<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlahiyat Fakültesi Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/ilahiyat-fakultesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/ilahiyat-fakultesi/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Apr 2017 05:13:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>MEHMET SAVAŞ HOCA’DAN İLMİN VAKARINI ÖĞRENMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/mehmet-savas-hocadan-ilmin-vakarini-ogrenmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/mehmet-savas-hocadan-ilmin-vakarini-ogrenmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2017 09:56:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[Abdurrahman Gürses Hocaefendiler]]></category>
		<category><![CDATA[Altınoluk dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Bağdat]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Kurulu kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Literatüre Mütevazı Bir Katkı]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Said]]></category>
		<category><![CDATA[Cezayir Merkez Bankası]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Mehmet Görmez]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[el-Bûti]]></category>
		<category><![CDATA[Emeviye Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Ezher Şeyhi]]></category>
		<category><![CDATA[Fethi Dureydi]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Günenç]]></category>
		<category><![CDATA[Hanefi fıkhıAbdulvehhab el-Hafız]]></category>
		<category><![CDATA[Haseki Eğitim Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Haseki Külliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hocaların Hocası]]></category>
		<category><![CDATA[İbn-i Akil]]></category>
		<category><![CDATA[İHAM]]></category>
		<category><![CDATA[İlahiyat Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[İlim Hizmet Araştırma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İlme Adanmış Bir Ömür: Mehmet Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Bankası]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Müftüsü Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Jandarma]]></category>
		<category><![CDATA[Köklerin Hikâyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Savaş Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Sıbai]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Zerk]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Mekteb-i Tıbbiyye-i Şâhâne ve Hukuk Mektebi]]></category>
		<category><![CDATA[pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[Pendik Belediye Başkanı Kenan Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Fazlurrahman]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Âdem Esen]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Mustafa Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Tayyar Altıkulaç]]></category>
		<category><![CDATA[TRT Diyanet Tv]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Suud Kültür Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Usul-i Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf el-Karadavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=488</guid>

					<description><![CDATA[Âlim ve mütefekkirlerimizin kadr ü kıymetini bildiğimizi göstermek için onların vefat etmesini beklememize gerek yok. Son yıllarda İstanbul’da Mehmet Savaş, Halil Günenç, Yusuf el-Karadâvî, Cevdet Said gibi yaşayan büyüklerimizi tebcil için toplantılar tertip edilmiş olması takdire şayan bir kadirşinaslık örneğidir. 29 Mart 2017 akşamı İstanbul Fatih’te kâin İBB. Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde “İlme Adanmış [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Âlim ve mütefekkirlerimizin kadr ü kıymetini bildiğimizi göstermek için onların vefat etmesini beklememize gerek yok. Son yıllarda İstanbul’da Mehmet Savaş, Halil Günenç, Yusuf el-Karadâvî, Cevdet Said gibi yaşayan büyüklerimizi tebcil için toplantılar tertip edilmiş olması takdire şayan bir kadirşinaslık örneğidir.</p>
<p>29 Mart 2017 akşamı İstanbul Fatih’te kâin İBB. Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde “<b>İlme Adanmış Bir Ömür: Mehmet Savaş</b>” başlığıyla bir sohbet programı gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü İHAM (İlim Hizmet Araştırma Derneği) Başkanlığını da deruhte etmekte olan Prof.Dr. Mustafa Karataş’ın yürüttüğü programa Savaş Hoca’nın arkadaşları, kendileri de hoca olan talebeleri ve çok sayıda öğrenciler katıldı. Tüm koltukların erkenden dolduğu ve koridorlarda bile yer bulmanın zor olduğu program üç saat sürmesine rağmen katılımcılar büyük bir dikkatle sonuna kadar takip ettiler.</p>
