<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HÜSEYİN TÜRKAN Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/huseyin-turkan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/huseyin-turkan/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Aug 2018 17:41:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>AVRUPA’DA SURİYELİ ÇOCUKLARIN MARUZ KALDIĞI  İHLALLERE MÂNİ OLABİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/avrupada-suriyeli-cocuklarin-maruz-kaldigi-ihlallere-mani-olabilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/avrupada-suriyeli-cocuklarin-maruz-kaldigi-ihlallere-mani-olabilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Aug 2018 17:41:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[AVRUPA’DA IRKÇILIK]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK HAKLARI İHLALLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSEYİN TÜRKAN]]></category>
		<category><![CDATA[İslam düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT)]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[M. HAMZA ALKAN]]></category>
		<category><![CDATA[MERVE İREM AYAR]]></category>
		<category><![CDATA[MÜLTECİ ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA EDİZ ALTINDİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[OSMAN GÜVEN]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI HAK İHLALLERİ İZLEME MERKEZİ (UHİM)]]></category>
		<category><![CDATA[YUNANİSTAN]]></category>
		<category><![CDATA[YUNUS BAĞIRMAZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=735</guid>

					<description><![CDATA[Özellikle son iki yüz yılda irtikâp ettikleri insanlık suçları için açık bir özür dileme erdemini gösteremeyen Avrupa ülkeleri, Suriyeli mültecilere gözlerimizin önünde reva gördükleri insanlık dışı muamelelere rağmen hâlâ kendilerini insan hakları ve demokrasi söyleminin yegâne sahibi olarak görebilmektedir! Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi’nin (UHİM) konuya ilişkin üç ayrı raporu, medeni Avrupa ülkelerinde Suriyeli mültecilere [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle son iki yüz yılda irtikâp ettikleri insanlık suçları için açık bir özür dileme erdemini gösteremeyen Avrupa ülkeleri, Suriyeli mültecilere gözlerimizin önünde reva gördükleri insanlık dışı muamelelere rağmen hâlâ kendilerini insan hakları ve demokrasi söyleminin yegâne sahibi olarak görebilmektedir! Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi’nin (UHİM) konuya ilişkin üç ayrı raporu, medeni Avrupa ülkelerinde Suriyeli mültecilere reva görülen ayrımcı ve aşağılayıcı muameleleri belgeleriyle ortaya koymaktadır.</p>
<p>Sadece İslam âleminde değil tüm dünyada mazlumların hamisi olarak görülmeye başlayan ülkemizin Dışişleri Bakanlığı bürokratları başta olmak üzere dönem başkanlığını yürüttüğümüz D8 Teşkilatı ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üye ülkelerinin dışişleri yetkilileri bu gibi raporları gündemine alarak çifte standardı içselleştirmiş olan Batı’nın yüzüne ağır hak ihlallerini her platformda çarpabilmelidir.</p>
<p>Farklı ihlallere ilişkin yirmi kadar rapor yanında daha önce Avrupa’nın Suriyeli Mültecilerle İmtihanı (Mayıs 2016) ve Kayıp Nesil Soruşturması: Suriyeli Mülteciler (Ekim 2016) başlıklı iki rapor yayımlayan UHİM’in, Temmuz 2018’de yayımlamış olduğu “AB Ülkelerinde Mülteci Çocukların Yaşadığı Hak İhlalleri” başlıklı yeni raporu özetle paylaşarak konu hakkında farkındalık oluşturmaya katkı yapmayı vecibe addediyorum.</p>
<p><strong>Çocuk Mültecilerin Maruz Kaldığı İhlalleri Rapor Edebilmek</strong></p>
<p>“Dünya genelinde, her yıl yaşanan savaşlar, çatışmalar, doğal afetler ve baskı rejimleri yüzünden milyonlarca insan yaşadıkları yerleri terk ederek, ulaşabildikleri ülkelere sığınmaya çalışmaktadır. 2008’de 42 milyon kişi olan bu sayı, 2018 yılına kadar katlanarak artmış ve 10 yıllık süreçte 70 milyona ulaşmıştır. Günümüzde 70 milyonluk bu nüfusun yalnızca 22,5 milyonluk kısmı mülteci statüsüne sahiptir. Bugün dünya genelinde ortalama <strong>her 113 kişiden birinin zorla yerinden edildiği</strong> görülmektedir! (s.5).</p>
