<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ey Oğul Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/ey-ogul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/ey-ogul/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Aug 2017 14:48:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>TARİHÎ ÖĞÜTLERDEN İSTİFADE EDEBİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/tarihi-ogutlerden-istifade-edebilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/tarihi-ogutlerden-istifade-edebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2017 09:41:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[3:118]]></category>
		<category><![CDATA[3:3]]></category>
		<category><![CDATA[31:12-19]]></category>
		<category><![CDATA[âdabu’l-vuzeâ]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Kılınç]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara 2:152]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara 2:40]]></category>
		<category><![CDATA[Birr]]></category>
		<category><![CDATA[Ey Oğul]]></category>
		<category><![CDATA[İbnu’l-Cevzî]]></category>
		<category><![CDATA[iki güzel elbise]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Gazali]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıma Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıma Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Lokman]]></category>
		<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[Lokman Sûresi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed 47:7]]></category>
		<category><![CDATA[nasihatnâme]]></category>
		<category><![CDATA[nasîhatu’l-mulûk]]></category>
		<category><![CDATA[Oğluma Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[olgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[pendnâme]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan Keleş]]></category>
		<category><![CDATA[samimi bir niyet]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Edebali]]></category>
		<category><![CDATA[siyâsetnâme]]></category>
		<category><![CDATA[Tirmizi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatı’nda Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[Ulema]]></category>
		<category><![CDATA[vasiyetnâme]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus 10:57]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf 12:90]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=546</guid>

					<description><![CDATA[“Kasıntılık yapıp insanlara karşı böbürlenme ve yeryüzünde çalım satarak dolaşma! Zira unutma ki, Allah kendini beğenmiş hiçbir kibirliyi sevmez.” (Lokman, 31:18). “Hiçbir ana baba çocuğuna İslam edebinden daha değerli bir hediye veremez.” (Tirmizî, Birr, 33). Binlerce yıl boyunca insanlığa yapılmış hayati öğütler insanoğlunun mutlu ve huzurlu bir ailevi ve toplumsal hayat düzeni oluşturabilmesindeki önemini korumaya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Kasıntılık yapıp insanlara karşı böbürlenme ve yeryüzünde çalım satarak dolaşma! Zira unutma ki, Allah kendini beğenmiş hiçbir kibirliyi sevmez.” (Lokman, 31:18).</p>
<p>“Hiçbir ana baba çocuğuna İslam edebinden daha değerli bir hediye veremez.” (Tirmizî, Birr, 33).</p>
<p>Binlerce yıl boyunca insanlığa yapılmış hayati öğütler insanoğlunun mutlu ve huzurlu bir ailevi ve toplumsal hayat düzeni oluşturabilmesindeki önemini korumaya devam etmektedir. Gönderdiği vahiyler ve elçiler yoluyla âdemoğluna en kıymetli ve en kalıcı öğütleri vermiş olan Allah Teâlâ’nın son vahyi Kur’an-ı Kerim, kıyamete kadar en büyük ve en güzel öğüt (Yunus 10:57) olma vasfıyla insanlık yolunu aydınlatmaya devam etmektedir.</p>
<p>Binlerce yıllık insanlık yürüyüşümüz esnasında enbiyanın, ulemanın ve mütefekkirlerin yanında hayat tecrübesinden süzdüğü kıymetli öğütlerini sözlü ve yazılı olarak dile getiren çok sayıda insan olmuş, bu öğütlerin bazıları tarihî ve küresel olma vasfı da kazanabilmiştir. Doğrudan yöneticileri muhatap alan “siyâsetnâme”, “nasîhatu’l-mulûk”, “âdabu’l-vuzeâ” gibi türleri yanında bireylere yönelik “nasihatnâme”, “pendnâme”, “vasiyetnâme” gibi öğüt kitapları da yazılagelmiştir. Bu nasihatnameler arasında “Ey Oğul”, “Oğluma Mektup”, “Kızıma Nasihat”, “Kızıma Mektup” gibi öncelikle gençleri muhatap alan eserler de mevcuttur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Lokman Hekim’in muhalled öğütlerine kulak vermek</strong></p>
