<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MUHARREM BALCI Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/muharrem-balci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/muharrem-balci/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sun, 24 Nov 2019 21:12:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>İŞ AHLAKI BİLİNCİNİ GELİŞTİRMEK VE YAYGINLAŞTIRMAK</title>
		<link>https://fethigungor.net/sorunlarimizla-yuzlesmek/is-ahlaki-bilincini-gelistirmek-ve-yayginlastirmak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/sorunlarimizla-yuzlesmek/is-ahlaki-bilincini-gelistirmek-ve-yayginlastirmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Nov 2019 21:12:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sorunlarımızla Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[AYHAN KARAHAN]]></category>
		<category><![CDATA[BM İŞ DÜNYASI VE İNSAN HAKLARI REHBER İLKELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ENGİN YILDIRIM]]></category>
		<category><![CDATA[İGİAD]]></category>
		<category><![CDATA[KAMU BAŞDENETÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[MUHARREM BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[MUHARREM KILIÇ]]></category>
		<category><![CDATA[NİHAT ERDOĞMUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[REŞAT PETEK]]></category>
		<category><![CDATA[ŞEKİB AVDAGİÇ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞEREF MALKOÇ]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE İŞ AHLAKI ZİRVESİ 2019]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=957</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) (1) tarafından her yıl düzenlenen Türkiye İş Ahlakı Zirvesi (2) bu yıl “İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi” temasıyla 9 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirildi. Düzenleme Heyeti Başkanı Prof.Dr. Nihat Erdoğmuş’un karşılama konuşmasında belirttiği üzere zirvesinin iki temel amacından ilki, iş ahlakına yönelik sorunlar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) (<strong>1</strong>) tarafından her yıl düzenlenen Türkiye İş Ahlakı Zirvesi (<strong>2</strong>) bu yıl “İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi” temasıyla 9 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirildi. Düzenleme Heyeti Başkanı Prof.Dr.<strong> Nihat Erdoğmuş</strong>’un karşılama konuşmasında belirttiği üzere zirvesinin iki temel amacından ilki, iş ahlakına yönelik sorunlar hakkında duyarlılık oluşturmak ve bu sorunları aşmak için çözüm önerileri sunmak, ikincisi ise iyi örnekler üzerinden iş dünyasını iş ahlakını uygulamaya teşvik etmektir.</p>
<p>2016 yılından başlayarak iş ahlakı eğitimi, üretimde iş ahlakı ve kamuda iş ahlakı temalarıyla yapılan zirvenin dördüncüsü “iş ahlakı, hukuk ve adalet ilişkisi”ni konu edindi.</p>
<p><strong>İş Ahlakı Uygulamalarındaki Hukuki Boşluğu Doldurmak</strong></p>
<p>Zirvenin açış konuşmasında ahlak ile hukukun uygulanmadığı bir yerde adalet beklenemeyeceğini vurgulayan İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ayhan Karahan</strong>, ahlakın genelde kişiye özel bir davranış şekli olarak tanımlandığına, yaptırımı olmadığı için ahlaki davranışların keyfilik içerisinde olduğuna, Türkiye’de bu konuda hukuk desteğinin yetersiz kaldığına dikkat çekti. Avrupa’da iş ahlakının kişisel bir tercih olmaktan çıkartılıp hukukla desteklendiğini hatırlatan Karahan, 2018 yılında gerçekleştirdikleri ankette iş ahlakı ve hukuk ilişkisini incelediklerini, ankete katılanların yüzde 90’ının iş ahlakı uygulamalarında yasal boşluğun bulunduğu ve bu boşluğun kanunla doldurulması gerektiğini belirttiğini açıkladı.</p>
<p>Moderatörlüğünü 25 ve 26. Dönem Milletvekili Av. <strong>Reşat Petek</strong>’in yaptığı “İş Hayatında İnsan Hakları, Ahlak ve Adalet İlişkisi” başlıklı ilk oturumda; Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Prof.Dr. <strong>Engin Yıldırım</strong> ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. <strong>Muharrem Kılıç</strong> birer tebliğ sundu.</p>
<p>Tebliğinde şirketlerin insan hakları alanında duyarlılık göstermesinin sıradan bir toplumsal yarar değil, topluma olan borcunun yerine getirilmesinden kaynaklandığına dikkati çeken Yıldırım; “Burada koruma, saygı gösterme ve telafi etme olarak 3 temel sac ayağı vardır. Şirketler insan haklarını korumakla ve saygı göstermekle yükümlüdür. Eğer faaliyetlerinden bir zarar olmuşsa o zararı telafi etmekten de sorumludur. Bu 2013 yılında kabul edilen, 8 ana ve 24 tamamlayıcı ilkeden oluşan BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri’nde de yer alıyor. Bunun bağlayıcı bir hukuki yönü yok, gönüllü bir uygulama ama şu an BM İnsan Hakları Konseyi çerçevesinde uluslararası düzeyde bağlayıcılığı olan İş Dünyası ve İnsan Hakları Sözleşmesi çalışmaları yapılıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Küresel kapitalist sistemin küresel ölçekte sermayedarların ve emperyal devletlerin çıkarlarını korumaya yönelik kavram ve söylemler icat ederek varlıklarını sürdürdüğünü anlatan Kılıç ise çalışma hayatında bu sistemin getirdiği düzenlemelerin insan kaynakları uygulamaları yoluyla yaygınlık kazandığını ve çalışma hayatında önemli insan hakları sorunlarına sebep olduğunu örneklerle ortaya koydu (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Adaleti Temin Etmek ve Ahlakı Ayakta Tutmak </strong></p>