<p>Dünyanın gördüğü en büyük insani krizlerden biri haline gelen mülteci meselesi, Avrupalı ülkelerce uzunca bir dönem görmezden gelinmiştir. Bu bağlamda Avrupa, sınırlarına dayanan yüz binlerce insana yönelik “<strong>geri püskürtme” (pushback) politikası</strong> uygulamış, çok sıkı fiziki ve hukuki önlemler almıştır. Bu önlemler Avrupa Birliği (AB) sınırlarını bir “kaleye” dönüştürürken, vatanlarını çeşitli sebeplerden dolayı terk etmek zorunda kalan binlerce insanı da insan kaçakçılarının avuçlarına terk etmiştir… (s.13).</p>
<p>2015 yılında Avrupa’ya botlarla ulaşmaya çalışan 1 milyonun üzerinde mülteciden <strong>3.771</strong> kişi boğularak can vermiştir. 2016 yılında bu rakam <strong>5.096</strong> olarak kayıtlara geçmiştir. Binlerce mültecinin trajik bir şekilde can verdiği bu tehlikeli yolculuğun sonunda sağ kalarak Avrupa ülkelerinin kapısına varmayı başaran mültecilerin dramı da ayrıca üzerinde durulması gereken bir konudur. Önce AB ülkeleriyle onlara komşu Sırbistan ve Makedonya gibi ülkelerin sınır kapılarında bekleyen güvenlik personelinin şiddetine, daha sonra da sınırda bekleyen insan kaçakçıların sömürüsüne maruz kalan mülteciler, bu coğrafyada yükselen “aşırı sağ” ideolojiye mensup gruplar tarafından fiziksel, sözlü ve psikolojik şiddete çok yaygın bir şekilde maruz kalmıştır. (s.14).</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü’nün Avrupa Direktörü John Dalhuisen, AB’nin mültecilere yönelik stratejisinin çarpıklığına şu sözleriyle işaret etmiştir: “Avrupalı bakanlar, insanların hayatını kurtarmak ve onları korumak için hareket edecekleri yerde, utanmadan mültecilerin ve göçmenlerin İtalya’ya varmasını engellemek amacını taşıyan umutsuz bir teklif kapsamında Libya’yla pervasız anlaşmalara öncelik veriyorlar.” Dalhuisen, AB’nin başarısız politikalarının Akdeniz’deki göçmen ölümlerinin artışına neden olduğunu ve bu durumun binlerce insanı boğulma, tecavüz ve işkenceyle karşı karşıya getirdiğini de belirtmiştir.</p>
<p>Portekiz hükümetinin Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Bruno Maçaes’e göre; “Avrupa, mülteci krizini ahlaki açıdan ölümcül bir ‘Açlık Oyunları’na dönüştürmüştür.” Avrupa Mülteciler ve Göçmenler Konseyi Genel Sekreteri Catherine Woollard ise AB’nin ‘yalnız çocuklar’a yönelik muamelesinin ‘mülteci krizinin en utanç verici yönlerinden biri’ olduğunu söylemiştir. Son olarak, AB Sayıştay Mahkemesi tarafından hazırlanan raporda ise; “Refakatsiz küçüklerin uzun süre boyunca, sıcak noktalarda, öncelikli olmalarını gerektiren yasaya rağmen, uygunsuz şartlarda tutulduklarını” ortaya koymuştur. (s.15).</p>
<p>UNICEF’in 2016 yılının ortalarında açıkladığı rapora göre dünyadaki <strong>mültecilerin yarısından fazlası çocuklar</strong>dan oluşmaktadır. Mülteci çocukların statüleri üç başlıkta sıralanabilir: Aileleriyle seyahat edenler, refakatçisi olmayanlar, ailelerinden ayrı kalmış olanlar. Yaptıkları tehlikeli yolculuk sonunda aileleriyle ya da yalnız bir şekilde Avrupa’ya ulaşan mülteci çocuklar, yaşadıkları olumsuzlukların geride kaldığını düşünürken terör ve şiddetin farklı varyasyonlarıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu problemlere cinsel istismar gibi yıkıcı faktörler de eklenmektedir. (s.16).</p>
<p>Sadece 2016 yılında <strong>63.000’den fazla çocuk</strong>, yanında herhangi bir yakını olmadan Avrupa’ya ulaşmıştır. Aynı sene içinde AB ülkelerine sığınma talebinde bulunan toplam nüfusun %25’ini de çocuklar oluşturmuştur. Bu çocukların çoğu 14 yaşından küçüktür. Bir diğer araştırma ise, 2016 senesinde Avrupa’ya gelen 100.000’i aşkın mülteci ve göçmen çocuğun yaklaşık 33.800’ünün ailesinden ayrı olduğunu göstermektedir. Bu çocukların büyük bir çoğunluğu Avrupa’ya iki ana geçit üzerinden ulaşmaktadır; İtalya ve Yunanistan.” (s.17).</p>
<p><strong>Mülteci Çocukları Avrupa’nın Nefret ve Şiddetinden Koruyabilmek </strong></p>
<p>“Avrupa’da mültecilere yönelik ayrımcı, dışlayıcı ve ötekileştirici politikalar ile nefret ve şiddet ortamından en çok etkilenen kesimi çocuklar oluşturmaktadır. Uluslararası hukukta can güvenliklerinden yaşama ve eğitim haklarına kadar pek çok hakları saklı tutulan, AB ülkelerine sığınma başvurusu yaptıktan sonra kayıplara karışan mülteci çocuk sayısı resmî rakamlara göre <strong>96.465</strong>’tir! (s.17).</p>
