<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ENGİN YILDIRIM Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/engin-yildirim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/engin-yildirim/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sun, 24 Nov 2019 21:12:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>İŞ AHLAKI BİLİNCİNİ GELİŞTİRMEK VE YAYGINLAŞTIRMAK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/sorunlarimizla-yuzlesmek/is-ahlaki-bilincini-gelistirmek-ve-yayginlastirmak/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/sorunlarimizla-yuzlesmek/is-ahlaki-bilincini-gelistirmek-ve-yayginlastirmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Nov 2019 21:12:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sorunlarımızla Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[AYHAN KARAHAN]]></category>
		<category><![CDATA[BM İŞ DÜNYASI VE İNSAN HAKLARI REHBER İLKELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ENGİN YILDIRIM]]></category>
		<category><![CDATA[İGİAD]]></category>
		<category><![CDATA[KAMU BAŞDENETÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[MUHARREM BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[MUHARREM KILIÇ]]></category>
		<category><![CDATA[NİHAT ERDOĞMUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[REŞAT PETEK]]></category>
		<category><![CDATA[ŞEKİB AVDAGİÇ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞEREF MALKOÇ]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE İŞ AHLAKI ZİRVESİ 2019]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=957</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) (1) tarafından her yıl düzenlenen Türkiye İş Ahlakı Zirvesi (2) bu yıl “İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi” temasıyla 9 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirildi. Düzenleme Heyeti Başkanı Prof.Dr. Nihat Erdoğmuş’un karşılama konuşmasında belirttiği üzere zirvesinin iki temel amacından ilki, iş ahlakına yönelik sorunlar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) (<strong>1</strong>) tarafından her yıl düzenlenen Türkiye İş Ahlakı Zirvesi (<strong>2</strong>) bu yıl “İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi” temasıyla 9 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirildi. Düzenleme Heyeti Başkanı Prof.Dr.<strong> Nihat Erdoğmuş</strong>’un karşılama konuşmasında belirttiği üzere zirvesinin iki temel amacından ilki, iş ahlakına yönelik sorunlar hakkında duyarlılık oluşturmak ve bu sorunları aşmak için çözüm önerileri sunmak, ikincisi ise iyi örnekler üzerinden iş dünyasını iş ahlakını uygulamaya teşvik etmektir.</p>
<p>2016 yılından başlayarak iş ahlakı eğitimi, üretimde iş ahlakı ve kamuda iş ahlakı temalarıyla yapılan zirvenin dördüncüsü “iş ahlakı, hukuk ve adalet ilişkisi”ni konu edindi.</p>
<p><strong>İş Ahlakı Uygulamalarındaki Hukuki Boşluğu Doldurmak</strong></p>
<p>Zirvenin açış konuşmasında ahlak ile hukukun uygulanmadığı bir yerde adalet beklenemeyeceğini vurgulayan İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ayhan Karahan</strong>, ahlakın genelde kişiye özel bir davranış şekli olarak tanımlandığına, yaptırımı olmadığı için ahlaki davranışların keyfilik içerisinde olduğuna, Türkiye’de bu konuda hukuk desteğinin yetersiz kaldığına dikkat çekti. Avrupa’da iş ahlakının kişisel bir tercih olmaktan çıkartılıp hukukla desteklendiğini hatırlatan Karahan, 2018 yılında gerçekleştirdikleri ankette iş ahlakı ve hukuk ilişkisini incelediklerini, ankete katılanların yüzde 90’ının iş ahlakı uygulamalarında yasal boşluğun bulunduğu ve bu boşluğun kanunla doldurulması gerektiğini belirttiğini açıkladı.</p>
<p>Moderatörlüğünü 25 ve 26. Dönem Milletvekili Av. <strong>Reşat Petek</strong>’in yaptığı “İş Hayatında İnsan Hakları, Ahlak ve Adalet İlişkisi” başlıklı ilk oturumda; Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Prof.Dr. <strong>Engin Yıldırım</strong> ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. <strong>Muharrem Kılıç</strong> birer tebliğ sundu.</p>