<p>Moderatörlüğünü Hukuk Vakfı Başkanı Av. <strong>Muharrem Balcı</strong>’nın üstlendiği “Kamu ve Özel Sektörde İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi” başlıklı ikinci oturumda ise Kamu Başdenetçisi Av. <strong>Şeref Malkoç</strong> ve İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Şekib Avdagiç</strong> tebliğlerini sundu.</p>
<p>İnsanın görevinin adaleti temin etmek ve ahlakı ayakta tutmak olduğunu hatırlatan Malkoç, doğru ile yanlışı akıl ve adaletle ayırt edilebildiğimizi belirterek Kamu Denetçiliği Kurumu’nu şu ifadeleriyle özetledi: “Biz devlet ile millet arasında bir barış köprüsüyüz, mahkeme değiliz, ama idareyi denetliyor ve karar veriyoruz… Adalete ulaşmada 3 unsur önemlidir. Birincisi <strong>kolay</strong> olması, ikincisi ucuz veya <strong>bedava</strong>, üçüncüsü de adaletin <strong>hızlı</strong> olmasıdır. Başvurulardan harç, başvuru, bilirkişi parası almıyoruz hepsini kendimiz karşılıyoruz. 2019 yılı 31 Ekim itibarıyla bize yapılan başvuruların toplamı 17 bin 145&#8217;tir. 2019 yılında verdiğimiz karar sayısı 18 bin 527&#8217;dir.” (<strong>3</strong>).</p>
<p>Ahlaki ilkelerin eskiden beri gelen ve düzeni sağlayan niteliğe sahip olduğunu, korumacılığın ve küreselleşmenin ahlaki ilkelerin aşınmasına ve kaybolmasına etki ettiğini vurgulayan Avdagiç, işletmelerde ahlak ile hukukun yan yana olduğunu, sözleşmelere riayet etmenin sadece hukuki baskı sebebiyle değil aynı zamanda ahlaki bir ödev olarak da görülmesi gerektiğine dikkat çekerek tebliğini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Her şeyden önce işletmeler, uygulamalarını ve ilişkilerini, iş ahlakı çerçevesinde çizmelidir. Bu faktörle firmalar, iş ahlakının önemini kavrayıp sosyo-ekonomik süreçte uygulamalarını geliştireceklerdir. Politik alanın istikrarlı bir şekilde ilerlemesi sağlanmalıdır. Ahlaki ilkelerin uygulanmasında iş dünyasının belli ilkeler temelinde örgütlenmesi de önemlidir. Gerek kamuda gerek özel sektörde gerekse <strong>tüm çalışma alanlarında iş ahlakı ilkelerini temel alan bir anlayışın olması</strong>, kurumsal yapının oluşturulması, iş ahlakının yaygınlaşması açısından oldukça önemlidir. Özetle iş ahlakı, tüketicilerden çalışanlara kadar tüm toplumu, çevreyi ve ticari hayatın her alanını ilgilendiriyor. Ticari hayatta ahlak kurallarının referans alınması, sorunları daha ortaya çıkmadan önleyecek, tüm tarafların yararına olacaktır.” (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Ahlakı ve Hukuku Gözeterek İlerlemek</strong></p>
<p>İş Ahlakı Zirvesi 2019 oturumlarında öne çıkan tespit ve öneriler, sonuç bildirgesinde aşağıdaki şekilde ifade edilerek sıralanmıştır (<strong>4</strong>):</p>
<ol>
<li>İş ahlakı, hukuk ve adalet birlikte ele alınması gereken ve birbirini besleyen kavramlardır. Ahlak ile hukukun uygulandığı yerde adalet ortaya çıkmaktadır. Hukuk ve adaletin olmadığı yerde <strong>iş ahlakı ilk kaybolan değer</strong> olmaktadır.</li>
<li>İşletmelerde yaşanan sorunların çözümünde ve iş ahlakının yaygınlaşmasında <strong>dürüstlükten hiçbir şekilde taviz verilmemelidir</strong>. Burada işletme yöneticilerine büyük görev düşmektedir.</li>
<li>İş dünyasında, iş ahlakı ile ilgili <strong>hukuk desteğinin yetersizliği</strong> en önemli eksikliklerin başında gelmektedir. İş dünyasında ahlaki uygulamalar bağlamında hukuk eksikliği öncelikle giderilmesi gereken bir meseledir. İş ahlakının uygulanmasında kişilerin inanç ve değerleri oldukça önemlidir. Bununla birlikte, iş ahlakının hukukla beslenmesi ve desteklenmesi gerekmektedir. İş ahlakı uygulamalarında yaptırım olmadığı zaman, ahlaki davranışlar keyfilik içerisinde kalmakta ve yeterli karşılığı bulunmamaktadır.</li>
<li>İş ahlakı, hukuk ve adalet temelinde gelişen <strong>girişimcilik</strong> ülkelerin refahı ve kalkınması için büyük öneme sahiptir ve teşvik edilmelidir.</li>
<li>İş ahlakı, tüketicilerden çalışanlara kadar tüm toplumu, çevreyi ve ticari ve sınai hayatın her alanını ilgilendirmektedir. Ticari ve sınai hayatta <strong>ahlak kurallarının referans alınması</strong>, sorunları daha ortaya çıkmadan önleyecek, tüm tarafların yararına olacaktır.</li>
<li>Ahlak, ticareti besleyen ve üretimi verimli kılan bir niteliğe sahip olduğu için, <strong>‘piyasada tutunmak</strong>’ hem üretimde hem de pazarlamada <strong>dürüstlükle mümkündür</strong>. İş ahlakını bir hayat tarzı olarak benimseyen ve iş ahlakı ilkelerine önem veren toplumlar ekonomik kaynaklarını daha etkili ve verimli kullanmaktadır.</li>
<li>İş ahlakı alanında sorun yaşanmaması veya bu sorunların azaltılması için taraflar arasında yapılan sözleşmelerde hem ahlaki hem de hukuki ilkelere uygun düzenlemeler gerekmekte ve bu düzenlemelere hem ahlaken hem de hukuken uymak gerekmektedir. Ahlak ile hukuk yan yanadır. Bu yüzden <strong>sözleşmelere uymak ve gereğini yapmak</strong> sadece hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.</li>