<p>1987-1991 yılları arasında Türk-Suud Kültür Derneği’nde bir grup arkadaşımızla birlikte ilk yıl Arapça, ardından Hidaye dersleri aldığımız Mehmet Savaş Hocamızı yıllar sonra yeniden dinlemek nasip oldu. Yakın tarihimizde kendi coğrafyamızda dinî ilim tahsili uğrunda çekilen çilelere örnek teşkil etmesi açısından, son sohbet programında Hocaefendi’nin anlattıklarını özetle aktarmakta yarar görüyorum:</p>
<p><b>Bütün Bir Ömrü İlme ve Tedrise Adayabilmek</b></p>
<p>Savaş Hoca’nın kısa hayat hikâyesini -yer kısıtı nedeniyle- Altınoluk dergisinin kendisiyle 1995 yılında yapmış olduğu röportaja (<b>1</b>) ve TRT Diyanet Tv’de yayımlanan “Köklerin Hikâyesi” programının 13. bölümüne (<b>2</b>) havale ederek burada son programda hocamızın vurguladığı bazı hususları özetle aktarmayı tercih ediyorum:</p>
<p>“Defalarca denedikten sonra kaçak yollardan Suriye’ye girebildik… Lise kısmına geçeceğim sırada apandisitten rahatsız olmuştum. Dersin hocasına söyledim, ‘dersten kaçmak için böyle yapıyorsun’ diyerek izin vermeyi reddetti, bir aspirin vermekle yetindi. Acıdan kıvranıyordum. Ben mi çağırdım seni, çık dışarı!” diyerek medresenin kapısına koydu beni. Ağlıyordum. Bir başka hocam okula girerken beni gördü. Beni yanına alıp müdüre çıktı. “Bize güvenip insanlar çocuğunu okula gönderiyor. Bu çocuğu almıyorsanız ben de derse gelmiyorum artık!” deyince tekrar aldılar…</p>
<p>Şam’da Osmanlı Mekteb-i Tıbbiyye-i Şâhâne ve Hukuk Mektebi mezunu bir doktor ikinci kez apandisit ameliyatımı yapmıştı. Sağ tarafımda apse oluşmuştu. Hamidiye kışlasının tamamlayıcı bir kısmı olan hastanede 58 gün kaldım. Bazı ırkçı çalışanlar (yatak işgal etmeyeyim diye) beni erkenden çıkarmak istiyorlardı… “Ziyaretçim yok, garip öleceğiz, anamız babamız duyunca perişan olacak!” diye kuruntular yaparak yorganın altında ağlıyordum.</p>
<p>AÜDTCF.’nden bir doçent arkadaş ziyaretime geldi. Hâlimi hatırımı sordu. “Şevket ağbi, bana biraz can eriği getirebilir misin?” dedim. Tamam deyip çıktı. Meğer onun da parası yokmuş. Gidip odasından İbn-i Akil kitabını almış, Emeviye Camii girişinde onu satıp bir kese kâğıdı erik getirmiş bana. Ama onu da yiyememiştim. Çünkü doktor yasaklamıştı… Tanımadığım bir kadın hastane bahçesinden topladığı bir demet çiçeği getirip moralimi yükseltmişti. “Burayı sizin ecdadınız yaptı, kendinizi garip hissetmeyin.” demişti.</p>
<p>Şam’da Mustafa Zerka, Mustafa Sıbai, Fethi Dureydi ve el-Bûti gibi hocalardan ders aldık… 14 sene evime hiç gelmedim. Fakülteyi bitirdikten sonra pedagoji ihtisası yaptım. Kızlı erkekli yüzlerce öğrenci arasından seçilen 80 kişi arasına girdik hamdolsun… Suriye’de Hanefi fıkhını en iyi bilen Abdulvehhab el-Hafız’dan sabah namazının akabinde evinde özel ders alırdık. Tek bir söz almıştı bizden: “Siz de erinmeden talep eden herkese ders vereceksiniz.” Allah rahmet eylesin. İlahiyat Fakültesi’nden sonra ikamet alabilmek ve Suriye’de kalmaya devam edebilmek için Eğitim Fakültesi’ni de okudum. Bu arada çok sayıda öğrenci okuttum.</p>
<p>Valide ve pederin yaşlandığını haber aldık. Yine kaçak yollardan Halep’ten gelmek için yola çıktık. Bir yerde nehirden geçmemiz gerekiyor, bot yok. Jandarma sesimizi duyup gelmeden geçelim diye suya girdik, yüzme de bilmiyorum. Sudan salimen çıktık, ama pamuk tarlalarında koşarken kazıklar ayağımızı parçaladı. Konya’ya geldim ki anamın bir gözü görmez olmuş…</p>
<p>Suriye ile kültür anlaşması olmadığından iki fakülte diplomamız geçersiz sayılmıştı. Bu arada, askere celp çağrılarına cevap vermediğimiz gerekçesiyle Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlığımız sonlandırılmıştı… Suriye’de 1964-70 yılları arasında dünya vatandaşı (vatansız) olarak yaşadık…”</p>
<p><b>Tahsil Edilen İlmi Tedris de Edebilmek </b></p>
<p>“Nihayet yeniden Türkiye’ye dönerek Konya İHL’nde öğretmenlik yapmaya başladım. Daha sonra yedek subay olarak hudutta, Saroz körfezinde yaptım askerliği. Dönüşte Afyon Bolvadin’de meslek dersleri öğretmeni olarak çalışmaya başladım. Sonra baskılar sonucu müdür oldum. İdareciliği sevmediğim için bir an önce kurtulmak istedim.</p>
