<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haksöz Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/haksoz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/haksoz/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2016 06:33:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>CEMAAT-İ İSLAMİ ŞEHİDLERİNİN ÇAĞRILARINA  DUYARSIZ KALMAMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cemaat-i-islami-sehidlerinin-cagrilarina-duyarsiz-kalmamak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cemaat-i-islami-sehidlerinin-cagrilarina-duyarsiz-kalmamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2016 09:51:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[9:19-22]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulkadir Molla]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulkadir Udeh]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Albay Nâsır]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Ahsen Muhammed Mücahid]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaat-i İslami]]></category>
		<category><![CDATA[Haksöz]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Cemil]]></category>
		<category><![CDATA[Hasina]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Rızâ-yı Bârî]]></category>
		<category><![CDATA[Sanwar Jahan]]></category>
		<category><![CDATA[Seyyid Kutub]]></category>
		<category><![CDATA[Tevbe 19-22]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=377</guid>

					<description><![CDATA[“Yoksa siz, (yalnızca) hacıları suvarmayı ve Mescid-i Haram’ı ziyaret edip tamir etmeyi, Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman etmek ve Allah yolunda cihad edip elden gelen gayreti göstermekle eşdeğerde mi tutuyorsunuz? Allah’a göre bunlar birbirine eşdeğer değildirler. Ve Allah, değerleri yerinden etmiş bir toplumu doğruya yöneltmez. İman eden ve hicret edenler, Allah yolunda cihad eden; mallarıyla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Yoksa siz, (yalnızca) hacıları suvarmayı ve Mescid-i Haram’ı ziyaret edip tamir etmeyi, Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman etmek ve Allah yolunda cihad edip elden gelen gayreti göstermekle eşdeğerde mi tutuyorsunuz? Allah’a göre bunlar birbirine eşdeğer değildirler. Ve Allah, değerleri yerinden etmiş bir toplumu doğruya yöneltmez. İman eden ve hicret edenler, Allah yolunda cihad eden; mallarıyla ve canlarıyla her türlü çabayı gösterenler, Allah nezdinde daha yüce bir makama sahiptirler; zira işte onlar başarının gerçek sahibidirler. Rableri onları yüce katından bir rahmetle, Rızâ-yı Bârî ile ve kendilerini içerisinde kesintisiz her tür nimetin beklediği cennetlerle müjdeler. Onlar orada ebedi kalacaklar; çünkü, katında yüce ödül(ler) bulunan yalnızca Allah’tır.” (Tevbe 9:19-22).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><u>Şehid Abdulkadir Molla</u></strong><strong>: Bilinçli, Kararlı ve Kendinden Emin Olmak</strong></p>
<p>Gayrimeşru Hasina rejimi tarafından <u>12 Aralık 2013</u> tarihinde siyasi bir kararla idam edilen Bangladeş Cemaat-i İslami Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Abdulkadir Molla Bangladeş toplumunda etkili olmuş, fikrî birikime sahip önder şahsiyetlerden birisidir (abdulquadermolla.info). Söylemiyle eylemini dengeleyen merhum önderin, şehadetinden hemen önce kaleme aldığı mektubu onun olgun şahsiyetinin ufuklarını ortaya koymaktadır:</p>
<p>“Bismillahirrahmanirrahim… Bangladeş hükümeti son zamanlarını yaşadığı için bu çirkin idam suçunu işlemekte acele edeceklerdir… Allah’ın hakkımda vereceği karara razıyım. İnançsızlar haksız yere peygamberleri bile öldürdüler. Rasulullah’ın (s) birçok arkadaşı, hattâ hanım sahabiler vahşice öldürüldüler. Şehidler, bu takası yapıp canlarını feda ederek, Allah’ın İslam’ı muzaffer kılmasına hizmet ettiler…</p>