<li>İş dünyasında kamu ve özel sektör kuruluşları ve STK’lar <strong>insan haklarını korumakla</strong> ve buna saygı göstermekle yükümlüdür. Bu kuruluşlar, faaliyetleri sonucu bu konuda bir zarar doğarsa, o zararın telafi edilmesinden sorumludur.</li>
<li>İşletmelerin gönüllülük esasına dayalı sosyal sorumluluk projeleri geliştirmeye başlamış olmaları iyi bir gelişme olmakla beraber, <strong>sosyal sorumluluk faaliyetlerinin yapılış amacı ve şekli</strong> iş ahlakına ve hukuka uygun olmalıdır.</li>
<li>Kamuda iş ahlakı, hukuk ve adaletin yaygınlaşması için kamu idarelerinin <strong>şeffaf, insan odaklı ve denetlenebilir</strong> idareler olması gerekmektedir. Vatandaşın hak araması için geliştirilen CİMER ve Kamu Denetçiliği gibi sistem ve kurumların varlığı önemli olup daha da etkin çalışması sağlanmalıdır.</li>
<li>Modern kapitalist sistem hegemonik bir nitelik ve söyleme sahip olup, iş ahlakı, hukuk ve adalet konusunda ciddi sorunlar doğurmaktadır. Sadece ‘kâr maksimizasyonu’ güdüsüyle hareket etmek, işletmelerin ahlaki anlamda had safhada sorunlar yaşamasına sebep olmaktadır. Küresel kapitalist sistem küresel ölçekte sermayedarların ve emperyal devletlerin çıkarlarını korumaya yönelik kavramlar ve söylemler icat etmektedir. Modern kapitalist sistem disiplin ve düzenlemeler yoluyla iktidarını sürdürmektedir. Sistemin mevcut işleyişi, iş ahlakı, hukuk ve adalet ilişkisini bozmakta ve bu konularda önemli sorunlar doğurmaktadır. Başta küresel iş ortamı olmak üzere tüm iş ortamlarında <strong>insanın sömürülmesine karşı çıkan</strong>, insanın insanla, insanın çevreyle ve insanın Mutlak Yaratıcıyla uyum içinde varlığını sürdürmesine imkân veren bir iş ortamı oluşturulması gerekmektedir.</li>
<li>Günümüzde iş dünyası ile insan hakları ilişkisinde çok uluslu şirketler özel bir öneme sahiptir. Pek çok ulus devletten daha büyük ekonomik ve toplumsal güce sahip bu şirketler farklı ülkelerde toplumsal hayatı önemli ölçüde etkilemektedir. 1990’lı yıllardan itibaren küreselleşmenin artmasıyla, çok uluslu şirketlerin insan hakları alanında birtakım sorumlulukları öne çıkmaya başlamıştır. Bu şirketlerin insan haklarına uygun davranmalarına yönelik mekanizmaların geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Küresel düzeyde BM ve benzeri kuruluşlar tarafından oluşturulan <strong>iş dünyasında insan haklarını düzenleme ve geliştirme</strong>ye yönelik rehber ilkelerin ve sözleşmelerin bağlayıcılığı ve yaptırım gücünün artırılmalıdır.</li>
<li>Hukuka uygun olan bir şey ahlaka uygun olmayabilir, bu yüzden vicdan önemlidir. <strong>Ahlak</strong>, piyasa iradesinin üzerinde bir vicdan iradesinin oluşmasını sağlayan <strong>güçlü bir dayanaktır</strong>.</li>
<li>Üretici, tüketici ve toplumun memnuniyetini ve haklarını tesis eden bir iş yapma anlayışının yerleştirip yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bu bağlamda <strong>iş dünyasının ahlaki ilkeler temelinde yeniden yapılandırılması</strong> önem arz etmektedir.</li>
<li>Özel sektör ve kamuda iş ahlakının yaygınlaşması için, tüm çalışma alanlarında <strong>iş ahlakı ilkelerini temel alan</strong> bir anlayışın geliştirilmesi ve kurumsal yapıların oluşturulması gerekmektedir.</li>
<li>Ahlaki ilkeler eskiden beri var olan ve sosyal düzeni ve adaleti sağlayan bir niteliğe sahiptir. <strong>Ahilik sistemi</strong> asırlardır bu topraklarda başarıyla uygulanmıştır. Ahilik zengin ile fakir, üretici ile tüketici, emek ile sermaye, halk ile devlet arasında iyi ve sağlam ilişkiler kurulmasını sağlamış, hem üretimi hem de sosyal düzeni tesis etmiştir. Bu yüzden ahilik sisteminden bugüne yönelik uygulamalarının geliştirilebileceği çalışmalar yapılmalıdır.” (<strong>4</strong>).</li>
</ol>
<p>Devletin ve toplumun kalkınması ve ilerlemesi için nitelikli çalışmalarına bir yenisini ekleyen İGİAD yönetimini, İş Ahlakı Zirvesi’nde kıymetli birikimlerini paylaşan konuşmacıları, zirvenin başarıyla tamamlanmasında görev alanları ve katılımcıları yürekten tebrik ediyorum. Yoğun emek mahsulü bu zirvenin çıktılarının devlet erkânı gerekse toplum nezdinde hak ettiği ilgiye mazhar olması temennisiyle…</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>https://<strong>igiad</strong>.org.tr/, 11.11.2019.</li>
<li>http://<strong>isahlakizirvesi</strong>.com, 11.11.2019.</li>
<li>https://igiad.org.tr/<strong>tiaz-19</strong>, 11.11.2019.</li>
<li>https://igiad.org.tr/images/tiaz19/<strong>TIAZ19_Bildirge</strong>.pdf, 11.11.2019.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/sorunlarimizla-yuzlesmek/is-ahlaki-bilincini-gelistirmek-ve-yayginlastirmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>28 ŞUBAT MAĞDURLARINA HAKLARINI VE İTİBARLARINI İVEDİLİKLE İADE ETMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/28-subat-magdurlarina-haklarini-itibarlarini-ivedilikle-iade-etmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/28-subat-magdurlarina-haklarini-itibarlarini-ivedilikle-iade-etmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2018 07:35:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[28 ŞUBAT 1997]]></category>
		<category><![CDATA[28 ŞUBAT HİKÂYEM]]></category>
