<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İNSAN HAKLARINI YENİDEN DÜŞÜNMEK Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/insan-haklarini-yeniden-dusunmek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/insan-haklarini-yeniden-dusunmek/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Dec 2020 22:14:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>HAKKIN ELİNDEN TUTMAK -İnsan Haklarını Yeniden Düşünmek-</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/hakkin-elinden-tutmak-insan-haklarini-yeniden-dusunmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/hakkin-elinden-tutmak-insan-haklarini-yeniden-dusunmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Sep 2019 07:09:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[ADİL ŞAHİTLİK SORUMLULUĞU]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş]]></category>
		<category><![CDATA[BEŞERÎ BİLİMLER YAYIN NO: 144]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaat-i İslami]]></category>
		<category><![CDATA[ÇİN’DE HAK İHLALLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[ERİTME POLİTİKALARI]]></category>
		<category><![CDATA[FETHİ GÜNGÖR]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[HAKKANİYET BİLİNCİ]]></category>
		<category><![CDATA[HAKKIN ELİNDEN TUTMAK]]></category>
		<category><![CDATA[İHVAN-I MÜSLİMİN SURİYE]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN HAKLARINI YENİDEN DÜŞÜNMEK]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANLIK HAYSİYETİNİ KORUMAK]]></category>
		<category><![CDATA[ISBN: 978-605-7846-48-8]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[NOBEL AKADEMİK YAYINCILIK]]></category>
		<category><![CDATA[Safahat]]></category>
		<category><![CDATA[SİYASİ İDAMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Uygurlar]]></category>
		<category><![CDATA[ZULME MÂNİ OLMAK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=938</guid>

					<description><![CDATA[10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü münasebetiyle Hakkın Elinden Tutmak isimli kitabımı tanıtan yazımı dikkatlerinize sunuyorum. Adil Şahitlik Sorumluluğumuzu Üstlenip Zulümlere Mâni Olabilmek İnsan Olabilmek başlığını taşıyan birinci bölümde insanı anlamak, insanı tanımak, insan olabilmek, şahsiyet sahibi özgür bir birey olmak, iyi olmak ve bozulmaktan korunmak   alt başlıkları altında yeryüzünün yönetimi kendisine emanet edilen insanı, kendimizi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü münasebetiyle <strong>Hakkın Elinden Tutmak</strong> isimli kitabımı tanıtan yazımı dikkatlerinize sunuyorum.</p>
<p><strong>Adil Şahitlik Sorumluluğumuzu Üstlenip Zulümlere Mâni Olabilmek</strong></p>
<p><strong>İnsan Olabilmek</strong> başlığını taşıyan birinci bölümde insanı anlamak, insanı tanımak, insan olabilmek, şahsiyet sahibi özgür bir birey olmak, iyi olmak ve bozulmaktan korunmak   alt başlıkları altında yeryüzünün yönetimi kendisine emanet edilen insanı, kendimizi tanımaya gayret ediyoruz. İkinci bölümde <strong>Hakkın Elinden Tutmak</strong> başlığı altında tasavvuru doğru kurmanın, mevcut nakıs insan hakları söylem ve belgeleriyle yetinmeyip İslam insan hakları beyannamesini yazmak ve İslam’ın insan hakları nazariyesini ortaya koymak için nitelikli bir çaba ortaya koymanın, bunun için de insan haklarını yeniden düşünmenin lüzumunu ve hak ihlallerini belgeleyerek insanlık haysiyetini korumanın ehemmiyetini izah etmeye çalışıyoruz.</p>
<p><strong>İhlaller Karşısında Adil Şahitler Olabilmek</strong> başlıklı üçüncü bölümde; Mısır’da İhvan-ı Müslimin liderlerine yönelik siyasi idamları ve sistematik hak ihlallerini durdurmak için somut adımlar atmanın, İsrail’deki Filistinli tutsakların, özellikle tutsak çocuk ve kadınların maruz kaldığı ağır hak ihlallerini engellemenin, keza Suriye’de işkence gören tutsak kadın ve çocukların çığlıklarını duymanın, Çin’in Doğu Türkistan’da eritme politikaları kapsamında Uygurlara ve diğer Müslüman topluluklara reva gördüğü ağır hak ihlallerine mâni olmanın, son olarak Bangladeş’te Cemaat-i İslami önderine yönelik siyasi idamları durdurmanın aciliyetine dikkat çekiyoruz.</p>