<p>1975’te Bolvadin’de bir fabrikanın temel atma törenine birçok bakanla birlikte Başbakan Yardımcısı da gelecek oldu. Kaymakam cuma vaazını benim vermemi rica etti. Heyet bir hayli gecikmişti, benim vaazı uzatmamı istiyorlardı. Ben de “Burası camidir, bakan, başbakan diye kimseye imtiyaz tanınmaz!” deyince gazeteler, “Vaiz başbakan yardımcısına meydan okudu!” diye haber yaptılar. Vaazda anlattığımız konu, minare ile fabrika bacası bir ülkenin kalkınması için gerekli olduğu mealindeydi.</p>
<p>1968 yılında Tayyar Altıkulaç Bağdat’tan dönerken Suriye’ye uğradığında bir dersimi dinleyip çok memnun kalmıştı. Onun talebiyle Millî Eğitim Bakanlığı’ndan ayrılıp 1976’da Haseki Eğitim Merkezi’ne iltihak ettim. Mustafa Alkan Hoca ve diğer hocalarla birlikte orada göreve başladık. Başlangıçta Eğitim dili Arapça idi, Türkçe konuşmak yasaktı… 46 yıldır oradayım. Öğrencilerimle iftihar ediyorum…”</p>
<p><b>İlmin İtibarını ve Muallimin Vakarını Muhafaza Edebilmek</b></p>
<p>Ara sıra Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendisine Hac esnasında Arafat Vakfesi duasını yaptırma, uluslararası bazı toplantılara temsil yetkisiyle katılma gibi görevler de tevdi ettiği Mehmet Savaş Hocaefendi, -programda gösterilen sinevizyonda konuşan talebelerinin de şahitlik ettiği üzere- ilim ve kitap aşığı, kitapları, şerhlerini, baskılarını çok iyi bilen, fıkhı derinden kavramış ve fıkıh eğitimine derinlik kazandırmış bir hocaefendidir.</p>
<p>Prof.Dr. Âdem Esen’in ifadesiyle; “Mehmet Savaş Hocaefendi, ilmini hiçbir olumsuz bir hususa alet etmeyen, her zaman ilmin vakarına uygun davranan, istikametini koruyan, siyasilerle, mal mülk sahipleriyle mesafeli tutumunda ölçüyü iyi koruyan bir insandır. Onun için insanlar ona karşı saygısını muhafaza eder.”</p>
<p>Kendisinden daha kıdemli hocaefendilerin de zaman zaman derslerine iştirak ettiğini hatırlatan Savaş Hocaefendi şu hatıralarını paylaştı:</p>
<p>“Haseki’ye geldiğimde 38 yaşında genç bir insandım. İstanbul Müftüsü Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı zaman zaman derslerime katılıp beni teşvik ederdi. Edip ve büyük bir şeyh olan bu zatın dışında Gönenli Mehmet Efendi ile Abdurrahman Gürses Hocaefendiler de ellerinde Hidaye kitabı derslerime gelir, blok hâlinde işlediğim derslerimi sonuna kadar takip ederlerdi.</p>
<p>Sınıftan çıkarken Güzelyazıcı Hocaefendi, “Hocam buyur, bizi yaşlı deyip öne sürme, buranın hocası sensin.” derdi. Bir gün derste elini kaldırarak şöyle demişti: “Çocuklar, ‘biz dinî eğitimi yok ettik’ demişlerdi. Oysa “<i>el-ba’su ba’del-mevt</i>; ölümden sonra diriliş” haktır. İşte siz bu dinî eğitimin dirilişinin en güzel göstergesisiniz!”</p>
<p>İslam Bankası Guvernörler Toplantısı için İstanbul’a gelmiş olan Cezayir Merkez Bankası Müdürü ziyaretimize gelip ne okuttuğumu sormuştu. Fıkıh ve Usul-i Fıkıh deyince; “Ben fıkhı çok severim, İtalya’da maliye okudum, Sorbon’da doktora yaptım, müsaade eder misiniz, dersinize misafir olabilir miyiz?” dedi. Ben de memnuniyetle, dedim. Ben dersimi takrir ederken Cezayirli mendilini çıkarıp gözlerini siliyordu ara ara. Dersimi bitirince kendisini kürsüye davet ettim. Hıçkırıktan konuşamadı. Sadece şunu söyleyebildi: “İslam’a 800 yıl bayraktarlık yapan bir millete de bu yakışırdı!” İstanbul’u nasıl bulduklarını sorduğumda ise şu cevabı vermişti: “İstanbul’da en çok hoşuma giden, tepelerde gök kubbeyi kucaklayan ve ben kıyamete kadar buradayım diyen camiler oldu.”</p>
<p>Bir ara Ezher Şeyhi de ziyaretimize gelmişti ve “Andolsun, biz de Ezher’de fıkhı bu şekilde okutuyoruz.” demişti. Merhum Ramazan el-Bûti’nin de; “Fıkıh nasıl okutulur, gidin Haseki’de görün.” dediğini duymuştum.”</p>
<p>Savaş Hocamızın bu son programda anlatmadığı bir ziyaretçisini de ben kısaca sizlere aktarmak isterim. Haseki Külliyesi’nde ders esnasında o zamanki müdür kapıyı çalmış. Arkasında esmer ince yapılı bir misafir. Aklından yolda kalmış bir garip yardım talebiyle uğramış olabilir diye geçirmiş. Müdür bey “Amerika’dan Prof. Fazlurrahman” deyince Savaş Hoca biraz telaşlanmış. Çünkü Hidaye’den o gün köle bahsine ilişkin bir pasaj okuyorlarmış. Fazlurrahman’ı da reformist olarak duymuşluğu var… “Bu adam bizi topa tutar, bu çağda siz hâlâ köle bahisleri mi okuyorsunuz?” diye bizi kınar diye düşünmüş. Acaba başka bir konuya atlasam daha mı iyi olur diye de düşünmüş kendi kendine. Ama bu sefer de öğrencilerden birisi “Hocam, köle bahsini okuyorduk, niye bu konuya atladınız?” derse iş daha da karışır diye bu düşüncesinden vaz geçmiş. En arka sıraya geçip uslu bir talebe gibi dersi izleyen Fazlurrahman dersin sonunda söz alıp demiş ki:</p>