		<category><![CDATA[28 ŞUBAT ÖĞRENCİ DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[ABDULSELAM DURMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[ACZİMENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AK PARTİ İNSAN HAKLARI BAŞKANLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[AKINCILAR]]></category>
		<category><![CDATA[ALİ KALKANCI]]></category>
		<category><![CDATA[ALİYE ÖZKUL]]></category>
		<category><![CDATA[ATİLLA YAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[BALANS AYARI]]></category>
		<category><![CDATA[BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI]]></category>
		<category><![CDATA[BEKİR YILDIZ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇETİN DOĞAN]]></category>
		<category><![CDATA[CEVAT AKKANAT]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEVİK BİR]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞU AKTULGA]]></category>
		<category><![CDATA[ESRA ALBAYRAK]]></category>
		<category><![CDATA[FADİME ŞAHİN]]></category>
		<category><![CDATA[FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ YARGISI]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSNÜ TUNA]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN SERVETİ KAYBI]]></category>
		<category><![CDATA[İRTİCA]]></category>
		<category><![CDATA[İRTİCAİ ÖRGÜT]]></category>
		<category><![CDATA[İSMAİL HAKKI KARADAYI]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlumder]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET ŞEREFOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET TOPRAK]]></category>
		<category><![CDATA[MGK.]]></category>
		<category><![CDATA[MİLLİ GÜVENLİK KURULU]]></category>
		<category><![CDATA[MUHARREM BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[MÜSLÜM GÜNDÜZ]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA ÖNER]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[NURSELİ İDİZ]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜN İRADE]]></category>
		<category><![CDATA[POSTMODERN DARBE]]></category>
		<category><![CDATA[Refah Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[SADIK GÜRAY BALATEKİN]]></category>
		<category><![CDATA[SİNCAN BELEDİYESİ]]></category>
		<category><![CDATA[SÜLEYMAN DEMİREL]]></category>
		<category><![CDATA[Yasin Aktay]]></category>
		<category><![CDATA[YENİDEN YARGILANMA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=638</guid>

					<description><![CDATA[“Cehennem, inkâra saplananları elbette çepeçevre kuşatacaktır! Azabın onları hem tepelerinden hem de ayaklarının altından saracağı Gün Allah; “İşte şimdi yaptıklarınızı(n acı sonuçlarını) tadın bakalım!” diyecektir.” (Ankebût 29:55). Postmodern Darbenin Yol Açtığı Çok Yönlü Hasarı Rapor Edebilmek 21. yıldönümü münasebetiyle hakkında yazılan köşe yazıları, yorum ve hatıralara rağmen kayda değer raporların henüz hazırlanamadığını esefle müşahede ettiğimiz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Cehennem, inkâra saplananları elbette çepeçevre kuşatacaktır!<br />
Azabın onları hem tepelerinden hem de ayaklarının altından saracağı Gün Allah;<br />
“İşte şimdi yaptıklarınızı(n acı sonuçlarını) tadın bakalım!” diyecektir.”<br />
(Ankebût 29:55).</p>
<h4>Postmodern Darbenin Yol Açtığı Çok Yönlü Hasarı Rapor Edebilmek</h4>
<p>21. yıldönümü münasebetiyle hakkında yazılan köşe yazıları, yorum ve hatıralara rağmen kayda değer raporların henüz hazırlanamadığını esefle müşahede ettiğimiz ‘28 Şubat Zulmü’nü derli toplu şekilde zihnimizde canlandırmak, 21 yıldır yok yere hapislerde çürütülen mağdurlar başta olmak üzere tüm mazlumların haklarını iade edebilecek ve acılarını dindirebilecek adımlar atabilmeyi kolaylaştıracaktır.</p>
<p>Kurgucularının, “postmodern darbe” namıyla ülke tarihine geçmiş olan sürecin bin yıl süreceği kehanetinin tutmayacağı baştan belliydi. Ancak, kesintisiz onbeş yıllık Ak Parti iktidarına rağmen bu zulmün yakıcı etkilerinin bir türlü bertaraf edilememesi üzücüdür. Bu zulmün bugüne dek silinememesinde FETÖ bağlantılı yargı mensuplarının etkisi anlaşıldığına göre kalıcı ve kesin bir çözümü ertelemenin bahanesi kalmamış olsa gerektir.</p>
<p>Bilgi edinme kanunu çerçevesinde ilgili kurumlara başvuranlardan hiçbirinin somut tek bir cevap alamadığı “<strong>irtica</strong>” isimli heyulanın bertaraf edilmesi bahanesiyle <strong>28 Şubat 1997</strong> tarihinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), takriben <strong>dokuz saat</strong> süren toplantının ardından 1 Mart günü askerler tarafından 20 madde halinde düzenlenen kararlarını Başbakanlığa ültimatom formatında iletmişti. Başbakan Necmettin Erbakan’ın direncine rağmen 14 Mart’ta Meclis’ten geçerek uygulanmaya başlanan; ordu ve eğitim başta olmak üzere tüm kamu kurumları yanında özel sektör ile gönüllü kuruluşları da derinden etkileyen bu kararlar neticesinde siyaset, ekonomi ve eğitim başta olmak üzere zaten çok başarılı işlemeyen birçok sosyal kurum büsbütün kötüleşmişti.</p>
<p>Yasal hiçbir dayanağı olmayan ‘başörtüsü yasağı’ ve ‘irtica’ suçlamasıyla yirmi bine yakın kamu personeli ile onbinlerce öğrencinin kurumlarıyla ilişiği kesilmiş, yüzlerce vakıf şubesi ve/ya merkezi kapatılmıştı. Yüzlerce şirketin ‘yeşil sermaye’ yaftasıyla kapısına kilit vurulmuş, el konan bankaların devlete ödetilen borçları da dahil edildiğinde 400 milyar doları aşan bir zarar yekûnu kıt kanaat geçinebilen toplumun sırtına yüklenmişti. Sürecin yol açtığı parçalanmış aileler gerçeği ile psikolojik ve sosyolojik baskılar sonucu onbinlerce insanda gelişen davranış bozukluklarının yol açtığı <u>insan serveti kaybı</u> ise rakamla ifade edilemeyecek cinsten olup en büyük kayıptır.</p>
