<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhammed Ali Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/muhammed-ali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/muhammed-ali/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2016 07:07:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>MUHAMMED ALİ GİBİ ONURLU BİR DURUŞ SERGİLEYEBİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/muhammed-ali-gibi-onurlu-bir-durus-sergileyebilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/muhammed-ali-gibi-onurlu-bir-durus-sergileyebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jul 2016 09:04:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Cassius Clay]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Gökalp]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Yalçıntaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=341</guid>

					<description><![CDATA[Geçen hafta çağının şahidi merhum Muhammed Ali’yi hayırla yâd etmiştik. Kıymetli dostlarım, müdekkik okurlarım sağ olsunlar yine çok değerli yorum ve değerlendirmelerini gönderdiler. Bunlardan birisini sizinle paylaşmam vacip oldu. Zira, hocaların hocası Nevzat Yalçıntaş’ın bin sayfaya baliğ olan pek kıymetli hatıratından özetle iktibas ettiğim bu bölüm, Muhammed Ali’nin onurlu duruşunu açıkça sergilemesi açısından çok önemlidir. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta çağının şahidi merhum Muhammed Ali’yi hayırla yâd etmiştik. Kıymetli dostlarım, müdekkik okurlarım sağ olsunlar yine çok değerli yorum ve değerlendirmelerini gönderdiler. Bunlardan birisini sizinle paylaşmam vacip oldu. Zira, hocaların hocası Nevzat Yalçıntaş’ın bin sayfaya baliğ olan pek kıymetli hatıratından özetle iktibas ettiğim bu bölüm, Muhammed Ali’nin onurlu duruşunu açıkça sergilemesi açısından çok önemlidir. Katkılarını, yorum ve değerlendirmelerini esirgemeyen okur dostlarıma, özellikle bu hatıratı paylaşan Nevzat Gökalp’e candan teşekkür ediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Muhammed Ali ile Göz Yaşları İçinde Kucaklaşmak</strong></p>
<p>“… Londra’nın gene sisli günlerinden biriydi. Pansiyonda oturmuş ders çalışıyordum. O sırada Müslümanların kültürel faaliyetler yaptığı ve bir de camisi olan Londra Kültür Merkezi’nden bir telefon geldi. Daha önce kendisiyle de tanıştığım bir şahıs telefonda “Yalçıntaş! Buraya kadar gelebilir misiniz? Amerika’dan gelen boksörler var. Biri de meşhur Cassius Clay… Yanında başka boksörler de var. Müslüman olmuşlar. Üyelerimiz arasında boksör olan, bu işten anlayan bir tek sen varsın. Gelip bunlarla meşgul olmak ister misin?” diye soruyordu… Clay ile telefonda konuşarak ertesi gün kaldığı otelde buluşmak üzere anlaştık. Bu arada kendisine beni tanımasını kolaylaştıracak fiziki özelliklerimi ve kıyafetimi tarif etmeyi de unutmadım…</p>
<p>Tam sözleştiğimiz saatte otelin lobisindeydik. Onlar da resepsiyonda oturmuş bizi bekliyorlardı. Clay, boksör olan kardeşi ve kendi sıkletlerinde maç yapacak diğer boksörler olmak üzere beş-altı kişilerdi. Ben Clay’i tanır tanımaz hiç tereddüt etmeden ona doğru yürüdüm. Telefondan dolayı eşkâlimi bildiği için o da bana doğru yürüdü. Boylu poslu, yakışıklı, temiz yüzlü, 23-24 yaşlarında bir delikanlıydı. Önce karşılıklı selamlaştık. <u>Selamlaşmanın arkasından Clay birden kelimeyi şahadet getirmeye başladı</u>:</p>
<p>“<em>Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah</em>…” Kelimeyi şahadet getirmekle Müslüman olduğu mesajını verdikten sonra <u>kollarını bana doğru açtı, ben de aynı şekilde mukabele ederek samimi duygularla kucaklaştık</u>. Bir de baktım ki, <u>gözlerinden pıtır pıtır yaşlar dökülüyor</u>. Doğrusunu söylemek gerekirse, o an hem duygulandım, hem şaşırdım. Teessürünün nedenini tahmin ettiysem de, “Sizi teessüre sevk edecek bir şey mi oldu?” anlamında bir soru sorunca, Clay hemen toparlandı ve “Hayır, hayır! Bir yanlışlık yok! Bunlar mutluluk gözyaşları…” diyerek bana teminat verdi. Sonra da şaşkın bakışlarımı yatıştırırcasına hiç unutamadığım şu sözleri ekledi:</p>