<p>Tebliğinde şirketlerin insan hakları alanında duyarlılık göstermesinin sıradan bir toplumsal yarar değil, topluma olan borcunun yerine getirilmesinden kaynaklandığına dikkati çeken Yıldırım; “Burada koruma, saygı gösterme ve telafi etme olarak 3 temel sac ayağı vardır. Şirketler insan haklarını korumakla ve saygı göstermekle yükümlüdür. Eğer faaliyetlerinden bir zarar olmuşsa o zararı telafi etmekten de sorumludur. Bu 2013 yılında kabul edilen, 8 ana ve 24 tamamlayıcı ilkeden oluşan BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri’nde de yer alıyor. Bunun bağlayıcı bir hukuki yönü yok, gönüllü bir uygulama ama şu an BM İnsan Hakları Konseyi çerçevesinde uluslararası düzeyde bağlayıcılığı olan İş Dünyası ve İnsan Hakları Sözleşmesi çalışmaları yapılıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Küresel kapitalist sistemin küresel ölçekte sermayedarların ve emperyal devletlerin çıkarlarını korumaya yönelik kavram ve söylemler icat ederek varlıklarını sürdürdüğünü anlatan Kılıç ise çalışma hayatında bu sistemin getirdiği düzenlemelerin insan kaynakları uygulamaları yoluyla yaygınlık kazandığını ve çalışma hayatında önemli insan hakları sorunlarına sebep olduğunu örneklerle ortaya koydu (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Adaleti Temin Etmek ve Ahlakı Ayakta Tutmak </strong></p>
<p>Moderatörlüğünü Hukuk Vakfı Başkanı Av. <strong>Muharrem Balcı</strong>’nın üstlendiği “Kamu ve Özel Sektörde İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi” başlıklı ikinci oturumda ise Kamu Başdenetçisi Av. <strong>Şeref Malkoç</strong> ve İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Şekib Avdagiç</strong> tebliğlerini sundu.</p>
<p>İnsanın görevinin adaleti temin etmek ve ahlakı ayakta tutmak olduğunu hatırlatan Malkoç, doğru ile yanlışı akıl ve adaletle ayırt edilebildiğimizi belirterek Kamu Denetçiliği Kurumu’nu şu ifadeleriyle özetledi: “Biz devlet ile millet arasında bir barış köprüsüyüz, mahkeme değiliz, ama idareyi denetliyor ve karar veriyoruz… Adalete ulaşmada 3 unsur önemlidir. Birincisi <strong>kolay</strong> olması, ikincisi ucuz veya <strong>bedava</strong>, üçüncüsü de adaletin <strong>hızlı</strong> olmasıdır. Başvurulardan harç, başvuru, bilirkişi parası almıyoruz hepsini kendimiz karşılıyoruz. 2019 yılı 31 Ekim itibarıyla bize yapılan başvuruların toplamı 17 bin 145&#8217;tir. 2019 yılında verdiğimiz karar sayısı 18 bin 527&#8217;dir.” (<strong>3</strong>).</p>
<p>Ahlaki ilkelerin eskiden beri gelen ve düzeni sağlayan niteliğe sahip olduğunu, korumacılığın ve küreselleşmenin ahlaki ilkelerin aşınmasına ve kaybolmasına etki ettiğini vurgulayan Avdagiç, işletmelerde ahlak ile hukukun yan yana olduğunu, sözleşmelere riayet etmenin sadece hukuki baskı sebebiyle değil aynı zamanda ahlaki bir ödev olarak da görülmesi gerektiğine dikkat çekerek tebliğini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Her şeyden önce işletmeler, uygulamalarını ve ilişkilerini, iş ahlakı çerçevesinde çizmelidir. Bu faktörle firmalar, iş ahlakının önemini kavrayıp sosyo-ekonomik süreçte uygulamalarını geliştireceklerdir. Politik alanın istikrarlı bir şekilde ilerlemesi sağlanmalıdır. Ahlaki ilkelerin uygulanmasında iş dünyasının belli ilkeler temelinde örgütlenmesi de önemlidir. Gerek kamuda gerek özel sektörde gerekse <strong>tüm çalışma alanlarında iş ahlakı ilkelerini temel alan bir anlayışın olması</strong>, kurumsal yapının oluşturulması, iş ahlakının yaygınlaşması açısından oldukça önemlidir. Özetle iş ahlakı, tüketicilerden çalışanlara kadar tüm toplumu, çevreyi ve ticari hayatın her alanını ilgilendiriyor. Ticari hayatta ahlak kurallarının referans alınması, sorunları daha ortaya çıkmadan önleyecek, tüm tarafların yararına olacaktır.” (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Ahlakı ve Hukuku Gözeterek İlerlemek</strong></p>
<p>İş Ahlakı Zirvesi 2019 oturumlarında öne çıkan tespit ve öneriler, sonuç bildirgesinde aşağıdaki şekilde ifade edilerek sıralanmıştır (<strong>4</strong>):</p>
<ol>
<li>İş ahlakı, hukuk ve adalet birlikte ele alınması gereken ve birbirini besleyen kavramlardır. Ahlak ile hukukun uygulandığı yerde adalet ortaya çıkmaktadır. Hukuk ve adaletin olmadığı yerde <strong>iş ahlakı ilk kaybolan değer</strong> olmaktadır.</li>
<li>İşletmelerde yaşanan sorunların çözümünde ve iş ahlakının yaygınlaşmasında <strong>dürüstlükten hiçbir şekilde taviz verilmemelidir</strong>. Burada işletme yöneticilerine büyük görev düşmektedir.</li>
