<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MUHARREM KILIÇ Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/muharrem-kilic/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fethigungor.net/etiket/muharrem-kilic/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sun, 24 Nov 2019 21:12:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>İŞ AHLAKI BİLİNCİNİ GELİŞTİRMEK VE YAYGINLAŞTIRMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/sorunlarimizla-yuzlesmek/is-ahlaki-bilincini-gelistirmek-ve-yayginlastirmak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/sorunlarimizla-yuzlesmek/is-ahlaki-bilincini-gelistirmek-ve-yayginlastirmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Nov 2019 21:12:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sorunlarımızla Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[AYHAN KARAHAN]]></category>
		<category><![CDATA[BM İŞ DÜNYASI VE İNSAN HAKLARI REHBER İLKELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ENGİN YILDIRIM]]></category>
		<category><![CDATA[İGİAD]]></category>
		<category><![CDATA[KAMU BAŞDENETÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[MUHARREM BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[MUHARREM KILIÇ]]></category>
		<category><![CDATA[NİHAT ERDOĞMUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[REŞAT PETEK]]></category>
		<category><![CDATA[ŞEKİB AVDAGİÇ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞEREF MALKOÇ]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE İŞ AHLAKI ZİRVESİ 2019]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=957</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) (1) tarafından her yıl düzenlenen Türkiye İş Ahlakı Zirvesi (2) bu yıl “İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi” temasıyla 9 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirildi. Düzenleme Heyeti Başkanı Prof.Dr. Nihat Erdoğmuş’un karşılama konuşmasında belirttiği üzere zirvesinin iki temel amacından ilki, iş ahlakına yönelik sorunlar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) (<strong>1</strong>) tarafından her yıl düzenlenen Türkiye İş Ahlakı Zirvesi (<strong>2</strong>) bu yıl “İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi” temasıyla 9 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirildi. Düzenleme Heyeti Başkanı Prof.Dr.<strong> Nihat Erdoğmuş</strong>’un karşılama konuşmasında belirttiği üzere zirvesinin iki temel amacından ilki, iş ahlakına yönelik sorunlar hakkında duyarlılık oluşturmak ve bu sorunları aşmak için çözüm önerileri sunmak, ikincisi ise iyi örnekler üzerinden iş dünyasını iş ahlakını uygulamaya teşvik etmektir.</p>
<p>2016 yılından başlayarak iş ahlakı eğitimi, üretimde iş ahlakı ve kamuda iş ahlakı temalarıyla yapılan zirvenin dördüncüsü “iş ahlakı, hukuk ve adalet ilişkisi”ni konu edindi.</p>
<p><strong>İş Ahlakı Uygulamalarındaki Hukuki Boşluğu Doldurmak</strong></p>
<p>Zirvenin açış konuşmasında ahlak ile hukukun uygulanmadığı bir yerde adalet beklenemeyeceğini vurgulayan İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ayhan Karahan</strong>, ahlakın genelde kişiye özel bir davranış şekli olarak tanımlandığına, yaptırımı olmadığı için ahlaki davranışların keyfilik içerisinde olduğuna, Türkiye’de bu konuda hukuk desteğinin yetersiz kaldığına dikkat çekti. Avrupa’da iş ahlakının kişisel bir tercih olmaktan çıkartılıp hukukla desteklendiğini hatırlatan Karahan, 2018 yılında gerçekleştirdikleri ankette iş ahlakı ve hukuk ilişkisini incelediklerini, ankete katılanların yüzde 90’ının iş ahlakı uygulamalarında yasal boşluğun bulunduğu ve bu boşluğun kanunla doldurulması gerektiğini belirttiğini açıkladı.</p>
<p>Moderatörlüğünü 25 ve 26. Dönem Milletvekili Av. <strong>Reşat Petek</strong>’in yaptığı “İş Hayatında İnsan Hakları, Ahlak ve Adalet İlişkisi” başlıklı ilk oturumda; Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Prof.Dr. <strong>Engin Yıldırım</strong> ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. <strong>Muharrem Kılıç</strong> birer tebliğ sundu.</p>