<p>Ebeveynlerin çocuklarına vermiş olduğu öğütler arasında en meşhur olanı, Lokman Hekim’in oğluna vermiş olduğu hayati öğütler olup Rabbimiz bu güzel öğütleri bütün insanlığın dikkatine sunarak ölümsüzleştirmiştir:</p>
<p>“12: DOĞRUSU Biz Lokman’a da (şu) hikmeti bahşetmiştik: “Allah’a şükret! Çünkü (O’na) şükreden kendi lehine şükretmiş olur. Fakat kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Allah kendi kendine yeterli olandır, her tür övgüye bizzat lâyık olandır.</p>
<p>13: Hani Lokman oğluna öğüt verirken şöyle diyordu: “Yavrucuğum! Allah’tan başkasına ilâhlık yakıştırma! Çünkü her tür ilâhlık yakıştırma gerçekten de korkunç bir zulümdür.”</p>
<p>14: Nitekim (Allah şöyle buyurur): “Biz insana anne babasına (iyi) davranmasını emrettik. Annesi onu ağır acılara katlanarak karnında taşıdı ve onun sütten kesilmesi iki yılda gerçekleşti: Şu hâlde (ey insan), Bana ve anne babana şükret; (ama sonunda) dönüş yalnızca Banadır!”</p>
<p>15: Yine (Allah): “Eğer hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyde Bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, asla onlara itaat etme! Yine de onlara şu (geçici) dünyada iyi davran ve yönünü Bana dönenlerin yolunu izle! En sonunda elbet Bana döneceksiniz ve yapıp ettiğiniz her şeyin (gerçeğini) size bir bir göstereceğim.” (diye buyurur).</p>
<p>16: (Lokman): “Yavrucuğum! (Yapıp ettiğiniz) o şeyler isterse bir hardal tanesi kadar olsun, ister bir kayanın bağrında, ister göklerin derinliklerinde, isterse yerin altında saklı bulunsun; Allah onu bulup ortaya çıkarır: çünkü Allah (ilmiyle) her şeye nüfuz eder, her şeyden haberdardır.</p>
<p>17: “Yavrucuğum! (Allah’a kulluğunu hakkıyla yerine getir) namazını ikame et, her zaman iyi ve doğru olanı önerip kötü ve yanlış olandan sakındır; başına gelenlere göğüs ger! Şüphesiz bütün bunlar kararlılık ve direnç isteyen işlerdendir.</p>
<p>18: “Kasıntılık yapıp insanlara karşı böbürlenme ve yeryüzünde çalım satarak dolaşma! Zira unutma ki, Allah kendini beğenmiş kibirli hiç kimseyi sevmez.</p>
<p>19: (Hayat) yürüyüşünde dengeli ol ve sesini yükseltme! Unutma ki seslerin en itici olanı eşeklerin sesidir.” (Lokman Sûresi, 31:12-19).</p>
<p>Son ayette sesi yükseltmeme öğüdünde zımnen; sesin değil sözünün niteliğinin yükseltilmesi gerektiği bildirilmektedir. Zira, sözün kerameti sesin yüksekliğinden kaynaklansaydı, merkebin anırması sözlerin en etkilisi olurdu. Oysa söz gücünü taşıdığı hakikatten aldığından dolayı “hak söz”ün gücü, çağlar geçse de gücün sözüne mutlaka galip gelmiştir, tıpkı Lokman’ın hikmetli sözleri gibi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ulemanın öğütlerinden ders almak</strong></p>
<p>İmam Gazâlî’nin, kendisine sorular sorup tavsiyelerini isteyen bir öğrencisine cevaben kaleme aldığı öğütler günümüz gençliği için de tazeliğini korumaktadır (<strong>1</strong>):</p>
<p>“Ey oğul! Nasihat vermek kolay, zor olan, onları kabul etmektir. Çünkü nasihati kabul etmek, nefsine uymuş kişilere tatsız gelir. Zaten günahlar onların kalplerine daha sevimli gelmektedir. Nasihatleri kabul etmek, sadece egolarını tatmin ve dünyevi çıkar elde etmekle meşgul olan bu gibi salt/kuru bilgi taliplerine çok zor gelir (s.11).</p>