<li>İş dünyasında, iş ahlakı ile ilgili <strong>hukuk desteğinin yetersizliği</strong> en önemli eksikliklerin başında gelmektedir. İş dünyasında ahlaki uygulamalar bağlamında hukuk eksikliği öncelikle giderilmesi gereken bir meseledir. İş ahlakının uygulanmasında kişilerin inanç ve değerleri oldukça önemlidir. Bununla birlikte, iş ahlakının hukukla beslenmesi ve desteklenmesi gerekmektedir. İş ahlakı uygulamalarında yaptırım olmadığı zaman, ahlaki davranışlar keyfilik içerisinde kalmakta ve yeterli karşılığı bulunmamaktadır.</li>
<li>İş ahlakı, hukuk ve adalet temelinde gelişen <strong>girişimcilik</strong> ülkelerin refahı ve kalkınması için büyük öneme sahiptir ve teşvik edilmelidir.</li>
<li>İş ahlakı, tüketicilerden çalışanlara kadar tüm toplumu, çevreyi ve ticari ve sınai hayatın her alanını ilgilendirmektedir. Ticari ve sınai hayatta <strong>ahlak kurallarının referans alınması</strong>, sorunları daha ortaya çıkmadan önleyecek, tüm tarafların yararına olacaktır.</li>
<li>Ahlak, ticareti besleyen ve üretimi verimli kılan bir niteliğe sahip olduğu için, <strong>‘piyasada tutunmak</strong>’ hem üretimde hem de pazarlamada <strong>dürüstlükle mümkündür</strong>. İş ahlakını bir hayat tarzı olarak benimseyen ve iş ahlakı ilkelerine önem veren toplumlar ekonomik kaynaklarını daha etkili ve verimli kullanmaktadır.</li>
<li>İş ahlakı alanında sorun yaşanmaması veya bu sorunların azaltılması için taraflar arasında yapılan sözleşmelerde hem ahlaki hem de hukuki ilkelere uygun düzenlemeler gerekmekte ve bu düzenlemelere hem ahlaken hem de hukuken uymak gerekmektedir. Ahlak ile hukuk yan yanadır. Bu yüzden <strong>sözleşmelere uymak ve gereğini yapmak</strong> sadece hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.</li>
<li>İş dünyasında kamu ve özel sektör kuruluşları ve STK’lar <strong>insan haklarını korumakla</strong> ve buna saygı göstermekle yükümlüdür. Bu kuruluşlar, faaliyetleri sonucu bu konuda bir zarar doğarsa, o zararın telafi edilmesinden sorumludur.</li>
<li>İşletmelerin gönüllülük esasına dayalı sosyal sorumluluk projeleri geliştirmeye başlamış olmaları iyi bir gelişme olmakla beraber, <strong>sosyal sorumluluk faaliyetlerinin yapılış amacı ve şekli</strong> iş ahlakına ve hukuka uygun olmalıdır.</li>
<li>Kamuda iş ahlakı, hukuk ve adaletin yaygınlaşması için kamu idarelerinin <strong>şeffaf, insan odaklı ve denetlenebilir</strong> idareler olması gerekmektedir. Vatandaşın hak araması için geliştirilen CİMER ve Kamu Denetçiliği gibi sistem ve kurumların varlığı önemli olup daha da etkin çalışması sağlanmalıdır.</li>
<li>Modern kapitalist sistem hegemonik bir nitelik ve söyleme sahip olup, iş ahlakı, hukuk ve adalet konusunda ciddi sorunlar doğurmaktadır. Sadece ‘kâr maksimizasyonu’ güdüsüyle hareket etmek, işletmelerin ahlaki anlamda had safhada sorunlar yaşamasına sebep olmaktadır. Küresel kapitalist sistem küresel ölçekte sermayedarların ve emperyal devletlerin çıkarlarını korumaya yönelik kavramlar ve söylemler icat etmektedir. Modern kapitalist sistem disiplin ve düzenlemeler yoluyla iktidarını sürdürmektedir. Sistemin mevcut işleyişi, iş ahlakı, hukuk ve adalet ilişkisini bozmakta ve bu konularda önemli sorunlar doğurmaktadır. Başta küresel iş ortamı olmak üzere tüm iş ortamlarında <strong>insanın sömürülmesine karşı çıkan</strong>, insanın insanla, insanın çevreyle ve insanın Mutlak Yaratıcıyla uyum içinde varlığını sürdürmesine imkân veren bir iş ortamı oluşturulması gerekmektedir.</li>
<li>Günümüzde iş dünyası ile insan hakları ilişkisinde çok uluslu şirketler özel bir öneme sahiptir. Pek çok ulus devletten daha büyük ekonomik ve toplumsal güce sahip bu şirketler farklı ülkelerde toplumsal hayatı önemli ölçüde etkilemektedir. 1990’lı yıllardan itibaren küreselleşmenin artmasıyla, çok uluslu şirketlerin insan hakları alanında birtakım sorumlulukları öne çıkmaya başlamıştır. Bu şirketlerin insan haklarına uygun davranmalarına yönelik mekanizmaların geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Küresel düzeyde BM ve benzeri kuruluşlar tarafından oluşturulan <strong>iş dünyasında insan haklarını düzenleme ve geliştirme</strong>ye yönelik rehber ilkelerin ve sözleşmelerin bağlayıcılığı ve yaptırım gücünün artırılmalıdır.</li>