<p>Tebliğinde şirketlerin insan hakları alanında duyarlılık göstermesinin sıradan bir toplumsal yarar değil, topluma olan borcunun yerine getirilmesinden kaynaklandığına dikkati çeken Yıldırım; “Burada koruma, saygı gösterme ve telafi etme olarak 3 temel sac ayağı vardır. Şirketler insan haklarını korumakla ve saygı göstermekle yükümlüdür. Eğer faaliyetlerinden bir zarar olmuşsa o zararı telafi etmekten de sorumludur. Bu 2013 yılında kabul edilen, 8 ana ve 24 tamamlayıcı ilkeden oluşan BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri’nde de yer alıyor. Bunun bağlayıcı bir hukuki yönü yok, gönüllü bir uygulama ama şu an BM İnsan Hakları Konseyi çerçevesinde uluslararası düzeyde bağlayıcılığı olan İş Dünyası ve İnsan Hakları Sözleşmesi çalışmaları yapılıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Küresel kapitalist sistemin küresel ölçekte sermayedarların ve emperyal devletlerin çıkarlarını korumaya yönelik kavram ve söylemler icat ederek varlıklarını sürdürdüğünü anlatan Kılıç ise çalışma hayatında bu sistemin getirdiği düzenlemelerin insan kaynakları uygulamaları yoluyla yaygınlık kazandığını ve çalışma hayatında önemli insan hakları sorunlarına sebep olduğunu örneklerle ortaya koydu (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Adaleti Temin Etmek ve Ahlakı Ayakta Tutmak </strong></p>
<p>Moderatörlüğünü Hukuk Vakfı Başkanı Av. <strong>Muharrem Balcı</strong>’nın üstlendiği “Kamu ve Özel Sektörde İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi” başlıklı ikinci oturumda ise Kamu Başdenetçisi Av. <strong>Şeref Malkoç</strong> ve İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Şekib Avdagiç</strong> tebliğlerini sundu.</p>
<p>İnsanın görevinin adaleti temin etmek ve ahlakı ayakta tutmak olduğunu hatırlatan Malkoç, doğru ile yanlışı akıl ve adaletle ayırt edilebildiğimizi belirterek Kamu Denetçiliği Kurumu’nu şu ifadeleriyle özetledi: “Biz devlet ile millet arasında bir barış köprüsüyüz, mahkeme değiliz, ama idareyi denetliyor ve karar veriyoruz… Adalete ulaşmada 3 unsur önemlidir. Birincisi <strong>kolay</strong> olması, ikincisi ucuz veya <strong>bedava</strong>, üçüncüsü de adaletin <strong>hızlı</strong> olmasıdır. Başvurulardan harç, başvuru, bilirkişi parası almıyoruz hepsini kendimiz karşılıyoruz. 2019 yılı 31 Ekim itibarıyla bize yapılan başvuruların toplamı 17 bin 145&#8217;tir. 2019 yılında verdiğimiz karar sayısı 18 bin 527&#8217;dir.” (<strong>3</strong>).</p>
<p>Ahlaki ilkelerin eskiden beri gelen ve düzeni sağlayan niteliğe sahip olduğunu, korumacılığın ve küreselleşmenin ahlaki ilkelerin aşınmasına ve kaybolmasına etki ettiğini vurgulayan Avdagiç, işletmelerde ahlak ile hukukun yan yana olduğunu, sözleşmelere riayet etmenin sadece hukuki baskı sebebiyle değil aynı zamanda ahlaki bir ödev olarak da görülmesi gerektiğine dikkat çekerek tebliğini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Her şeyden önce işletmeler, uygulamalarını ve ilişkilerini, iş ahlakı çerçevesinde çizmelidir. Bu faktörle firmalar, iş ahlakının önemini kavrayıp sosyo-ekonomik süreçte uygulamalarını geliştireceklerdir. Politik alanın istikrarlı bir şekilde ilerlemesi sağlanmalıdır. Ahlaki ilkelerin uygulanmasında iş dünyasının belli ilkeler temelinde örgütlenmesi de önemlidir. Gerek kamuda gerek özel sektörde gerekse <strong>tüm çalışma alanlarında iş ahlakı ilkelerini temel alan bir anlayışın olması</strong>, kurumsal yapının oluşturulması, iş ahlakının yaygınlaşması açısından oldukça önemlidir. Özetle iş ahlakı, tüketicilerden çalışanlara kadar tüm toplumu, çevreyi ve ticari hayatın her alanını ilgilendiriyor. Ticari hayatta ahlak kurallarının referans alınması, sorunları daha ortaya çıkmadan önleyecek, tüm tarafların yararına olacaktır.” (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Ahlakı ve Hukuku Gözeterek İlerlemek</strong></p>