<p>Senin için, kimin dilinden olursa olsun <strong>doğruların ortaya çıkması</strong> önemli olmalıdır. Tartışmanın kalabalıklar önünde değil, tenha yerlerde yapılmasını tercih etmelisin (s.79). İnsanlara öğüt ve vaaz vermekten sakınmalısın. Fakat bildiklerini önce sen kendin uygularsan, ancak o zaman bu bildiklerini etrafındakilerle paylaşabilirsin (s.85). Yöneticilerle içli dışlı olmamalı, mümkün olduğu kadar onlardan uzak durmalısın. Onlarla beraber olmaya mecbur kalırsan onları asla <strong>övme</strong>melisin. Helal olduğuna inansan da yöneticilerden herhangi bir hediye ve bağış kabul etmemelisin. Çünkü onlardan bir beklenti içinde olmak kişinin dinini zedeler (s.95). Kendin için ne yapılmasını istiyorsan insanlar için de onu yap. İlim tahsil edeceğin zaman, kalbini temizleyecek ve nefsini terbiye edecek ilimleri öğrenmeye çalış (s.99). Allah’ım, kusurlarımızı ıslah ederek bize lütfet, takvayı bize azık et ve dinimiz için gayret etmeyi nasip et. Biz ancak Sana dayanır ve ancak Sana güveniriz.” (s.105).</p>
<p>Şeyh Edebali’nin damadı Osman Gazi’ye nasihati bütün yöneticiler için hayati önemdedir:</p>
<p>“Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana. Güceniklik bize; gönül almak sana. Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana. Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana. Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki âlime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler. Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın. Ve ey oğul bu yüzden unutma: Ülke, idare edenin oğulları ile bölüştüğü ortak malları değildir!” (<strong>2</strong>).</p>
<p>Şeyh Şahabeddin oğluna şu mühim nasihatte bulunur:</p>
<p>“Ey oğul, ilm-i şerifden bir adım miktar taşra çıkma ve gice ve gündüz ilm-i zâhiri öğren ve ilimden feragat idüb câhil sofulardan olma. Mağrur olup ilimden feragat edüp sofu olma. Aslandan, yalandan nice muhkem kaçarsın, câhil sofulardan öyle muhkem kaç. Onlarla hiç musahabet ve âşinâlık eyleme. Zirâ câhil sofular din hırsızlarıdır!” (<strong>3</strong>).</p>
<p>Bu haftaki yazımızı, geçen hafta “Oğluma Mektup” isimli kitapçığının ilk altmış sayfasını özetle iktibas ettiğimiz İmam Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzî’nin ilim ve takva konusundaki öğütleriyle tamamlayalım (<strong>4</strong>):</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Doğru bilgiye talip olmak ve sorumluluk bilincini kuşanmak</strong></p>
<p>“İmkân buldukça ilimlerle meşgul ol… Uykudan uyandığında, bil ki, nefis hazzını almıştır. Hemen abdeste kalk ve gecenin karanlığında, gücünün yettiği kadar namaz kıl. Uygun olan, seni zorlamayacak şekilde iki rekât kılmandır. İki rekât daha kıldıktan sonra, Kur’an’dan iki cüz oku. Daha sonra derslerine dön. Kuşkusuz <u>ilim, her nafileden daha faziletlidir</u>.</p>
<p>Kötü arkadaşlardan sakın. Kitaplar senin arkadaşların olsun. Önceden aldığın bir ilmi sağlamlaştırmadan başka bir ilimle meşgul olma. İlimde ve amelde <strong>olgunluğa ulaşanlar</strong>ın hayatlarına bak. Senden daha alt mertebelerde olanların senden eksik olmalarına aldanma (s.61).</p>
<p>Bil ki ilim, sefaleti ortadan kaldırır; öyle ki, âlimlerin çoğunun ne zikredilecek bir nesebi ne de beğenilecek bir eşkâli vardı. (s.65).</p>
<p>Ey oğul, <strong>onurunu</strong>, dünya arzusunun etkisinden korumaya çalış. Dünya ehli karşısında kendini hor görme. Kanaat et ki, izzetli olasın. Nitekim, “Kim ekmeğe ve bakliyata kanaat ederse, hiç kimse onu köle edemez.” demişler. Bir bedevi Basra’ya gelip; “Bu köyün efendisi kimdir?” diye sormuş. Bunun üzerine halk, “Hasan el-Basri.” diye cevap vermiş. Bedevi, “Onları yönetmesinin sebebi nedir?” deyince, onlar; “Çünkü o, insanların dünyasından vazgeçti. İnsanlar da onun ilmine muhtaç kaldılar.” diye cevap vermişler (s.67).</p>
<p>Ey oğul, bil ki babanın varlıklı bir babası vardı, geriye hiçbir malı kalmadı. Baban başkalarının yaptığı gibi dünya arzusu zilletine düşmedi. Diğer vaizlerin yaptığı gibi, ülke ülke dolaşmak için yola koyulmadı. Memleketlerin önde gelen zevatı, onun kendilerine bir dilekçe yazıp bununla kendilerinden sadaka istediğini görmediler. Böylece işleri yolunda gitti. Zira; “Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. Onu beklemediği yerden rızıklandırır.” (Talak 65:2-3). (s.69).</p>