<p>Aleyhimize alınan tüm kararlar aslında Hindistan tarafından planlanıyor. Avami Ligi istese bile bundan geri dönemez. Çünkü iktidara gelebilmeleri, Hindistan’a teslim olmalarından kaynaklanmaktadır… Mahkemenin kendisi cellat rolüne bürünmüşken ve masum insanları öldürme hırsıyla sarhoş olmuşken, onlardan adaletli bir hüküm zaten beklenemez… Halkımız ve dünya halkları gerçeği kesinlikle öğrenecekler. <u>Benim şehadetim bu baskıcı rejimin çöküşüne sebep olacak ve inşaAllah yapılan bu zulümler İslami hareketin uzun bir yol kat etmesine vesile olacaktır</u>.</p>
<p>Dün yine Tevbe Sûresi’ni okudum. 19. âyette canla ve malla Allah yolunda cihadın ödülünün Kâbe’ye hizmet etmekten ve hacılara su dağıtmaktan daha önemli olduğunu anlatıyordu. Yani, Allah bizzat kendisi belirtmektedir ki, âdil bir İslam toplumu oluşturmak için, adaletsizliğe karşı savaşırken canlarını verenler, ecelleriyle ölenlerden daha yüksek bir mertebeye sahiptir. Eğer Allah beni cennetinde böyle onurlu bir yere getirmek istiyorsa böyle bir ölümü kucaklayabilmek için hazırım. Çünkü <u>zalimlerin elinde adaletsiz bir ölüm cennete kesilen bir bilettir</u>.</p>
<p>1966 yılında Mısır’ın tiranı Albay Nâsır, Seyyid Kutub, Abdulkadir Udeh (Avde) ve diğerlerini ölüme mahkûm etmişti… Şayet Allah İslami hareketi ve beni bu zalim rejimin düşüşü için ileriye taşıyacaksa, bunda nasıl bir kayıptan söz edilebilir ki?</p>
<p>Şehidlerle ilgili yüksek konumdan bahsederken, O mübarek Nebi (aleyhisselam) şehid olmak için tekrar tekrar hayata gelme arzusunu dile getirmişti. Şehid olarak ölenler de, cennete girdiklerinde tekrar dünyaya dönme ve Allah yolunda yeniden şehid olma arzularını dile getireceklerdir. Allah’ın sözü kesinlikle haktır, Rasulü’nün sözü kesinlikle doğrudur. Bu ikisinde şüpheye düşende iman yoktur!</p>
<p>… Mezarı mermerle çevirmek gibi müsrif ve bidat uygulamalara başvurmayın. Onun yerine elinizden geldiğince yetimlere sadaka verin. İslami hareket şehidlerinin ailelerine yardım edin, onları yalnız bırakmayın, özellikle de benim tutuklanmam ve kararın açıklanmasından sonraki protestolarda şehid olanları. Okulunu bitirdikten sonra Hasan Mevdûd’u evlendirin, aynı şekilde Naznin’i de.</p>
<p><u>Allah bu dünyaya dair tüm sevgi ve isteği zihnimden çıkarsın ve tüm kalbimi Allah ve Rasulü’nün sevgisiyle doldursun</u>. İnşaAllah, cennetin merdivenlerinde buluşuruz. Çocuklarıma her zaman helal kazanmalarını öğütle. Farz ve vacib ibadetlerinize hepiniz dikkat edin, özellikle de namazlarınıza. Aynı tavsiyeleri akrabalarıma da ilet. Babama da baş sağlığı dile, onu rahatlat, eğer ben gittiğimde hâlâ hayatta olursa…” (haksozhaber.net).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Şahid Olarak Yaşayıp Şehid Olarak Can Vermek</strong></p>
<p>Abdüldakir Molla’nın eşi ve Cemaat-i İslami Meclisi Şûra üyesi Sanwar Jahan, “Eşim idam edildikten sonra aralarında Türkiye, Almanya, Japonya ve Amerika’nın da bulunduğu elli ülkede gıyabi cenaze namazı kılındı. Aile olarak büyük şeref duyduk. Allah ona istediğini verdi, şehid oldu. Şehid olmak onun tek dileğiydi” dedi.</p>
<p>Evleri gözetim altında tutulduğu için akrabalarından birine ait bir mekânda, AA muhabirinin sorularını cevaplayan Jahan; “Ailesiyle yeğenleriyle ve çocuklarla vakit geçirmeyi çok severdi. Ev ve ailemizle alakalı işlerde bana çok yardımcı olurdu. Çok fedakâr birisiydi. Mutlu bir insandı ve diğer insanları mutlu etmeye çalışırdı. Tüm akrabalarına da zaman ayırmaya çalışırdı. Söküklerini kendi dikerdi. Elbiselerini kendisi yıkar, bizim yıkamamıza müsaade etmezdi. Israr etmemize rağmen işlerini bize yaptırmaz, bizzat kendisi yapardı.” diye konuştu.</p>