<p>İş Ahlakı Zirvesi 2019 oturumlarında öne çıkan tespit ve öneriler, sonuç bildirgesinde aşağıdaki şekilde ifade edilerek sıralanmıştır (<strong>4</strong>):</p>
<ol>
<li>İş ahlakı, hukuk ve adalet birlikte ele alınması gereken ve birbirini besleyen kavramlardır. Ahlak ile hukukun uygulandığı yerde adalet ortaya çıkmaktadır. Hukuk ve adaletin olmadığı yerde <strong>iş ahlakı ilk kaybolan değer</strong> olmaktadır.</li>
<li>İşletmelerde yaşanan sorunların çözümünde ve iş ahlakının yaygınlaşmasında <strong>dürüstlükten hiçbir şekilde taviz verilmemelidir</strong>. Burada işletme yöneticilerine büyük görev düşmektedir.</li>
<li>İş dünyasında, iş ahlakı ile ilgili <strong>hukuk desteğinin yetersizliği</strong> en önemli eksikliklerin başında gelmektedir. İş dünyasında ahlaki uygulamalar bağlamında hukuk eksikliği öncelikle giderilmesi gereken bir meseledir. İş ahlakının uygulanmasında kişilerin inanç ve değerleri oldukça önemlidir. Bununla birlikte, iş ahlakının hukukla beslenmesi ve desteklenmesi gerekmektedir. İş ahlakı uygulamalarında yaptırım olmadığı zaman, ahlaki davranışlar keyfilik içerisinde kalmakta ve yeterli karşılığı bulunmamaktadır.</li>
<li>İş ahlakı, hukuk ve adalet temelinde gelişen <strong>girişimcilik</strong> ülkelerin refahı ve kalkınması için büyük öneme sahiptir ve teşvik edilmelidir.</li>
<li>İş ahlakı, tüketicilerden çalışanlara kadar tüm toplumu, çevreyi ve ticari ve sınai hayatın her alanını ilgilendirmektedir. Ticari ve sınai hayatta <strong>ahlak kurallarının referans alınması</strong>, sorunları daha ortaya çıkmadan önleyecek, tüm tarafların yararına olacaktır.</li>
<li>Ahlak, ticareti besleyen ve üretimi verimli kılan bir niteliğe sahip olduğu için, <strong>‘piyasada tutunmak</strong>’ hem üretimde hem de pazarlamada <strong>dürüstlükle mümkündür</strong>. İş ahlakını bir hayat tarzı olarak benimseyen ve iş ahlakı ilkelerine önem veren toplumlar ekonomik kaynaklarını daha etkili ve verimli kullanmaktadır.</li>
<li>İş ahlakı alanında sorun yaşanmaması veya bu sorunların azaltılması için taraflar arasında yapılan sözleşmelerde hem ahlaki hem de hukuki ilkelere uygun düzenlemeler gerekmekte ve bu düzenlemelere hem ahlaken hem de hukuken uymak gerekmektedir. Ahlak ile hukuk yan yanadır. Bu yüzden <strong>sözleşmelere uymak ve gereğini yapmak</strong> sadece hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.</li>
<li>İş dünyasında kamu ve özel sektör kuruluşları ve STK’lar <strong>insan haklarını korumakla</strong> ve buna saygı göstermekle yükümlüdür. Bu kuruluşlar, faaliyetleri sonucu bu konuda bir zarar doğarsa, o zararın telafi edilmesinden sorumludur.</li>
<li>İşletmelerin gönüllülük esasına dayalı sosyal sorumluluk projeleri geliştirmeye başlamış olmaları iyi bir gelişme olmakla beraber, <strong>sosyal sorumluluk faaliyetlerinin yapılış amacı ve şekli</strong> iş ahlakına ve hukuka uygun olmalıdır.</li>
<li>Kamuda iş ahlakı, hukuk ve adaletin yaygınlaşması için kamu idarelerinin <strong>şeffaf, insan odaklı ve denetlenebilir</strong> idareler olması gerekmektedir. Vatandaşın hak araması için geliştirilen CİMER ve Kamu Denetçiliği gibi sistem ve kurumların varlığı önemli olup daha da etkin çalışması sağlanmalıdır.</li>
<li>Modern kapitalist sistem hegemonik bir nitelik ve söyleme sahip olup, iş ahlakı, hukuk ve adalet konusunda ciddi sorunlar doğurmaktadır. Sadece ‘kâr maksimizasyonu’ güdüsüyle hareket etmek, işletmelerin ahlaki anlamda had safhada sorunlar yaşamasına sebep olmaktadır. Küresel kapitalist sistem küresel ölçekte sermayedarların ve emperyal devletlerin çıkarlarını korumaya yönelik kavramlar ve söylemler icat etmektedir. Modern kapitalist sistem disiplin ve düzenlemeler yoluyla iktidarını sürdürmektedir. Sistemin mevcut işleyişi, iş ahlakı, hukuk ve adalet ilişkisini bozmakta ve bu konularda önemli sorunlar doğurmaktadır. Başta küresel iş ortamı olmak üzere tüm iş ortamlarında <strong>insanın sömürülmesine karşı çıkan</strong>, insanın insanla, insanın çevreyle ve insanın Mutlak Yaratıcıyla uyum içinde varlığını sürdürmesine imkân veren bir iş ortamı oluşturulması gerekmektedir.</li>