<p>28 Şubat postmodern darbesinin devlete ve millete maliyetini analiz eden ve somut verilerle desteklenen mütekâmil bir rapor henüz ortaya konamadıysa da kapsamlı bir rapora ışık tutabilecek bazı çalışmaların yapılmaya başlanması memnuniyet vericidir. (<strong>1</strong>).</p>
<h4>21. Yıl Dönümünde 28 Şubat Darbe Tiyatrosunun Bileşenlerini Hatırlamak</h4>
<p>Postmodern darbe tiyatrosunun nasıl kurgulandığını Şevket Hüner’in konuya ilişkin tahlilinden iktibasla yeniden hatırlamakta yarar var:</p>
<p>“31 Ocak 1997’de Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız’ın, İran büyükelçisinin de misafir olduğu Kudüs gecesinde sahneye koydurduğu ‘intifada’ oyunu koparılacak küçük kıyametin fitilini ateşler. O gecenin ardından üç gün süreyle vazifelendirilmiş <u>medya provokatörleri</u> gerilimi tırmandırır. 4 Şubat 1997 gecesi telefon çalar. Arayan K.K. Kurmay Bşk. Doğu Aktulga’dır. ‘İzzet Paşa, tümene K.K. Komutanı’nın emrini ver, 80 tank ve 80 zırhlı araçla yarın sabah Sincan-Akıncılar istikametinde gidilecek’ emriyle tiyatro eseri, irticai kalkışma senaryosuna dönüştürülerek caddelere taşınır. Uzun süredir hazırda bekletilen Çağdaş Kadınlar 11 Şubat’ta Ankara’da, Türk bayrakları ve Atatürk posterleriyle Şeriata karşı kadın yürüyüşü düzenler.</p>
<p>1997 ramazanında sergilenen televizyon tiyatrosunda, gözü yaşlı Fadime Şahin, cep telefonu eşliğinde zikir yöneten Ali Kalkancı ve asâlarıyla T.C.’yi yıkmasına(!) ramak kalan Aczimendi lideri Müslüm Gündüz’ün arasında savrulduk. Bu zenne takviyeli Hacivat-Karagöz tiyatrosu ramazan boyunca ekranlarda döne döne binlerce defa gösterildi. 28 Şubat 1997’de kendimize has demokrasimize(!) askerler tarafından post modern bir şekilde <strong>balans ayarı</strong> yapıldı. Bu arada <u>kesintisiz 8 yıl eğitim</u> zorunluluğu getirilerek Kur’an kursları kapatıldı. <u>19 Haziran’da Erbakan</u> başbakanlığı bıraktı. 30 Haziran’da yangından mal kaçırır gibi ANASOL-D hükümeti kuruldu. Koalisyonda yer alanlar, brifingle “paşalarla paşa paşa geçinilecek” komutuyla hazırola geçirildi. Akademisyenler, yüksek yargı mensupları, medya üst düzey yöneticileri ‘sağdan hiza al’ konulu brifingler aldılar. 1998’in iki bayram arasında <strong>Refah Partisi kapatıldı</strong>. Yeni isim ve farklı yüzlerle tekrar açılma zorunluluğu getirildi.</p>
<p>28 Şubat postmodern tiyatro gösterisinin reyting rekortmeni oyuncularından Fadime Şahin şu anda devlet güvencesiyle ırzı irticadan korunmuş çağdaş bir Türk kadını. Ali Kalkancı milyonlarca captagon hapıyla basılmış uyuşturucu baronu. Fadime’yi role adapte eden tiyatro sanatçısı(!) Nurseli İdiz yeni bir senaryo üzerindeyken suçüstü yakalandı. Müslüm Gündüz ileride sergilenecek farklı bir senaryo için asâsı ve zilsiz defiyle korunaklı bir yerde. Süleyman Demirel ebedi istirahatgâhında. Çevik Bir bilinmez bir diyarda emekliliğin keyfini sürmekte…</p>
<p>Bu arada bu postmodern tiyatroda irticai örgüt üyesi olmakla suçlanan ve <strong>faili meçhul cinayetler</strong> üzerine yıkılan yüzlerce kişi cezaevlerine yerleştirildi. Bu sanıkların 3-5 yıl ile kurtulacakları davalara bakan, askerî brifinglerle tehdit edilmiş yargı mensupları eliyle <u>müebbet hapse mahkûm</u> edildiler. Bu iftira sürecinde içeri alınıp idamla yargılanan ve 16 yaşında girdiği hapishaneden 25 yaşında çıkan Halil Kantarcı, suçu ispat edilemediğinden beraat etti. Devlet ve millet düşmanı ilan edilen bu kişi, 15 Temmuz darbe girişimine karşı koyarken öldürüldü…” (<strong>2</strong>).</p>
<h4>Ömrünün Baharında Hayatı Karartılanların Mağduriyetini Görmek ve İvedilikle Gidermek</h4>
<p>Başörtülü eşini ancak araba bagajında ya da arka koltukta üzerine battaniye örterek yaşadığı lojmana götürebilenlerin varlığını hatırlatan, 28 Şubat sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilişiği kesilen, onbeş gün içinde hem eşini hem de işini kaybeden Yüzbaşı Sadık Güray Balatekin, yaşadıkları ağır mağduriyetlere rağmen taşkınlığa yeltenmeyen mazlumların olgun tutumlarını şu ifadeleriyle özetlemektedir:</p>
<p>“Kan kustuk ama kızılcık şerbeti içtik. Kendimize de zarar vermedik. Milletin bütün mukaddesatını muhafaza edecek her şeyi yaptık. Atılan arkadaşların belki trafik cezalarını bile bulamazlar, böyle insanlardır. Bizim bu sabrımız, ‘çatışma olmasın’ diyeydi. Belki de istedikleri oydu. Bu kadar insanı ayağa kaldırmak, reaksiyona sokmak, toplumu kaosa sürüklemek… Ama elhamdülillah atılanlar buna tevessül etmedi. Bu arkadaşlardan inanın yüz tanesi bir araya gelse ortalığı ayağa kaldırırdı. Hiçbiri en ufak bir vukuatın içinde bulunmadı.” (<strong>3</strong>).</p>
<p>21 yılda 42 kez mübarek bayram günlerini bile hapislerde geçiren mahkûmlar, babasız büyüyen çocuklar, cezaevlerinde yaşlanan gençler, torunlarını göremeyen babalar, binbir hastalıkla boğuşan dedeler, bitmeyen 28 Şubat soğuğunun hesabı sorulmamış bedeli olarak, akıl, vicdan, irada ve hakkaniyet sahibi olduğunu iddia eden her insanın imtihanı olarak önümüzde durmaya devam ediyor.</p>