<p>Ey oğul, takvayı (sorumluluk bilincini) tam anlamıyla kuşandığın vakit, her hayrı önünde bulursun. Nitekim takvalı kişi, kimseyi aldatmaz. Dinine zarar verecek şeylere maruz kalmaz. Allah, sınırlarını gözeten kişiyi gözetir. Hz. Peygamber (s), İbn Abbas (r)’a; “Allah’ı gözet ki, O da seni gözetsin. Allah’ı gözet ki, O’nu önünde bulasın.” (Tirmizi, Sıfatu’l-Kıyâme, 2516) demiştir.</p>
<p>Allah Teâla; “Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız.” (Yusuf 12:22) buyurmuştur (s.73). Keza, “Kim kötülüklerden sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.” (Yusuf 12:90) buyurmuştur.</p>
<p>Ey oğul, bil ki, en tükenmez azık, haramdan yüz çevirmek, dili boş sözden muhafaza etmek, sınırı gözetmek ve nefsin hevası karşısında Allah’ı tercih etmektir (s.75).</p>
<p>Gayretini “<strong>olgunluk</strong>” seviyesine yükseltmelisin. Nitekim, insanların bir kısmı takva ile bir kısmı ise ilimle meşgul olmuştur. Olgunluğa ulaşan, <u>ilim ile ameli bir araya getirebilen</u> insanlar nadirdir.” (s.81).</p>
<p>Ey oğul, ezber yapmalısın; çünkü ezber sermaye, uygulamak ise kârdır. İki durumda dürüst davran; Allah’a sığınmada ve O’nun sınırlarını korumada. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur (s.83):</p>
<p>“Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder.” (Muhammed 47:7), “Öyleyse yalnız beni anın ki, ben de sizi anayım.” (Bakara 2:152). “Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size verdiğim sözü yerine getireyim.” (Bakara 2:40).</p>
<p>Hayata geçirilmeyen, sadece görüntüde kalan ilimle meşgul olmaktan sakın; çünkü yöneticilerle birlikte oturan ve dikkatini dünya ehline veren kişiler, ilmi amele tercih ettiler. Böylece bereket ve istifadeden men edildiler.</p>
<p>İlme dayalı olmayan ibadetle meşgul olmaktan sakın; çünkü tasavvuf ehlinden birçok kişi, ilim olmadan amel ettikleri için hidayet yolundan sapmıştır.” (s.85).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Takva elbisesi giymek ve samimiyeti şiar edinmek </strong></p>
<p>“Nefsini, seni dünya ehline gösterişli, takva ehline ise düşkün olarak tanıtmayacak <strong>iki güzel elbise</strong> ile ört. Her söz, bakış ve adımda nefsini sorguya çek; çünkü sen bundan sorumlusun. İlimden istifade ettiğin oranda, dinleyiciler de senden istifade eder. Vaiz ilmiyle amel etmediğinde, suyun taştan akıp gitmesi gibi, verdiği nasihatler de kalplerden kayar gider. Ancak <strong>samimi bir niyet ile </strong>vaaz ver, samimi bir niyet ile yürü ve yine samimi bir niyet ile bir lokmayı ye. Selefin ahlakı üzerinde düşündüğün zaman zorlandığın meselenin açığa kavuştuğunu görürsün. (s.85).</p>
<p>İnsanlara karşı hoşgörülü ol, aynı zamanda onlardan şiddetle uzak dur. Nitekim inziva, kötü arkadaşlardan kurtaran ve ağırbaşlılığı kalıcı kılan bir etkendir. Hakkında hüsnü zan yapılması ve nasihatlerinden istifade edilmesi için, özellikle vaizin halk içinde bayağı görülmemesi, çarşıda gezinmemesi ve gürültü yapmaması gerekir.</p>
<p>Şayet insanların içine karışmak zorunda kalırsan, temkinli bir şekilde onların içinde ol. Nitekim, onların ahlakını keşfetmiş olsan dahi, müsamahaları hususunda bir tahminde bulunamazsın (s.89).</p>
<p>Ey oğul, bundan sonra iş senin elinde. Senden umduğum ve senin için dua ettiğim bu hususta beni hayal kırıklığına uğratmamaya gayret et. Seni her şeyden münezzeh olan yüce Allah’a emanet ediyor, ilim ve amelde başarılı kılması için O’na niyaz ediyorum.” (s.93).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:</p>
<ol>
<li>İmam Gazalî; <strong><em>Eyyuhe’l</em><em>-Weled</em>: Ey Oğul</strong>, Çeviri: İbrahim Barca, Beyan Yayınları, İstanbul, 2016, 108 s.</li>
<li>Reyhan Keleş; <strong>Türk Edebiyatı’nda Nasihat</strong>, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi (TAED), Sayı: 44, Erzurum 2010, s.183-209.</li>
<li>Aziz Kılınç; “<strong>Vasiyet-nâmelerde Dikkat Çekilen Bir Konu: İlim</strong>”, I. Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Sempozyumu, Isparta 23-26 Ekim 2007, s.1-10.</li>