<p>Abdülkadir Molla’ya cezaevinde yastık dahi verilmediğini aktaran Jahan, “Zeminde yatıyordu. Üç ay kadar orada kaldı. Çoğu zaman, ziyaretlerde ailemizi ve akrabalarımızı sorardı. Bizden sabırlı olmamızı, ağlamamamızı, <u>mesajlarını insanlara ulaştırmamızı isterdi</u>.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şehidin; “Bu insanların şehadeti, Bangladeş’e İslam’ın yerleşmesinde önemli rol oynayacak. Büyük bir Müslüman ülke olan Türkiye’den acilen mevcut Bangladeş hükümetine baskı yaparak Müslümanlara uygulanan bu zulmü durdurmasını istiyorum. Müslüman halkın ve Cemaat-i İslami üyelerinin öldürülmesini durdursunlar.” şeklindeki vasiyetini  aktaran Jahan, <u>Mısır’daki 528 kişi hakkında verilen idam kararına da tepki göstererek</u>, Mısır hükümetinden de bu kararların iptal edilmesini istedi (aa.com.tr).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Şiddeti Yöntem Olarak Benimsemekten Kaçınmak</strong></p>
<p>Abdülkadir Molla’nın oğlu Hasan Cemil de babasının idamının ardından mevcut hükümetin müdahalesiyle işten çıkarıldığını, evlerinin sürekli gözetim altında tutulduğunu belirttikten sonra şehid babasıyla son görüşmesini şu şekilde özetledi:</p>
<p>“12 Aralık 2013’te son kez hücresinde görüştük. İyi ve güçlü görünüyordu. Halimizi sorduktan sonra asla yalan konuşmamamız, illegal yollardan para kazanmamamız tavsiyesinde bulundu. ‘Çocuklarınıza, İslam’ı öğretin. Onlar Cemaat-i İslami’nin geleceğinde önemli roller alacak. Bunları öğretmezseniz şehadetim boşa gidecek. Cemaatteki kardeşlerimiz, <u>idamımın intikamını şiddet eylemleriyle almasınlar</u>. Zira <u>şiddet Allah’ın ve Hz. Muhammed’in yolu değildir</u>. Eğer intikamımı almak istiyorlarsa <u>İslam’ı Bangladeş’e hakim kılsınlar</u>. Barış Bangladeş’e İslam’la gelecek ve o zaman idamımın bir anlamı olacak’ dedi.”</p>
<p>Hasina hükümetinin yoğun baskılarına rağmen gelecek adına umutlu olduğunu belirten Hasan Cemil; “Babamın ve dava arkadaşlarının şehadeti boşa gitmeyecek. Babamla son görüşmemde, ‘<u>Kimse İslam’ın yürüyüşünü durduramayacak</u>. İslam, Bangladeş’e çok yakında hakim olacak’ demişti. Ben de buna inanıyorum.” diyerek babalarının davasını sürdüreceklerini ifade etti (aa.com.tr).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Şehid Muhammed Kamaruzzaman</u></strong><strong>: Feraset Sahibi Olmak ve Haysiyetini Korumak</strong></p>
<p>Cemaat-i İslami Partisi Genel Sekreter Yardımcısı iken usulsüz bir kararla <u>11 Nisan 2015</u> tarihinde idam edilen Muhammed Kamaruzzaman, 1971 savaşında öğrenciydi. Bangladeş’in Pakistan’dan ayrılmasına karşı çıkan Cemaat-i İslami Partisi’nin öğrenci kollarına katılan Kamaruzzaman, kısa sürede partinin önemli isimlerinden biri haline gelmişti.</p>
<p>Partinin genç yönetici kuşağını temsil etmesi itibarıyla gelecek vadetmesi, şahsına münhasır bir vizyona sahip olması, Cemaat-i İslami’nin dünyada tanınan bir siması haline gelmesi, dikta rejimi alenen eleştirmekten çekinmemesi, hükümetin yolsuzluklarını ortaya çıkararak halkı bilinçlendirmesi gibi nedenler Kamaruzzaman’ın idam edilmesinin ardında yatan gerçek sebeplerin başında gelmektedir (kamaruzzaman.com).</p>
<p>Bangladeş içişleri bakanının, idam kararının açıklanmasının hemen ardından “Kamaruzzaman hükümete karşı eleştiriye devam ederse idam gerçekleşir.” şeklinde açıklama yapması, Bangladeş’ki siyasi idam kararlarının, kurucu iradenin <u>1971 ruhunu korumak, rejimin gücünü kanıtlamak ve aykırı seslere son vermek</u> amacıyla her türlü yasadışı yola başvurduğunun kanıtı niteliğindedir.</p>
<p>‘Saptahik Sonar Bangla’ (Haftalık Altın Bengal) gazetesinin genel yayın yönetmenliğini de yürütmüş olan Şehid Kamaruzzaman’ın son sözleri arasındaki şu vurgusu, onun ne denli geniş bir ufka sahip olduğuna işaret etmektedir: “<u>Gençler! İlimde, bilim ve teknoloji alanında öncü olma kabiliyeti kazanın</u>!”</p>
<p>Şehid Kamaruzzaman’ın, infazından hemen önce kendisini ziyaret eden oğlu Hasan İkbal’e emanet ettiği şu cümleler onun ne kadar dengeli bir yaklaşıma ve sağlam bir şahsiyete sahip olduğunu tescil etmektedir:</p>