<p>Eserin dördüncü ve son bölümünde <strong>İhlalleri Durdurup Zulümlere Mâni Olabilmek </strong>başlığı altında Hollanda örneğinde Batı’nın hak ihlallerini ortaya koymaya, Avrupa’da hızla yayılan İslamofobi/İslam düşmanlığı konusunda yayımlanan raporlara dikkat çekmeye, zulme maruz kalmanın zulmetmeye gerekçe teşkil edemeyeceğine ve olağanüstü hâl uygulamalarının uzaması durumunda durumun olağanlaştırılarak hakkaniyet bilincinin ve hukuk sisteminin nasıl sakatlanacağına vurgu yapıyoruz.</p>
<p><strong>Tüm İnsanlığı Kuşatan Adil Bir Evrensel İnsan Hakları Belgesi Hazırlayabilmek</strong></p>
<p>Hakkın Elinden Tutmak isimli eserimizin önsözünde okuyucuya şu hususları hatırlatıyoruz:</p>
<p>Din ve bilim, dünya ve ahiret, akıl ve inanç, Allah ve insan, insan ve kâinat gibi en temel meselelerde altın dengeyi kurabilmiş olan İslamiyet’i benimseyen bilim insanlarının, Kur’an ve Sünnet başta olmak üzere Müslüman toplumların on dört asır boyunca üretmiş olduğu müktesebat ve uygulamaları inceleyerek insanlığa mükemmel bir <strong>insan hak ve hürriyetleri beyannamesi</strong> takdim etmesi sadece mümkün değil aynı zamanda elzemdir de.</p>
<p>Bu eserde temas edilen bazı temel metinler başta olmak üzere on dört asır boyunca İslam âleminde üretilmiş olan belgeler ile Allah’ın, hukukun ve toplumun hakkını korumak için oluşturulan “Hisbe Teşkilatı” gibi kurumsal tecrübeler incelenerek bütün insanlığı kuşatan, adil bir evrensel insan hakları belgesi hazırlamak, Müslüman aydınların önünde ertelenemez bir görev olarak durmaktadır.</p>
<p>Zulmü kendisine haram kılan, aynı şekilde insanlar arasında da haram kıldığını bildiren Allah Teâlâ modern dünyanın zalimlerine de hak ettikleri akıbeti yaşatmak üzere onları gözetim altında tutmaktadır. Hiç şüphesiz Allah Teâlâ zalim kullarına belli bir vakte değin mühlet tanır, ancak onları azabıyla yakaladığında artık bu zalimler için asla bir kaçış imkânı yoktur!</p>
<p><strong>Hakkaniyet Bilincini İçselleştirmek ve Zalime Asla Pasif Destek Vermemek</strong></p>
<p>Hakkaniyet bilincini içselleştirmiş ve haysiyet, şeref, namus gibi yüce değerleri benimsemiş insanların zulme sessiz kalarak zalime pasif destek vermeleri kabul edilemez. Beşerin insanlaşma sürecinde hakkaniyet bilincini kazanma düzeyi, hakkın elinden tutma davranışında ulaştığı seviyeyle ölçülür.</p>
<p>Müminlerin annelerinden Ümmü Seleme validemiz (r), Rasulullah’ın (s) hanesinden çıkarken şöyle dua ettiğini nakleder: “Allah’ım! Dalalete ve zillete düşmekten, zulmetmekten ve zulme uğramaktan, cahillikten ve cahilce muameleye maruz kalmaktan sana sığınırım.” (Ebu Davud, 5072). Son Nebi’nin izinden giden tüm müminlerin bu duayı hem kalben hem de davranışlarıyla her gün tekrar etmesi <strong>hak temelli medeni bir hayatın yeniden inşasına</strong> zemin hazırlayacaktır.</p>
<p>Elbette Allah Teâlâ’nın; “Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bilecekler!” (Şu’arâ 26:227) vaîdi/tehdidi gerçekleşecektir. Ama insanlık onurumuzu korumak için bize düşen; “Cihadın en faziletlisi zalim sultana karşı hakkı söylemektir.” (Humeydî, 752) nebevi müjdesine mazhar olmak, bedelini ödemeyi göze alarak hakkın elinden tutmaktır. İnsaniyet ve hakkaniyet timsali Mehmet Âkif, “Âsım” şiirinde ne kadar da veciz ifade etmiş insanlığın hakşinaslık ödevini:</p>
<p>“Hâlık’ın nâmütenâhî adı var, en başı: Hak.<br />
Ne büyük şey kul için <strong>hakkın elinden tutmak</strong>!<br />
Başta îmân-ı hakîkî geliyor, sonra salâh,<br />
Sonra hak, sonra sebat. İşte kuzum insanlık.</p>
<p>Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;<br />
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem&#8230;<br />
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;<br />
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam!</p>
<p>Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,<br />