<li>Günümüzde iş dünyası ile insan hakları ilişkisinde çok uluslu şirketler özel bir öneme sahiptir. Pek çok ulus devletten daha büyük ekonomik ve toplumsal güce sahip bu şirketler farklı ülkelerde toplumsal hayatı önemli ölçüde etkilemektedir. 1990’lı yıllardan itibaren küreselleşmenin artmasıyla, çok uluslu şirketlerin insan hakları alanında birtakım sorumlulukları öne çıkmaya başlamıştır. Bu şirketlerin insan haklarına uygun davranmalarına yönelik mekanizmaların geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Küresel düzeyde BM ve benzeri kuruluşlar tarafından oluşturulan <strong>iş dünyasında insan haklarını düzenleme ve geliştirme</strong>ye yönelik rehber ilkelerin ve sözleşmelerin bağlayıcılığı ve yaptırım gücünün artırılmalıdır.</li>
<li>Hukuka uygun olan bir şey ahlaka uygun olmayabilir, bu yüzden vicdan önemlidir. <strong>Ahlak</strong>, piyasa iradesinin üzerinde bir vicdan iradesinin oluşmasını sağlayan <strong>güçlü bir dayanaktır</strong>.</li>
<li>Üretici, tüketici ve toplumun memnuniyetini ve haklarını tesis eden bir iş yapma anlayışının yerleştirip yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bu bağlamda <strong>iş dünyasının ahlaki ilkeler temelinde yeniden yapılandırılması</strong> önem arz etmektedir.</li>
<li>Özel sektör ve kamuda iş ahlakının yaygınlaşması için, tüm çalışma alanlarında <strong>iş ahlakı ilkelerini temel alan</strong> bir anlayışın geliştirilmesi ve kurumsal yapıların oluşturulması gerekmektedir.</li>
<li>Ahlaki ilkeler eskiden beri var olan ve sosyal düzeni ve adaleti sağlayan bir niteliğe sahiptir. <strong>Ahilik sistemi</strong> asırlardır bu topraklarda başarıyla uygulanmıştır. Ahilik zengin ile fakir, üretici ile tüketici, emek ile sermaye, halk ile devlet arasında iyi ve sağlam ilişkiler kurulmasını sağlamış, hem üretimi hem de sosyal düzeni tesis etmiştir. Bu yüzden ahilik sisteminden bugüne yönelik uygulamalarının geliştirilebileceği çalışmalar yapılmalıdır.” (<strong>4</strong>).</li>
</ol>
<p>Devletin ve toplumun kalkınması ve ilerlemesi için nitelikli çalışmalarına bir yenisini ekleyen İGİAD yönetimini, İş Ahlakı Zirvesi’nde kıymetli birikimlerini paylaşan konuşmacıları, zirvenin başarıyla tamamlanmasında görev alanları ve katılımcıları yürekten tebrik ediyorum. Yoğun emek mahsulü bu zirvenin çıktılarının devlet erkânı gerekse toplum nezdinde hak ettiği ilgiye mazhar olması temennisiyle…</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>https://<strong>igiad</strong>.org.tr/, 11.11.2019.</li>
<li>http://<strong>isahlakizirvesi</strong>.com, 11.11.2019.</li>
<li>https://igiad.org.tr/<strong>tiaz-19</strong>, 11.11.2019.</li>
<li>https://igiad.org.tr/images/tiaz19/<strong>TIAZ19_Bildirge</strong>.pdf, 11.11.2019.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/sorunlarimizla-yuzlesmek/is-ahlaki-bilincini-gelistirmek-ve-yayginlastirmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSAN HAKLARINI YENİDEN DÜŞÜNMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/insan-haklarini-yeniden-dusunmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/insan-haklarini-yeniden-dusunmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2018 12:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[ABDÜLHAMİT GÜL]]></category>
		<category><![CDATA[ARZU SOMALI]]></category>
		<category><![CDATA[BAĞIMSIZ DAİMİ İNSAN HAKLARI KOMİSYONU]]></category>
		<category><![CDATA[Berdal Aral]]></category>
		<category><![CDATA[HAMİT ERSOY]]></category>
		<category><![CDATA[IBRAF]]></category>
		<category><![CDATA[İHEB]]></category>
		<category><![CDATA[İİT]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN HAKLARINI YENİDEN DÜŞÜNMEK]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN SORUMLULUKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[IPHRC]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM İNSAN HAKLARI DEKLARASYONU]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM ÜLKELERİ YAYINCILIK DÜZENLEYİCİ KURUMLARI FORUMU]]></category>