<p>“<u>Yalnızca Allah&#8217;tan af dilerim</u>. Başbakan Hasina bana can verecek değildir. Onun gibi münafık zihniyetli birinden af dilemem. Hayalim Bangladeş&#8217;te İslam&#8217;ın hakim olmasıdır. Ben belki göremem, ama genç nesil hayalimi gerçekleştirecek inşaAllah. Sizler üzülmeyin, ağlamayın, inşallah cennette görüşeceğiz.</p>
<p>Ya Rabbi, ben bu ülkenin saadeti ve İslam&#8217;ın muzafferiyeti için çalıştım. Lâkin bu yüzden bana zulmettiler. Kimler bu zulme ortak olduysa, dünyada ve ahirette bunun hesabını onlardan sor Yâ Rabbi! Ben <u>elimle ve dilimle kimseye zulmetmedim</u>. Rabbim, Sen benim hakkımda en iyi olanı bilensin. Allah&#8217;ım şehadetimi kabul et! Aileme, yakınlarıma ve dava arkadaşlarıma sabır ihsan et. Allah&#8217;ın selamı dünyadaki bütün müminlerin üzerine olsun.” (sabah.com.tr).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Şehid Ali Ahsen Muhammed Mücahid</u></strong><strong>: Nezaketi, Şecaati ve Hak Bilincini Elden Bırakmamak</strong></p>
<p>Bangladeş Cemaat-i İslami Partisi Genel Sekreteri iken dikta rejim tarafından 21 Kasım 2015 tarihinde gece yarısı hukuksuz bir kararla idam edilen şehid Mücahid’in (facebook.com/Mohammad.Mujahid.Ali.Ahsan/) Dakka Merkez Hapishanesi’nde ailesi ve akrabalarıyla yaptığı son görüşmeyi kaleme alan en küçük oğlu Ali Ahmed Mebrur’un yazısındaki vurgular, şehid önderlerin af dilemesini sağlayarak İslami hareketi küçük düşürme azminde olan Hasina hükümeti karşısındaki onurlu duruşlarını ortaya koymaktadır:</p>
<p>“… Babam en sağda 8 numaralı hücredeydi. Ondan önce de Şehid Abdulkadir Molla ve Şehid Muhammed Kamaruzzaman aynı hücrede kalmıştı. Son birkaç aydaki ziyaretlerimiz bu hücrede gerçekleşmişti.</p>
<p>Babamız hücrede yerde seccadesinin üzerinde uyuyordu. Yastık da yoktu. Birkaç kez ona seslendik ama bir süre bize cevap vermedi. Çok derin bir uykuda olmalıydı. Birkaç kere daha seslenince biraz şaşırmış halde uyandı. Bizi tanıyınca, “Geldiniz demek! Niçin gece bu kadar geç vakitte? Cezaevi yönetimi tarafından mı çağrıldınız? Bu son görüşmemiz mi?” diye sordu. Sonra oturdu ve konuşmaya devam etti: “Cezaevi yönetimi bana hiçbir şey söylemedi. Tevekkeltü alâllah; Allah’a dayanıp O’na güvendim!” Bir süre daha oturdu. Düşüncelerini gözden geçiriyor ve içinden Allah’a dua ediyor gibiydi.</p>
<p>Biz de ona, “Evet baba, biz kısa bir süre sonra şehid olacak şerefli ve muhterem babamızı ziyarete geldik. Gurur kaynağımıza geldik.” diye karşılık verdik. O da bize, “<u>Peki. Elhamdülillah</u>.” diye karşılık verdi. Bir süre sonra ayağa kalktı. Herkes eline dokundu, bazıları da parmaklıkların arasından onun ellerini öptü. Sonunda o, “Tokalaşmadığım kimse kaldı mı?” diye sordu. Duygusal bir ortam oluştu. ama babam; “Gözyaşına gerek yok. Birkaç kelam etmeme müsaade edin.” diyerek bizi sakinleştirdi. “… Bu görüşmeyi ayarladığı için cezaevi yönetimini takdir ettim. Tüm hapis hayatım boyunca yapabilecekleri azami saygıyı gösterdiler.” dedi.</p>
<p>“Savcı, iddiasını ispatlamak için sadece bir şahit gösterdi. O şahit de asla benim aydınları öldürdüğümü doğrulamadı. Hiçbir aydın ailesi mensubu da benim aydınları öldürdüğümü iddia etmedi… Hükümet hakkımda idam kararı verilmesini kararlaştırdıktan sonra bana karşı yargı sürecini başlattığından eminim. Tüm bu yargılamalar bir maskaralıktı.</p>
<p>Hükümet, beni aşağılamak, aileme, partime ve vatandaşlarıma beni bir korkak olarak göstermek için gün boyu bana karşı sahte af dilekçesi oyununu oynadı. Bu <u>zalim ve baskıcı hükümetten herhangi bir af dilemem söz konusu değildir</u>. Ben tamamen masumum, masumum, masumum. Bugün bizi haksız olarak öldürecekler…” (dunyabulteni.net).</p>
<p>Rabbim Bangladeş Cemaat-i İslami hareketinin idam edilen önderlerinin şehadetlerini kabul buyursun. Dünya Müslümanlarına da bu zulümleri durduracak kudret ve irade bahşetsin.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong><strong> </strong></p>
<ol>
<li>http://www.abdulquadermolla.info/, 06.10.2016.</li>
<li>http://kamaruzzaman.com/, 06.10.2016.</li>