<p><strong>“Şu yaşımdayım, hayatımda bana sarılan ilk beyaz adam sizsiniz!” </strong></p>
<p>Bu sözün ne derin anlamlar içerdiğini o günkü Amerikan toplumunun sosyolojisinden haberi olmayanların anlaması mümkün değildir. Bu olaydan bir kaç sene sonra ben de Amerika’ya gittim. Daha önceden okuyarak, basından takip ederek ilmelyakin bildiğim Amerikan sosyal yapısını bu kez aynelyakin müşahede ettim. <strong>O günlerde beyazlarla zenciler aynı araçta seyahat bile edemezlerdi</strong>! Tramvayda da, belediye otobüsünde de siyahlara ayrı bir yer ayrılmıştı. Onlar bu araçların arka tarafında, beyazlar ise ön tarafında oturmak zorundaydı. Birçok lokantada ise bırakın ayrı yerde oturmayı, <strong>beyazların gittiği lokantalara siyahlar giremezlerdi bile</strong>!&#8230;</p>
<p>O dönemde ABD’deki <strong>özel okullara kesinlikle siyah öğrenci almazlardı</strong>! Hayatın her alanında <strong>zenciler ikinci sınıf muamele görür</strong>, yasalar da özenli uygulanmazdı. Gerek bir din adamı olan <strong>Martin Luther King</strong>, gerekse bir Müslüman lider olan <strong>Malcolm X</strong>, o süreçte şer odakları tarafından vurularak<strong> öldürüldüler</strong>. Zencilere, özellikle de <u>Müslüman olmuş zencilere karşı fevkalade vahşiyane bir tutum sergileniyordu</u>. İşte Clay böyle bir toplumdan geliyordu. Bu sebeple, <u>bir beyaz tarafından samimiyetle, kardeşçe duygularla kucaklanmanın onu ne kadar duygulandırabileceği</u>ni anlamak gerekiyordu.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mühtedi Kardeşine Namaz Hediye Etmek</strong></p>
<p>“Clay gayet nazikâne “Sizi odamızda ağırlayabilir miyiz?” diye sordu. Olumlu cevap vermem üzerine oteldeki odalarına çıktık. Biraz konuştuktan sonra, Clay tarihî niteliği olan şu sözleri söyledi:</p>
<p>“Biz yeni Müslüman olduk. Benim ismim artık Cassius Clay değil, <strong>Muhammed Ali</strong>’dir. Fakat henüz Müslümanlığımı açıkça ilan etmedim. <strong>Müslüman olduk ama henüz namaz kılmasını bilmiyoruz</strong>.”</p>
<p>“Eğer arzu ediyorsanız ben size öğretebilirim” dedim. Memnuniyetlerini belirterek hemen harekete geçtiler. Temiz çarşaflardan birini alıp yere serdik… Şehrin konumundan yola çıkarak kıble tahmini yaptım ve onlara da izah ederek namazda yönümüzü mukaddes <strong>Kâbe cihetine dönmemiz gerektiği</strong>ni anlattım. Yüksek sesle önce sabah namazının sünnetini, sonra da farzını kıldım. Buna namaz değil de namaz tatbikatı denebilir. Bitirdikten sonra muhtelif sualler sordular. Muhammed Ali, “Kardeş, biz bu duaları bilmiyoruz” dedi. Ben de “Zararı yok. <u>Bildiğiniz ayetler hangileriyse siz onlarla kılın</u>, <strong>ama kılmaya devam edin</strong>. Bu arada bilmediğiniz dua ve sureleri de öğrenmeye çalışırsınız. Şimdi ise yeteri kadar dua ve sure bilmiyorsanız namazda “Subhanallah” deyin, “Allah” deyin veya bildiklerinizi hep tekrar edin” dedim. <u>Bu kolaylığı öğrenince çok sevindiler</u>. Muhammed Ali hiç unutmadığım şu güzel sözlerle karşılık verdi:</p>
<p>“<u>Namazı öğretmekle bize büyük bir hediye vermiş oldunuz</u>. Şimdi biz de size küçük bir hediye vermek istiyoruz. Sizinle bugünkü öğle yemeğimizi beraber yemek istiyoruz” dedi.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmanın Halâvetini Tatmak ve Müslümanlığın Neş’esini Yansıtmak</strong></p>
<p>“Muhammed Ali gayet sevecen, hoş sohbet bir insandı. Yemek süresince candan bir sevecenlikle konuşuyor, espriler yapıyordu. Birden sustu. Çehresini tedirginlik ve suskunluk kapladı. İşte, Muhammed Ali’nin neden henüz Müslümanlığını açıklamadığını izah edecek enteresan olaya da bu şekilde tanık olmuş oldum. Etrafa bakınınca karşıdan çelimsiz, kısa boylu, altmış yaşlarında, hafif sarışın, fötr şapkalı zayıf bir adamın bize doğru gelmekte olduğunu gördüm. Muhammed Ali, suskunluğunu bozmadan bana öyle bir bakış attı ki, bu bakıştan aramızda geçen konuşmalardan hiç kimseye bahsetmememin istendiğini hemen anladım. Ben de “Hiç merak etme, kimseye bir şey anlatmam!” mesajı verecek şekilde gözlerimle, yüzümdeki ifademle ona karşılık verdim.</p>