<li>İbnu’l-Cevzî; <strong><em>Risâle</em><em> ilâ Weledî</em>: Oğluma</strong><strong> Mektup</strong>, Çeviri: Gamze Özden, Beyan Yayınları, İstanbul, 2017, 96 s.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/tarihi-ogutlerden-istifade-edebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HASAN EL-BENNA’NIN  ‘İSLAMİ SİYASET’ GÖRÜŞÜNÜ HATIRLAMAK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/hasan-el-bennanin-islami-siyaset-gorusunu-hatirlamak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/hasan-el-bennanin-islami-siyaset-gorusunu-hatirlamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2016 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara 2:138]]></category>
		<category><![CDATA[Beyan Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Said]]></category>
		<category><![CDATA[el-Fıkhu'l-Ekber]]></category>
		<category><![CDATA[el-Munkiz mined-Dalâl]]></category>
		<category><![CDATA[el-Varakât]]></category>
		<category><![CDATA[Ey Oğul]]></category>
		<category><![CDATA[Gördüğüm Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[güç ve gayret]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüzde Müslüman Gençliğin Vazifeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan el-Benna]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[İMam Cüveynî]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Gazali]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şafiî]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’dan Neden Korkuyorlar?]]></category>
		<category><![CDATA[Kasas 28:55]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Ebu Zehra]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed İkbal]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nahl 16:89]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa 4:174-175]]></category>
		<category><![CDATA[On İlkemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Rabia el-Adeviyye]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhun Sevinci]]></category>
		<category><![CDATA[Saff 37:1-3]]></category>
		<category><![CDATA[Seyyid Kutub]]></category>
		<category><![CDATA[sözler ve hayaller]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf el-Karadavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=398</guid>

					<description><![CDATA[Sadece Müslümanların değil, tüm insanlığın temel sorunlarını isabetle tahlil ve teşhis edip kalıcı etkin çözümler üretebilmek için ondört asır boyunca Müslüman âlim ve mütefekkirlerin büyük gayretleri olmuştur. Hayata aktif katılımlarıyla verdikleri canlı mücadeleler yanında kalıcı ilmî ve fikrî eserler bırakan mütefekkir ulemamızın kıymetli eserleri günümüz insanlığına da ışık tutmaya devam etmektedir. Bu haftaki yazımızda, fikirlerinden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sadece Müslümanların değil, tüm insanlığın temel sorunlarını isabetle tahlil ve teşhis edip kalıcı etkin çözümler üretebilmek için ondört asır boyunca Müslüman âlim ve mütefekkirlerin büyük gayretleri olmuştur. Hayata aktif katılımlarıyla verdikleri canlı mücadeleler yanında kalıcı ilmî ve fikrî eserler bırakan mütefekkir ulemamızın kıymetli eserleri günümüz insanlığına da ışık tutmaya devam etmektedir. Bu haftaki yazımızda, fikirlerinden günümüzde de istifade ettiğimiz bazı mütefekkir âlimlerin özlü eserlerini iki dilde bir arada yayımlayan yeni bir seriden siz kıymetli okurlarımı haberdar etmek istiyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bir Kitabı İki Dilde Okumanın Zevkini Tatmak</strong></p>
<blockquote><p>Zaman ise artık bizden sıkı bir biçimde meyve verecek ciddi çalışmalar yapmamızı istiyor. Tüm dünya güç ve gayret unsurlarını eline almışken, bizler hâlâ sözler ve hayaller dünyasında yaşıyoruz. (el-Benna)</p></blockquote>
<p>Beyan Yayınları, İslam kültürünün yeni kuşaklara ulaştırılmasına yardımcı olabilecek yeni ve farklı bir seri başlattı. “İki Dil Bir Kitap” adıyla yayımlanan bu seri, kurucu vasfı olan önemli eserlerin Türkçe çevirilerini Arapça asıllarıyla birlikte sunuyor. İslam inanç ve kültürünün en önemli temsilcilerince kaleme alınmış kimi uzun makale ve/ya risalelerin Arapça nüshalarının tercümeleriyle bir arada sunulduğu bu yeni seri, Arapça metin ile çevirisini sayfa sayfa, paragraf paragraf karşılaştırmalı olarak mütalaa imkânı da sunmakta.</p>