<li>https://www.facebook.com/Mohammad.Mujahid.Ali.Ahsan/, 06.10.2016.</li>
<li>http://www.haksozhaber.net/abdulkadir-mollanin-esine-yazdigi-mektup-43224h.htm, 21.12.2013.</li>
<li>http://aa.com.tr/tr/dunya/sehit-olmak-tek-dilegiydi/160963, 09.05.2014.</li>
<li>http://www.sabah.com.tr/dunya/2015/04/11/muhammed-kamaruzzamanin-idam-edildi, 11.04.2015.</li>
<li>http://www.dunyabulteni.net/servisler/haberYazdir/347972/haber, 05.12.2015.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cemaat-i-islami-sehidlerinin-cagrilarina-duyarsiz-kalmamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BANGLADEŞ VE CEMAAT-İ İSLAMİ PRATİĞİNDEN DERS ALMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/banglades-cemaat-i-islami-pratiginden-ders-almak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/banglades-cemaat-i-islami-pratiginden-ders-almak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2016 09:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulkadir Molla]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş Milliyetçi Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bengal-Peştun]]></category>
		<category><![CDATA[Bengladeş]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaat-i İslami]]></category>
		<category><![CDATA[Ebul Kelam Azad]]></category>
		<category><![CDATA[Gulam Azam]]></category>
		<category><![CDATA[Haksöz]]></category>
		<category><![CDATA[Haşim Ay]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[İhanet-i Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[İNgiliz]]></category>
		<category><![CDATA[Mucibur Rahman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Pencap]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Veliyullah Dehlevi]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Hasina]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmet-i Muhammed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=375</guid>

					<description><![CDATA[Bangladeş’te hukuksuz yargı düzenekleriyle idam edilen Cemaat-i İslami önderlerinin şerefli duruşları, hikmet dolu vasiyetnameleri ve vecize değerindeki son sözleri, ümmet-i Muhammed’in dikkatini gözden ve gönülden ırak düşmüş mazlum Bengal kardeşlerinin üzerine çekmeyi başardı. Elbette bu dikkatin inayetle desteklenip desteklenmemesi ümmetin haysiyet ve hamiyetine kalmış bir husustur. Hindistan-Pakistan ayrışması ile Pakistan-Bangladeş bölünmesini ve Cemaat-i İslami’nin bölgedeki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bangladeş’te hukuksuz yargı düzenekleriyle idam edilen Cemaat-i İslami önderlerinin şerefli duruşları, hikmet dolu vasiyetnameleri ve vecize değerindeki son sözleri, ümmet-i Muhammed’in dikkatini gözden ve gönülden ırak düşmüş mazlum Bengal kardeşlerinin üzerine çekmeyi başardı. Elbette bu dikkatin inayetle desteklenip desteklenmemesi ümmetin haysiyet ve hamiyetine kalmış bir husustur.</p>
<p>Hindistan-Pakistan ayrışması ile Pakistan-Bangladeş bölünmesini ve Cemaat-i İslami’nin bölgedeki etkisini etraflıca inceleyen <strong>Haşim Ay</strong>’ın Haksöz dergisinin Ocak 2014 sayısında yayımlanan “Bangladeş ve Cemaat-i İslami Pratiği” başlıklı uzun araştırmasını özetle paylaşmak, Bangladeş’teki idamların ardında yatan gerçek sebepleri görmeye ve Cemaat-i İslami hakikatini anlamaya önemli bir katkı yapacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bangladeş ve Cemaat-i İslami Pratiği’nden Ders Çıkarmak</strong></p>
<blockquote><p>Bangladeş’te egemen elitlerin birlikteliği savunan kesimlere karşı giriştiği siyasal izolasyon siyaseti, iki farklı gelecek tasarımına yaslanmaktadır.</p></blockquote>
<p>“Belirli siyasi-ideolojik düşüncelerle öne çıkmış ve bu uğurda bedel ödemiş şahsiyetleri, baş koydukları dava bağlamında ele almak daha âdil olacaktır. Nitekim Şehit Abdulkadir Molla da gerek şehadetinin hemen öncesinde dünyaya ulaştırdığı mesajında, gerekse eşine yazdığı ve şehadetini müteakip basına sızan mektubunda bu hususun altını çizmiş; boğulmaya veya engellenmeye çalışılan İslami hareket gerçekliğine dikkat çekmiştir.</p>