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.<br />
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.<br />
Çiğnerim, çiğnenirim, <strong>hakkı tutar kaldırırım</strong>!”</p>
<p>(Mehmet Âkif Ersoy, Safahat).</p>
<p>Hakkın elinden tutup onu ayağa kaldıran insanın -sırtını Hak Teâlâ’ya yasladığından dolayı- şu fani âlemde çekineceği hiç kimse olamayacağını Develili ozan Âşık Seyrani (ö. 1866) şu dizelerle dile getirmiş:</p>
<p>“Seyrani de der ki Hak benim arkam,<br />
Hak benim arkam da ben kimden korkam?<br />
Fazilet ehli ol isteme görkem,<br />
Mevlâ’dan korkmayan kuldan ırak ol!”</p>
<p><strong>Zamanlar ve Coğrafyalar Üstü Hakkaniyet Çağrısına Dikkat Kesilmek </strong></p>
<p>Bütün bir insanlık, insanlığın bekası için hep birlikte “Son Nebi”nin şu insaniyet ve hakkaniyet çağrısına kulak vermek durumundadır:</p>
<p>“İnsanlar iyilik yaparlarsa biz de iyilik yaparız, zulmederlerse biz de zulmederiz diyen zayıf karakterli kimseler olmayın. Bilakis iyilik yaptıklarında insanlara iyilik yapmayı, kötülük yaptıklarında ise onlara <strong>zulmetmemeyi</strong> içinize (bir ilke olarak) yerleştirin.” (Tirmizî, Birr, 63).</p>
<p>Hakkın elinden tutmak gönüllü bir faaliyet türü değildir. Bilakis insanı akıllı ve tercih sahibi pek değerli bir varlık kılan ve sayısız nimetlerle donatan Yüce Allah’ın kesin bir emridir:</p>
<p>“Siz ey iman edenler! Allah için, hakkı ayağa kaldırarak adâletin timsali olun ve birilerine olan nefretiniz sizi adâletten sapmaya sevk etmesin! (Gerek dosta gerekse düşmana karşı hep) <strong>âdil olun</strong>. Zira bu, takvaya (Allah’a karşı saygı ve sorumluluk bilincine) en uygun davranıştır. Artık Allah’ın emirlerine kayıtsız kalmaktan sakının! Çünkü Allah yaptıklarınızdan tümüyle haberdardır.” (Mâide 5:8).</p>
<p>“Sizinle aramızdaki şu ortak ilkeye gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceğiz, O’ndan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayacağız, Allah’ın yanı sıra başka birilerini rabler olarak kabul etmeyeceğiz!” (Âl-İmran 3:64).</p>
<p>“Doğrusu Biz elçilerimizi hakikatin apaçık belgeleriyle gönderdik; onlarla birlikte Kitab’ı ve <strong>insanlığı adaletle ayakta tutsun</strong> diye mizanı indirdik…” (Hadid 57:25).</p>
<p>“Allah, size emanet edilen (şey)leri <strong>ehil olanlara</strong> tevdi etmenizi ve her ne zaman insanlar arasında hüküm verecek olsanız <strong>adaletle hükmetmenizi</strong> emreder. Allah’ın size yapılmasını tavsiye ettiği (şey), mutlaka en güzel (şey)dir: Allah, kesinlikle her şeyi işitendir, her şeyi görendir.” (Nisa 4:58).</p>
<p>“Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’a yardım ederseniz (O’nun koyduğu ilkelere riayet ederseniz), O da size (hakkı korumada) yardım eder ve adımlarınızı sağlamlaştırır.” (Muhammed 47:7).</p>
<p>Sorumluluk bilincinin zirvelerinde dolaşmış olan merhum Âkif’in bir asır öncesinde gözlemlediği utanç verici tabloda aradan bir asır geçmesine rağmen yeterli bir iyileşme olmamasında bizim payımız ne kadar diye nefis muhasebesi/ öz eleştiri yapmamız gerekmez mi?</p>
<p>Beşerin <strong>hakka refik olmak</strong> için vicdânı,<br />
Beşeriyyetle berâber yürümektir şânı.<br />
Yürümez dersen eğer, rûhu gider İslâm’ın;<br />
O yürür, sen yürümezsen, ne olur encâmın? (…)</p>
<p>Dâhilîdir sadme&#8230; Hâriçten değil&#8230; Aslâ değil!<br />
Sonra, olmaz ez-kazâ dünyâda bir şey, böyle bil!<br />
Nâgehânî lâfzının ma’nâsı yoktur, herzedir:<br />
En beyinsizler bu istikbâli zîrâ kestirir. (…)</p>
<p><strong>Zulme tapmak, adli tepmek, hakka hiç aldırmamak;<br />
</strong><strong>Kendi âsûdeyse, dünyâ yansa, baş kaldırmamak!<br />
</strong>Ahdi nakzetmek, yalan sözden tehâşî etmemek;<br />
Kuvvetin meddâhı olmak, acizi hiç söyletmemek!</p>
<p>Mübtezel birçok merâsim: İnhinâlar, yatmalar,<br />
Şaklabanlıklar, riyâlar, muttasıl aldatmalar;<br />
Fırka, milliyet, lisan nâmıyla dâim ayrılık;<br />
En samîmî kimseler beyninde en ciddî açık;</p>
<p>Enseden arslan kesilmek, cebheden yaltak kedi&#8230;<br />