<p>Daha önce İmam Gazali’nin “Ey Oğul” ve “el-Munkiz mined-Dalâl” ile İmam Cüveynî’nin “el-Varakât” isimli eserlerinin yayınlandığı bu seriye 10 yeni eser daha eklendi. Editörlüğü Beyan Yayınları’nca uhdeme tevdi edilen, Türkçe çevirilerini baştan sona redakte ettiğim, Arapça nüshalarında ise imla hatalarını düzeltmekle iktifa ettiğim on yeni eseri dikkatlerinize sunuyoruz:</p>
<ol>
<li>İmam Azam, el-Fıkhu’l-Ekber</li>
<li>İmam Şafiî, el-Fıkhu’l-Ekber</li>
<li>Muhammed İkbal, Müslüman Gençlik (<em>eş-Şebâbu’l-Müslim</em>)</li>
<li>Muhammed Ebu Zehra, İslam Birliği (<em>el-Vahdetu’l-İslâmiyye</em>)</li>
<li>Cevdet Said, İslam’dan Neden Korkuyorlar? (<em>Lime Hâze’r-Ru’bu Kulluhû mine’l-İslâm?!</em>)</li>
<li>Hasan el-Benna, İslam ve Siyaset (<em>el-İslâm ve’s Siyâse</em>)</li>
<li>Hasan el-Benna, On İlkemiz (<em>Erkânu Bey’atina el-Aşera</em>)</li>
<li>Seyyid Kutub, Ruhun Sevinci (<em>Efrâhu’r-Rûh</em>)</li>
<li>Seyyid Kutub, Gördüğüm Amerika (<em>Amrîka elletî Raeytu</em>)</li>
<li>Yusuf el-Karadâvî, Günümüzde Müslüman Gençliğin Vazifeleri (<em>Vâcibu Şebâbi’l-Müslim el-Yevm</em>)</li>
</ol>
<p>Cep kitabı ebadında hazırlandığı için taşıma ve okuma kolaylığı en yüksek seviyede olan “İki Dil Bir Kitap” serisinde yer alan kitaplar, rengârenk ve sapasağlam ciltleri sayesinde elden ele dolaşarak çok uzun süre okunabilecek niteliğiyle ayrı bir cazibe de oluşturmakta. İslam’ın inanç, kültür ve siyasetine ilişkin özlü temel metinlerinden oluşan bu seri, içeriği kadar sunumuyla da İmam-Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakültelerinin öğrenci ve hocaları başta olmak üzere Arapçaya alaka duyan tüm okurların dikkatini hak eden iddialı bir çalışma&#8230; (beyanyayinlari.com).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İslam’ın Siyaset Anlayışını Doğru Kavramaya Çalışmak </strong></p>
<blockquote><p>İslam siyasetten, toplumdan, ekonomiden ve kültürden ayrı bir şeyse nedir öyleyse? (el-Benna)</p></blockquote>
<p>Beyan Yayınları tarafından araştırmacı, yazar ve okurların istifadesine sunulan ve yeni yılda yeni eserlerin ilave edilmesiyle daha da zenginleştirilecek olan “İki Dil Bir Eser” serisinden bir kitapçığı örnek olarak dikkatinize sunmak istiyorum. “İslam ve Siyaset” başlığıyla Gamze Özden tarafından Türkçeye kazandırılan bu kitapçık, Şehit İmam Hasan el-Benna’nın ‘Müslüman Kardeşler Öğrenci Kolları’nın, Muharrem 1357 (Mart 1938) tarihinde düzenlemiş olduğu kongrede irat etmiş olduğu hitabenin yazıya dökülmüş hali olup giriş kısmını paylaşmakla yetineceğim:</p>
<p>“Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla. Hamd Allah’a mahsustur. Salât ve selam Efendimiz’in, ehli beytinin ve ashâbının üzerine olsun.</p>
<p>“Ey İnsanlar! Şüphesiz Rabbinizden size açık bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik. Allah’a iman edip, O’na sımsıkı sarılanları ise Allah, Kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları Kendisine ulaştıran doğru bir yola iletecektir.” (Nisa 4:174-175).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Söz ve Söylemle Yetinmeyip Bizzat Eyleme Geçmek</strong></p>
<blockquote><p>Siyasetten kastım ise, particilikle sınırlandırılmayan, ümmetin iç ve dış meseleleriyle ilgilenen “mutlak siyaset”tir. (el-Benna)</p></blockquote>
<p>“Değerli kardeşlerim! Beni dinleyen bir kitlenin karşısında durduğum her defasında, insanları söz meydanından amel meydanına, planlama ve programlama meydanından hayata geçirme ve uygulama meydanına davet ettiğimiz her gün için Allah’tan bizi affetmesini diliyorum. Hatip unvanıyla konuşarak geçirdiğimiz süre çoktan uzadı. Zaman ise artık bizden sıkı bir biçimde meyve verecek ciddi çalışmalar yapmamızı istiyor. Tüm dünya güç ve gayret unsurlarını eline almışken, bizler hâlâ sözler ve hayaller dünyasında yaşıyoruz.</p>