<p>Esasen olay Cemaat-i İslami ile sınırlı değildir. Kökleri tâ Bangladeş’in kuruluşuna giden ve binlerce insanı mağdur eden “ihanet-i vatan” davasından dolayı halen Bengal zindanlarında yatan binlerce kişi bulunmaktadır. Ancak, Cemaat-i İslami, süreğenliği olan “ihanet-i vatan” dosyası açısından büyük bir önem arz etmekte, İslami hareket doğrudan hedef alınmakta, Cemaat-i İslami’nin birçok üyesiyle birlikte hemen tüm yönetici kadrosu potansiyel olarak ipin ucunda bulunmaktadır.</p>
<p>Bangladeş’in kuruluşu aşamasında takındığı tutumu yüzünden bugün yargı sehpasında olan Cemaat-i İslami hareketinin duruşu, özellikle de bölgesel sorunlar karşısında nasıl bir metodoloji geliştirmek gerektiği noktasında Türkiye İslamcılığını yakından ilgilendirmekte olup ufuk aşılayıcı bir deneyimi yansıtmaktadır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gelecek Tasarımını Bölünme Değil <u>Birlik Ekseninde</u> Kurmak </strong></p>
<blockquote><p>Kadim Hindistan, İngiliz emperyalizminin işgaline kadar uzun bir zaman boyunca Müslümanların kurduğu hükümdarlıklar altında yaşadı.</p></blockquote>
<p>“Bangladeş’in kuruluşundan bu yana süren toplumsal ve siyasal gerilim <u>kuruluş aşamasında tarafların edindikleri siyasal tutumlar</u>la yakından ilişkilidir. Dahası, olayın bu yönü Bengal-Peştun veya Bangladeş-Pakistan zıtlaşmasından ziyade öncelikle Hindistan-Pakistan devletlerinin kuruluş sürecine değin uzamaktadır.</p>
<p>Dinî ve etnik çeşitlilik açısından tam bir mozaik görüntüsü yansıtan kadim Hindistan, İngiliz emperyalizminin işgaline kadar uzun bir zaman boyunca Müslümanların kurduğu hükümdarlıklar altında yaşamıştır. Ülke tarihinin bu döneminde Hindistan halkları bir yandan köhnemiş kast sisteminin oluşturduğu boyunduruktan özgürleşme imkânı bulmuş, diğer yandan da tarihî süreç içerisinde önemli oranda İslamlaşmıştır. Ancak, maalesef kadim Hindistan’ın da süreç içerisinde iç direncini yitirerek çözüldüğü görülmüştür&#8230;</p>
<p>Islahatçı İmam <strong>Şah Veliyullah Dehlevi</strong> ile ekolüne mensup ulemanın öncü katkılarıyla yapılan ve İngiliz emperyalizmine karşı Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinin başlangıcı olarak kabul edilen 19. yüzyıldaki direniş çabaları çeşitli nedenlerden dolayı sonuçsuz kalmıştır. Ancak, buradan oluşan motivasyonla beslenen, ama daha ziyade Afgani-Abduh çizgisiyle temas kuran <strong>Ebul Kelam Azad</strong>, emperyalizme karşı bağımsızlık ve kurtuluş mücadelesinin İslami cenahtan öncü ismi olmuştur. Ne var ki, çözülme dâhili ve hârici faktörlerden kaynaklı olarak çok boyutlu ve de derin idi… Nihayetinde emperyalistler tarafından istismar edilen Hindu ulusal bilinci homojenleşerek Müslümanları kendisinin ötekisi olarak görmüş ve Hindu faşizmi kadim Hindistan’da fikrî ve siyasal bölünmenin ilk tetikleyicisi olmuştur.</p>
<p>Hindistan ve İngilizlerden destek alan ayrılık yanlısı seküler-sosyalist Bengal milliyetçiliğinin zaferiyle sonuçlanan Bangladeş’in devletleşmesi ve müteakiben Pakistan’la birlikteliği savunan kesimlere karşı girişilen siyasal izolasyon siyaseti, iki farklı gelecek tasarımına sahip olan siyasal-ideolojik çizgilerin yansıması olmaktadır. Halklar arasındaki doğal ayrılıklardan doğan hakları İslam kardeşliği ve adaletinin sunduğu ölçüler çerçevesinde birlikteliğe dönüştürme ve ortak-birleşik bir gelecek inşa etme öncelikli İslami tavır ile Bengal milliyetçiliğine yaslanan ve Bangladeş’i seküler-sosyalist bir doğrultuda inşa etmeyi amaçlayan tavır…”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bölünmenin Müslümanlara Getirisinin Muhasebesini Yapmak </strong></p>
<blockquote><p>Bangladeş’te açık bir siyasi rövanşizm edasında yeniden tedavüle sokulan ‘İhanet-i Vatan’ dosyası, Cemaat-i İslami’yi etkisizleştirmeyi amaçlamaktadır.</p></blockquote>