Müslümanlık bizden evvel böyle zillet görmedi!<br />
Hâlimiz bir inhilâl etmiş vücûdun hâlidir;<br />
Rûh-i izmihlâlimiz ahlâkın izmihlâlidir.</p>
<p>Sâde bir sözdür fakat hikmetlerin en mücmeli:<br />
Bir halâs imkânı var: <strong>ahlâkımız yükselmeli</strong>,<br />
Yoksa pek korkunç olur katmerleşip hüsrânımız&#8230;<br />
Çünkü hem dünya gider, hem din, eğer yapmazsanız!</p>
<p>20 Haziran 1329 (3 Temmuz 1913)</p>
<p>(Mehmet Âkif Ersoy, Safahat).</p>
<p>Muhatapları insan haklarını yeniden düşünmeye davet ettiğimiz Hakkın Elinden Tutmak isimli eserimizi tanıtmak için hazırladığımız bu yazımızı kitabın arka kapağına yerleştirdiğimiz şu mesajla bitirelim:</p>
<p>Çıkara odaklanan ‘beşer’in değer yüklü ‘insan’a dönüşme sürecinde kat ettiği mesafe, <strong>hakkaniyet bilinci</strong>nde ve <strong>hakkın elinden tutma davranışı</strong>nda ulaştığı seviyeyle ölçülebilir. Hak sahibi ile hakkı gasp edeni ayırt etmek insanın doğuştan getirdiği yetenekleriyle başarabildiği bir merhaledir. Ancak <strong>insanlık haysiyetini koruyabilmek</strong> için bu kadarı yeterli olmayıp zalimin haksızlığını dile getirme ve mazlumun hakkını savunma erdemini de gösterebilmek gerekmektedir.</p>
<p>Mevcut nakıs insan hakları belgeleriyle yetinmemeye, insan haklarını yeniden düşünmeye, hakkaniyet duygusunu yüceltmeye ve hak ihlallerine el birliğiyle mâni olmaya dikkat çeken bu eser, ihlaller karşısında adil şahitlik yapmak suretiyle zalimin zulmüne ortak olmayı reddetmeye ve en yakınlarımız aleyhine bile olsa adaletten şaşmamaya çağırmaktadır.</p>
<p>İstisnasız bütün insanlığı kuşatan, hakkaniyeti ve adaleti içselleştirmiş yeni bir ‘evrensel insan hakları beyannamesi’ hazırlamak, özellikle Müslüman aydınların önünde ertelenemez bir görev olarak durmaktadır.</p>
<p>İnsanlık hak ve haysiyetini koruyup kollama uğrunda içtenlikle bedel ödeyen büyük insanlara ithaf ettiğim bu eserin, hakikaten çok kısa bir süre için misafir olduğumuz yerkürede hak temelli medeni bir sosyal hayatın inşası uğrunda harcanan çabalara bir nebze olsun katkı yapmasını diliyorum.</p>
<p>Çabalarımızın ve dualarımızın nihai gayesi; “tüm övgülerin âlemlerin Rabbi Allah’a mahsus olduğunu” hem söylem hem de eylem düzleminde bihakkın ikrar edebilmektir.</p>
<p>Hakkın, hakikatin ve hakkaniyetin sorumluluğunu üstlenmenin insan olmanın bizatihi kendisi olduğunun bilincine varan ve her şart ve ortamda hakkı üstün tutan insanların çoğalması ve el birliğiyle yeryüzünün yönetimini üstlenmeleri niyazıyla…<strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynak: </strong></p>
<p>Güngör, F. (2019). <strong>Hakkın Elinden Tutmak: İnsan Haklarını Yeniden Düşünmek</strong>. Nobel Akademik Yayıncılık, 1. Basım: Ankara, Haziran 2019, Beşerî Bilimler Yayın No: 144, ISBN: 978-605-7846-48-8, 382 s. 13,5&#215;21,5 cm.<br />
https://www.nobelyayin.com/detay.asp?u=15455, 01.08.2018.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/hakkin-elinden-tutmak-insan-haklarini-yeniden-dusunmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSAN HAKLARINI YENİDEN DÜŞÜNMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/insan-haklarini-yeniden-dusunmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/insan-haklarini-yeniden-dusunmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2018 12:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[ABDÜLHAMİT GÜL]]></category>
		<category><![CDATA[ARZU SOMALI]]></category>
		<category><![CDATA[BAĞIMSIZ DAİMİ İNSAN HAKLARI KOMİSYONU]]></category>
		<category><![CDATA[Berdal Aral]]></category>
		<category><![CDATA[HAMİT ERSOY]]></category>
		<category><![CDATA[IBRAF]]></category>
		<category><![CDATA[İHEB]]></category>
		<category><![CDATA[İİT]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN HAKLARINI YENİDEN DÜŞÜNMEK]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN SORUMLULUKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[IPHRC]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM İNSAN HAKLARI DEKLARASYONU]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM ÜLKELERİ YAYINCILIK DÜZENLEYİCİ KURUMLARI FORUMU]]></category>