<p>“Ben İstanbul’a geldiğime, bu kurumu ziyaret ettiğime, bu derse iştirak ettiğime ne kadar memnun oldum, bilemezsiniz. Amerika’ya gider gitmez basın toplantısı düzenleyerek şu mesajı vereceğim: “Ey Amerika’nın iş adamları! İşçilerinize İslam fıkhının köle hukukunu uygulayın, fazlası gerekmez!” Zira, yediğinden yedireceksin, giydiğinden giydireceksin, sövemezsin, dövemezsin, akraba olanları ayıramazsın. Bu düzeyde işçi hakkı dünyanın neresinde var?”</p>
<p><b>“Hocaların Hocası” Unvanına Layık Olmak</b></p>
<p>Fıkıh, tefsir ve feraiz gibi İslami ilimler sahasında dünyaca tanınmış otoritelerinden biri olan Mehmet Savaş Hoca için ilk onur gecesi 24 Eylül 2011 tarihinde Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenmişti. Dostları ve talebeleri yanında ilim camiasından önemli simaları da bir araya getiren gecede ‘Çağdaş Literatüre Mütevazı Bir Katkı’ konulu bir de panel gerçekleştirilmişti.</p>
<p>Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Mehmet Görmez; Türkiye’de fetret dönemi yıllarında Mehmet Savaş, Halil Gönenç gibi hocaların canhıraç bir çabayla ilmi ayağa kaldırmaya çalıştıklarını anlatmıştı. O dönemlerde Fıkıh, Hadis gibi ilimlerin kürsülerinin dahi olmadığını kaydeden Görmez; “Bu gibi İslami ilimlerin kürsülerinin adına ne yazık ki ‘Arkaik İlimler Kürsüsü’ adı konmuştu. Çok şükür ki Mehmet Savaş gibi hocalarla bu yılları geride bıraktık.” demişti.</p>
<p>Savaş Hoca’nın engin ilmine ve üstün düzeydeki Arapçasına da dikkat çeken Görmez; “Yıllarca müftüler, vaizler ve akademisyenler yetiştiren Savaş Hoca, engin ilminin zekâtını müderrisliğiyle ödemiştir. Kendisine uzun ömürler diliyorum.” diyerek konuşmasını tamamlamıştı.</p>
<p>Diyanet İşleri Eski Başkanı ve Haseki Eğitim Merkezi kurucularından Dr. Tayyar Altıkulaç, İstanbul Milletvekili Erol Kaya, İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı, Pendik Belediye Başkanı Kenan Şahin, il ve ilçe müftüleri ile çok sayıda akademisyen ve vaiz de katıldığı programda Mehmet Savaş Hoca’nın kısa hayat hikâyesini anlatan video sunumunun ardından, başta Dr. Tayyar Altıkulaç olmak üzere Savaş Hoca’nın dostları ve akademisyen talebeleri, kendisiyle yaşamış oldukları anılarını programa katılanlarla paylaşmıştı.</p>
<p>Mehmet Savaş Hoca’nın Henüz 1950’li yıllarda 16 yaşında iken ilim tahsil etmek amacıyla diyar-ı gurbete çıktığını belirten akademisyen talebeleri, 17 yıl boyunca Şam’da illim tahsil eden Savaş Hoca’nın hem akademik hem de klasik tarzda ilim tahsil ettiğini kaydettiler. Şam’da dersleri haricinde ünlü âlimlerin kapılarını aşındırarak özel dersler alan Savaş Hoca, 14 yıl boyunca Şam’da din görevlisi olarak da görev yaptı. Program sonunda Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Mehmet Görmez tarafından kendisine üstün hizmet plaketi takdim edilen Mehmet Savaş Hoca; “Ölene kadar ilim öğrenmeye ve öğretmeye devam edeceğim.” vadinde bulunmuştu.” (<b>3</b>).</p>
<p>Bu vadine sadık kaldığına şahit olduğumuz muhterem Mehmet Savaş Hocaefendi hâlen tedrisata devam etmektedir (Örnek bir ders için bakınız: <b>4</b> nolu kaynak). Hukuk alanında akademik faaliyetler yürüten oğlu Abdurrahman Savaş ile program çıkışında selamlaşınca, muhterem hoca babasının hatıratını yazdıkları, tashih ve redaksiyon çalışmalarının ardından baskıya verecekleri müjdesini verdi. Bir ilim adamının meşakkatli ilim yolculuğuna ilişkin kıymetli bilgilerin yer aldığı bu hatıratı sabırla bekleyeceğiz.</p>
<p>Allah (c) Mehmet Savaş Hocamıza sağlıklı uzun ömürler ihsan eylesin. Öğrencilerini de onun derin ilminden ve örnek şahsiyetinden müstefid olmaya muvaffak eylesin.</p>
<p><b>Kaynaklar</b>:</p>
<ul>
<li><b>Mehmet Savaş Hoca ile Röportaj</b>: &#8220;İslam İlimle Başlar Takva İle Biter&#8221;,</li>
</ul>
<p>Altınoluk dergisi, İstanbul, Ocak 1995, Sayı: 107, s.10. http://dergi.altinoluk.com/index.php?sayfa=yillar&amp;MakaleNo=d107s010m1</p>
<ul>
<li>TRT Diyanet Tv, <b>Köklerin Hikâyesi: Mehmet Savaş Hocaefendi</b>, 13. Bölüm, Nüans Ajans 2015. https://www.youtube.com/watch?v=7FhUbMVXGWY&amp;feature=youtu.be</li>