<li>Hukuka uygun olan bir şey ahlaka uygun olmayabilir, bu yüzden vicdan önemlidir. <strong>Ahlak</strong>, piyasa iradesinin üzerinde bir vicdan iradesinin oluşmasını sağlayan <strong>güçlü bir dayanaktır</strong>.</li>
<li>Üretici, tüketici ve toplumun memnuniyetini ve haklarını tesis eden bir iş yapma anlayışının yerleştirip yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bu bağlamda <strong>iş dünyasının ahlaki ilkeler temelinde yeniden yapılandırılması</strong> önem arz etmektedir.</li>
<li>Özel sektör ve kamuda iş ahlakının yaygınlaşması için, tüm çalışma alanlarında <strong>iş ahlakı ilkelerini temel alan</strong> bir anlayışın geliştirilmesi ve kurumsal yapıların oluşturulması gerekmektedir.</li>
<li>Ahlaki ilkeler eskiden beri var olan ve sosyal düzeni ve adaleti sağlayan bir niteliğe sahiptir. <strong>Ahilik sistemi</strong> asırlardır bu topraklarda başarıyla uygulanmıştır. Ahilik zengin ile fakir, üretici ile tüketici, emek ile sermaye, halk ile devlet arasında iyi ve sağlam ilişkiler kurulmasını sağlamış, hem üretimi hem de sosyal düzeni tesis etmiştir. Bu yüzden ahilik sisteminden bugüne yönelik uygulamalarının geliştirilebileceği çalışmalar yapılmalıdır.” (<strong>4</strong>).</li>
</ol>
<p>Devletin ve toplumun kalkınması ve ilerlemesi için nitelikli çalışmalarına bir yenisini ekleyen İGİAD yönetimini, İş Ahlakı Zirvesi’nde kıymetli birikimlerini paylaşan konuşmacıları, zirvenin başarıyla tamamlanmasında görev alanları ve katılımcıları yürekten tebrik ediyorum. Yoğun emek mahsulü bu zirvenin çıktılarının devlet erkânı gerekse toplum nezdinde hak ettiği ilgiye mazhar olması temennisiyle…</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>https://<strong>igiad</strong>.org.tr/, 11.11.2019.</li>
<li>http://<strong>isahlakizirvesi</strong>.com, 11.11.2019.</li>
<li>https://igiad.org.tr/<strong>tiaz-19</strong>, 11.11.2019.</li>
<li>https://igiad.org.tr/images/tiaz19/<strong>TIAZ19_Bildirge</strong>.pdf, 11.11.2019.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/sorunlarimizla-yuzlesmek/is-ahlaki-bilincini-gelistirmek-ve-yayginlastirmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ İÇSELLEŞTİRMEK -Bireysel Başvuru Sistemini Değerlendirmek-</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/hukukun-ustunlugunu-icsellestirmek-bireysel-basvuru-sistemini-degerlendirmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/hukukun-ustunlugunu-icsellestirmek-bireysel-basvuru-sistemini-degerlendirmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Oct 2019 10:18:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[ANAYASA MAHKEMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[AYM]]></category>
		<category><![CDATA[BAŞRAPORTÖR AYHAN KILIÇ]]></category>
		<category><![CDATA[BİREYSEL BAŞVURU SİSTEMİNİN DESTEKLENMESİ ORTAK PROJESİ]]></category>
		<category><![CDATA[CHRISTIANE SCHMALTZ]]></category>
		<category><![CDATA[DANIŞTAY 13. DAİRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ENGİN YILDIRIM]]></category>
		<category><![CDATA[FEDERAL ALMANYA YÜKSEK MAHKEMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜLİSTAN]]></category>
		<category><![CDATA[GÜRSEL ÖZKAN]]></category>
		<category><![CDATA[İHSAN BAŞTÜRK]]></category>
		<category><![CDATA[JOINT PROJECT ON SUPPORTING THE INDIVIDUAL APPLICATION TO THE CONSTITUTIONAL COURT IN TURKEY]]></category>
		<category><![CDATA[KEŞMİR ATASÖZÜ]]></category>
		<category><![CDATA[MİKHAİL LOBOV]]></category>
		<category><![CDATA[Nelson mandela]]></category>
		<category><![CDATA[ROBERT SPANO]]></category>
		<category><![CDATA[SADİ ŞİRAZİ]]></category>
		<category><![CDATA[SIAC]]></category>
		<category><![CDATA[STRAZBURG MAHKEMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[YUSUF ŞEVKİ HAKYEMEZ]]></category>