		<category><![CDATA[MALDİVLER]]></category>
		<category><![CDATA[MARGHOOB SALEEM BUTTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Birsin]]></category>
		<category><![CDATA[MUHARREM KILIÇ]]></category>
		<category><![CDATA[MURAT ŞİMŞEK]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA TEKİN]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA YAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[REFİK KORKUSUZ]]></category>
		<category><![CDATA[Saffet Köse]]></category>
		<category><![CDATA[SÜLEYMAN ARSLAN]]></category>
		<category><![CDATA[TİHEK]]></category>
		<category><![CDATA[TOGO]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=795</guid>

					<description><![CDATA[İnsan Haklarını Korumak ve Geliştirmek Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), 20/4/2016 tarih ve 29690 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6701 Sayılı Kanun çerçevesinde faaliyetlerini yürüten bir kurumdur (1). 2/7/2018 tarihli KHK/703/149. Madde ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki yerini alan TİHEK, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan Haklarını Korumak ve Geliştirmek </strong></p>
<p>Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), 20/4/2016 tarih ve 29690 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6701 Sayılı Kanun çerçevesinde faaliyetlerini yürüten bir kurumdur (<strong>1</strong>). 2/7/2018 tarihli KHK/703/149. Madde ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki yerini alan TİHEK, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kurum olarak resen inceleme ve yaptırım yetkisine sahiptir.</p>
<p>Misyonunu “insan haklarını korumak ve geliştirmek, Ulusal Önleme Mekanizması görevini yerine getirmek ve ayrımcılıkla mücadele etmek” şeklinde belirleyen kurum, 1. Madde’de belirtildiği üzere; “insan onurunu temel alarak insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, kişilerin eşit muamele görme hakkının güvence altına alınması, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada ayrımcılığın önlenmesi ile bu ilkeler doğrultusunda faaliyet göstermek, işkence ve kötü muameleyle etkin mücadele etmek ve bu konuda ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirmek” amacını gütmektedir.</p>
<p>TİHEK’in 6-7 Aralık 2018 tarihinde İstanbul’da Cevahir Kongre Merkezi’nde düzenlemiş olduğu “<strong>İnsan Haklarını Yeniden Düşünmek</strong>” temalı uluslararası sempozyuma Filistin’den Malezya’ya, Togo’dan Cezayir’e, Maldivler’den Bangladeş’e, İngiltere’den Avustralya’ya kadar 3 kıtadan 16 ülkenin insan hakları uzmanları, üst düzey yetkililer ve akademisyenler bir araya geldi (<strong>2</strong>). Kurumun daha önceki insan hakları sempozyumlarında da önemli konuların ele alındığını hatırlatarak (<strong>3</strong>) çoğunlukla İslam dünyasından gelen uzmanların insan haklarını yeniden düşünmeye çağıran tebliğlerinden –canlı yayın esnasında ve sonradan izleyebildiğim ve not alabildiğim kadarıyla- bazı vurguları sizlere aktarmakta ve bu önemli sempozyuma dikkatinizi çekmekte yarar görüyorum.</p>
<p>İnsan hakları konulu resim, şiir ve kompozisyon yarışması ödül töreninin de gerçekleştirildiği sempozyumda ilk protokol konuşmasını yapan TİHEK Başkanı Av. Süleyman Arslan, 9 Aralık 1998 tarihli “Evrensel Olarak Tanınan İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Geliştirilmesi ve Korunmasında Bireylerin, Grupların ve Toplumsal Kuruluşların Hakları ve Sorumluluklarına Dair Birleşmiş Milletler Bildirge”sinin 7. Maddesini hatırlattı:</p>
<p>“Herkes, bireysel olarak ve diğerleriyle birlikte, <strong>insan haklarına ilişkin yeni fikirler ve ilkeler geliştirme</strong>, bunları tartışma ve kabul edilebilirliklerini savunma haklarına sahiptir.” İnsan haklarını geliştirmek adına bu ilkeyi çok değerli buluyorum. Zira bu husus evrensel beyannamenin donuk bir beyanname olmadığını, kadim medeniyet değerlerimizle zenginleştirilebilmeye açık olduğunu göstermektedir.”</p>