<p>O şahıs geldi, Muhammed Ali’nin yanına yaklaştı, bir süre kendi aralarında konuştuktan sonra ayrılıp gitti. Konuşma sırasında en dikkat çekici sahne, <u>adamın merakla yüzüme bakması, buna karşılık Muhammed Ali’nin beni onunla tanıştırma anlamında hiçbir teşebbüste bulunmamasıydı</u>. Adamın bana olan bakışlarından Muhammed Ali’nin bizim gibi yabancılarla bir arada olmasından rahatsız olduğu, Muhammed Ali’nin tanıştırmamasından da o adama karşı belirli bir mesafe içinde olmayı istediği mesajını almıştım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tedbiri Elden Bırakmamak ve Hikmetli Davranmak</strong></p>
<p>Adam gidince Muhammed Ali’nin neşesi tekrar yerine geldi, sevecen yüzüyle gülümseyerek açıkladı:</p>
<p>“Bu adam benim menajerimdir… Onlar beni hâlâ Hıristiyan zannediyorlar. Müslümanlığımı çok titiz bir şekilde saklıyoruz. Çünkü Müslüman olduğum ortaya çıkarsa bir Müslüman’a dünya şampiyonluğu unvanını vermezler!” “Peki, seni zorla mı yenecekler? Hak ettiğin takdirde buna nasıl mani olacaklar?” diye sorunca, “Hayır!” dedi. “<strong>Beni maça bile sokmazlar</strong>! Ne zaman ki bu maç bitecek ve galibiyetim tescillenecek, işte o zaman basın toplantısıyla hakiki ismimi söyleyeceğim.”</p>
<p>Böyle süreçlerde her şeyi hesap etmenin önemli olduğuna ben de inanırım. Dışarıdan bakanlar bunu <u>aşırı ihtiyatlılık</u> olarak görebilirler. Bir meselenin arka planını bilmiyorsanız, o hareketin niçin yapıldığı, neden yapıldığı konusunda olumsuz mütalaalarda bulunmamalısınız. Aksi takdirde ya <u>gıybet yapmış</u>, ya <u>iftiracı durumuna düşmüş</u>, ya da sonradan <u>acı acı mahcubiyet duyacağınız bir yanılgıya razı olmuş </u>olursunuz. Yaptığınız olumsuz değerlendirmeler her halükârda size ve tarafınıza zarar vermiş olur.</p>
<p>Yemekten sonra Muhammed Ali İngiliz boksör Henry Cooper ile yapacağı unvan maçına mutlaka gelmemiz ricasında bulunarak bize ilgimizden dolayı teşekkürler etti. Sonra da güzel duygular içinde ayrıldık…”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Stratejiyi Doğru Kurup İsabetli Hamleler Yapmak</strong></p>
<p>“İngiltere’deki büyük maç 18 Haziran 1963’te Londra’nın en büyük spor mekânlarından birinde yapılıyordu. Stadyum tıklım tıklım doluydu. Önce hafif sıkletteki karşılaşmalar yapıldı. Nihayet sıra herkesin heyecanla beklediği ağır sıklet karşılaşmaya geldi. Muhammed Ali o meşhur enerjik ve zarif hareketleriyle ringe çıkınca seyirci sıralarında müthiş bir tezahürat koptu. Hakem maçı başlatır başlatmaz, Muhammed Ali ringde bir kelebek gibi dans etmeye başladı. Dans eder gibi rakibin etrafında dolanmak bir boksör için sanıldığı kadar kolay değildir. Mütemadiyen yer değiştirecek, fırsat bulduğunuz anda da tesirli vuruşlar yapacaksınız. Neticede karşınızdaki insan da hiç hareketsiz değildir. Ancak; kelebek gibi zarif hareketlerle <strong>rakibinin yön duygusunu iyice zayıflatan</strong> Muhammed Ali, bu işi gerçekten iyi yapıyordu. Bunu da Allah vergisi bir kabiliyet saymak gerekir.</p>
<p>Avrupa Boks Şampiyonu Henry Cooper isimli İngiliz beyaz boksör Muhammed Ali’nin hareketleri karşısında <strong>şaşkına döndü</strong>, <u>yumruğunu nereye savuracağını bilemez bir hale düştü</u>. Tam vurmayı planladığı anda Muhammed Ali çevik bir hareketle başka bir pozisyona geçiyordu. Maçın ilk rauntları Muhammed Ali’nin ustaca <strong>rakibini yorma</strong> taktikleriyle geçti… Nihayet Muhammed Ali, <u>kollarının uzunluğuna rakibini yormuş olmanın avantajını da katarak</u> İngiliz boksörü yenmeyi başardı. <strong>İngilizler fevkalade müteessir oldu</strong>. Çünkü o tarihe kadar Avrupa şampiyonluğunu ellerinde tutuyorlardı. Sporda bir dalın şampiyonluğunu elde tutmak, bugün olduğu gibi o gün de bir ülke için prestij kaynağıydı. Muhammed Ali’yi dünya şampiyonluğuna götürecek yol ise mevcut Avrupa Şampiyonunu mutlaka yenmekten geçiyordu… Nitekim bu maçtan yaklaşık bir yıl sonra <strong>25 Şubat 1964</strong>’te <u>Dünya Şampiyonu Sonny Liston&#8217;ı nakavtla yenerek “Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu” unvanını kazandı</u>.</p>