<p>Çocuk hakları gündemiyle toplanan <strong>10. Avrupa Forumu</strong>’nun açıkladığı verilere göre mülteci çocukların genel itibariyle karşılaştıkları sıkıntılar kısaca şu başlıklar altında özetlenmektedir:</p>
<ol>
<li>Çocuk haklarına riayet edilmemesinden kaynaklanan <strong>aşağılayıcı muamele</strong>.</li>
<li>AB ülkelerine yasadışı yollarla girmek zorunda kalan çocukların yolculuklarını finanse etmek için <strong>cinsel ilişkiye zorlanması</strong>.</li>
<li>Çocukların ebeveynlerinin gözaltına alınması, tutuklanması, sınır kapılarının kapanması ya da insan kaçakçılarının kasti eylemleri sonucu <strong>ailelerinden ayrı kalmaları</strong>.</li>
<li>Kayıt sistemindeki boşluklar ve çocuklara yönelik <strong>koruma tedbirlerindeki eksiklikler</strong>.</li>
<li>Çocukların kalabalık ve yetersiz kamp şartlarında, yaşıtları olmayan <strong>yetişkinlerle kalmaları</strong>.</li>
<li>Çocukların aileleriyle yeniden bir araya gelmesine mâni olan <strong>prosedürler</strong>.</li>
<li>Çocukların eğitim imkânlarından, fiziksel ve ruhsal sağlık hizmetlerinden mahrum kalmaları ve beraberinde hiçbir yakını olmayanların yaşadıkları travmatik sorunlar.</li>
<li>Çocuklar yolculuk esnasında ve ev sahibi ülkelerde tutuldukları merkezlerde cinsel şiddet ve istismar ile beraber insan kaçakçılarının tehdidi altında yaşamaktadır.” (s.18).</li>
</ol>
<p><strong>Mülteci Çocukları Avrupa’daki Çetelerin Materyali Olmaktan Kurtarabilmek</strong></p>
<p>“Mülteci çocukların maruz kaldığı bu problemler içerisinde en çok hasara sebebiyet veren insan kaçakçılığıdır. Zira bu mesele diğer birçok sıkıntıya da sebebiyet vermektedir. <strong>Çocuk mültecilerin kaçırılması</strong>, AB ülkelerinde yaygınlık kazanmış bir suçtur. Söz konusu bu illegal fiil, çocukların fiziksel ve psikolojik olarak istismar edilmelerine yol açmaktadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) yaptığı açıklamada, Akdeniz üzerinden AB ülkelerine ulaşmaya çalışan mülteci <strong>çocukların %75’inden fazlasının</strong> fiziksel ve cinsel istismara maruz kaldığı ifade edilmiştir!</p>
<p>Ne yazık ki Avrupa’daki mülteci çocuklara yönelik tehditler bunlarla da sınırlı değildir. Mültecilerin konakladığı kamplardaki güvenlik şartlarının yetersiz oluşu, bahse konu çocukların <strong>suç çetelerinin eline düşme</strong>lerini kolaylaştırmaktadır. Bu çocukların sömürüldüğü, dilendirildiği, uyuşturucu madde satışında kullanıldığı, hırsızlığa teşvik edildiği, çocuk işçi olmaya zorlandığı bilinmektedir. (s.19).</p>
<p>UNICEF’in İtalya temsilcisi olan Paolo Rozera, mülteci çocukların sömürüldüğünü, bunların en yaygın olan biçimini ise cinsel sömürünün oluşturduğunu, Sicilya’nın kırsal alanlarında yer alan tarlalarda mülteci çocukların emek sömürüsüne de uğradığını ifade etmiştir. (s.23).</p>
<p>Avrupa’nın mülteci krizi karşısındaki acizliğinin sembolü haline gelen <strong>Calais kampına</strong> ev sahipliği yapan Fransa’da da durum Avrupa’nın genelinden farklı değildir. Geçtiğimiz yıllarda 100.000 sığınma talebi alan Fransa, tarihinin en sert mülteci politikalarını uygulamaktadır. Araştırmalar, Fransa’da mülteci kamplarında kalan çocukların Fransız polisi ve yardım kuruluşu gönüllüleri tarafından da cinsel istismara uğradığını açıkça göstermektedir! (s.25).</p>
<p>Almanya’daki Suriyeli göçmenlerin yaklaşık %33’ünü çocuklar oluşturmaktadır. UNICEF’in 2017 yılında yayınlandığı bir rapora göre; Almanya’ya sığınma talebinde bulunmuş 350.000’den fazla çocuk güvenli olmayan ve <strong>aşırı kalabalık barınaklarda</strong> aylarca hatta yıllarca bekletilmektedir. Bu çocukların çoğu fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmaktadır! (s.26).</p>
<p>Batı’nın Avrupa’daki mülteci çocuklara yönelik takındığı bu tutum, uluslararası hukukun sınırları içinde tanımlanan mülteci hukukuna aykırılık teşkil ettiği gibi, 20 Kasım 1989’da BM Genel Kurulu tarafından oy birliği ile kabul edilen “Çocuk Hakları Sözleşmesi”ni de yok saymaktadır! Çocuklar, mülteci, sığınmacı, göçmen ayrımına gidilmeksizin <strong>yalnızca çocuk oldukları için</strong> korunma, eğitim gibi birçok hakka sahiptir. Bu hakların sınırları, 10 maddeden oluşan ve tarihte en geniş kabul gören insan hakları belgesi olan Çocuk Hakları Sözleşmesi ile çizilmiştir. (s.28).</p>