<p><strong>Tüm Üyeleriyle Birlikte Aileyi Korumak ve Güçlendirmek </strong></p>
<p>“Evrensel Beyanname’nin 16. Maddesinin 3. Fıkrası, ailenin cemiyetin temel ve tabii unsuru olduğunu, cemiyet ve devlet tarafından korunmak hakkını haiz olduğunu açık ve net bir şekilde ifade etmektedir. <strong>Ailenin korunması</strong>, ihmal edilen önemli bir insan hakları konusudur. Bu sadece bireyin değil aynı zamanda hem devletin hem de cemiyetin sorumluluğundadır.</p>
<p><strong>Anne ve baba hakkı</strong> evrensel birer insan hakkıdır. Bu hakları devletimizin koruyup desteklemesi gerekmektedir. Yine bu haklar bütün dünyada özel bir korumaya kavuşturulmalıdır. Anne ve babalık özendirilmeli; anne, baba, eş, çocuk, genç ve yaşlıların karşılıklı hak ve sorumlulukları üzerine yoğunlaşmalı, bu yönde eğitimlere ağırlık verilmeli, buradan hareketle aile korunup geliştirilmelidir. Çocuk haklarının yanında <strong>dede, nine ve torun hakları</strong> tekrar gündemimizde yer almalıdır.” (<strong>4</strong>/ dk. 41:27-44:21).</p>
<p>İlk oturumun ilk konuşmacısı Prof.Dr. Berdal Aral, “Bir Zorunluluk İlişkisi Olarak Kurgulanan İnsan Hakları ve Sekülerizm İlişkisine Farklı Bir Bakış” başlıklı tebliğinde ve sorulara verdiği cevaplarda özetle aşağıdaki hususlara değindi:</p>
<p><strong>Amacın Adalet, Barış ve Huzur Olduğunu Unutmamak </strong></p>
<p>“Farklı din ve kültür mensupları katkı yaparsa İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (İHEB) evrensel olur ve daha kolay içselleştirilebilir. (<strong>4</strong>/ dk. 2.12.12-2.27.20).</p>
<p>İnsan hakları; <strong>adalet, barış, huzur</strong> vb. amaçlar için <u>araçtır</u>. Sadece haklar ve özgürlüklerden bahsedemeyiz. İHEB yanında İnsan Sorumlulukları Evrensel Beyannamesi de yayınlamalıyız.</p>
<p>İslam dünyası ülkeleri kendilerini ciddiye almalıdır… Ortak insan hakları birikimini yok sayamayız. Belgeleri anlayıp değerlerimizle çatışmayan maddeleri uygulamalıyız. Biz kendimiz <strong>belgeler yayınlamaya başlarsak</strong> bizi ciddiye alırlar. Ağlayan çocuk gibiyiz. ‘Bizde her şey var’ demekle olmuyor, göstermek lazım.</p>
<p>1990 tarihli İslam İnsan Hakları Deklarasyonu’nda hak ihlalleri var, devlete aşırı yetki veriyor. Ben bir Batılı olsam şunu derim: ‘Siz siyasi değişimi engellemek istiyorsunuz.’ <strong>Şeffaf</strong> olursak, teftişe açık olursak muhatap alınırız. Onların belgelerini reddetmek yetmez, onları anlamak, değiştirmeye ve <strong>aşmaya çalışmak</strong>tır. ‘Biz bu oyunu oynamıyoruz’ dediğinizde yapayalnız kalabiliyorsunuz.” (<strong>4</strong>/ dk. 3.22.10-3.27.10).</p>
<p>İlk oturumun Moderatörlüğünü yürüten Prof.Dr. Refik Korkusuz, devlete karşı istenen hakların tahakkuk edebilmesi için devlet güçlü olması gerektiğine, aksi halde devletin sosyal hakları karşılayabileceğine dikkat çektiği açıklamasında boşanma oranlarının hızla yükselmesi problemine dikkat çekti:</p>
<p>“Yılda yaklaşık <strong>140 bin boşanma</strong> var. Bu 6284’ten kaynaklanmıyor, bununla ilgili olan, erkeği evden uzaklaştırma vakası bini geçmez. İnternette dolaşan bilgilerin %99’u yanlış. Aile çözülüyor… Balinalar için bir araya gelen dünya, Azerbaycan’da %20’yi bulan kaçkınları, Suriyelileri hiç hesaba katmıyor…</p>
<p>Batılılar da Müslümanlar da çifte standarttan uzak durmalıdır. Başkalarına karşı da adil olabilmeliyiz…”  (<strong>4</strong>/ dk. 3.27.14-3.30.30).</p>
<p>Sempozyumun ikinci gününde son oturumda “İnsan Haklarının Değerlerle ilişkisi ve İslam Hukuku Metodolojisine (Fıkıh Usulü) Taşınma İmkânı” başlıklı tebliğini sunan Doç.Dr. Mehmet Birsin şu hususlara dikkat çekti:</p>
<p>“Merkeze insanı ve hakkı koyduğumuz ‘insan hakları’ kavramında <strong>hak</strong>; bir maslahata ilişkin yetkilendirilmiş talebi ifade etmektedir. Bu da içinde üç hususu taşır: Yetki, maslahat ve hukuki himaye…</p>
<p>Aydınlanma düşüncesi, insan haklarının kaynağını kesip gölü kokuşmayla karşı karşıya bırakmıştır.</p>