<p>“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri neden söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır. Allah kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” (Saff 37:1-3).</p>
<p>Değerli kardeşler! Kardeşlerimiz size, devletin kalkınması, istikrarı, kuruluşu ve gelişimi gibi milletlerin hayatını ilgilendiren tüm olgularda, İslam’ın manasının kuşatıcılığı ve kapsayıcılığı hakkında bilgi veren konuşmalar yaptılar. Bazı kardeşlerimiz sizlere İslam’ın milliyetçilik karşısındaki tutumu hakkında bilgi verdi ve sizlere aslında İslam milliyetçiliğin sınır olarak en geniş, varlık olarak en genel ve ölümsüzlük olarak en meşhur mahiyette olduğunu gösterdi. Kardeşlerimiz yine sizlere, vatanına en bağlı ve milletine en tutkun kimsenin, müminlerin sahip olduğu coşku ve millî duygulardan yoksun ırkçı söylemlerde aradığını bulamayacağını gösterdi. Kardeşlerim size bu konuyu uzun uzadıya anlattığından dolayı, bu hususa daha fazla değinmeyeceğim; ancak ben, insanların hakkında çokça yaygara kopardığı ve dolayısıyla hakkında çokça hataya düştükleri bir konuya, yani “Siyaset ve İslam” konusuna değineceğim.” (s.15-19).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dinin Siyasetle Sıkı İlişkisini Görmezden Gelmemek</strong></p>
<blockquote><p>İslam, inanç ve ibadet ve ahlâktır, vatan ve millettir, hoşgörü ve kuvvettir, hayatın her alanını içine alır. Zira İslam, kültür ve kanundur. (el-Benna)</p></blockquote>
<p>“Şâyet birinin seninle Siyaset ve İslam hakkında konuştuğunu görürsen, hemen o kimsenin, ikisinin arasına bir set çektiğini ve her ikisine de ayrı ayrı anlamlar yüklediğini fark edersin. Dolayısıyla bu iki mefhum, insanlar nezdinde bir araya gelememektedir. İşte bundan dolayı bu cemiyet siyasi olarak değil de, İslami olarak isimlendirildi. Yine bu toplantı, siyasi değil, dinî olarak nitelendirildi. İşin ilginç tarafı, İslami kuruluşların ilke ve metotlarında şu ifadeye şahit oldum!: “Kuruluş, siyasi meselelerle ilgilenmemektedir.”</p>
<p>Size bu konu hakkında öneride ya da uyarıda bulunmadan önce, iki önemli konuya dikkat çekmek istiyorum:</p>
<p><strong>Birincisi</strong>: Particilik ile siyaset arasındaki fark oldukça büyüktür. Bazı meselelerde bir araya gelebilir ya da birbirlerinden ayrılabilirler; kişi kelimenin tam anlamıyla siyasetçi olduğu halde, bir partiye bağlı olmayabilir, uğrunda ölmeyebilir de. Aynı zamanda kişi, kelimenin tam anlamıyla partici olduğu halde, siyaset meselelerinden hiçbir şey anlamayabilir. Yine söz konusu unvanlar tek bir adla birleştirilebilir; kişi eşit mesafede “partici siyasetçi” ya da “siyasetçi partici” olabilir. Benim siyasetten kastım ise, particilikle sınırlandırılmayan, ümmetin iç ve dış meseleleriyle ilgilenen “mutlak siyaset”tir.</p>
<p><strong>İkincisi</strong>: Müslüman olmayan kimseler, İslam hakkında cehalete kapıldıklarında ya da İslam’ın Müslümanların içselleştirdiği, kalplerinin derinliklerine nakşettiği ya da uğrunda mallarını ve canlarını feda ettikleri emir ve ilkeleri karşısında çaresizliğe düştüklerinde, Müslümanların benliklerindeki İslam’ın ismini ya da şeklini zedeleyemeye çalışmadılar; bilakis İslam’ın pratik hayatta güçlü olan ne kadar yönü varsa hepsini silip süpürecek bir biçimde dar bir daireye sokmaya çalıştılar. Böylece Müslümanlar için geriye sadece hiçbir faydası dokunmayan unvanlar, şekiller ve görüntüler bıraktılar. Müslümanlara, İslam’ın ayrı, toplumun ayrı şeyler olduğunu, İslam’ın ayrı, kanunun ayrı şeyler olduğunu, İslam’ın ayrı, ekonomi meselelerinin ayrı şeyler olduğunu, İslam’ın ayrı, genel kültürün ayrı şeyler olduğunu ve en nihâyetinde İslam’ın ayrı, siyasetin ayrı şeyler olduğunu söyleyerek, İslam’ın siyasetten uzak tutulması gerektiğini anlattılar.</p>
<p>Allah için bana söyleyin kardeşlerim, İslam siyasetten, toplumdan, ekonomiden ve kültürden ayrı bir şeyse nedir öyleyse? Huzurlu bir kalpten yoksun rekâtlar mıdır, yoksa Rabia el-Adeviyye’nin de söylediği gibi, ‘<u>istiğfarın bile istiğfara ihtiyaç duyduğu</u>’ birtakım lafızlar mıdır? İşte bu yüzden sevgili kardeşlerim, Allah (c) Kur’an-ı Kerim’de mükemmel, hüküm koyan ve detaylı bir nizam getirmiştir:</p>