		<category><![CDATA[ZÜHTÜ ARSLAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=944</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de 2010 yılında halk oyuna sunulan Anayasa değişikliğiyle 23.09.2012 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) görevlerine bireysel başvuruları karara bağlama yetkisi de eklenmiştir. Anayasamız uyarınca bireysel başvuru hakkı; T.C. Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) müştereken yer alan haklarından birisinin kamu gücü tarafından ihlal edilmesi ve iç hukuk yollarının tüketilmesi halinde bireyin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesini ifade [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de 2010 yılında halk oyuna sunulan Anayasa değişikliğiyle 23.09.2012 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) görevlerine bireysel başvuruları karara bağlama yetkisi de eklenmiştir. Anayasamız uyarınca bireysel başvuru hakkı; T.C. Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) müştereken yer alan haklarından birisinin kamu gücü tarafından ihlal edilmesi ve iç hukuk yollarının tüketilmesi halinde bireyin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesini ifade etmektedir.</p>
<p>Yargı kurumlarımızı T.C. Anayasası ve AİHS ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklere uyumlu olacak şekilde güçlendirerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sistemini desteklemeyi amaçlayan “Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Ortak Projesi”nin (SIAC: Joint Project on Supporting the Individual Application to the Constitutional Court in Turkey) kapanış konferansı 23-24 Eylül 2019 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Vekili sıfatıyla iştirak ettiğim bu önemli konferansa kısa notlarla dikkatlerinizi çekmek istiyorum.</p>
<p><strong>Hukuk Düzeninde Köklü İyileştirmeler Yapmak</strong></p>
<p>Üç yılda 3 bin hâkim ile 3 bin savcıya verilen eğitimler yanında önemli eserlerin yayımlanmasına ve güçlü bir internet sitesinin kurulmasına vesile olan projenin kapanış konferansında açış konuşmasını yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı <strong>Prof.Dr. Zühtü ARSLAN</strong>, devrim niteliğinde bir değişime yol açan bireysel başvuru düzenlemesini “ülkemizde hukuk alanında yapılan en büyük reformlardan biri” olarak tanımladı.</p>
<p>Temel hak ve özgürlüklerin korunduğu adil ve çoğulcu bir düzenin zaruretine değinen Sayın Arslan’ın konuşmasında vurguladığı hususları şu şekilde özetleyebiliriz:</p>
<p>“Konuşmama biraz kışkırtıcı bir soruyla başlamak istiyorum. “Bizim gibi olmayanlarla, kısacası “öteki”lerle nasıl birlikte yaşayacağız?” Kanaatimce medeniyetin kadim sorusu ve sorunu budur…</p>
<p>Günümüzde hızla yayılan terör, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamofobi; çoğulculuğu, dolayısıyla birlikte yaşamı ciddi şekilde tehdit etmektedir…</p>
<p>Farklılıklarla birlikte yaşamanın diğer bir şartı <strong>adil bir hukuk düzeninin kurulması</strong>dır. Aslında parçası olduğumuz Avrupa’nın tarihi bu düzenin kurulması için verilen mücadeleler tarihidir. Bu konuda lineer bir çizginin olmadığı, zaman zaman demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarını paranteze alan ters dalgaların yaşandığı hepimizin malumudur…</p>
<p>2012 yılının 23 Eylül günü, yani tam yedi yıl önce bugün uygulamaya geçen <strong>bireysel başvuru</strong>, Türk hukuk düzeninde <strong>devrim niteliğinde</strong> bir değişime yol açmıştır. Bu yönüyle bireysel başvuru, ülkemizde hukuk alanında yapılan en büyük reformlardan biridir…” (Arslan, 2019).</p>
<p><strong>Ülkede Temel Haklar Standardını Yükseltmek</strong></p>
<p>“Bireysel başvurunun <strong>ilkesel hedefi</strong> ülkede temel haklar standardının yükseltilmesini sağlamaktır. Bireysel başvuruları inceleme yetkisiyle birlikte, anayasa koyucunun ifadesiyle, “Anayasa Mahkemesine, özgürlükleri koruma ve geliştirme misyonu” yüklenmiştir.</p>
<p>Bireysel başvurunun <strong>pratik hedefi</strong> ise hak ihlali iddialarının ulusal sınırlar içerisinde incelenmesini ve varsa ihlallerin uluslararası yargı organlarına taşınmadan giderilmesini sağlamaktır. Kuşkusuz bu hedefin gerçekleşmesi, Türkiye’den uluslararası yargı organlarına yapılacak başvuruların sayısını azaltacaktı…</p>
<p>Memnuniyetle ifade etmem gerekir ki, bireysel başvurunun yedi yıllık uygulaması, anayasa koyucunun bu iki hedefinin de önemli ölçüde gerçekleştiğini göstermektedir…</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin ihlale ve giderime hükmetmek suretiyle binlerce bireyi tatmin etmesinin yanında kabul edilemezlik ya da ihlal olmadığı şeklinde sonuçlandırdığı başvurulardan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınanlar arasında oldukça az sayıdaki başvurunun farklı şekilde sonuçlandırıldığı görülmektedir. Dolayısıyla bireysel başvuru yoluna ilişkin Anayasa değişikliğinin hak ihlali iddialarının önemli bir bölümünün <strong>Türk hukuk sistemi içinde çözülmesi</strong> amacı önemli ölçüde gerçekleşmiştir…</p>