<p>Londra’daki galibiyet anı gerçekten görülmeye değerdi. Muhammed Ali’nin taraftarları derin bir coşkuyla bağırıyor, koca stat bir kalkıp bir oturuyordu. Muhammed Ali’de <u>belirgin bir yorgunluk görünmüyordu</u>. Şampiyonluğu ilan edilir edilmez, ilginç tarzıyla ellerini kaldırdı ve ‘durun!’ der gibi yaparak dünyanın unutamayacağı bir gösteri yaptı: Yüksek sesle “<strong>Tacımı getirin</strong>!” dedi ve şu sözleri ekledi:</p>
<p>“Ülkeniz İngiltere’de <strong>bir kraliçeniz var. Ancak bu ülkede bir de kral olmalı</strong>!” Daha önceden hazırlanmış olmalı ki, hemen bir taç getirip eline verdiler, o da alıp başına koydu. Tabii, <strong>İngilizler bu espriye çok bozuldu</strong>. Espri mahiyetindeki bu tür gösterilere spor dünyasında çok rastlanır. Sporcular alçakgönüllülüğe pek riayet etmeksizin böyle şovlar yapmayı severler.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yüzünden Tebessümü Eksik Etmemek</strong></p>
<p>“Muhammed Ali sadece sporcu olarak değil, <u>sempatikliği ile de gönüllerde taht kurmuş </u>bir kişidir. Boks sporunu onun kadar iyi temsil eden, onun kadar sevilen, bu sporu onun kadar zarif, onun kadar centilmence yapan bir başka boksör yoktur. Aradan onca yıl geçmiş olmasına rağmen insanlar onu hâlâ unutmuş değildir.</p>
<p>Muhammed Ali ile ilişkimiz daha sonraki yıllarda da devam etti. Benim de ilgililere hatırlatmamla yapılan davet üzerine 1976 yılının Ekim ayında Türkiye’ye gelmiş ve Sultanahmet Camii’nin önünde toplanmış yaklaşık yüz bin kişilik bir kalabalık tarafından büyük bir sevgi hâlesiyle kuşatılmıştı. O günlerde Başbakan Yardımcısı olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile Sultanahmet Camii’nde namaz kılmış, caminin içi, avlusu ve dışı Alman Çeşmesi’ne kadar tıklım tıklım cemaatle dolmuştu…</p>
<p>Muhammed Ali, TGRT Televizyonu’nun açılış programına katılmak üzere davetimiz üzerine Mayıs 1993’te de Türkiye’ye gelmişti&#8230;</p>
<p>Muhammed Ali’yi yıllar sonra televizyonda Atlanta’daki Olimpiyat Meşalesi’ni yakarken gördüm. Bütün zamanların bu en etkili, en yetenekli, en zarif boksörü böylece bir kere daha bütün haşmetiyle TV ekranlarından yüz milyonlarca insana görünme fırsatı bulmuş oldu…”</p>
<p>Muhammed Ali’ye ilişkin hatıratın tamamını ve zamanda yolculuk yapma imkânı sunan diğer özgün hatıraları okumak için merhum Yalçıntaş hocamızın değerli eserine başvurmanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p>Çağına şahitlik eden her iki mühim şahsiyete, merhum Muhammed Ali ile bu iktibasın yayınlandığı günün akşamında can emanetini teslim eden merhum Nevzat Yalçıntaş’a Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<ul>
<li>Nevzat Yalçıntaş; “Dünya Boks Şampiyonu Muhammed Ali İle Tanışmam”, <strong>Türkiye&#8217;yi Yükselten Yıllar / Hatıralar </strong>içinde, İşaret Yayınları, İstanbul 2012, s.301-314.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/muhammed-ali-gibi-onurlu-bir-durus-sergileyebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇAĞININ ŞAHİDİ MUHAMMED ALİ’Yİ HAYIRLA YÂD ETMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/caginin-sahidi-muhammed-aliyi-hayirla-yad-etmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/caginin-sahidi-muhammed-aliyi-hayirla-yad-etmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jul 2016 07:53:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Atlanta Olimpiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[Bağış Erten]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgin Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Boksun Kralı]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna Hersek]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Chicago İslam Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Cassius Marcellus Clay]]></category>