<li><b>Mehmet Savaş Onur Gecesi</b>, http://www.haber7.com/kulturel-etkinlikler/haber/788227-mehmet-savas-hocayi-gormez-onurlandirdi, 24 Eylül 2011.</li>
<li>Mehmet Savaş, <b>Usûl-i Fıkıh Dersi</b> 1/10 (Mukaddime-1),</li>
</ul>
<p>https://www.youtube.com/watch?v=cczw7n0z54k, 2 Şubat 2016.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/mehmet-savas-hocadan-ilmin-vakarini-ogrenmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYATINI İMANINA ŞAHİT KILAN HOCA:  ALİ MURAT DARYAL (1931-2017)</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/hayatini-imanina-sahit-kilan-hoca-ali-murat-daryal-1931-2017/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/hayatini-imanina-sahit-kilan-hoca-ali-murat-daryal-1931-2017/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2017 09:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Murat Daryal]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Murat Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Arap-Fars Filolojisi Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara 2:156]]></category>
		<category><![CDATA[Batı’yı maymun gibi taklit]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Zarifoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz Kültürümüz]]></category>
		<category><![CDATA[Dinî Hayatın Psikososyal Temelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Işık]]></category>
		<category><![CDATA[Endülüs Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek bir zahit]]></category>
		<category><![CDATA[Hakk]]></category>
		<category><![CDATA[İlahiyat Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm Araştırmaları Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm’ın Doğuşu ve İlk Yayılışının Psikososyal Açıdan Tahlili]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Kıllıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Nuri Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Milat]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Urhan]]></category>
		<category><![CDATA[Nida Kültür ve Araştırma Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. İsmail Kara]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Nihat Temel]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Yümni Sezen]]></category>
		<category><![CDATA[Psikososyal Açıdan Medeniyetler ve Mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[Raşit Küçük]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Refah Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Rus-Çeçen savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Eraydın]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim Erkek Lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Vehbi Yavuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=480</guid>

					<description><![CDATA[Ali Murat Daryal Hoca’yı Hayırla Yâd Etmek İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nün İlahiyat Fakültesine dönüştürülerek Marmara Üniversitesi’ne bağlandığı 1982 güzünde yeni fakültenin ilk öğrencileri olarak intisap ettiğimiz okulda kendilerinden ders aldığımız çok kıymetli hocalar arasında nev’i şahsına münhasır, diğer ağır hocalardan çok farklı bir kişilik olarak tanıdık Ali Murat Daryal Hoca’yı. 1931 yılında İstanbul’da doğan Daryal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ali Murat Daryal Hoca’yı Hayırla Yâd Etmek</strong></p>
<p>İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nün İlahiyat Fakültesine dönüştürülerek Marmara Üniversitesi’ne bağlandığı 1982 güzünde yeni fakültenin ilk öğrencileri olarak intisap ettiğimiz okulda kendilerinden ders aldığımız çok kıymetli hocalar arasında nev’i şahsına münhasır, diğer ağır hocalardan çok farklı bir kişilik olarak tanıdık Ali Murat Daryal Hoca’yı.</p>
<p>1931 yılında İstanbul’da doğan Daryal Hoca 1950’de Taksim Erkek Lisesini, 1959’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi Bölümünü bitirdi. Aynı üniversitenin Psikoloji Bölümünden de mezun oldu. İslâmî ilimler alanında özel dersler aldı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İslâm Araştırmaları Bölümü’nde asistanlık ve orta dereceli okullarda din bilgisi öğretmenliği yaptıktan sonra, 1966’da İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’ne öğretim görevlisi olarak tayin edildi. 1988’de doktorasını tamamladı, 1998’de profesör oldu. Aynı yıl yaş haddinden emekli olan Prof.Dr. Ali Murat Daryal, bir süre daha Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde sözleşmeli öğretim üyesi olarak derslerine devam etti.</p>