<p>23 Eylül 2012 tarihinden bu yana Mahkememize 244 binin üzerinde başvuru yapılmış, bunun 197 bin kadarı sonuçlandırılmıştır… Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla ülkedeki tüm hak ihlali iddialarını tek tek inceleyip çözüme kavuşturamaz. Bu mümkün de değildir. Mahkemenin görevi, <strong>ihlalin kaynaklarını tespit etmek</strong> suretiyle yeni ihlalleri önleyecek şekilde temel ilke ve esasları belirlemektir. Özellikle ihlal kararlarından sonra derece mahkemelerinin aynı ya da benzer uyuşmazlıklarda tespit edilen ilkeleri uygulamaları, yeni başvuruların yapılmasını beklememeleri gerekir.</p>
<p>Öte yandan ihlalin kanundan kaynaklandığı durumlarda da yasama organının gerekli değişiklikleri, belirtilen gerekçeler ışığında zaman kaybetmeden yapması, yeni ihlallerin ortaya çıkmasını önleyecektir…” (Arslan, 2019).</p>
<p><strong>Daha İyi Bir Dünya İçin Hukukun Üstünlüğünü İçselleştirmek</strong></p>
<p>“Daha iyi bir dünya için çalışma sorumluluğu, sadece kendimiz için değil, gelecek nesiller için de taşımamız gereken bir sorumluluktur. Zira bir Keşmir atasözünde söylendiği gibi, “<em>Bize bu dünya atalarımızdan miras kalmadı, onu torunlarımızdan ödünç aldık</em>”.</p>
<p>Bu sorumluluğu yerine getirmek ve kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’nin üzerine bina edildiği <strong>demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları</strong> değerlerini ters dalgalar karşısında korumak için dayanışma içinde olmak zorundayız. Gerçekten de bu ortak değerlerin düşmanları olan terör, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi gibi hastalıklarla kararlı bir mücadele ulusal ve uluslararası düzeyde dayanışmayı gerektirmektedir.</p>
<p>İnsanlar arasındaki organik ilişkiyi ve dayanışmayı en veciz şekilde ifade edenlerden biri hiç şüphesiz Sadi Şirazi olmuştur. Yaklaşık sekiz asır önce yazdığı Gülistan’da Sadi diyor ki; “<em>Başkalarının acılarından sıkıntı duymayana insan sıfatını vermek yakışmaz.</em>”</p>
<p>Birleşmiş Milletler’in New York’taki binasının girişinde yazılı olan “<em>Benî Âdem</em>” şiirindeki bu mesajı hayata geçirmedikçe dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan temel hak ihlalleri ve acılar devam edecektir. Sadi’nin mesajını içselleştirenlerden biri olan Nelson Mandela, “öteki” ile ilişkiyi özgürlük üzerinden çok iyi ifade etmiştir. Mandela’ya göre “<em>özgür olmak, sadece zincirlerden kurtulmak değil, başkalarının özgürlüğüne saygı gösterecek ve onu yükseltecek şekilde yaşamaktır.</em>”</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle, başarıyla uygulanmış olan bu projenin başlangıcından kapanış konferansına kadar her aşamada emeği geçenlere, paydaş kurumlara ve oturumlarda sunum yapacak tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.” (Arslan, 2019).</p>
<p>Kapanış konferansında yaptığı konuşmada; “Bağımsız yargı hukukun üstünlüğünün temel taşıdır. Temel ilkelerin sorgulandığı bu dönemde aklımızı ve kalbimizi cesaretle kullanmaya devam etmeliyiz.” diyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanvekili <strong>Robert SPANO</strong>, 15 Temmuz sonrasında Strazburg (AİHM) Mahkemesi’ne Türkiye aleyhine 36 bin başvuru yapıldığın, ancak iç hukuk süreci tüketilmediği için bunların sadece 4 bin kadarının dikkate alındığını belirtti.</p>
<p><strong>Bireysel Başvuru Yoluyla Hak Eksenli Bir Mekanizma Kurmak</strong></p>
<p>SIAC Projesinin kapanış konferansında bireysel başvurunun Türkiye’de temel hakların korunmasındaki rolünü ele alan ilk oturumunda söz alan Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof.Dr. Yusuf Şevki HAKYEMEZ, bireysel başvuru sisteminin yedi yıllık dönemdeki etkisini anlattı. AYM kararlarına siyaset kurumunun tepkilerini normal ve faydalı bulduklarını, akademik camianın hukuk temelindeki eleştirilerinden istifade ettiklerini, AYM’nin son yedi yılda bireysel başvuru sebebiyle Türkiye’de insan haklarının yükselmesine katkı yaptığını belirten Hakyemez, daha iyi bir bireysel başvuru sistemi için şu önerileri getirdi:</p>
<ol>
<li>AYM’nin bir süper temyiz mahkemesi olmadığı vurgulanmalıdır.</li>
<li>Başvuru formundaki yetersizlikler giderilmelidir.</li>