		<category><![CDATA[Davud Velîd]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Hamza Yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[İslam milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Louisville]]></category>
		<category><![CDATA[Malcolm X]]></category>
		<category><![CDATA[Mert Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Selamet Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Ali Kley]]></category>
		<category><![CDATA[Nation of Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Nelson mandela]]></category>
		<category><![CDATA[Numan Kurtulmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Ayhan]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Roma Olimpiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[Saddam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Vietnam Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Will Smith]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=339</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de daha çok ‘ramazan bayramı’ adıyla bilinen ‘fıtır bayramı’nı idrak ettiğimiz bu mübarek günlerde, yakın zamanda ahirete irtihal eden çağın şahitlerini hayırla yâd etmek istedim. Çerkes örfünde, aradan aylar geçmiş olsa bile, yakınlarının vefatını takip eden ilk bayramda aynen cenaze merasiminde olduğu gibi ölü evine gidip taziye vermek devam edegelen bir gelenektir. Bu bayram yeniden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de daha çok ‘ramazan bayramı’ adıyla bilinen ‘<strong>fıtır bayramı</strong>’nı idrak ettiğimiz bu mübarek günlerde, yakın zamanda ahirete irtihal eden çağın şahitlerini hayırla yâd etmek istedim. Çerkes örfünde, aradan aylar geçmiş olsa bile, yakınlarının vefatını takip eden ilk bayramda aynen cenaze merasiminde olduğu gibi ölü evine gidip taziye vermek devam edegelen bir gelenektir. Bu bayram yeniden bizzat şahit olduğum bu âdet, yakın dönemde can emanetini Rabbine teslim eden bazı şahitleri/şehitleri bu vesileyle hayırla yâd etmeme vesile oldu. Bu hafta çağının şahidi merhum Muhammed Ali’yi birlikte hatırlayalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Muhammed Ali Kley: Tüm Zamanların En İyi Boksörü</strong></p>
<p>Tüm zamanların en iyi boksörü olarak bütün dünyanın seneler boyu maçlarını hayranlıkla izlediği Muhammed Ali, 4 Haziran 2016 Cumartesi günü, solunum yolu rahatsızlığı nedeniyle kaldırıldığı hastanede 74 yaşında teslîm-i ruh eyledi. 17 Ocak 1942’de ABD’nin Kentucky Eyaleti’nin en büyük şehri olan Louisville’de Hıristiyanlaştırılmış bir zenci ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Cassius Marcellus Clay Jr, 22 yaşında Müslümanlığı seçerek Muhammed Ali adını aldı. Dört kez evlenen ve 7 kızı, 2 oğlu olan Muhammed Ali’nin üçüncü eşinden doğan kızı Laila da babası gibi boksör.</p>
<p>Vietnam Savaşı’na katılmayı reddettiği için hapis ve para cezası alması yanında şampiyonluk unvanı da lağvedilen Muhammed Ali, kariyerindeki 61 maçta sadece beş kez yenildi. Profesyonel boksta dünya şampiyonluğunu üç kez kazanan ilk boksör olan Muhammed Ali, 56 galibiyetinin 37’sini nakavtla elde etti.</p>
<p>Açtığı davayı kazanarak 12 Ağustos 1970 tarihinde lisansına yeniden kavuşan Muhammed Ali, yeni dönemde Jerry Quarry, Joe Frazier, Kenneth Howard Norton, Leon Spinks, Larry Holmes gibi ünlü boksörlerle defalarca karşılaştıktan ve 61 dövüşünün 37’sini nakavt, 19’unu da hakem kararıyla kazandıktan sonra kariyer hayatını, ilerleyen yaşı ve kamuoyundan sakladığı parkinson hastalığı yüzünden 1984’te Trevor Berbick’e yenilerek  noktaladı. 1964, 1974 ve 1978 yıllarında dünya ağır sıklet boks şampiyonluğunu 3 kez kazanan Muhammed Ali’nin hayatı beyazperdeye de uyarlandı, 2001 yılında çekilen “Ali” filminde Muhammed Ali’yi Will Smith canlandırdı.</p>