<p>İnsan haklarını <strong>insanlık cinsine ait maslahat</strong>a dayandırmalıyız. İnsanı değer yüklü, yaratılış amacına uygun bir varlık kabul etmeliyiz.</p>
<p>Fıkıhta insan hakları konusunu, ‘Din Koyucu’nun genel maksatlarını ifade eden <strong><em>meqâsidu’ş-şerî’a</em></strong> bağlamında ele almak gerekir. İslam fıkhı çerçevesinde hak meqâsidi, insan hakları meqâsidi üretmek mümkün…” (<strong>5</strong>/ dk. 27.27-43.43).</p>
<p>“<strong>İslam ve İnsan Hakları</strong>” başlıklı altıncı ve son oturumu yöneten İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse şu önemli katkılarıyla iki günlük sempozyumu noktaladı:</p>
<p>“Nisa sûresinin 1. âyeti bağlamında bazı ilkelerin altı çiziliyor:</p>
<p>1- İnsani sorunlarda insanlar arası <strong>dayanışma</strong>. Doğal afet vb. durumlarda herhangi bir ayırım gözetmeden yardımına koşma. Ashabına “Yardım yaparken Müslüman kardeşlerinizi gözetin.” diyen Allah Rasulü’nü Bakara sûresinin 272. âyeti uyarıyor, <strong>yardımda ayırım yapmayın</strong>, ihtiyaç sahibi mi değil mi ona bakın, diyor.</p>
<p>2- Asabiyetin anlamsızlığı. <strong>Etnik ayrımcılık</strong> üzerinden politika yapmayın diyor.</p>
<p>3- “İnsanda aslolan hürriyettir.” denir. Çünkü tüm insanlar Âdem ile Havva’nın çocuklarıdır, şeref ve haysiyet sahibidir, hürdür, köleleştirilemez, köle muamelesi yapılamaz, diyor fıkıh kitaplarında.</p>
<p>Komşu haklarından bahseden bir hadisinde Allah Rasulü; “Tüm insanlık Allah’ın ailesidir, Âdem ile Havva’nın çocukları olarak kardeştirler. İnsanların en hayırlısı insanlara karşı en hayırlı olandır.”</p>
<p>İnsan olarak, mümin olarak, akraba olarak terettüp eden haklar vardır.” (<strong>5</strong>/ dk. 1.18.30-1.29.43).</p>
<p><strong>Çifte Standardı Hiçbir İnsana Reva Görmemek</strong></p>
<p>İki gün boyunca 12&#8217;si yurt dışından olmak üzere 27 tebliğin sunulduğu ve müzakerelerin yapıldığı “İnsan Haklarını Yeniden Düşünmek” konulu uluslararası sempozyum sonunda TİHEK Başkanı Av. Süleyman Arslan tarafından okunan <strong>sonuç bildirgesi</strong>ni şu şekilde özetleyebiliriz:</p>
<p>“Aşağıdaki hususlar, İnsan Haklarını Yeniden Düşünmek Uluslararası Sempozyumu’nun genel eğilimi olarak tespit edilmiştir:</p>
<ol>
<li>Evrensel ve bölgesel düzeyde oluşturulan norm ve mekanizmaların insan haklarının korunması ve geliştirilmesinde önemli katkılar sağladığı şüphesizdir. Bununla birlikte, devletlerin <strong>çifte standarda yol açan</strong> uygulamalarından dolayı, bu mekanizmaların bazı noktalarda yetersiz kaldığı görülmektedir.</li>
<li>Çağımızda insan hakları söylemi ve bu konuda hazırlanmış belgeler ile bunların uygulaması arasında artan uçurum endişe vericidir. Özellikle güçlü devletlerin ve bazı uluslararası kuruluşların insan hakları ihlallerine <strong>çifte standartlı</strong> yaklaştıklarına yönelik artan algı, uluslararası koruma mekanizmalarının saygınlığına ve etkinliğine zarar vermektedir. Bu bağlamda, ırk, dil, din farketmeksizin herkesin <strong>insan olması sebebiyle</strong> sahip olduğu insan hakları kavramının, kapsayıcı bir biçimde yeniden ele alınarak çifte standarda yol açan uygulamalara son verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.</li>
<li>İnsan haklarının <strong>tek eksenli</strong> olması ve değer akışının sürekli olarak <strong>batıdan doğuya</strong> doğru olması sorunlara yol açmaktadır. Bu bağlamda, tek taraflı bir değer akışı yerine, <strong>çoğulculuğun</strong>, karşılıklı etkileşimin ve kültürel göreceliliğin göz önünde tutulduğu yeni bir yaklaşım benimsenmelidir.</li>
<li><strong>Batı eksenli ve birey merkezli</strong> olarak ele alınan ve sekülerizmi zorunlu bir önkoşul olarak kabul ettiği varsayılan insan hakları kavramı, esasen diğer medeniyetlerin ve İslam medeniyetinin kadim değerleri gözetilerek geliştirilmelidir.</li>
<li>İnsan hak ve özgürlüklerinin gözetilmediği bir kalkınma anlayışının mümkün olamayacağı göz önüne alınmalıdır.</li>