		<category><![CDATA[MALDİVLER]]></category>
		<category><![CDATA[MARGHOOB SALEEM BUTTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Birsin]]></category>
		<category><![CDATA[MUHARREM KILIÇ]]></category>
		<category><![CDATA[MURAT ŞİMŞEK]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA TEKİN]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA YAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[REFİK KORKUSUZ]]></category>
		<category><![CDATA[Saffet Köse]]></category>
		<category><![CDATA[SÜLEYMAN ARSLAN]]></category>
		<category><![CDATA[TİHEK]]></category>
		<category><![CDATA[TOGO]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=795</guid>

					<description><![CDATA[İnsan Haklarını Korumak ve Geliştirmek Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), 20/4/2016 tarih ve 29690 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6701 Sayılı Kanun çerçevesinde faaliyetlerini yürüten bir kurumdur (1). 2/7/2018 tarihli KHK/703/149. Madde ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki yerini alan TİHEK, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan Haklarını Korumak ve Geliştirmek </strong></p>
<p>Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), 20/4/2016 tarih ve 29690 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6701 Sayılı Kanun çerçevesinde faaliyetlerini yürüten bir kurumdur (<strong>1</strong>). 2/7/2018 tarihli KHK/703/149. Madde ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki yerini alan TİHEK, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kurum olarak resen inceleme ve yaptırım yetkisine sahiptir.</p>
<p>Misyonunu “insan haklarını korumak ve geliştirmek, Ulusal Önleme Mekanizması görevini yerine getirmek ve ayrımcılıkla mücadele etmek” şeklinde belirleyen kurum, 1. Madde’de belirtildiği üzere; “insan onurunu temel alarak insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, kişilerin eşit muamele görme hakkının güvence altına alınması, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada ayrımcılığın önlenmesi ile bu ilkeler doğrultusunda faaliyet göstermek, işkence ve kötü muameleyle etkin mücadele etmek ve bu konuda ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirmek” amacını gütmektedir.</p>
<p>TİHEK’in 6-7 Aralık 2018 tarihinde İstanbul’da Cevahir Kongre Merkezi’nde düzenlemiş olduğu “<strong>İnsan Haklarını Yeniden Düşünmek</strong>” temalı uluslararası sempozyuma Filistin’den Malezya’ya, Togo’dan Cezayir’e, Maldivler’den Bangladeş’e, İngiltere’den Avustralya’ya kadar 3 kıtadan 16 ülkenin insan hakları uzmanları, üst düzey yetkililer ve akademisyenler bir araya geldi (<strong>2</strong>). Kurumun daha önceki insan hakları sempozyumlarında da önemli konuların ele alındığını hatırlatarak (<strong>3</strong>) çoğunlukla İslam dünyasından gelen uzmanların insan haklarını yeniden düşünmeye çağıran tebliğlerinden –canlı yayın esnasında ve sonradan izleyebildiğim ve not alabildiğim kadarıyla- bazı vurguları sizlere aktarmakta ve bu önemli sempozyuma dikkatinizi çekmekte yarar görüyorum.</p>
<p>İnsan hakları konulu resim, şiir ve kompozisyon yarışması ödül töreninin de gerçekleştirildiği sempozyumda ilk protokol konuşmasını yapan TİHEK Başkanı Av. Süleyman Arslan, 9 Aralık 1998 tarihli “Evrensel Olarak Tanınan İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Geliştirilmesi ve Korunmasında Bireylerin, Grupların ve Toplumsal Kuruluşların Hakları ve Sorumluluklarına Dair Birleşmiş Milletler Bildirge”sinin 7. Maddesini hatırlattı:</p>
<p>“Herkes, bireysel olarak ve diğerleriyle birlikte, <strong>insan haklarına ilişkin yeni fikirler ve ilkeler geliştirme</strong>, bunları tartışma ve kabul edilebilirliklerini savunma haklarına sahiptir.” İnsan haklarını geliştirmek adına bu ilkeyi çok değerli buluyorum. Zira bu husus evrensel beyannamenin donuk bir beyanname olmadığını, kadim medeniyet değerlerimizle zenginleştirilebilmeye açık olduğunu göstermektedir.”</p>