<p>Ne var ki, Batı’nın mültecilere yönelik İslamofobik, ayrımcı, ötekileştirici ve zenofobik tavrı dün olduğu gibi bugün de milyonlarca insanın mağduriyetine sebep olmaktadır. Dünyanın barışa en çok ihtiyaç duyduğu böyle bir dönemde Avrupa’nın mültecilere ve bilhassa çocuklara karşı izlediği bu politika mevcut <strong>kaotik durum</strong>un içinden çıkılmaz bir hale dönüşmesine neden olmaktadır. Kısa vadede çözülecek gibi görünmeyen bu sorundan en çok zararı da ne yazık ki mülteci çocuklar görmektedir.” (s.29).</p>
<p><strong>Çocuk Mültecilerin Kayıp Nesillere Dönüşmesine Mâni Olabilmek</strong></p>
<p>UHİM’in özetlediğimiz “AB Ülkelerinde Mülteci Çocukların Yaşadığı Hak İhlalleri” başlıklı raporu şu önerilerle sonuçlanmaktadır:</p>
<ol>
<li>Ülkelerine yönelik dışarıdan yapılan müdahaleler, yaşanan işgal ve iç savaşlardan kadınlarla beraber en çok etkilenen kesim olan <strong>mülteci çocuklar</strong> bugün dünyanın dört bir yanında hayati sorunlarla karşı karşıyadır.</li>
<li>Mülteci çocuklar daha iyi hayat şartları için geldikleri Avrupa ülkelerinde fuhuş çeteleri, <strong>insan kaçakçıları </strong>ve organ mafyasının açık hedefi haline gelmektedir.</li>
<li>Zorla çalıştırılan, eğitim imkânlarından yoksun bırakılan ve anne-baba sevgisinden mahrum kalan mülteci çocuklar, yaşadıkları sosyo-psikolojik travmalar sebebiyle kendi <strong>öz değerlerini yitirme</strong> tehlikesiyle karşı karşıya gelmektedirler.</li>
<li>Ülkelerini dayanılmaz şartlar sebebiyle terk eden çocuklar daha iyi bir hayat umuduyla geldikleri Avrupa’da, devletlerin birbirileriyle çekişmelerine ve bürokratik süreçlere <strong>kurban edilmektedir</strong>.</li>
<li>Şiddet, cinsel istismar, kötü muamele ve benzeri sömürü yöntemleriyle karşı karşıya kalan çocukların <strong>ruhsal ve bedensel gelişimlerinde hasarlar</strong> oluşmakta, bu durum “nesil kaybı”na varan sonuçlar doğurmaktadır.</li>
<li>Resmî rakamların gerçeği yansıtmada yetersiz olduğu hesaba katıldığında, Avrupa’daki mülteci çocuklara yönelik <strong>etraflı bir çalışma</strong> yapılması bir zaruret haline gelmiştir.</li>
<li>Günümüzde “aşırı sağ” ideolojinin revaçta olduğu, İslamofobi ve zenofobinin çok yoğun bir biçimde hissedildiği Avrupa’da mülteci çocukların <strong>akıbetleri meçhul</strong>dür.</li>
<li>Mülteci çocuklar meselesinde de, Avrupa’nın hamisi olduğunu iddia ettiği; insan hakları, eşitlik ve demokrasi gibi kavramları kendi menfaati için nasıl <strong>hiçe saydığı</strong> bir kez daha görülmüştür.</li>
<li>Avrupa, mültecilerle bilhassa mülteci çocuklarla alakalı olarak sebep olduğu yıkıma acilen çözüm getirmek durumundadır.</li>
<li>1,6 milyondan fazla mülteci çocuğun yaşadığı Türkiye’de, bu çocukların 1,3 milyonu eğitim imkânına erişmiştir. Türkiye’de eğitim gören çocuk sayısı oranı bile Avrupa ülkelerindeki toplam mülteci sayısının neredeyse iki katına denktir. Bu yönüyle Türkiye mülteci meselesinde Avrupa için <strong>örneklik</strong> teşkil etmelidir.</li>
<li>Mülteci kamplarında hayatlarını idame ettirmeye çalışan çocukların birer sağlıklı birey olarak hayata devam edebilmesi için gerekli bütün önlemler alınmalı, çocukların fiziksel ve cinsel istismara maruz kalmasını önlemek maksadıyla güvenlik tedbirleri sıkılaştırılmalı ve buna yönelik yaptırımlar daha caydırıcı hale getirilmelidir.</li>
<li>Bu bağlamda Avrupalı siyasi mercilerin yok olmaya terk ettikleri bu çocuklara yönelik harekete geçirilmesi için sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, kültür-sanat dünyası ve medyanın bu konuyu gündemlerine almaları gerekmektedir. (s.30-31).</li>
</ol>
<p>Devlet ve STK yöneticileriyle akademisyen ve gazeteciler başta olmak üzere etkili ve yetkili herkesin UHİM ve diğer kuruluşlarının yayımlamış olduğu kıymetli raporlara hak ettikleri ilgiyi göstermesi ve insanlığın geleceği olan çocuklarımızın sağlıklı ortamlarda yetişebilmesi için önşartsız olarak yardımlaşabilmesi temennisiyle…</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>https://www.<strong>uhim</strong>.org/yayinlarimiz-<strong>raporlar</strong>/, 30.07.2018.</li>
<li>UHİM, <strong>AB Ülkelerinde Mülteci Çocukların Yaşadığı Hak İhlalleri</strong>, Yazar: Yunus Bağırmaz, İstanbul, Temmuz 2018, 36 s.</li>