<li>Günümüzde, yaşam hakkı başta olmak üzere en temel hak ihlallerinin başlıca kaynağı, <strong>savaş ve terör</strong> olaylarıdır. Bu konuda hem devletlere hem de uluslararası topluma büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. <strong>Sorunların</strong> sıcak çatışmalara varmadan, <strong>barışçı yöntemlerle</strong> <strong>çözülmesi</strong>, yaşam hakkı başta olmak üzere birçok temel hak ve özgürlüğün ihlalini doğmadan önleyecektir.</li>
<li>Çağımızın yakıcı sorunlarından olan terör, mağdurların yaşam, özgürlük ve güvenlik haklarının sağlanması konusunda yol açtığı sorunlar nedeniyle insan haklarına zarar vermektedir. Terör örgütlerinin insan hakları gibi ulvi değerleri kendilerine kalkan yaparak, <strong>terör propagandası</strong> için kullanmalarının önüne geçilmelidir. Terör eylemleri, insan haklarını açıkça ve ağır şekilde ihlal eden eylemler olup, bununla etkili mücadele için devletin gerekli hukuki tedbirleri alması meşrudur. Tartışmasız olarak, her devletin terör tehdidine karşı meşru müdafaa hakkına dayalı olarak &#8220;terörle mücadele yapma hakkı&#8221; olduğu, bütün uluslararası mahfillerde vurgulanmalıdır.</li>
<li>İnsana bütüncül, kuşatıcı ve ayrım gözetmeksizin yaklaşan İslam dünyasının kadim değerleri ışığında insan ve <strong>insan onuru, özgürlük, eşitlik ve adalet ilkeleri</strong> dünyanın merkezinde yer almaktadır. Bu bağlamda, İslam dinini şiddet ve terörle bağdaştıran bir anlayış kabul edilemez.</li>
<li>İnsan haklarının dinamik özelliği göz önünde bulundurulduğunda, insana ve insani güvenliğe saygı duyulması bağlamında insan haklarını <strong>yerinden korumacı yaklaşımlar</strong> önem kazanmaktadır. Şehirde yapılan her şeyin alınan her kararın insan hakları süzgecinden geçirilmesini öngören <strong>insan hakları şehirleri</strong> kavramı gündeme gelmiştir. Bu bağlamda, sağlıklı toplumun yapıtaşını oluşturan <strong>ailenin gelişmesi ve güçlendirilmesine uygun</strong> bir ortam yaratılması ve buna uygun yapılar inşa edilmesi gerekmektedir.</li>
<li>Dünyanın neresinde meydana gelirse gelsin insan hakları ihlalleri tüm insanlığın ortak sorunudur. İnsan hakları, toplumun her kesimi tarafından kullanılabilen ve herkese temel hak bilincini aşılayan bir kavram olarak bütün dünyada hak ettiği yeri almalıdır. <strong>İnsan haklarının korunması ve ihlallerinin önlenmesi</strong>, yalnızca mağdurların değil, aydın, akademisyen, sivil toplum ve kamu yöneticilerinin yanı sıra empati temelinde her bireyin meselesidir. Bu bağlamda, sivil toplum ve üniversiteler başta olmak üzere, toplumun her kesiminin geniş katılımına ve çoğulcu temsiline dayanan politikalar geliştirilmeli, bu anlamda kamuoyunda bir farkındalık yaratılmalıdır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.” (<strong>6</strong>).</li>
</ol>
<p>Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit Gül’ün de katıldığı, Mustafa Yayla, Muharrem Kılıç, Mustafa Tekin, Murat Şimşek, Arzu Somalı vd. bir çok yerli ve misafir akademisyenin, insan hakları kurumu ya da STK temsilcisinin katkı yaptığı ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu (IPHRC) Genel Sekreteri Marghoob Saleem Butti ile İslam Ülkeleri Yayıncılık Düzenleyici Kurumları Forumu (IBRAF) Genel Sekreteri Doç.Dr. Hamit Ersoy’un yönetiminde “Ulusal İnsan Hakları Kurumlarına Özel Oturum” adıyla bir çalıştayla tamamlanan “İnsan Haklarını Yeniden Düşünmek” konulu uluslararası sempozyumda sunulan tebliğleri aşağıdaki linklerden dinleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>http://<strong>tihek.gov.tr</strong>, 10.12.2018.</li>
<li>http://www.<strong>yenidendusunmek.com</strong>, 06.12.2018.</li>
<li>https://www.instagram.com/<strong>tihekkurumsal</strong>/, 10.12.2018.</li>
<li>https://www.youtube.com/watch?v=lioWIbE_0WU&amp;feature=youtu.be, 06.12.2018.</li>
<li>https://m.youtube.com/watch?v=5tLXoD-gzFU, 07.12.2018.</li>
<li>https://www.haberturk.com/istanbul-haberleri/17091277-uluslararasi-insan-haklari-sempozyumu, 07.12.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/insan-haklarini-yeniden-dusunmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
