçilemez ferdî emanetler</span><span style="font-weight: 400;"> olduğunun bilincine vararak, şark kurnazlığıyla onları başkasının cebine koymak suretiyle sorumluluktan kurtulma uyanıklığından vaz geçmeliyiz. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kendi kendimize yaptığımız zulümlerin, kendi tercih ve eylemlerimizin sonucu olarak başımıza gelen acı olayların faturasını Allah’a keserek bunca nimeti bağışlayan Rabbimize iftira atma terbiyesizliğini bırakıp adam gibi </span><span style="font-weight: 400;">tercih ve eylemlerimizin sorumluluğunu üstlenmeliyiz</span><span style="font-weight: 400;">. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tarih boyunca farklı kültürlerin karışımıyla ortaya çıkmış olan geleneksel din algılarını sorgulayarak Allah’ın bize indirdiği dini yeniden keşfetmeli, Allah’ın dinine zam yapmadan, indirilmiş dinde indirime yeltenmeden </span><span style="font-weight: 400;">Rabbimizin</span><span style="font-weight: 400;"> insanlık ailemiz için </span><span style="font-weight: 400;">öngördüğü sınırlarla yetinerek</span><span style="font-weight: 400;">, O’nun emr-i ilahisi gereğince aklın ve ilmin işbirliğiyle, vahyin aydınlığında yepyeni bir hayatı inşa etmeliyiz. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Üzerimizdeki ölü toprağını atmalıyız. Yeryüzünün imarı ve vahye mutabık medeni bir hayatın inşası için gerek fizik, gerek sosyal, gerekse entelektüel alanda </span><span style="font-weight: 400;">büyük çabalar</span><span style="font-weight: 400;"> ortaya koymalıyız. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bedeviliği, kabalığı, marjinalliği ve </span><span style="font-weight: 400;">şiddeti  yücelten</span><span style="font-weight: 400;"> tutum ve davranışlardan bütünüyle uzaklaşmalıyız. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Evde, okulda, işyerinde, kamusal alanda, siyaset ve cemaat ilişkilerinde </span><span style="font-weight: 400;">çatışmaya ve nefrete değil, saygıya ve müzakereye dayalı</span><span style="font-weight: 400;">, sözleşme, ilke ve hak temelli hukuklu  bir ilişki ağı geliştirmeliyiz. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Temyiz kudretimizi geliştirerek</span><span style="font-weight: 400;"> iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan, geleneği dinden, kültürü imandan hassasiyetle ayırt etmeyi, şirke bulaşmamak için olabildiğince titiz davranmayı, bunu bir ömür yapmanın asıl </span><span style="font-weight: 400;">kaderimiz</span><span style="font-weight: 400;"> olduğunu kavramalıyız. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Dinî ve siyasi önderlerimizin peygamberlerin bile kullanmadığı yetkiler kullanmasına göz yummayı terk etmeli, </span><span style="font-weight: 400;">istişareyle iş yapma ve ortak akıl ile karar alma</span><span style="font-weight: 400;"> erdemini gösterebilmeliyiz. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sadece beş milyarı aşkın kayıp kardeşlerimizi bulabilmek için değil, iki milyarlık Âlem-i İslam’ın evlatlarını evden kaçırmamak için de mutlaka </span><span style="font-weight: 400;">yeni bir din dili geliştirmek</span><span style="font-weight: 400;"> maksadıyla elbirliği yapmalıyız. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yöntemler farklı olsa da temeli oluşturan </span><span style="font-weight: 400;">‘asıl’ın tek olduğunu</span><span style="font-weight: 400;"> asla unutmamalı ve dosdoğru geniş yolda birbirimize çelme takmadan kendi gücümüz ve gayretimiz nispetinde, ödülünü sadece Âdil-i Mutlak’tan bekleyerek </span><span style="font-weight: 400;">hayır ve ıslah faaliyetlerinde yarışmalıyız</span><span style="font-weight: 400;">.</span></li>
</ol>
<p><b>Özetle; </b><span style="font-weight: 400;">duygularımızla değil aklımızla hareket etmeyi, aşağılık ya da büyüklük kompleksinden kurtulmayı, gücü değil hakkı üstün tutmayı, sadakati değil liyakati öncelemeyi, mehdi/kurtarıcı beklemekten vaz geçip sorumluluğumuzu üstlenerek gereğini yapmayı, zanna ve menkıbelere dayalı çürük bilgileri bırakıp Kur’an’a ve aklın faaliyetlerine dayalı sağlam bilgiyi esas almayı başarabilirsek, bunun için irademizi ve çabamızı ortaya koyabilirsek, Müslümanlar İslam’ı yetkinlikle temsil etmeye başlayacak, İslam dini büyük bir hızla tüm dünyada yayılacak, karşısında başkaca hiç bir sistem tutunamayacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Müktesebatımızı Kur’an’ın eleğinden geçirerek kendimizle yüzleştiğimiz, Allah’ın koyduğu ilkeleri yeterli görüp dine zam yapmaya ya da inirim yapmaya yeltenmeden vahye mutabık bir hayat inşa etmek için irademizi ve gücümüzü ortaya koyduğumuz zaman, Rabbimizin bizleri yeryüzünün varisleri kıldığını göreceğiz. Zira buna vadi var ve O, asla vadinden hulfetmez.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zulme ve zalime meyletmeyip adaleti üstün tutarsak, cehaleti ilim ile yenersek, saltanat yerine şûrâ, yani ortak akıl ve istişare ile işlerimizi yürütürsek, günah ve düşmanlık yerine iyilik ve takvada yardımlaşarak sorumluluk bilincimizi geliştirirsek, insanlığın ortak iyilerini yaygınlaştırıp ortak kötülükleri engellemeye çalışırsak, ifrat veya tefrite saplanıp uçlarda gezinmek yerine dengeli, orta yolu tutan bir ümmet, sağlıklı bir toplum olursak, Allah elbette Müslümanları yeryüzünün varisi kılacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Dâvâmız uğrunda var gücünü harcayanları, elbette kendi yollarımıza  yönelteceğiz. Şüphesiz Allah iyi ve erdemli olanların yanındadır.”</b><span style="font-weight: 400;"> (Ankebut, 29:69). </span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cozum-iradesini-ortaya-koyabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