<p>Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri, İslâm’ın Doğuşu ve İlk Yayılışının Psikososyal Açıdan Tahlili, Dinî Hayatın Psikososyal Temelleri, Psikososyal Açıdan Medeniyetler ve Mesajları gibi son derece özgün eserlere imza atan Daryal Hoca, özellikle Din Sosyolojisi dersinde bize muhteşem ufuklar açmıştı.</p>
<p>İlkokuldan doktoraya kadar bütün bir örgün eğitim hayatım boyunca derslerinde kalem ve kâğıt kullanmayı yasaklayan tek hoca Daryal Hoca olmuştur. “Not tutmayın, beni dikkatle dinleyin!” derdi. Bütün benliğiyle yoğunlaşarak anlattığı konuyu, beden dilini, karatahtayı ve sahneyi büyük bir başarıyla kullanarak öğrencinin zihnine kazırdı. Aradan geçen otuz dört yıla rağmen tek satır not tutmadığım derslerinde Ali Murat Hoca’nın anlattıkları taptaze zihnimdedir. Zira, uzun ve meşakkatli bir tefekkürün ürünü oldukları ilk andan itibaren anlaşılan son derece özgün yaklaşımlarını anladığımızdan emin olmadan konuyu kapatmazdı.</p>
<p>Odun kırarken sıçrayan bir parçadan gözünün yaralanışı gibi acıklı hatıralarını, öğrencilerine büyük bir samimiyetle sarılıp “abicim” diye hitap edişini, emekli olduktan sonra da davet edildiği her gönüllü kuruluşa ve televizyon kanalına giderek keşfettiği sosyal hakikatleri büyük bir iştiyakla anlatışını, profesör unvanına asla itibar etmeyip gerçek bir zahit gibi hayat sürüşünü unutamam.</p>
<p>Yetim ve gariplere kol kanat germek için çırpınışına bizzat ben de şahit olmuştum. Kafkas Vakfı’nın başkanlığını yürüttüğüm yıllarda benim orada olduğumu da bilmeden İstanbul Fatih’teki vakıf merkezine gelerek yıllık zekâtını o zamanlar devam etmekte olan Rus-Çeçen savaşında şehit düşen mücahitlerin yetimlerine ulaştırılmak üzere emanet etmişti. Azeri asıllı Daryal Hoca’nın kalbi sadece ırkdaşları ve dindaşları için değil bütün insanlığın selameti için çarpıyordu. Rabbim taksiratını bağışlasın, hasenatını en güzeliyle ödüllendirsin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Doğrusu biz Allah’a aitiz ve sonunda yine O’na döneceğiz”</strong></p>
<p>Vefat haberini defnedildikten sonra almaktan ve cenaze namazına iştirak edememekten dolayı üzüldüğüm Ali Murat Daryal Hoca’nın ebedi hayata uğurlanması da geçici hayatı gibi garibane oldu. Cenazesi dostlarına, arkadaşlarına ve öğrencilerine zamanında duyurulamadı. 15 Mart 2017 tarihinde kansere yenik düşerek teslim-i ruh eyleyen Daryal Hoca, 16 Mart Perşembe günü defnedildi.</p>
<p>Defin haberini bir gün sonra aldığımda, önce inananların en büyük teselli kaynağı olan şu âyet-i kerimeyi okudum sessizce:</p>
<p>“<em>İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn</em>: Doğrusu biz Allah’a aitiz ve sonunda yine O’na döneceğiz.” (Bakara 2:156).</p>
<p>Ardından, Son Nebi’nin (aleyhisselam) şu hadislerini hatırladım:</p>
<p>“<em>Kun fi’d-dunyâ keenneke ğarîbun ew ‘âbiru sebîl…</em>:</p>
<p>Dünyada bir garip ya da yolcu gibi ol…”</p>
<p>“<em>Fe tûbâ li’l-ğurebâ’</em>:</p>
<p>Ne mutlu gariplere!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nihayet Yunus Emre’nin şu meşhur dörtlüğü döküldü ağzımdan:</p>
<p>“Bir garip ölmüş diyeler</p>
<p>Üç günden sonra duyalar</p>
<p>Soğuk su ile yuyalar</p>
<p>Şöyle garip bencileyin…”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İyiliğine Şahitlik Edilmek ve Hak Helalliğine Mazhar Olmak</strong></p>
<p>İnterneti tarayıp merhum Daryal Hocamız hakkında malumat toplamak istediğimde karşıma çıkan ve meslektaşları ile öğrencilerinin kaleme aldığı yazı ve yorumları özetle paylaşarak hüsn-i şehadetlerine sizleri de ortak etmek isterim:</p>
<p>“Bir tel daha koptu yahut bizi öteye çeken kuvvetli iplere biri daha eklendi. Ali Murat hocayla talebeliğimden beri aramız iyidir. Gelir, uğrar, ilk görenleri şaşırtacak şekilde temennalarda bulunurdu. Her ziyaretinde burs dağıttığı fakirler ve talebeler için de bir şeyler isterdi. 15 gün önce de odaya gelmişti. Kapıyı açtığında odada benim olduğumun farkında değildi, kime tesadüf etse isteyecekti. Odada beni görünce ve fark edince biraz daha neşelendi, sesine revnak geldi, oturdu, konuştuk. Bir müddettir kanser tedavisi gördüğünü önceden biliyordum, dertleşmiştik. Sordum tekrar; oralarda değildi. Her şeye hazırdı ama işine bakıyor, &#8220;bu ay çok açığım var&#8221; diyerek bir iki muhtaca daha birkaç kuruş topluyordu.</p>