<li>UHİM, <strong>Kayıp Nesil Soruşturması: Suriyeli Mülteciler</strong>, Editörler: Hüseyin Türkan, Mustafa Ediz Altındiş, İstanbul, Ekim 2016, 76 s.</li>
<li>UHİM, <strong>Avrupa’nın Suriyeli Mültecilerle İmtihanı</strong>, Editörler: Hüseyin Türkan, Merve İrem Ayar, M. Hamza Alkan, Osman Güven, İstanbul, Mayıs 2016, 68 s.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/avrupada-suriyeli-cocuklarin-maruz-kaldigi-ihlallere-mani-olabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UHİM’İN HAK İHLALİ RAPORLARININ TAKİPÇİSİ OLMAK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jul 2018 11:56:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET TEMEL]]></category>
		<category><![CDATA[AİLELERİNDEN KOPARILAN ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA KENDİNİ YOK EDİYOR]]></category>
		<category><![CDATA[Arakan]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Küçük]]></category>
		<category><![CDATA[AYRIMCILIK]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[DEUTSCHLAND SCHAFFT SICH AB]]></category>
		<category><![CDATA[ETNİK MİLLİYETÇİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[HOLLANDA VE RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSEYİN TÜRKAN]]></category>
		<category><![CDATA[IRKÇI PARTİLER]]></category>
		<category><![CDATA[İslam düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT)]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMOFOBİ VE IRKÇILIK]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[MÜLTECİ ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA UYANIK]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[PAYLAŞIM SİTELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Somali]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[SOYKIRIM VE KATLİAMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[THILO SARRAZIN]]></category>
		<category><![CDATA[ÜLKE İHLAL KARNELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI HAK İHLALLERİ İZLEME MERKEZİ (UHİM)]]></category>
		<category><![CDATA[YENİ DÜNYA DÜZENİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=727</guid>

					<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyada insani yardım ihtiyacı son 15 yıl içinde 12 kat artmış olup 15 yıl önce yıllık 16 milyar dolar olan insani yardım ihtiyacı bugün 245 milyar dolara baliğ olmuştur! Nicelik ve nitelik açısından özellikle Türkiye’de AK Parti hükümetleri döneminde büyük bir gelişme kaydeden insani yardım çalışmaları dünyanın geri kalmış bölgelerindeki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyada insani yardım ihtiyacı son 15 yıl içinde 12 kat artmış olup 15 yıl önce yıllık 16 milyar dolar olan insani yardım ihtiyacı bugün 245 milyar dolara baliğ olmuştur! Nicelik ve nitelik açısından özellikle Türkiye’de AK Parti hükümetleri döneminde büyük bir gelişme kaydeden <strong>insani yardım çalışmaları</strong> dünyanın geri kalmış bölgelerindeki insanların artarak yardıma muhtaç hale gelmesine mâni olmaya yetmiyor. O halde kalıcı çözüme ulaşabilmek için öncelikle insanları yardıma muhtaç hale getiren bozuk yapılarla mücadele etmek icap etmektedir. İşte <strong>Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi</strong> (UHİM) çalışmalarını bu anlayışla sürdüren bir sivil toplum kuruluşudur.</p>
<p><strong>Öncelikle Sorunları Üreten Yapıları Deşifre Edebilmek </strong></p>
<p>İstanbul’da Üsküdar ilçesinde faaliyet yürüten UHİM, çalışma alanlarını şu şekilde beyan ediyor:</p>
<ul>
<li>Batılı devletlerin ihlal karnelerini çıkarmak</li>
<li>Uluslararası kuruluşların yapılarını ve uygulamalarını sorgulamak</li>
<li>Küresel devlet, kurum ve şirketlerin ihlallerini rapor etmek</li>
<li>İşgal ve siyasi müdahaleleri yerinde gözlemlemek</li>
<li>Uluslararası kültür-sanat kurumlarının manipülasyonlarını deşifre etmek</li>
<li>İslamofobi ve ayrımcılıkla mücadele etmek</li>
<li>Yoksulluğun sebeplerini tartışmaya açmak</li>
<li>Yayınlarla ihlalleri belgelemek, hak arama bilincinin oluşması için eğitimler vermek</li>
<li>Raporlar ve basın bildirileri hazırlamak, salon organizasyonları tertip etmek</li>
<li>Sosyal medya kampanyalarıyla hak ihlallerine karşı mücadele etmek (<strong>1</strong>).</li>