<p><strong>Tüm Üyeleriyle Birlikte Aileyi Korumak ve Güçlendirmek </strong></p>
<p>“Evrensel Beyanname’nin 16. Maddesinin 3. Fıkrası, ailenin cemiyetin temel ve tabii unsuru olduğunu, cemiyet ve devlet tarafından korunmak hakkını haiz olduğunu açık ve net bir şekilde ifade etmektedir. <strong>Ailenin korunması</strong>, ihmal edilen önemli bir insan hakları konusudur. Bu sadece bireyin değil aynı zamanda hem devletin hem de cemiyetin sorumluluğundadır.</p>
<p><strong>Anne ve baba hakkı</strong> evrensel birer insan hakkıdır. Bu hakları devletimizin koruyup desteklemesi gerekmektedir. Yine bu haklar bütün dünyada özel bir korumaya kavuşturulmalıdır. Anne ve babalık özendirilmeli; anne, baba, eş, çocuk, genç ve yaşlıların karşılıklı hak ve sorumlulukları üzerine yoğunlaşmalı, bu yönde eğitimlere ağırlık verilmeli, buradan hareketle aile korunup geliştirilmelidir. Çocuk haklarının yanında <strong>dede, nine ve torun hakları</strong> tekrar gündemimizde yer almalıdır.” (<strong>4</strong>/ dk. 41:27-44:21).</p>
<p>İlk oturumun ilk konuşmacısı Prof.Dr. Berdal Aral, “Bir Zorunluluk İlişkisi Olarak Kurgulanan İnsan Hakları ve Sekülerizm İlişkisine Farklı Bir Bakış” başlıklı tebliğinde ve sorulara verdiği cevaplarda özetle aşağıdaki hususlara değindi:</p>
<p><strong>Amacın Adalet, Barış ve Huzur Olduğunu Unutmamak </strong></p>
<p>“Farklı din ve kültür mensupları katkı yaparsa İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (İHEB) evrensel olur ve daha kolay içselleştirilebilir. (<strong>4</strong>/ dk. 2.12.12-2.27.20).</p>
<p>İnsan hakları; <strong>adalet, barış, huzur</strong> vb. amaçlar için <u>araçtır</u>. Sadece haklar ve özgürlüklerden bahsedemeyiz. İHEB yanında İnsan Sorumlulukları Evrensel Beyannamesi de yayınlamalıyız.</p>
<p>İslam dünyası ülkeleri kendilerini ciddiye almalıdır… Ortak insan hakları birikimini yok sayamayız. Belgeleri anlayıp değerlerimizle çatışmayan maddeleri uygulamalıyız. Biz kendimiz <strong>belgeler yayınlamaya başlarsak</strong> bizi ciddiye alırlar. Ağlayan çocuk gibiyiz. ‘Bizde her şey var’ demekle olmuyor, göstermek lazım.</p>
<p>1990 tarihli İslam İnsan Hakları Deklarasyonu’nda hak ihlalleri var, devlete aşırı yetki veriyor. Ben bir Batılı olsam şunu derim: ‘Siz siyasi değişimi engellemek istiyorsunuz.’ <strong>Şeffaf</strong> olursak, teftişe açık olursak muhatap alınırız. Onların belgelerini reddetmek yetmez, onları anlamak, değiştirmeye ve <strong>aşmaya çalışmak</strong>tır. ‘Biz bu oyunu oynamıyoruz’ dediğinizde yapayalnız kalabiliyorsunuz.” (<strong>4</strong>/ dk. 3.22.10-3.27.10).</p>
<p>İlk oturumun Moderatörlüğünü yürüten Prof.Dr. Refik Korkusuz, devlete karşı istenen hakların tahakkuk edebilmesi için devlet güçlü olması gerektiğine, aksi halde devletin sosyal hakları karşılayabileceğine dikkat çektiği açıklamasında boşanma oranlarının hızla yükselmesi problemine dikkat çekti:</p>
<p>“Yılda yaklaşık <strong>140 bin boşanma</strong> var. Bu 6284’ten kaynaklanmıyor, bununla ilgili olan, erkeği evden uzaklaştırma vakası bini geçmez. İnternette dolaşan bilgilerin %99’u yanlış. Aile çözülüyor… Balinalar için bir araya gelen dünya, Azerbaycan’da %20’yi bulan kaçkınları, Suriyelileri hiç hesaba katmıyor…</p>
<p>Batılılar da Müslümanlar da çifte standarttan uzak durmalıdır. Başkalarına karşı da adil olabilmeliyiz…”  (<strong>4</strong>/ dk. 3.27.14-3.30.30).</p>
<p>Sempozyumun ikinci gününde son oturumda “İnsan Haklarının Değerlerle ilişkisi ve İslam Hukuku Metodolojisine (Fıkıh Usulü) Taşınma İmkânı” başlıklı tebliğini sunan Doç.Dr. Mehmet Birsin şu hususlara dikkat çekti:</p>
<p>“Merkeze insanı ve hakkı koyduğumuz ‘insan hakları’ kavramında <strong>hak</strong>; bir maslahata ilişkin yetkilendirilmiş talebi ifade etmektedir. Bu da içinde üç hususu taşır: Yetki, maslahat ve hukuki himaye…</p>
<p>Aydınlanma düşüncesi, insan haklarının kaynağını kesip gölü kokuşmayla karşı karşıya bırakmıştır.</p>