<p>Sağ arka cebi fakirlerin cebiydi. Kendine ait cepler ise umumiyetle boştu. Meczup tarafları vardı, salabet-i diniye sahibiydi. Gözü yaşlıydı. Yetimleri, fakir talebeleri kime bırakıp gitti acaba? Bilenler söylemez, söyleyenler bilmez. Allah rahmet eylesin. İneceği kabirden rahmet deryaları aksın. “<em>Ene we kâfilü’l-yetîmi yewme’l-kıyâmeti hâkezâ</em>; Ben ve yetime kol kanat geren kimse cennette böyle (yan yana) olacağız.” buyuran Efendimiz’in ruhaniyeti onu karşılasın.” (Prof.Dr. İsmail Kara).</p>
<p>“Daryal Hoca kanser nedeniyle tedavi görüyordu. Aslında son gördüğümde iyiydi, ayaktaydı. 35 yıllık dostumdu. Din psikolojisi hocasıydı. Birlikte çok vakit geçirdik. Marmara İlahiyat Fakültesi’ndeki hocaların birçoğunun hocasıydı. Başımız sağ olsun.” (Prof.Dr. Yümni Sezen).</p>
<p>“Güzel eserler veren ve birikimini bizlere kadar yansıtan biriydi. Emekli olduktan sonra da çalışmalarını hiç kesmedi. <u>İnandıklarını yaşantısına aksettiren ve inandığı gibi dimdik yaşayan, hiç boyun eğmeyen,</u> hocaların hocasıydı. Üzerimizde çok hakkı var.” (Prof.Dr. Nihat Temel).</p>
<p>“<strong>Aşk ve heyecan dolu</strong>, <u>gayretli ve öğretici bir hocamızdı</u>. Farsça ne öğrenmişsem ondan öğrendim. Sâdî-i Şîrazî’nin Bostan ve Gülistan’ından bölümler okutarak <u>Farsçayı bize sevdirdi</u>. Okuttuğu Farsça şiirler yanında bize<u> hayatın gerçeklerini ve İslam’ın ruhunu anlatırdı</u>. Çile çekmişti, muztaripti. <strong>Vefa örneği, tevazu abidesiydi</strong>. Bütün saniyelerini ilim, fikir ve hayırlarla dolu dolu geçirdi. Bir görüşmemizde “20-TL ver” demiş, bu fakir de emri yerine getirmişti. Sonra meseleyi açıkladı. Dostlardan topladığı paralarla fakir insanların ihtiyaçlarına koşuyordu. Bizde ve camiamız üzerinde çok hakkı vardır.” (Yunus Vehbi Yavuz).</p>
<p>“Öğrencilik yıllarında yaşadığı sıkıntıları zaman zaman anlatırdı bizlere. Anlattıklarıyla idealize olur ve imkânsızlıklarımızı unuturduk. Hele öğrencilik yıllarında geceleri kamyonet şoförlüğü yaparken direksiyon başında donduğunu ve gözünü hastanede açtığını, fikirleri hocasıyla uyuşmadığı için okuduğu bölümden defalarca atıldığını ve her defasında <strong>azimle çalışarak</strong> aynı bölüme yeniden girdiğini hiç unutamam. Rabbim makamını cennet eylesin.” (Sabri Yayan).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Erol Erdoğan: Ali Murat Daryal’ı Uğurlarken</strong></p>
<p>“Size güzel bir adamdan bahsedeceğim. 1990’lı yıllar. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğrenciyim. 12 Eylül darbesi ile 28 Şubat darbesinin arasındaki yıllardayız. 12 Eylül darbesinin siyasi hâkimiyeti sona ermiş olsa da alışkanlıkları her alanda kendini gösteriyor. Henüz pek özgür değiliz. Gençlik damarımıza dur demeye çalışan çok. Üniversitelerde öğrenci faaliyetlerine yavaş yavaş müsaade ediliyor. Öyle her etkinliğe müsaade yok. Arkadaşlarımızla kurduğumuz okulun ikinci öğrenci kulübü olan Nida Kültür ve Araştırma Kulübünde faaliyetler yapmaya çalışıyoruz. İsmail Kıllıoğlu Hocamız danışmanlığımızı yapıyor. Raşit Küçük ve Nedim Urhan hocalarımız her zaman destekçilerimiz. Endülüs Günleri, Cahit Zarifoğlu’nu Anma Haftası, Bosna’ya Yardım Kampanyası gibi pek çok organizasyonu başarmanın motivasyonu ile yeni işlere girişiyoruz…</p>
<p>Bir ara, o zaman Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ı okula davet etmek istiyoruz. İmkânsız gibi bir şey; vazgeçiyoruz… Aklımıza RP Lideri Necmettin Erbakan’ı okula davet etmek geliyor. Heyecanlanıyoruz. Hemen afişimizi hazırlayıp ilgili dekan yardımcısına teslim ediyoruz. Afiş imzalanırsa etkinliğe onay çıkmış olacak. Günler geçiyor, imza yok. Okula pek çok siyasi isim gelip gidiyor bu arada. Dekanlığa gelip gidiyoruz, imza yok. “Neden?” diye soruyoruz. “Kem küm” deniliyor, imza yok. Bir gerilim yaşıyoruz ve imza atılıyor. Erbakan Hoca okula geliyor. Öğrenciler bağrına basıyor. Koca salon hınca hınç doluyor. Müthiş günler gerçekten.</p>