<p>“Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.” (Nahl 16:89).</p>
<p>İslam düşüncesi hakkındaki yanıltıcı anlam ve İslam manasının içerisine sokulduğu bu dar sınır; Müslümanları içine hapsetmeye çalışan ve “İşte size din özgürlüğü verdik. Nitekim anayasaya göre, devletin resmî dini İslam’dır.” ifadesiyle adeta onlarla dalga geçen İslam düşmanları tarafından ortaya atılmıştır.” (s.21-27).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İslam’ın Kuşatıcılığını Daraltmak İsteyenlere Karşı Uyanık Olmak</strong></p>
<p><strong> </strong>“Değerli Kardeşlerim! İşte ben, bu kürsüden sizlere tüm açıklıkla İslam düşmanlarının istediği şekilde <u>İslam’ın dar ve kısıtlı bir anlamının olmadığını</u> ilan ediyorum. İslam, inanç ve ibadettir. İslam, vatan ve millettir. İslam, hoşgörü ve kuvvettir. İslam, ahlâktır ve hayatın somut olan her alanını içine alır. İslam, kültür ve kanundur. Dolayısıyla Müslüman, İslam’ın hükmünü istemekle, ümmetin tüm meselelerini kuşatan bir hükmü istemektedir. Nitekim, <u>Müslümanların derdiyle hemhal olmayan, onlardan değildir</u>.</p>
<p>Selef âlimlerimizin de İslam’ı bu şekilde anladığına inanıyorum. Onlar, soyut ahiret hayatından evvel, somut dünya hayatının her alanında İslam ile hükmediyor, İslam için mücadele ediyor, İslam’ın kurallarına göre hareket ediyor ve İslam’ın çizdiği sınır üzerinde ilerliyordu. Öyle ki, ilk Halife Hz. Ebu Bekir (r): “Eğer benim devemin ipi kaybolsa, onu Allah’ın Kitabı’nda bulurum.” buyurmuştur.</p>
<p>İslam’ın kuşatıcı anlamı ve onun particilikten soyutlanmış siyaset anlayışına yaptığım genel vurgudan sonra, artık açıkça Müslümanın, ümmetin meselelerini göz ardı edip onlar için gayret sarf etmeyerek sadece siyasetçi kimliğiyle tam anlamıyla İslam’ı yaşayamayacağını, İslam’ın kayırma ve soyutlama anlayışını kabul edemeyeceğini ve <u>her İslami cemiyetin, programlarının başına, ümmetin siyasi meseleleriyle ilgilenme maddesini eklemesi gerektiği</u>ni, aksi halde bu cemiyetlerin İslam’ın anlamını kavramaya ihtiyacı olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p>Değerli Kardeşlerim! İzin verin, sürekli İslam ile siyasetin birbirinden ayrılması ile ilgili nameleri dinlemeye alışkın bir toplumun gözünde oldukça yabancı görünen bu anlamı biraz daha açayım. Bazı insanlar, bizler bu törenden ayrıldıktan sonra hakkımızda: “Müslüman Kardeşler cemaati, ilkelerini bir kenara attı. Dinî bir cemaatken, siyasî bir cemaat oldu.” şeklinde konuşabilir, bazıları ise kendi görüşüne göre bu değişimin sebeplerine dayanarak farklı yorumlar ortaya koyabilir. Efendiler! Allah biliyor ki, Müslüman Kardeşler hiçbir zaman siyasetten kopmadı. Hiçbir zaman da İslam’ın yolundan sapmayacak. Davet çalışmalarında hiçbir zaman <u>din ile siyaseti birbirinden ayırmadı</u>. İnsanlar onları hiçbir zaman “partici” olarak görmedi.</p>
<p>“Onlar boş söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler ve ‘Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız sizedir. Size selam olsun. Biz cahilleri benimsemeyiz.’ derler.” (Kasas 28:55). Onların kendi amaçları dışındaki bir amaçla hareket etmesi, kendi fikirleri dışındaki bir fikri hayata geçirmesi ya da İslam’ın hanif boyası dışında başka bir boyaya bürünmesi imkânsızdır:</p>
<p>“Biz, Allah’ın boyası ile boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz O’na kulluk edenleriz!” (Bakara 2:138).” (s.29-33).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>Hasan el-Benna. (2016). <strong>İslam ve Siyaset.</strong> çev. Gamze Özden, “İki Dil Bir Kitap” serisi içinde, Arapça-Türkçe, İstanbul: Beyan Yayınları, 96 s.</li>
<li>http://www.beyanyayinlari.com/yayincikategori-iki-dil-bir-kitap-arapca-turkce, 05.12.2016.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/hasan-el-bennanin-islami-siyaset-gorusunu-hatirlamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