<p>Nelson Mandela’dan Saddam Hüseyin’e kadar birçok liderle bir araya gelen Muhammed Ali, Kuveyt’in işgalinin ardından Irak’ta rehin tutulan Amerikalıların serbest bırakılması için Bağdat’a bizzat giderek aracılık yaptı ve rehinelerden 15’inin serbest kalmasını sağladı.</p>
<p>İlerleyen hastalığına rağmen 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda olimpiyat meşalesini yakma görevini üstlenerek milyonların hayranlığını bir daha kazanan Muhammed Ali, önceki onlarca ödüle ek olarak en son Aralık 2012’de Dünya Boks Konseyi tarafından “<strong>Boksun Kralı</strong>” ilan edildi. Binlerce şampiyon görmüş olan spor dünyasında Muhammed Ali kadar karizma sahibi bir sporcuya rastlamak zordur. Kendisi de bu durumun farkında olan merhumun şu sözü spor yorumcularının da katıldığı bir hakikatin ifadesidir: “Ben boksu özlemeyeceğim, boks beni özleyecek.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Irkçılığa Karşı Mücadeleyi İnsanlık Onurunun Gereği Bilmek</strong></p>
<p>29 Ekim 1960’da profesyonelliğe adım atan ve 18 yaşında Roma Olimpiyatları’nda altın madalyayı kazanarak tüm dikkatleri üzerine çeken Muhammed Ali, gençlik dönemini ABD’de ırk ayrımcılığının en yoğun olduğu dönemlerde geçirdi. ABD’ye döndüğünde bir restorana girmek istediğinde “Burada sadece beyazlara servis yapılıyor!” diyerek içeri alınmaması üzerine genç şampiyon, ırkçılığa karşı tepkisini ortaya koymak maksadıyla <strong>madalyasını</strong><u> Ohio Nehri’ne attı</u>.</p>
<p>Dünya boks şampiyonluğuna 22 yaşında ulaşan, aynı yıl Müslümanlığı seçtiğini açıklayan ve bu kararı dünyada büyük yankı uyandıran Muhammed Ali, Amerika’da zencilerin hayat şartlarını iyileştirme amacı güden, ancak diğer taraftan da ‘siyahilerin üstünlüğü’ne ilişkin vurguları nedeniyle eleştirilen Nation of Islam (İslam Milleti) hareketine katıldı. Bu dönemde “kölelik adım” diye andığı çocukluk isminden vazgeçerek <strong>Muhammed Ali </strong><u>adını aldı</u>.</p>
<p>Mücadeleci ve muhalif kişiliğiyle Amerika’da geniş bir kitleyi karşısına alan Muhammed Ali, Türkiye başta olmak üzere İslam dünyasında büyük bir sevgiye mazhar oldu. Vietnam Savaşı’na gitmesini isteyen Amerikan yönetiminin bu talebini, “<strong>Benim Vietnamlılarla hiçbir anlaşmazlığım yok</strong>. <u>Fakir bir halkı yakmaya ve öldürmeye yardım etmek için evimden 10 bin mil uzağa gitmeyeceğim</u>!” diyerek reddetmesi üzerine Muhammed Ali, beş yıl süreyle müsabakalara katılmaktan men edildi. 1967-70 yılları arasında ringe çıkamadığı için büyük ekonomik kayba da uğrayan Muhammed Ali, dünya şampiyonluğu unvanın geri alınması sebebiyle prestij kaybı da yaşadı.</p>
<p>Cezalı olduğu dönemde dünyanın birçok yerini dolaşarak İslamiyet’i anlattı. “Siyah Müslümanlar Hareketi” ve siyahi hakları savunucusu Malcolm X ile ortak çalışmalar yürüttü. Daha sonra 2001 yılındaki 11 Eylül saldırıları üzerine Muhammed Ali, başında New York İtfaiye Müdürlüğü şapkası ile Sıfır Noktası’na giderek destek ve dayanışmasını gösterme gereği duymuş ve şöyle demişti:</p>
<p>“Beni asıl inciten, ‘İslam’ ve ‘Müslüman’ adının bulaştırılması ve sorun çıkarılıp nefret ve şiddete yol açılması. İslam, katil dini değildir. İslam, barış demektir. Evde öylece oturup insanların sorunun kaynağı olarak Müslümanları yaftalamalarına seyirci kalamazdım.”</p>
<p>Güney Afrika’da 1948-1993 yıllarında hüküm süren apartheid rejimine karşı mücadeleye güçlü destek veren Muhammed Ali, BM’deki Apartheid’e Karşı Özel Komite’de yaptığı konuşmada “Yüreği iyi değilse bir kişi iyi olamaz” demişti. Apartheid rejime karşı mücadelesiyle tarihe geçen Nelson Mandela, 2013’te hayatını kaybettiğinde Muhammed Ali; “O bize büyük ölçüde affetmeyi öğretti, tüm kardeşlerimizin tüm renklerden geldiğini fark ettirdi.” demişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çağının Şahidi Muhammed Ali’yi Şahitlerin Dilinden Tanımak</strong></p>