<p>“İki asrı aşkın bir süre boyunca İngiliz emperyalizminin işgali altında kalan kadim Hindistan’ın, Pakistan-Hindistan şeklinde bölünmesinin acı sonuçlarını, başta bugünkü Hindistan ve Pakistan ulusdevletleri olmak üzere ikisi arasında sıkışan Keşmir doğrudan; Afganistan, Burma gibi bölgeler de dolaylı olarak halen yaşamaktadır… Bölünmeyle birlikte ortaya çıkan Pakistan devletinin doğuda ve batıda iki ayrı bölgeye yerleşmiş, arasında binlerce kilometre uzaklığı olan garip bir yapıda olması, 25 yıl sonra Doğu Pakistan&#8217;ın Bangladeş&#8217;e dönüşmesi sonucunu doğurdu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Etnik milliyetçi bölünme taraftarlarının Müslümanlara siyasi açıdan neler vaat ettiği sorusunun cevabı şimdilerde Bangladeş’te idamlar olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsani ölçekte bölünmenin nelere mal olduğunu ise, gerek ülkelerin kendi aralarında yaşamakta olduğu savaşlar gerekse iç çatışmalar, kanlı darbeler, dibe vuran yoksulluk ve sefalet, eğitimsizlik gibi yürek yakan hususlar özetlemektedir.</p>
<p>O dönemde Pencap&#8217;ta paralel milliyetçiliklerin sebep olduğu mücadele çok kanlı boyutlara ulaşmış; 250 bin insan hayatını kaybetmiş, 10 milyon insan da yer değiştirmek zorunda kalmıştı. Tüm Hindistan&#8217;daki kayıpların 500 bin olduğu, Bangladeş’tekiler de dahil edildiğinde verilen kurban sayısının 1 milyonu aştığı tahmin edilmektedir.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bangladeş Siyasal Yapısında İslamcıların Konumunu Tespit Etmek</strong></p>
<blockquote><p>Ya beraber var olacak; eşit, adil ve özgür bir geleceği birlikte tesis edeceğiz ya da her iki durumda da karşılıklı/birlikte mahvolacağız!</p></blockquote>
<p>“Hasina’nın aileden gelme karizmatik önderliği altında şekillenen ve “Büyük Koalisyon” şeklinde tanımlanan bu hâkim blok, kendisine rakip ve hattâ düşman olarak İslamcıları görmektedir. Rakiplerini siyasi alandan izole etmenin bir aracı olarak da bağımsızlık mücadelesi sürecindeki eski defterleri sürekli açma yolunu tutmaktadır. Bangladeş’in siyasi elitleri, rakiplerini pasifize etmek için intikamcı bir mantıkla davranmaktan ve bu eski defteri sürekli olarak bir şantaj aracı kılmaktan geri durmamaktalar. Şunu da belirtmekte yarar var ki seküler ulusçuluk, sosyalizm ve İslam/cı karşıtlığı paydasında birleşen bu hâkim unsurlar yalnızca İslamcıları değil, yanı sıra muhafazakâr-milliyetçileri de aynı tehdit konseptinde değerlendirmektedir. Bu nedenle İslamcılara atılı suçlamaların aynısını, muhafazakâr-milliyetçi Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) isimli oluşuma da teşmil etmektedirler.</p>
<p>Cemaat-i İslami’nin Bengal bölgesindeki varlığı Bangladeş ulusdevletinin kuruluşundan daha kadimdir. Liderliğini uzun bir dönem boyunca İslam dünyasının tanınmış aydınlarından Gulam Azam’ın yaptığı Bangladeş Cemaat-i İslami’si, “bağımsızlık savaşı” olarak tanımlanan süreçte daha sonradan işbirlikçi, hain vb. suçlamalara maruz kalabileceğini de göze alarak ilkesel davrandı ve etnik Bengal milliyetçiliğine itibar etmedi. Bağımsızlık sonrası, bugünkü başbakan Şeyh Hasina’nın babası Mucibur Rahman’ın önderliğini yaptığı Avami Ligi tarafından yasadışı ilan edilen ve liderleri Pakistan’a sürgüne giden Cemaat-i İslami, Mucibur Rahman’ın 1975 yılında devrilmesi ve General Ziyaur Rahman’ın yönetimi devralması sonrası yeniden yasal bir parti haline gelmiştir.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bengal Milliyetçiliğinin İslamcılara Armağanı: “İhanet-i Vatan”la Yargılanmak!</strong></p>
<p>“1973’te Pakistan askerlerinin yargılanması için “1973 ACT” yasası çıkartılmış. Bu yasa gereğince 195 Pakistan askeri yargılanmış ancak 1974’te Pakistan’ın Bangladeş’i tanıması üzerine bunların tümü serbest bırakılarak dosya kapatılmıştır. Sonrasında ise Cemaat-i İslami ve bölünme karşıtı diğer muhaliflerin siyasi izolasyonu amacıyla “ihanet-i vatan” dosyası tedavüle sokulmuştur.</p>