<p>İnsan haklarını <strong>insanlık cinsine ait maslahat</strong>a dayandırmalıyız. İnsanı değer yüklü, yaratılış amacına uygun bir varlık kabul etmeliyiz.</p>
<p>Fıkıhta insan hakları konusunu, ‘Din Koyucu’nun genel maksatlarını ifade eden <strong><em>meqâsidu’ş-şerî’a</em></strong> bağlamında ele almak gerekir. İslam fıkhı çerçevesinde hak meqâsidi, insan hakları meqâsidi üretmek mümkün…” (<strong>5</strong>/ dk. 27.27-43.43).</p>
<p>“<strong>İslam ve İnsan Hakları</strong>” başlıklı altıncı ve son oturumu yöneten İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse şu önemli katkılarıyla iki günlük sempozyumu noktaladı:</p>
<p>“Nisa sûresinin 1. âyeti bağlamında bazı ilkelerin altı çiziliyor:</p>
<p>1- İnsani sorunlarda insanlar arası <strong>dayanışma</strong>. Doğal afet vb. durumlarda herhangi bir ayırım gözetmeden yardımına koşma. Ashabına “Yardım yaparken Müslüman kardeşlerinizi gözetin.” diyen Allah Rasulü’nü Bakara sûresinin 272. âyeti uyarıyor, <strong>yardımda ayırım yapmayın</strong>, ihtiyaç sahibi mi değil mi ona bakın, diyor.</p>
<p>2- Asabiyetin anlamsızlığı. <strong>Etnik ayrımcılık</strong> üzerinden politika yapmayın diyor.</p>
<p>3- “İnsanda aslolan hürriyettir.” denir. Çünkü tüm insanlar Âdem ile Havva’nın çocuklarıdır, şeref ve haysiyet sahibidir, hürdür, köleleştirilemez, köle muamelesi yapılamaz, diyor fıkıh kitaplarında.</p>
<p>Komşu haklarından bahseden bir hadisinde Allah Rasulü; “Tüm insanlık Allah’ın ailesidir, Âdem ile Havva’nın çocukları olarak kardeştirler. İnsanların en hayırlısı insanlara karşı en hayırlı olandır.”</p>
<p>İnsan olarak, mümin olarak, akraba olarak terettüp eden haklar vardır.” (<strong>5</strong>/ dk. 1.18.30-1.29.43).</p>
<p><strong>Çifte Standardı Hiçbir İnsana Reva Görmemek</strong></p>
<p>İki gün boyunca 12&#8217;si yurt dışından olmak üzere 27 tebliğin sunulduğu ve müzakerelerin yapıldığı “İnsan Haklarını Yeniden Düşünmek” konulu uluslararası sempozyum sonunda TİHEK Başkanı Av. Süleyman Arslan tarafından okunan <strong>sonuç bildirgesi</strong>ni şu şekilde özetleyebiliriz:</p>
<p>“Aşağıdaki hususlar, İnsan Haklarını Yeniden Düşünmek Uluslararası Sempozyumu’nun genel eğilimi olarak tespit edilmiştir:</p>
<ol>
<li>Evrensel ve bölgesel düzeyde oluşturulan norm ve mekanizmaların insan haklarının korunması ve geliştirilmesinde önemli katkılar sağladığı şüphesizdir. Bununla birlikte, devletlerin <strong>çifte standarda yol açan</strong> uygulamalarından dolayı, bu mekanizmaların bazı noktalarda yetersiz kaldığı görülmektedir.</li>
<li>Çağımızda insan hakları söylemi ve bu konuda hazırlanmış belgeler ile bunların uygulaması arasında artan uçurum endişe vericidir. Özellikle güçlü devletlerin ve bazı uluslararası kuruluşların insan hakları ihlallerine <strong>çifte standartlı</strong> yaklaştıklarına yönelik artan algı, uluslararası koruma mekanizmalarının saygınlığına ve etkinliğine zarar vermektedir. Bu bağlamda, ırk, dil, din farketmeksizin herkesin <strong>insan olması sebebiyle</strong> sahip olduğu insan hakları kavramının, kapsayıcı bir biçimde yeniden ele alınarak çifte standarda yol açan uygulamalara son verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.</li>
<li>İnsan haklarının <strong>tek eksenli</strong> olması ve değer akışının sürekli olarak <strong>batıdan doğuya</strong> doğru olması sorunlara yol açmaktadır. Bu bağlamda, tek taraflı bir değer akışı yerine, <strong>çoğulculuğun</strong>, karşılıklı etkileşimin ve kültürel göreceliliğin göz önünde tutulduğu yeni bir yaklaşım benimsenmelidir.</li>
<li><strong>Batı eksenli ve birey merkezli</strong> olarak ele alınan ve sekülerizmi zorunlu bir önkoşul olarak kabul ettiği varsayılan insan hakları kavramı, esasen diğer medeniyetlerin ve İslam medeniyetinin kadim değerleri gözetilerek geliştirilmelidir.</li>
<li>İnsan hak ve özgürlüklerinin gözetilmediği bir kalkınma anlayışının mümkün olamayacağı göz önüne alınmalıdır.</li>