<p>“28 Şubat sürecinde uydurma delillerle hapse atılan, hayatı karartılan, gençliği heba olan mahkûmlar hâlâ cezaevinde. FETÖ yargısının mağduru olan birçok dosyada yeniden yargılanma yolu açılırken, 28 Şubat mahkumlarının davaları hala ele alınmadı. Olayın en tirajikomik yanı ise 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kendilerine kumpas kuran hâkim ve savcılarla yan yana hücrelerde kalmaları. Bu mağdurların pek çoğu gencecik yaşlarında cezaevine girdiler. Bir kısmı bekârdı. Bir kısmı ise yeni evliydi. Tutuklandıklarında çocukları 2-3 yaşlarındaydı. Bu insanlar apar topar, terörist muamelesiyle eşlerinden ve kokusuna doyamadıkları çocuklarından ayırıldılar. Medrese-i Yusuffiyye’de çile doldurmaya başladılar. Eşler, anneler, babalar olanı biteni bir derece anlayabiliyordu ama birileri vardı ki onlara hiçbir şekilde durumu anlatmak mümkün değildi: Mağdurların küçük çocukları… Tek bildikleri babalarının eve gelmediğiydi. Herkesin babası elinden tutup okula götürürken onların ellerinden tutan bir baba olmadığıydı. Bir iki ayda bir, bin bir zahmetle gidilen büyük gri binalarda gördükleri amca için “bak bu senin baban” diyordu anneleri. Tanımayan gözlerle bakıp, “Öyleyse neden eve gelmiyor?” diye soruyorlardı.</p>
<p>Yıllar geçti. Bazıları için 15, 20, bazıları için 24 yıl… Her çocuk gibi büyüdüler fakat hayatları değişmedi. Hala görüş günlerini bekliyorlar. Hala baba hasretini ve babalarını tanıyamamanın hüznünü kalplerinde taşıyorlar. 28 Şubat sürecini en ağır şekilde yaşayanlar onlardı ve yaşamaya da devam ediyorlar… Emre Aşkın, Furkan Doğan, Habibe Hüseyinoğlu, Halime Demir, Hüseyin Düğenci, Muhammet Ali Baran, Süeda Ülsen, Şehadet Gezer, Sinan Tenşi, Yusuf Aslan, Nurefşan Nart, Rabia Çelik, Ahmet Furkan Balta, Hüseyin Aytufan, Hüseyin Tekin 28 Şubat’ın babasız büyümek zorunda bıraktığı mağdur çocuklardan sadece birkaçı…” Yürek burkan hikâyelerini Emeti Saruhan’ın (<strong>4</strong>), gencecik yaşlarında uyduruk suçlamalarla hayatları çalınan ve 21 yıldır haksız yere hapiste tutulan altıyüzü aşkın insanımızın mağduriyetini de Abdulselam Durmaz’ın kaleminden okuyabilirsiniz. (<strong>27</strong>).</p>
<h4>28 Şubat Darbesi Mağdurlarına Haklarını ve İtibarlarını İade Edebilmek</h4>
<p>28 Şubat sürecinde YAŞ kararıyla ordudan atılanlardan hiçbirisinin FETÖ’cü olmadığına dikkat çeken Avukat Hüsnü Tuna kendisiyle yapılan söyleşide şu hususu vurgulamıştır:</p>
<p>“28 Şubat’ın en önemli aktörlerinden biri FETÖ’dür. Nitekim FETÖ sanığı Ali Fuat Yılmazer, 28 Şubat sürecinde şeriatçı örgütlerle ilgili Genelkurmay Başkanlığı’nda brifingler verdiğini, darbeyi yönetenleri bilgilendirdiğini kendisi ifade etti. Dolayısıyla MGK’da işlenen İslami örgütlerin bilgileri, dokümanları, FETÖ’den temin edilmiş, onlar tarafından sunulmuş ve orada gerekli icraatlar yapılmıştır.” 15 Temmuz darbesine teşebbüs edenlerin büyük çoğunluğunun 1997-2000 yılları arasında akademiye girmiş insanlardan oluştuğunu hatırlatan Tuna sözlerini şöyle sürdürmüştür:</p>
<p>&#8220;28 Şubatçılar, ‘Biz bu darbeyi FETÖ’ye karşı yaptık ve askeriyeden attıklarımızın hepsi FETÖ’cü’ diyorlar ama atılanlardan hiçbirisi FETÖ’cü değil. Dolayısıyla FETÖ, 28 Şubat darbesine her yönüyle lojistik, maddi, toplum üzerinde yer etmesi için, yerleşmesi için, etkisini göstermesi için gerekli tüm çalışmaları onlarla birlikte yapmış bir örgüttür.” (<strong>5</strong>).</p>
<p>28 Şubat postmodern darbesinin 21. yıldönümü münasebetiyle çeşitli etkinlikler düzenleyen sivil toplum kuruluşları arasında Mazlumder’in eşzamanlı ve periyodik faaliyetleri dikkat çekmektedir. Haksız mahkûmiyet kararlarına çözüm üretilmesini talep eden Mazlumder (İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği) merkez ve taşra teşkilatı yöneticileri, asker brifingleri, işkence altında alınan ifadeler ve paralel devlet yargıçları eliyle tesis edilen 28 Şubat yargı kararlarının iptal edilmesi, sürecin bütün aktörlerinin aydınlatılması, hiçbir bahaneyle erteleme olmaksızın 28 Şubat mahkûmlarının serbest bırakılması gerektiğini savunmaktadır.</p>
<p>“28 Şubat zulmü son bulsun!”, “28 Şubat” yeter artık!”, “Bitmeyen 28 Şubat hayat çalmaya devam ediyor!”, “28 Şubat siyasi yargı kararları iptal edilsin!”, “28 Şubat mahpusları serbest bırakılsın!”, “28 Şubat mahpuslarının özgürlük talebi hepimizin imtihanıdır!” gibi sloganlar eşliğinde Ocak-Şubat 2018 ayları boyunca ülkenin dört bir yanında çeşitli etkinlikler düzenleyen Mazlumder’in aşağıdaki değerlendirmesine katılmamak mümkün müdür?</p>
<p>Çocukları babasız, anneleri evlatsız bırakan bu sorunun <strong>hemen şimdi</strong> çözülmesi gerekmektedir. Unutulmasın ki mazlumların ahı bütün siyasi hesapları ve matematik hesaplarını alt üst edecek bir güce sahiptir. Bahse konu hak talebinin gereğini yerine getirmek açıktır ki başta Yargı, Hükümet ve TBMM olmak üzere herkesin üzerine düşen önemli bir görevdir.</p>