<p>Pakistan, Bangladeş’i 1974 yılında tanımış, bağlı olarak yargılanan Pakistan askerleri de genel af sonrası ülkelerine gönderilmişlerdir. Ancak bu “ihanet-i vatan” dosyasının bu kez açık bir siyasi rövanşizm edasında Cemaat-i İslami’nin de içerisinde bulunduğu muhalefet aktörlerinin etkisizleştirilmesi amacıyla yeniden tedavüle sokulduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, “İhanet-i Vatan” davasından yargılananlar ana muhalefet partisi BNP ve Cemaat-i İslami partisi yöneticileri, eski bakan ve milletvekilleridir. 91 yaşında olan Gulam Azam dışındaki sanıklar, bu savaş esnasında henüz öğrenciydiler.</p>
<p>Süreç boyunca Bangladeş’te muhalefette bulunan Cemaat-i İslami Partisine üye 16 binden fazla Müslümanın gözaltına alınmış, gözaltında işkenceye maruz kaldıkları, hattâ kayıpların gerçekleştiği basına da yansımıştır. Yerel ‘Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’, 1973 yılında Pakistan subaylarının yargılanması için kurulmuş ve aradan geçen 38 yıldan sonra da, katliamı bizzat gerçekleştirdiği ileri sürülen Pakistan ordusunun subaylarına değil de, Bangladeş vatandaşlarına (özellikle politik şahsiyetlere) yönelik işletilmektedir. Oysaki, bu gerekçeyle aradan geçen süre zarfında söz konusu şahıslara bir suçlamada bulunulmamış ve yargılanmamışlardır. 2009 yılında bu kanun Parlamento tarafından yapılan değişiklikle günümüzdeki haline getirilmiştir.</p>
<p>Bangladeş örneği, iktidar durumundaki etnik milliyetçiliğin, tabiatı gereği anasyonel (yani ulusdevletten öte ulus fikrinin bizzat kendisine karşı) olması gereken İslamcılara kendi özgün toplum, sistem ve gelecek tasarımından vazgeçip hâkim sistemin öngörülerine teslim olmayı, değilse kendisine kolay kolay hayat hakkının tanınmayacağının acı bir örneği oldu. Laik-ulusçu zorbalığın İslami hareketlere gelecek namına vaat ettiği tek şeyin nihai kertede yok edilmekten başka bir şey olmadığını bir kez daha gösterdi. Şüphesiz Bangladeş’teki Cemaat-i İslami davası bu yönüyle çağdaş İslam coğrafyasında ve hassaten de ülkemizde süre gelen birçok yerel-bölgesel soruna da ışık tutar niteliktedir. Bu noktada Cemaat-i İslami ile Bangladeş devleti arasındaki gerilim, tarihî İslam coğrafyasının enkazı üzerinde kurulan halkı Müslüman devletlerde yoğun olarak yaşanan ve çoğu da etnik farklılıklardan kaynaklanan sorunlara karşı nasıl bir yaklaşıma sahip olunması gerektiği sorusunu da bir kez daha gündemleştirmektedir.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Birlikte Var Olmak ya da Karşılıklı Yo Olmak!</strong></p>
<p>“Dün Hindistan’ın bölünmesinin en büyük zararı Müslümanlara oldu. Gandi ve Azad’ın endişeleri haklı çıktı. Milliyetçi Müslüman Birliği’nin ayrılık/bölünmeden yana ısrarı ve bunu körükleyen Hindu faşizmi, halklar arasında duygusal kopuşu hızlandırdı. Ayrılık sürecine doğru taraflar arasında yoğunlaşan çatışmalarda on binlerce insan öldü. İki devletli formülde karar kılındı, ama bu, bölge halklarına ne getirdi? Hiçbir zaman dinmeyen istikrarsızlık… Bu sebeple, genel anlamda Hindistan-Pakistan, daha özelde ise Bangladeş deneyimi çoğulcu zeminlerde esas olanın <u>birlikte var oluş mu yoksa etnik kopuş mu</u> olduğu tartışmasına hayati önemde bir kılavuz işlevi görmektedir.</p>
<p>Ya beraber var olacak; eşit, adil ve özgür bir geleceği birlikte tesis edeceğiz ya da her iki durumda da karşılıklı/birlikte mahvolacağız!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong><strong> </strong></p>
<ol>
<li>Haşim AY; <strong>Bangladeş ve Cemaat-i İslami Pratiği</strong>, Haksöz Dergisi, Sayı: 274, Ocak 2014.</li>
<li>http://www.<strong>net</strong>/idam-sehpasina-oturtulmus-bir-hareket-banglades-cemaat-i-islamisi-70141h.htm, 07.01.2016.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/banglades-cemaat-i-islami-pratiginden-ders-almak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