</ul>
<p><strong>Hak İhlallerini Rapor Edip Yayınlayabilmek </strong></p>
<p>Bozuk küresel sistemin dünya çapında irtikâp ettiği ve hayatın her alanına yayılan ihlalleri belgelemeye devam eden UHİM, 2010 yılından bu yana şu önemli raporları yayınlamıştır:</p>
<ol>
<li>Dünya Hak İhlalleri Raporları: 2010 yılından başlayarak her yıl için takip eden yılın başında yayınlanan <strong>yedi rapor</strong> dünya genelinde UHİM’in tespit edebildiği çeşitli hak ihlallerini belgeleriyle rapor etmektedir (<strong>2</strong>).</li>
<li>AB Ülkelerinde Mülteci Çocukların Yaşadığı Hak İhlalleri</li>
<li>Medeniyet ve Yeni Dünya Düzeni Arasında Hindistan</li>
<li>Küresel Siyaset ve Sinema Sempozyumu Tebliğler Kitabı</li>
<li>Küresel Kültür Endüstrisi Soruşturması Raporu</li>
<li>Manipülasyonların Kıskacında İslam Raporu</li>
<li>Kayıp Nesil Soruşturması: Suriyeli Mülteciler Raporu</li>
<li>Avrupa’nın Suriyeli Mültecilerle İmtihanı Raporu</li>
<li>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık Raporu</li>
<li>Gezi Parkı’nın Ağaçlarını Kim Suluyor?</li>
<li>Küresel Aktörlerin Kıskacında Lübnan</li>
<li>Anayasa Referandumu Sürecinde Mısır</li>
<li>Sömürgeden Soykırıma: Arakan!</li>
<li>Bu Devletlerin Yargılanmasını İstiyorum!</li>
<li>Somali’deki Açlık Kader mi Sömürge mi?</li>
<li>Yoksulluğa Sebep Olan ve Kalkınmayı Engelleyen İhlaller Raporu</li>
<li>Sosyal Paylaşım Siteleri Soruşturması Raporu</li>
<li>Tophane Örneğinde Sanat Algısı ve Kentsel Dönüşüm Raporu</li>
<li>Yeni Sömürgeciliğin Hayat Damarı Etnik Milliyetçilik ve Statüko Raporu</li>
<li>Küresel Sermaye ve Domuz Gribi Raporu (<strong>3</strong>).</li>
</ol>
<p><strong>Karne Düzenlemeye Alışkın Ülkelerin İhlal Karnelerini Yayınlayabilmek</strong></p>
<p>UHİM, belli aralıklarla dünyaya karne dağıtmaya alışmış sömürgeci ülkelerin ihlal karnelerini yayınlayarak stratejik değeri büyük bir çalışmaya imza atmaktadır. “Geçmişten Bugüne Ülke İhlal Karneleri” serisinden şimdiye kadar ihlal karneleri yayınlanmış olan ülkeler şunlardır: <strong>İsrail, ABD, Almanya, Hollanda ve Rusya</strong>.</p>
<p>Kaba gücü elinde bulunduranların diğerlerini ezme hakkını kendinde görmesinin yol açtığı insanlık ayıbı zulümlere şahitlik eden bu raporlar serisi ne yazık ki kolaylıkla sonlanacak gibi görünmüyor. Bu seriye öncülük eden “<strong>Yirminci Yüzyılda Soykırım ve Katliamlar</strong>” isimli eser, UHİM’in ilk kitap yayını olup dünyada barışın teminatı olduğu iddiasındaki Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın; kuruluş tüzüğünde yer aldığı üzere “adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği, uluslararasında tüm ülkelere sağlamak” yerine dünyanın beş kabadayı ülkesine mutlak veto yetkisi vererek ne büyük zulümlere ve katliamlara hamilik yaptığını gözler önüne sermektedir.</p>
<p>UHİM’in yirmi altı kıymetli raporundan örnek olarak “<strong>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık</strong>” raporunun sonuç, değerlendirme ve öneriler kısmını özetle paylaşmakta yarar görüyorum:</p>
<p>“Yabancı kökenliler, Avrupa ülkelerinde nüfuslarıyla kıyaslanamayacak ölçüde <strong>düşük bir siyasi temsile</strong> sahiptir. Bu durumun başlıca sebepleri; uzun yıllardır bu yönde uygulanan devlet politikaları, yabancı kökenlilerin siyasal katılımını teşvik edecek politikaların geliştirilmemiş olması ve yabancıların eğitim seviyesinin düşük oluşudur. Siyasal temsilin yanısıra, 3 milyon Türk’ün yaşadığı Almanya’da, 6 milyon Mağripli ve 2,5 milyon Afrikalının yaşadığı Fransa’da ve 1 milyona yakın yabancı nüfusu barındıran Belçika’da üst düzey bürokrat, yerel yönetici, kamu görevlisi gibi ülkenin karar mercilerinde söz sahibi olan yabancı kökenliler, ülke nüfuslarıyla kıyaslanamayacak kadar düşüktür.</p>
<p>Yabancılar hakkındaki yasal düzenlemeler <strong>önyargılı</strong>, yetersiz ve hakkaniyetten uzak bir anlayışla sürdürülmektedir. Örneğin Almanya’da yabancılarla ilgili yasal düzenlemeler kamu güvenliği ve polislerle ilgili kanunlar arasında yer almakta, yani Almanya yabancılarla ilişkilerini <strong>güvenlik meselesi</strong> üzerinden görmektedir. Bu ülkelerde antisemitizm ve homofobi alanında gerekli yasal düzenlemeler yapılmakta, siyaset, akademi ve sivil toplum alanında yeterli düzeyde çalışmalar sürdürülmekte ise de, benzer bir çabanın Müslümanları hedef alan ayrımcı politikalara ve uygulamalara karşı sürdürüldüğünü söylemek mümkün değildir.</p>