<p>28 Şubat’ın; hukuk, medya, siyaset ve bürokrasi kültürümüze pompaladığı ve etkisi halen süren çarpıklıklar bir yana, hapsettiği ve 20 yılı aşkın süredir cezaevlerinde tutulan siyasi mahpuslar yönünden <u>devam eden bir darbe</u>dir. Bu darbe her şubat ayında tarihten kesitler sunarak ya da nostaljik söylemlerle geçiştirilemeyecek bir mazlumiyeti en kaba haliyle devam ettirmektedir. Bağımsız ve adil mahkemelerce <strong>yeniden yargılanma</strong> haklarının verilmesi bile bu insanların mağduriyetlerini telafi etmeyecektir. Giden acı dolu yıllara rağmen hiç değilse bundan sonrası için hak ettikleri adaletin avuçlarına devlet tarafından konduğunu hissetmeleri, onların en doğal ve tartışılmaz haklarıdır. (<strong>6</strong>).</p>
<p>28 Şubat 2018 günü farklı illerde adliye binaları önünde çeşitli gönüllü kuruluşlar tarafından organize edilen basın açıklamaları yanında aynı gün SETA İstanbul’da eğitim, ifade ve inanç özgürlüğü başta olmak üzere on binlerce vatandaşımızı temel haklarından mahrum eden askerî darbe ile nasıl hesaplaşılması gerektiğinin ele alındığı bir panel düzenlendi. Sare Aydın Yılmaz’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen ve Esra Albayrak, Fatmanur Altun, İsmail Çağlar ve Atilla Yayla’nın konuşmacı olarak katıldığı panelin SETA raporları dizisine bir de 28 Şubat Raporu eklenmesine vesile olmasını diliyorum. (<strong>7</strong>).</p>
<p>“Darbenin postmodern boyutu algı operasyonlarının en karmaşık halinin ortaya koyulmasıyla müthiş bir gerçeklik çarpıtmasının sağlanmış olmasındaydı. Her şeyin anlamının tersyüz edildiği, hiçbir değerin bir geçerliliğinin kalmadığı karanlık bir ortam oluşturarak gerçekleşti 28 Şubat. Aradan geçen 21 seneden sonra Türkiye 27 Nisan 2007’de darbenin e-muhtıra yüzüyle, 7 Şubat 2012’de özel yetkili savcı operasyonu marifetiyle, 2013 Mayıs ve haziran aylarında halk protestoları görünümüyle, 17-25 Aralık’ta yolsuzluğa karşı yargı müdahalesi havasıyla ve tabii 15 Temmuz’da da yine konvansiyonel şekline dönen şekliyle tekrar karşılaştı.” (<strong>8</strong>).</p>
<p>28 Şubat sürecinde eğitim hakları gasp edilen, psiko-sosyal sağlıkları bozulan ve hayatları çalınan (<strong>22</strong>) onbinlerce gencimizin yürek yakan hikâyelerini, “Adalet: Şimdi değilse ne zaman?”, “Bu son 28 Şubat olsun!”, “Yasak kalktı, mağduriyet bitmedi!” gibi başlıklar altında sosyal medya kampanyaları yürüten <strong>28 Şubat Öğrenci Derneği</strong> sitesinden okuyabilirsiniz. (<strong>9</strong>). Malum süreçte türlü baskılar gören, engellenen, işinden edilerek aile huzuru ve hayat düzeni bozulan öğretim elemanlarının sayısının da az olmadığını sürecin mağdurlarından biri olarak hatırlatmayı tarihe not düşmek açısından vecibe addediyorum. (<strong>10-11</strong>). Ancak sürecin asker mağdurları kadar sivil mağdurlarının ‘28 Şubat Davası’na ilgi göstermediğini, insanımızın o dönemde gasp edilen haklarını aramakta isteksiz davrandığını da itiraf etmeliyiz.</p>
<p>28 Şubat postmodern darbesini anlatan çok sayıda irili ufaklı belgesel filmi hazırlanmış ve yayınlanmıştır. (<strong>15-21</strong>). Cevat Akkanat süreci şiir sanatıyla anlatan eserleri bir kitapta derlemiş (<strong>12</strong>), şarkılar besteleyen sanatçılar da çıkmıştır. (<strong>13</strong>). Konuyu daha çok siyasetbilimi açısından ele alan kırk kadar lisansüstü tez çalışması da yapılmıştır. (<strong>14</strong>). Ancak bunlarla yetinmeyip darbeyi farklı boyutlarıyla ele alan daha detaylı ve derinlikli ilmî ve edebî eserlerin üretilmesi ve sinema filmlerinin çekilmesi icap etmektedir.</p>
<p>Uzun soluklu bir <strong>sömürü projesinin bir aşaması</strong> olan (<strong>23</strong>) 28 Şubat şerrinden; insan hak, hürriyet ve haysiyetini ihlal edenlerin (<strong>24</strong>) hak ettiği cezalara çarptırılması ve mağdurlara hak ve itibarlarının iade edilmesi suretiyle; adaletin kıymetini bilen, hakkını savunan bir toplum olma ve hukuk devletini tesis etme yolunda insanımızın bilinçlenmesini sağlamak (<strong>25</strong>) gibi bir hayır devşirebilmek de hukuk ve fikir adamları başta olmak üzere her vatandaşın görevidir.</p>
<p>“28 Şubat Darbesini Unutma Unutturma!” sloganıyla açılan ve taşeronlarının bin yıl devam edeceği hülyasına kapıldığı karanlık darbe sürecinde hakları ihlal edilenlerin hikâyelerini paylaşabilecekleri bir internet sitesi yayın hayatına başlamıştır. Ak Parti İnsan Hakları Başkanlığı’nca desteklenen siteden bilgi ve belge paylaşımı da yapılabilmekte olup bu gecikmiş adım nereye nasıl başvuracağını bilemeyenler için bir kolaylık sağladığı gibi mağdurlara bir sorumluluk da yüklemektedir. (<strong>26</strong>).</p>
<p>28 Şubat Darbesi’ni bütün boyutlarıyla aydınlatarak çok katmanlı hasarı hakkıyla tespit edecek kapsamlı bir <strong>rapor</strong>un düşünce kuruluşları ve insan hakları derneklerinin işbirliğiyle hazırlanması ve darbenin ordu, siyaset, hukuk, medya, finans vb. tüm alanlardaki aktörlerinin tespit edilerek hak ettikleri cezaya çarptırılmalarına vesile olunması, mahkûmların ise en hızlı şekilde yeniden yargılanarak tahliye edilmelerini temenni ediyorum.</p>