<p>“Dava adamı”, “dünyayı değiştiren adam”, “dünyanın ufkunu açan adam” gibi sıfatlarla anılan Muhammed Ali hakkında vefatını müteakiben yapılan yorumlardan bazılarını hatırlamakta yarar var:</p>
<p>Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi üyesi <strong>Davud Velîd</strong>: “Çocukken annemle babamın bana aldıkları ilk aksiyon figür oyuncağı Muhammed Ali’ydi. O, benim dönemimde Afrika kökenli Amerikalılar ve Müslümanlar için belki de <u>dünyanın en büyük ve etkili popüler kültür sembolü</u>ydü. Medeni haklar döneminde ABD’deki <strong>ayrımcılığa karşı durdu</strong>. Direniş zihniyetinin aydınlanmasında ve <u>Müslümanların basmakalıp fikirlere boyun eğmemesi gerektiği</u>, bir Müslümanın en az bir Hristiyan ya da Yahudi kadar Amerikalı olduğu duygusunun yayılmasında payı var.”</p>
<p><strong>Mert Aydın</strong>: “Muhammed Ali farklı bir adamdı. Fikirleri ve yaptıklarıyla birçok sporcuya ilham kaynağı oldu. ABD’de Afro Amerikalı sporcuların bugünkü başarılarında da etkili oldu. Bir anlamda onlara mentorluk yaptı. Müslüman, Hristiyan fark etmez ABD toplumunda idoldü. Ayrımcılık ve ırkçılığa karşı çıkması önemliydi. Aydınlatıcıydı. Muhammed Ali dünyanın ufkunu açan adamdı.”<strong> </strong></p>
<p><strong>Orhan Ayhan</strong>: “Sadece boksör değil, bir dava adamı, bir savaşçıydı. Irkçılıkla savaştı. Boks açısından bakacak olursak da fevkalade, nefis bir ağır sıkletti. Allah’ın özene bezene yarattığı bir yapısı vardı. Muhammed Ali boks için yaratılmış bir çocuktu. Kıvrak hareketleri, nefis yumrukları vardı. Tarihe geçen bir sözünü anımsayalım: Kelebek gibi uçar, arı gibi sokarım. Gerçekten de öyleydi.”</p>
<p><strong>Bağış Erten:</strong> “Bazı sporcular, sadece yetenekleriyle konuşulmaz, tarihin akışını da etkiler. İşte Muhammed Ali, onlardan biriydi. Sadece sporcu değil, dünyayı da değiştiren adamdı. Tarihin en büyük sporcusuydu. Sporun niteliğini değiştirdi. ABD’deki siyah hakları konusunda ufuklar açtı. ABD’li Müslümanlar için yeni bir hayatın temelini attı. Duruşu ve karakteri vardı.”</p>
<p>Yaklaşık dört yüz bin Müslüman üyesi bulunan Büyük Chicago İslam Konseyi’nin 2005-2008 yılları arasında başkanlığını yapan radyo yapımcısı <strong>Abdülmalik Mücahit</strong>, efsane boksörün bir dava adamı olduğunu belirttikten sonra şöyle dedi:</p>
<p>“Güçlü bir kişiliğe sahip idi. Sürekli yanında İslam dinini tanıtan kitapçıklar taşırdı ve insanlara bu kitapçıklardan dağıtırdı. Hazreti İsa’nın neden ‘Tanrının oğlu’ olmadığını anlatırdı… Filistinlilerin mücadelesini destekliyordu. Bosna Hersek’te savaş devam ederken düzenlediğimiz etkinliklere katıldı. ABD hükümeti üzerinde büyük baskı kurdu ve en sonunda Sırplara müdahale edildi. Muhammed Ali dünyadaki bütün Müslümanların kardeşiydi, onların yanlarındaydı. Son derece alçak gönüllü ve nüktedan bir insandı. Kendisine en çok neden korktuğunu sordum. Önce şakayla eşini işaret etti. Sonra ‘Allah’ın beni cennetine koymamasından korkuyorum’ cevabını verdi. Bu sözlerin üzerine başta eşi olmak üzere ben dâhil odadakiler ağlamaya başladık. Arkasından, Muhammed Ali’nin elini tuttum ve şöyle dedim: ‘Kardeşim Muhammed Ali, sen bütün insanlar için çalıştın. İnşaallah, Allah seni cennetine koyacak.’ Sonra bana doğru baktı ve düşünceye daldı. Bütün bu anlar fotoğraflandı ve ölümsüzleşti.”</p>
<p>Yüzünden gülümseme hiç eksik olmayan Muhammed Ali ile her buluşmasının zevkli ve neşeli geçtiğini belirten Mücahit, onun aynı zamanda ciddi bir insan hakları savunucusu olduğunu vurguladıktan sonra şöyle devam etti:</p>
<p>“Kendisine bir gün ‘Sana, en büyük diyorlar, buna ne diyorsun?’, diye sordum. Bana dönerek; ‘Hayır! <strong>En büyük Allah’tır</strong>. Ben en büyük boksörüm.’ dedi.”</p>