<p>Müslümanların maruz kaldığı ayrımcı uygulamalar, nefret içerikli söylemler ve fiziksel saldırılar “İslamofobi” kavramıyla ele alınmaktadır. Ancak “İslam korkusu” anlamına gelen bu kavram mevcut durumu yansıtmamakta, yapılan araştırmalar, Müslümanların maruz kaldığı sistematik ayrımcılık ve şiddetin temelinde <u>korku değil</u> <strong>düşmanlığın</strong> söz konusu olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Eğitim alanında yabancılara karşı uygulanan <strong>ayrımcılık</strong> anaokulu safhasından başlamakta ve çok acı sonuçlar doğurmaktadır. Çocukların akademik hayatını tayin etmekte belirleyici rolü olan ve henüz ilkokul çağında gerçekleştirilen yönlendirmelerde çifte standart uygulanmaktadır. Fransa ve Almanya’da yabancı kökenli ailelerin çocukları Türkiye’de “<strong>özel eğitim</strong>”e tekabül eden ve zekâ geriliği yaşayan çocukların eğitim aldığı okullara yönlendirilmektedir. Yapılan görüşmelerde bu yöndeki uygulamaların uzun yıllardır devam ettiği gerek hukukçulardan, gerek sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden, gerek velilerden alınan bilgi ve tanıklıklarla tespit edilmiştir.</p>
<p>Avrupa’da Müslümanların maruz kaldığı <strong>ayrımcı uygulamalar</strong> gündelik hayatın her alanına sirayet etmiş durumdadır. Örneğin Müslüman aileler ev kiralamakta zorlanmakta, başörtülü ya da sakallı bir Müslüman bu görünüşü sebebiyle <strong>işten çıkartılmakta</strong>, isminden Müslüman olduğu anlaşılanların iş başvuruları çoğunlukla dikkate alınmamakta, okul idareleri düzenledikleri organizasyonlara Müslüman velilerin katılmasını engellemekte, başörtülü hanımlar fitness, havuz vb. spor komplekslerine kayıt yaptırırken problem yaşamaktadır. Bu tip problemler Avrupa ülkelerinde son derece sıradan ve hemen <strong>her gün karşılaşılan</strong> problemler olarak kayıtlara geçmektedir. Almanya’da erkek çocuklarının sünnet ettirilmesinin yasaklanması da bu kapsamda hatırlanabilir.</p>
<p>Almanya, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde faaliyet gösteren Gençlik Daireleri, son derece basit nedenlerle yabancı kökenli <strong>çocukları ailelerinden koparmakta</strong>dır. Resmî veriler Gençlik Daireleri tarafından alınan çocuk ve gençler arasında Müslüman ailelerin çocukları, nüfuslarına oranla büyük bir çoğunluğa tekabül etmektedir. Çocuklar uzun süre aileleriyle görüştürülmemekte, kendi inanç ve kültür değerlerine uzak ailelere verilmekte ve mahkemeler de kararlarını Gençlik Dairelerinin raporları doğrultusunda vermektedir. Gençlik Dairelerinin bu ayrımcı politikaları sebebiyle çocukları ellerinden alınan ve büyük bir mağduriyet yaşayan ailelerin sayısı <strong>onbinler</strong>le ifade edilmektedir. Bununla birlikte bu ülkelerde İslamofobi/ İslam düşmanlığı alanında çalışma yapan kişi ve kuruluşların birçoğunun bu soruna gereken ilgiyi göstermediği, hatta bir kısmının bu sorunun varlığından dahi habersiz olduğu acı bir gerçektir.*</p>
<p>Irkçılığı politika olarak benimseyen, İslamofobik politikalarıyla bilinen partiler Avrupa’nın pek çok ülkesinde iktidar ya da iktidar ortağı olmuş ve olmaktadır. İsveç, Norveç, Danimarka ve İsviçre bu ülkelerden birkaçıdır. <strong>Irkçı partiler</strong> yerel seçimlerde de önemli oy oranları almakta, Avrupa’nın hemen her ülkesinde ırkçı partiler tarafından yönetilen belediyeler bulunmaktadır.</p>
<p>Avrupa’da ırkçı anlayışın toplum tabanında da çok yaygın olarak kendisine zemin bulduğunu söylemek mümkündür. Mesela Alman Federal Bankası (Deutsche Bundesbank) eski yönetim kurulu üyesi ve SPD partisi üyesi Alman siyasetçi Thilo Sarrazin’in kaleme aldığı ve Türklere hakaretlerle dolu “Deutschland Schafft Sich Ab (Almanya Kendini Yok Ediyor)” adlı kitap Almanya’da 2 milyon satmıştır. Daha da vahimi toplumun üçte ikisi Sarrazin’in yazdıklarının doğru olduğunu düşünmekte ve yapılan anketler Sarrazin’in parti kurması halinde %18-25 bandında bir oy oranına sahip olacağını ortaya koymaktadır.</p>