<li>Günümüzde, yaşam hakkı başta olmak üzere en temel hak ihlallerinin başlıca kaynağı, <strong>savaş ve terör</strong> olaylarıdır. Bu konuda hem devletlere hem de uluslararası topluma büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. <strong>Sorunların</strong> sıcak çatışmalara varmadan, <strong>barışçı yöntemlerle</strong> <strong>çözülmesi</strong>, yaşam hakkı başta olmak üzere birçok temel hak ve özgürlüğün ihlalini doğmadan önleyecektir.</li>
<li>Çağımızın yakıcı sorunlarından olan terör, mağdurların yaşam, özgürlük ve güvenlik haklarının sağlanması konusunda yol açtığı sorunlar nedeniyle insan haklarına zarar vermektedir. Terör örgütlerinin insan hakları gibi ulvi değerleri kendilerine kalkan yaparak, <strong>terör propagandası</strong> için kullanmalarının önüne geçilmelidir. Terör eylemleri, insan haklarını açıkça ve ağır şekilde ihlal eden eylemler olup, bununla etkili mücadele için devletin gerekli hukuki tedbirleri alması meşrudur. Tartışmasız olarak, her devletin terör tehdidine karşı meşru müdafaa hakkına dayalı olarak &#8220;terörle mücadele yapma hakkı&#8221; olduğu, bütün uluslararası mahfillerde vurgulanmalıdır.</li>
<li>İnsana bütüncül, kuşatıcı ve ayrım gözetmeksizin yaklaşan İslam dünyasının kadim değerleri ışığında insan ve <strong>insan onuru, özgürlük, eşitlik ve adalet ilkeleri</strong> dünyanın merkezinde yer almaktadır. Bu bağlamda, İslam dinini şiddet ve terörle bağdaştıran bir anlayış kabul edilemez.</li>
<li>İnsan haklarının dinamik özelliği göz önünde bulundurulduğunda, insana ve insani güvenliğe saygı duyulması bağlamında insan haklarını <strong>yerinden korumacı yaklaşımlar</strong> önem kazanmaktadır. Şehirde yapılan her şeyin alınan her kararın insan hakları süzgecinden geçirilmesini öngören <strong>insan hakları şehirleri</strong> kavramı gündeme gelmiştir. Bu bağlamda, sağlıklı toplumun yapıtaşını oluşturan <strong>ailenin gelişmesi ve güçlendirilmesine uygun</strong> bir ortam yaratılması ve buna uygun yapılar inşa edilmesi gerekmektedir.</li>
<li>Dünyanın neresinde meydana gelirse gelsin insan hakları ihlalleri tüm insanlığın ortak sorunudur. İnsan hakları, toplumun her kesimi tarafından kullanılabilen ve herkese temel hak bilincini aşılayan bir kavram olarak bütün dünyada hak ettiği yeri almalıdır. <strong>İnsan haklarının korunması ve ihlallerinin önlenmesi</strong>, yalnızca mağdurların değil, aydın, akademisyen, sivil toplum ve kamu yöneticilerinin yanı sıra empati temelinde her bireyin meselesidir. Bu bağlamda, sivil toplum ve üniversiteler başta olmak üzere, toplumun her kesiminin geniş katılımına ve çoğulcu temsiline dayanan politikalar geliştirilmeli, bu anlamda kamuoyunda bir farkındalık yaratılmalıdır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.” (<strong>6</strong>).</li>
</ol>
<p>Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit Gül’ün de katıldığı, Mustafa Yayla, Muharrem Kılıç, Mustafa Tekin, Murat Şimşek, Arzu Somalı vd. bir çok yerli ve misafir akademisyenin, insan hakları kurumu ya da STK temsilcisinin katkı yaptığı ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu (IPHRC) Genel Sekreteri Marghoob Saleem Butti ile İslam Ülkeleri Yayıncılık Düzenleyici Kurumları Forumu (IBRAF) Genel Sekreteri Doç.Dr. Hamit Ersoy’un yönetiminde “Ulusal İnsan Hakları Kurumlarına Özel Oturum” adıyla bir çalıştayla tamamlanan “İnsan Haklarını Yeniden Düşünmek” konulu uluslararası sempozyumda sunulan tebliğleri aşağıdaki linklerden dinleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>http://<strong>tihek.gov.tr</strong>, 10.12.2018.</li>
<li>http://www.<strong>yenidendusunmek.com</strong>, 06.12.2018.</li>
<li>https://www.instagram.com/<strong>tihekkurumsal</strong>/, 10.12.2018.</li>
<li>https://www.youtube.com/watch?v=lioWIbE_0WU&amp;feature=youtu.be, 06.12.2018.</li>
<li>https://m.youtube.com/watch?v=5tLXoD-gzFU, 07.12.2018.</li>
<li>https://www.haberturk.com/istanbul-haberleri/17091277-uluslararasi-insan-haklari-sempozyumu, 07.12.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/insan-haklarini-yeniden-dusunmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