<li>Etkili iç hukuk yolları tüketilmeden başvuru yapılması engellenmelidir.</li>
<li>Bireysel başvuru alanında uzmanlaşmış hukukçuların da desteğiyle süreç ve form iyileştirilmelidir.</li>
</ol>
<p>İlk oturumda söz alan Yargıtay 19. Ceza Dairesi Üyesi Dr. İhsan BAŞTÜRK ise <strong>hak eksenli bir mekanizma</strong> kurulmasının bireysel başvuru sisteminin en önemli kazanımı olduğuna dikkat çekerek, bireysel başvuru süresinin uzatılmasıyla şeffaf ve öngörülebilir bir başvuru süreci oluşturulmasının önemine değindi.</p>
<p>Konferansın ilk günkü oturumlarında söz alan diğer konuşmacılardan Danıştay 13. Daire Üyesi Doç.Dr. Gürsel ÖZKAN, bireysel başvuru hakkının <strong>devlet ile milletin bütünleşmesine</strong> olumlu katkı yaptığını, Federal Almanya Yüksek Mahkemesi Üyesi Christiane SCHMALTZ ise Almanya’da 50’li yıllardan beri biriken tecrübesiyle AYM’nin üç temel alanda yetkili olduğunu; alt mahkemelerin hükümlerini bozabildiğini/iade edebildiğini, yasalarda iyileştirme isteyebildiğini ve tedbir kararları alabildiğini anlattı.</p>
<p><strong>Yasalarda İhlale Zemin Hazırlayan Hususları Gidermek</strong></p>
<p>Konferansın ikinci gününde 24 Eylül 2019 Salı günü akdedilen üçüncü oturumda bireysel başvuru kararlarının nasıl takip ve icra edildiğini anlatan Anayasa Mahkemesi Başraportörü Ayhan KILIÇ, özetle şu hususlara değindi:</p>
<p>“AYM kararları bağlayıcıdır ancak AYM, kendi kararlarının uygulanmasını sağlamak amacıyla bir kolluk birimine sahip değildir. Esasen buna gerek de yoktur. AYM kararlarına ilgili idari ve yargısal kurumlar kendiliğinden uyarlar. Bunun aksi düşünülemez. Bu nedenle AYM kararlarının bağlayıcılığının tartışma konusu dahi edilmemesi gerekir.</p>
<p>Bireysel başvuruda sübjektif amaç <strong>bireysel</strong> <strong>mağduriyetleri gidermek</strong>, objektif amaç ise <strong>yasalarda ihlale zemin hazırlayan hususları gidermek</strong>tir. Bireysel hak ihlallerinin giderilmesi bağlamında ihlali tespit etmek yetmez, mağduriyeti gidermek de gerekir. Eski hale iade, yani o ihlal olmasaydı kişi hangi halde olacak idiyse o hale iade gerekir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise tazminata hükmeder.</p>
<p>AYM’ne, kesinleşmiş hukuksal durumları ortadan kaldırdığı, dolayısıyla hukuk güvenliğini ihlal ettiği yönünde eleştiriler yöneltilmektedir. Bu, nispeten doğrudur. Bazı durumlarda eski hale iadenin sağlanabilmesi için kesinleşmiş yargısal kararların ortadan kaldırılması gerekebilmektedir. Bireysel başvurunun doğası bunu gerektirir. Kesinleşmiş hukuki durumların ortadan kaldırılmasını temin edemeyecekse bireysel başvurunun varlık amacı ortadan kalkar.</p>
<p>Bizim sistemimizde AYM, ihlale yol açtığını tespit ettiği kesinleşmiş yargı kararını iptal kudretini <em><u>haiz değildir</u></em>. Oysa bireysel başvuru sistemini kabul eden diğer tüm ülkelerde AYM’ler ihlale yol açtığını tespit ettikleri mahkeme kararlarını doğrudan kendileri iptal eder. Dolayısıyla diğer ülkelerde AYM’nin ihlal kararı üzerine yeniden yargılama yapılması gerekip gerekmediği tartışmasına gerek kalmamaktadır. Yargı kararının iptali halinde yeniden yargılama kaçınılmaz hale gelmektedir.</p>
<p>Türk sisteminde AYM’nin ihlale yol açan mahkeme kararını iptal etme yetkisi bulunmadığından “ihlale yol açan kararın” bizzat bu kararı veren mahkeme tarafından yeniden yargılama yoluyla ortadan kaldırılmasından başka bir seçenek kalmamaktadır. Ancak AYM’nin ihlal kararı üzerine yapılacak yeniden yargılama, ilgili usul kanunlarında düzenlenen yeniden yargılamadan farklıdır. AYM ihlal kararı verip giderim olarak yeniden yargılamaya hükmettiği durumlarda derece mahkemesinin lehine ihlal kararı verilen tarafın başvurusunu beklemeksizin ve herhangi bir takdir yetkisini haiz olmaksızın yeniden yargılama yapma yükümlülüğü bulunmaktadır. Derece mahkemesi yeniden yargılama yapmaya başladığı anda önceki hüküm otomatik olarak ortadan kalkar.</p>
<p>Bazen derece mahkemeleri, AYM’nin ihlal kararı üzerine yeniden yargılama yapmayı, usul kanunlarında AYM’nin ihlal kararı vermesinin bir yeniden yargılama sebebi olarak düzenlenmediği gerekçesiyle reddetmektedir. Bu görüşün bir geçerliliği bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı vermesi halinde gerektiğinde yeniden yargılamaya hükmedebileceği kendi kuruluş kanunu olan 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Bu hükümdeki düzenleme karşısında ayrıca usul kanunlarında benzer bir düzenlemenin bulunmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Yeniden yargılama yapılabilmesi için 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin varlığı yeterlidir.</p>