<p>Yabancılara karşı beslenen <strong>kin ve nefret</strong> sebebiyle Avrupa’da her yıl yüzlerce şiddet olayı gerçekleşmekte, bu olaylar can ve mal kaybına sebebiyet vermektedir. Hemen her gün yabancılara ait bir ev, işyeri ya da araç kundaklanmakta, ibadethanelere çeşitli saldırılar düzenlenmekte, insanlar dış görünüşü sebebiyle sözlü ve/ya fiziksel saldırı ve tacize maruz kalmaktadır.</p>
<p>Avrupa’da <strong>medya organları ve siyasilerin</strong> 11 Eylül ve IŞİD üzerinden oluşturduğu algı, Müslümanlara karşı gerçekleştirilen nefret suçlarında çok ciddi artışa sebebiyet vermiştir. Sadece Almanya’da 2014’te <strong>10 bin</strong>in üzerine ırkçı ve İslam karşıtı <strong>saldırı</strong> gerçekleşmiş olması oldukça ürkütücüdür!” (<strong>4</strong>).</p>
<p><strong>Avrupa’da Tırmanan İslam Düşmanlığına Mâni Olabilmek</strong></p>
<p>UHİM raporu, Avrupa’da ayrımcılık sorununun ortadan kaldırılması için hayata geçirilmesi gereken çözüm önerilerini de şu şekilde sıralamaktadır:</p>
<ol>
<li>Avrupa devletleri, topraklarına gelen ve nesillerdir ülkelerinde hizmet üreten yabancı kökenli vatandaşlarını artık kendi <strong>öz unsuru</strong> olarak kabul etmeli ve kıtaya sonradan gelen milyonlarca insana diğer vatandaşlarıyla <strong>eşit şartlarda muamele</strong> etmeli, <strong>can ve mal </strong>güvenliklerini sağlamalıdır.</li>
<li>BM nezdinde <strong>İslamofobi suç olarak kabul edilm</strong>eli ve gerekli cezai müeyyideler yasalara bağlanmalıdır.</li>
<li>“İslamofobi” kavramının bizzat kendisinin İslamofobik bir kavram olduğu gerçeğinden hareketle, Müslümanların maruz kaldığı ayrımcı politikalar ve şiddeti ifade etmek üzere, olgunun mahiyetini yansıtan “<strong>İslam düşmanlığı</strong>”, “İslam karşıtlığı”, “Müslüman düşmanlığı” vb. ifadeler tercih edilmelidir.</li>
<li>Türkiye’nin dış temsilciliklerinde konu ile ilgili <strong>ihbar ve danışma hatları</strong> oluşturulmalıdır. Bu birimler aracılığıyla ulaşan bilgiler düzenli şekilde dosyalanmalı, arşivlenmeli ve elde edilen istatistik bilgiler ilgili mercilere periyodik olarak takdim edilmelidir.</li>
<li><strong>Medya</strong> organları İslam düşmanlığı konusuna hassasiyetle eğilmeli ve bu konuda müstakil birimler oluşturulmalıdır.</li>
<li>İslam İşbirliği Teşkilatı (<strong>İİT</strong>), İslam düşmanlığı konusunda yaşanan gelişmelerin hukuki süreçlerini takip etmeli ve bu konuda uluslararası hukuk nezdinde girişimlerde bulunmalıdır.</li>
<li>Avrupa’da yükselen ayrımcılığı konu edinen, nefret, İslamofobi ve ırkçılığı gündeme taşıyan daha fazla <strong>akademik çalışma</strong> ortaya konmalı, bu alanın uluslararası kamuoyunda etkin bir şekilde tartışmaya açılması sağlanmalıdır. (<strong>4</strong>).</li>
</ol>
<p>Cumhurbaşkanlığı’ndan STK’lara, akademisyenlerden köşe yazarlarına, senaristlerden sanatçılara kadar toplumu yön vermede etkisi olan herkesin UHİM ve diğer düşünce kuruluşlarının yayınlamış olduğu pek kıymetli raporları hakkıyla değerlendirebilmesi ve sorunların çözümüne elbirliğiyle yoğunlaşması temennisiyle, UHİM Başkanı Ayhan Küçük ile ekibini tebrik eder, stratejik değeri haiz çalışmalarının artarak devam etmesini dilerim.</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>https://www.<strong>org</strong>/uhim-biz-kimiz.html, 23.07.2018.</li>
<li>https://www.uhim.org/yayinlarimiz-<strong>sureli-yayinlar</strong>, 23.07.2018.</li>
<li>https://www.uhim.org/<strong>raporlar</strong>/1.htm, 23.07.2018.</li>
<li>UHİM, <strong>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık</strong>, Editör: Hüseyin Türkan, Yayın Ekibi: Dr.Öğr.Üyesi Ahmet Temel vd., İstanbul, Mayıs 2015, 160 s., s.141-149.</li>
</ol>
<p><strong> *</strong> Alman Gençlik Dairesi’nin toplumsal ve hukuksal zeminde ciddi eleştiriler alan uygulamalarına ilişkin akademik bir çalışma için bakınız: Mustafa Uyanık; “<strong>Alman Gençlik Dairesi ve Çocukların Koruma Altına Alınması Uygulamalarına Yönelik Eleştiriler</strong>”, Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, yıl: 8, sayı: 16, s.123-140. PDF tam metin indirmek için: <a href="http://dergipark.gov.tr/yalovasosbil/issue/37841/440509">http://dergipark.gov.tr/yalovasosbil/issue/37841/440509</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