<p><strong>Ek bilgi notu</strong>: Beş yıldır süren 28 Şubat Davası 13.04.2018 tarihinde sonuçlandı. Meşru hükümeti deviren, binlerce insanı işinden eden, yüzlercesini haksız yere hapishanelere dolduran, Türkiye’ye milyarca lira ve itibar kaybettiren 28 Şubat Postmodern Darbesi’nin faillerinin askerî kanadına mensup faillerinden İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir, Çetin Doğan başta olmak üzere toplam 21 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Yaşları ve sağlık durumları nedeniyle tutuklama kararı verilmeyen ve cezaları hafifletilerek müebbet hapis cezasına çevrilen sanıklar için adli kontrol şartı ve yurt dışı çıkış yasağı getirilmekle yetinildi. Bu duruma yaşlı mağdurlar yakınları ve insan hakları savunucuları tepki gösterdi… (<strong>28</strong>).</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>Aynur Ekiz; “<strong>Postmodern Darbenin İzleri Hafızalardan Silinmedi</strong>”, Anadolu Ajansı, http://aa.com.tr/tr/28-subat/postmodern-darbenin-izleri-hafizalardan-silinmedi/1065836, 18.02.2018.</li>
<li>Şevket Hüner; “<strong>Postmodern Tiyatro Mağdurları</strong>”, Düşünce Mektebi, http://dusuncemektebi.com/y/24133/postmodern-tiyatro-magdurlari/, 26.02.2018.</li>
<li>Sefa Mutlu; “<strong>Balatekin: Başörtülü Eşini Ancak Araba Bagajında Lojmanına Götürebilenler Vardı</strong>”, Anadolu Ajansı, http://aa.com.tr/tr/28-subat/basortulu-esini-ancak-araba-bagajinda-lojmanina-goturebilenler-vardi/1065844, 18.02.2018.</li>
<li>Emeti Saruhan; “<strong>28 Şubat’ın Babasız Çocukları</strong>”, Gerçek Hayat, http://www.gercekhayat.com.tr/kapak/28-subatin-babasiz-cocuklari/, 26.02.2018.</li>
</ol>
<ol start="5">
<li>Murat Paksoy; “<strong>Hüsnü Tuna: 28 Şubat’ın En Önemli Aktörlerinden Biri FETÖ’dür</strong>”, Anadolu Ajansı, http://aa.com.tr/tr/28-subat/avukat-husnu-tuna-28-subatin-en-onemli-aktorlerinden-biri-fetodur/1066514, 18.02.2018.</li>
<li>http://<strong>mazlumder</strong>.org, 02.02.2018.</li>
<li>SETAV; “<strong>28 Şubat Darbesiyle Nasıl Hesaplaşılmalı?</strong>” Paneli, http://www.setav.org/etkinlikler/panel-28-subat-darbesiyle-nasil-hesaplasilmali/, 26.02.2018.</li>
<li>Yasin Aktay; “<strong>28 Şubat’tan Sonra: Çeşit Çeşit Darbeler</strong>”, Yeni Şafak, https://www.yenisafak.com/yazarlar/yasinaktay/28-subattan-sonra-cesit-cesit-darbeler-2044645, 28.02.208.</li>
<li>http://www.<strong>org</strong>, 28.02.2018.</li>
<li>http://www.turkiyeegitim.com/<strong>28-subat-magduru-akademisyenlerin-haklari-neden-iade-edilmiyor</strong>-45710h.htm, 02.04.2013.</li>
<li>https://dogruhaber.com.tr/mobil/haber/105986-<strong>28-subat-magduru-akademisyenler-haklarini-istiyor</strong>, 17.11.2013.</li>
<li>http://www.edebiyathaberleri.com/haber/2921/<strong>cevat-akkanat-ile-28-subat-direnis-siirleri-antolojisi</strong>ni-konustuk.html, 26.02.2017.</li>
<li>Hasan Sağındık, <strong>Adamlar</strong>, (bir 28 Şubat şarkısı), https://www.youtube.com/watch?v=cUykXvWfL5w, 28.02.2012.</li>
<li><strong>28 Şubat konulu tezler</strong>, YÖK, http://akademik.yok.gov.tr/AkademikArama/view/searchResultviewListThesis.jsp, 26.02.2018.</li>
<li><strong>Postmodern Darbe</strong> belgeseli, https://www.youtube.com/watch?v=NGb9giwfLoM, 27.02.2013.</li>
<li><strong>Tarihimizin Kara Lekesi 28 Şubat</strong> belgeseli, https://www.youtube.com/watch?v=B8yoRgLn9xw, 27.02.2013.</li>
<li><strong>Son Darbe 28 Şubat</strong> belgeseli, 3. Bölüm (3/12), CNNTürk, https://www.youtube.com/watch?v=hQ0SBuFFFag, 23.02.2013.</li>
<li><strong>28 Şubat Kardeşliğe Operasyon</strong> belgeseli, A Haber, https://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/belgesel-kusagi/28-subat-kardeslige-operasyon-belgeseli, 01.03.2014.</li>
<li><strong>28 Şubat Hatırlatması Özgürlük Zinciri</strong>, Ülke Tv, https://www.youtube.com/watch?v=BP1yv_7Nrik, 28.02.2016.</li>
<li><strong>28 Şubat Darbesi</strong> kısa belgeseli, Tvnet, https://www.youtube.com/watch?v=-C7sPi2NdnQ, 21.04.2014.</li>
<li>Ak Parti İnsan Hakları Başkanlığı; <strong>28 Şubat Darbesi: İnsan Haklarına Balans Ayarı(!)</strong> https://www.youtube.com/watch?v=sdJGNCNFR_c, 27.02.2018.</li>
<li>Aliye Özkul; “<strong>Arafta Kalan Kuşak Bugün Ne Yapıyor?</strong>”, Star, Açık Görüş, http://www.star.com.tr/acik-gorus/arafta-kalan-kusak-bugun-ne-yapiyor-haber-1316000/, 03.03.2018.</li>
<li>Mustafa Öner; “<strong>28 Şubat, Bin Yıl, Yalan Baharlar!</strong>”, http://dusuncemektebi.com/y/24166/28-subat-bin-yil-yalan-baharlar/, 05.03.2018.</li>
<li>Mehmet Şerefoğlu; “<strong>Êdî Bese &#8211; Bu 28 Şubat Son Olsun!</strong>”, Özgün İrade Dergisi, Ocak 2018, http://www.hertaraf.com/haber-d-bese-bu-28-subat-son-olsun-1544, 09.03.2018.</li>
<li>Marrem Balcı; “<strong>28 Şubat Süreci ve Hukukçularımız</strong>”, Eğitim-Bilim Dergisi, Şubat 1999.</li>
<li>Ak Parti İnsan Hakları Başkanlığı; “<strong>28 Şubat: Bin Yıl Sürdürülmek İstenen Karanlık Darbe…”</strong>, 27.02.2018. <strong><a href="http://28subathikayem.com">http://28subathikayem.com</a></strong></li>
<li>Abdulselam Durmaz; “<strong>28 Şubat 1997… Zulmün adı</strong>”, Yeni Şafak, https://www.yenisafak.com/hayat/28-subat-1997-zulmun-adi-3179726, 22.03.2018.</li>
<li>Mehmet Toprak; “<strong>28 Şubat faillerine ödül, mağdurlarına zulüm!</strong>”, Diriliş Postası, https://www.dirilispostasi.com/makale/28-subat-faillerine-odul-magdurlarina-zulum-5ad38bdcd8a7e626f435ad22, 16.04.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/28-subat-magdurlarina-haklarini-itibarlarini-ivedilikle-iade-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