<p>Muhammed Ali için Louisville’de otuz kilometrelik yürüyüşten sonra Freedom Hall’da düzenlenen cenaze töreni öncesi AA’nın sorularını cevaplayan Yusuf İslam; “Muhammed Ali, benim gibi sonradan İslam’ı seçenler için rol modeldi.” dedikten sonra,  onun tüm İslam dünyasına yol gösterdiğini ifade etti.</p>
<p>Yusuf İslam gibi sonradan İslam’ı seçen ABD’li Müslüman kanaat önderi, Zaytuna Üniversitesi kurucularından <strong>Hamza Yusuf</strong> da Muhammed Ali’nin 20 ve 21. yüzyılların en büyük insanlarından birisi olduğunu söyledi. Onun İslam’ın barış ve sevgi dini olduğunu savunduğuna dikkati çeken Hamza Yusuf; “Eğer insanlığı seversiniz insanlık da sizi sever. Muhammed Ali insanlığı sevmişti, insanlık da onu sevdi.” dedi. Son Nebi’nin adını alan ve onu örnek edinen Muhammed Ali sayesinde bir çok beyazın da ırkçılığın yanlışlığını gördüğünü ve siyahilere bakışlarının değiştiğini vurgulayan Hamza Yusuf; “Muhammed Ali’nin cenazesine tüm dünyadan insanlar katıldı. O, kendisinin de söylediği gibi tüm dünyayı salladı.” dedi.</p>
<p>Amerika’da Yetişkin Islahevinde Dînî Rehber<strong> Bilgin Erdoğan</strong>: “Muhammed Ali, 1976 yılında geldiği Türkiye’de dönemin Milli Selamet Partisi Genel Başkanı merhum Necmettin Erbakan ve binlerce kişiyle Sultanahmet Camisi’nde cuma namazı kılmıştı… Sadece vuruşuyla değil Amerika kıtasındaki dik duruşuyla bir çok Müslümanın İslam ile şereflenmesine vesile olmuştu.”</p>
<p>Başbakan Yardımcısı<strong> Numan Kurtulmuş</strong>: “Kimliğiyle, başarılarıyla ve duruşuyla tüm dünya Müslümanlarının ‘güçlü’ sesi olan bir dünya yıldızıydı Muhammed Ali. ABD’de yaşayan Müslümanlar için de çok önemli bir isimdi. İslam dünyasının başı sağ olsun.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Muhammed Ali’nin mirasını yaşatmak”</strong></p>
<p>Büyük bir vefa örneği serdederek, maiyetiyle birlikte ABD’ye gidip merhumun cenazesine katılan T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Bloomberg için kaleme aldığı “Muhammed Ali’nin mirasını yaşatmak” başlıklı makalesinde, Muhammed Ali’nin, sadece sporculuğu ve derinliğinden değil aynı zamanda politik duruşundan da etkilendiğini vurgulayarak, ‘her yerde ezilen insanların kahramanı’ olarak tanımladığı Muhammed Ali’nin İslam’ın ve şiddetin sorumsuzca ilişkilendirilmesinden rahatsızlık duyan samimi bir Müslüman ve bir barış insanı olduğunu anlattı:</p>
<p>“İnsanlığın çok daha büyük zorluklarla karşı karşıya olduğu ve görünüşe göre bu acil sorunları doğrudan ele alacak cesareti olmadığı bir dönemde, <strong>dünya liderleri, Muhammed Ali’den esinlenebilirler</strong>. Onun barış, özgürlük ve dayanışma mesajları, Türkiye’nin de bazı temel politikalarına işaret eder… <u>Muhammed Ali’nin yıllar önce ortaya koyduğu meseleler halen güncelliğini korumaktadır</u>. Bu itibarla, Halkın Şampiyonu’nu onurlandırmanın doğru yolu, özgürlük, eşitlik ve dayanışma tasavvurunu yaşatmaktır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>http://www.aljazeera.com.tr/haber/muhammed-ali-hayatini-kaybetti</li>
<li>http://www.aljazeera.com.tr/spor-portre/portre-muhammed-ali</li>
<li>http://www.aljazeera.com.tr/haber/muhammed-alinin-apartheide-karsi-konusmasi</li>
<li>http://dirilispostasi.com/n-11043-muhammed-ali-muslumanlarin-guclu-sesiydi.html</li>
<li>http://dirilispostasi.com/n-11296-yusuf-islam-muhammed-ali-sonradan-islami-</li>
<li>secenler-icin-rol-modeldi.html</li>
<li>http://dirilispostasi.com/n-11238-arkadasi-muhammed-alinin-en-cok-korktugu-seyi-acikladi.html</li>
<li><a href="http://dirilispostasi.com/n-11303-erdogan-muhammed-ali-icin-makale-yazdi-dunya-liderleri-esinlenebilirler.html">http://dirilispostasi.com/n-11303-erdogan-muhammed-ali-icin-makale-yazdi-dunya-liderleri-esinlenebilirler.html</a></li>
<li>http://www.hilalhaber.com/islam-dunyasi/yuregi-yumrugundan-guclu-olan-adam-muhammed-ali-h31982.html</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/caginin-sahidi-muhammed-aliyi-hayirla-yad-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