<p>Ali Murat Daryal’ı öyle günlerde tanıdım. Siyasi çizgi olarak bizimle değildi ama <u>bunu hissettirmez, sorun etmezdi</u>. Bu yönüyle pek çok hocadan ayrılırdı. Selçuk Eraydın ve Emin Işık hocalar da öyleydiler. Onlar için <u>öğrenci emeği kıymetliydi</u>. <u>Ali Murat Daryal Hoca başkaydı tabii. Öğrenci ve insan dostuydu. İletişim kurmak, tebessüm etmek, moral vermek, farklı olanı anlamak ahlakıydı. Davet ettiğimizde etkinliklerimize koşarak gelirdi. Yolda karşılaştığımızda hal-hatır sorardı. Gözlerinde hep bir yaşam sevinci, dostluk ışıltısı olurdu. Şakalaşmayı ve espriyi severdi; sevdiklerine takılırdı</u>. Derslerde zaman zaman şişmanlığıma atıf yaparak “Bak Erol, ben Beşiktaş sahilinde oturuyorum. Boğazda denize girip de taşırma.” derdi. Gülüşürdük.</p>
<p>Ali Murat Daryal Hoca’dan ben şunu öğrenmiştim: <u>İnsanın dili, aşireti, ülkesi, milleti, partisi, tarafı farklı olabilir</u> ama <strong>insanlık başkadır</strong>. <u>Muhalifin de olsa muhatabın <strong>erdemli</strong> ise onu tut, onunla dost ol, onu sev, ona değer ver</u>.</p>
<p>O yıllarda “Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri” kitabını okuyunca daha çok sevmiştim hocayı. Olaylara sosyoloji ve psikoloji refleksiyle de bakmamızı öneren-öğreten bir kitaptı… Hocamıza rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun. Bir Fatiha okuyun lütfen.” (Yeni Birlik, 18.03.2017).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mehmet Nuri Yardım: Ali Murat Daryal Hoca </strong></p>
<p>“Ölüm, hayat akıp giderken severek dinlediğimiz, sohbetlerinden istifade ettiğimiz birçok şahsiyeti de beraberinde alıp götürüyor. Geçenlerde Nihat Keklik ahirete intikal etmişti. Üçgün önce de Prof.Dr. Ali Murat Daryal Hoca Hakk’a yürüdü. Allah rahmet eylesin. Hoca <strong>şen şakrak, nüktedan ve bilge</strong> bir kişiliğe sahipti. Kermeslerde düzenlenen çekilişler için görev üstlenir, katılımı sağlardı.</p>
<p><u>İlim öğrenmeyi ve öğretmeyi bir zevk haline getiren</u>, hocalığı şevk içinde yapan Ali Murat Hoca’nın “Dilimiz Kültürümüz” başlıklı mühim bir makalesi var. Oradan yapacağımız iktibasta, Hoca’nın dünya görüşünü ve derinlemesine açılan geniş ufkunu görmek mümkün. İşte o uzun yazıdan birkaç cümle:</p>
<p>“Küçükken köşe kapmaca oynardık. Bu oyunda birbirimizi aldatır ve aldanan kişiye hep beraber gülerdik. Bu bizim millî oyunumuz değildir!&#8230; Bizim oyunlarımızda ‘Yağ satarım, bal satarım, ustam ölmüş ben satarım.’ denir. Ustasının adını yaşatır. Sosyoloji okurken bize ‘Çırak, usta, patron birbirlerine düşmandır.’ diye öğretirlerdi. <u>Biz Batı’yı maymun gibi taklit ettiğimiz müddetçe hiçbir yere ulaşamayız</u>. Bizim Batı’dan gelen safsatalara ihtiyacımız yok… Küçükken şöyle bir tekerleme söylerdik: ‘Aç kapıyı bezirganbaşı, kapı hakkı, arkamdaki yadigâr olsun.’ Bu tekerleme çocuğun kafasına hak mefhumunu yerleştiriyor…</p>
<p>Bugün mimari Hıristiyanlaşmıştır. Bunlar kasıtlı yapılıyor. Bakın, Süleymaniye’ye gelen bütün yollar kapalıdır. Süleymaniye’de bir hastane yapmışlar ve caminin görünmesini engellemişlerdir… İslam mimarisinde evler yatıktır. Balkon yoktur, cumba vardır. Evler o mahallenin camisinden yüksek yapılmazdı. O yüzden eski İstanbul’da sadece minareler görünürdü…</p>
<p>Batı müziği istilacı ve emperyalist bir müziktir, notalar üzerinize hücum eder. Tramvay, otobüs gelir gibi. Türk müziği konserlerinde seyirciler genelde ağlarlar ama Batılıların Batı müziğini dinlerken yüzleri gergindir. Türk müziği, seyircileri alıp arşa yükseltir…” Kabri nur, mekânı cennet, makamı âli olsun Daryal Hoca’nın.” (Milat, 18.03.2017).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://www.facebook.com/alimuratdaryal/">https://www.facebook.com/<strong>alimuratdaryal</strong>/</a>, 18.03.2017.</li>
<li>Erol Erdoğan; “<strong>Ali Murat Daryal’ı Uğurlarken</strong>”, Yeni Birlik gazetesi, 18.03.2017. (<a href="http://www.gazetebirlik.com/yazarlar/ali-murat-daryali-ugurlarken/)">http://www.gazetebirlik.com/yazarlar/ali-murat-daryali-ugurlarken/)</a>.</li>
<li>Mehmet Nuri Yardım; “<strong>Ali Murat Daryal Hoca</strong>”, Milat gazetesi, 18.03.2017. (<a href="http://www.milatgazetesi.com/ali-murat-daryal-hoca-makale-108837)">http://www.milatgazetesi.com/ali-murat-daryal-hoca-makale-108837)</a>.</li>
<li><a href="https://1000kitap.com/yazar/ali-murat-daryal/kitaplari/">https://1000kitap.com/yazar/ali-murat-daryal/kitaplari/</a>, 18.03.2017.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/hayatini-imanina-sahit-kilan-hoca-ali-murat-daryal-1931-2017/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