<p>Bireysel başvurunun asıl amacı sistemik sorunları tespit etmek ve bunların giderilmesine yönelik kararlar vermektir. Bu sebeple tek tek ihlal kararları vermek yerine ihlalin kaynağını kurutmaya yönelik kararların verilmesi daha elzemdir. Bu bağlamda ihlalin idarenin organizasyon eksikliğinden ya da Anayasa’ya aykırı idari uygulamanın teamül haline gelmesinden kaynaklandığı hallerde idareye, bu ihlalin giderilmesi için çağrıda bulunulabilir. Yine aynı şeklinde ihlalin yoruma açık olmayan bir kanun hükmünden kaynaklandığı hallerde bu kanun hükmünün kaldırılması veya değiştirilmesi için yasama organına çağrıda bulunulabilir.</p>
<p>AYM ihlal tespit ettiğinde giderim olarak tazminat ödenmesine de hükmedebilmektedir. AYM, bazı durumlarda yeniden yargılamaya ek olarak tazminata hükmederken, bazı durumlarda sadece tazminata hükmetmektedir.</p>
<p>Bireysel başvurunun asıl amacı <strong>sistemik sorunları tespit etmek</strong> ve bunların giderilmesine yönelik kararlar vermektir. Bu sebeple tek tek ihlal kararları vermek yerine ihlalin kaynağını kurutmaya yönelik kararların verilmesi daha elzemdir. Bu bağlamda ihlalin idarenin organizasyon eksikliğinden ya da Anayasa’ya aykırı idari uygulamanın teamül haline gelmesinden kaynaklandığı hallerde idareye, bu ihlalin giderilmesi için çağrıda bulunulabilir. Yine aynı şeklinde ihlalin yoruma açık olmayan bir kanun hükmünden kaynaklandığı hallerde bu kanun hükmünün kaldırılması veya değiştirilmesi için yasama organına çağrıda bulunulabilir.</p>
<p>Bu kapsamda AYM’ye yapılan eleştirilerden biri de AYM’nin bireysel başvuruda <strong>gizli norm denetimi</strong> yaptığıdır. AYM bireysel başvuru kapsamında kanunların da hak ihlaline yol açıp açmadığını denetlemektedir. AYM’nin buna yetkisi vardır. Bireysel başvuru kapsamında yasaklanan husus, “actio popularis”dir. Yani AYM bireysel başvuru kapsamında soyut olarak bir kanunun Anayasa’ya uygunluğunu inceleyemez, ancak kanunun uygulanmasına ilişkin işlem veya eylem söz konusu olduğunda bu kanunun kendisini de inceler.” (Kılıç, 2019).</p>
<p>Konferansın kapanış oturumunda söz olan Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü Genel Müdürlüğü, İnsan Hakları Politika ve İşbirliği Daire Başkanı Mikhail LOBOV, bireysel başvuruyu kabul eden Türkiye’yi kıskandıklarını belirterek “başarılı ve benzersiz” olarak tanımladığı SIAC projesine emeği geçenleri tebrik etti.</p>
<p>6,4 milyon Avroya baliğ olan proje maliyeti Avrupa Birliği (%64), Türkiye Cumhuriyeti (%28) ve Avrupa Konseyi (%8) tarafından karşılanan projede; Yargıtay, Danıştay, Adalet Bakanlığı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Akademisi’nin paydaş kurum olarak yer almıştır.</p>
<p>SIAC Projesi’nin iki günlük kapanış konferansında kapanış konuşmasını yapan Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Prof.Dr. Engin YILDIRIM, bireysel başvuru sisteminin henüz çocukluk çağında olduğunu, <strong>hak bilinci yerleşmediği sürece</strong> projeler yapmanın tek başına yeterli olmayacağını, vatandaşlarımızın Türk yargı sistemine güvenini temin etmenin büyük önem arz ettiğini,  süreç ve çıktı gibi <strong>girdi</strong> konusuna da eğilmek gerektiğini anlatarak verilen kararların icrasının ve bu kararların yargı kurumlarında ve toplumda karşılık bulmasının girdi meselesine katkı yapabileceğini belirtti.</p>
<p>Ülkemizde hakkaniyet ve hürriyet bilincinin yaygınlaşması ve derinleşmesi uğrunda AYM’nin çabalarını takdirle izliyor, hem millet hem de devlet olarak hukukun üstünlüğünü içselleştirebilmeyi temenni ediyorum…</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ul>
<li>ARSLAN, Zühtü. (2019). “<strong>Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Ortak Projesi Kapanış Konferansı Açış Konuşması”</strong>. <a href="https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/faaliyetler/bireysel-basvuru-turk-">https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/faaliyetler/bireysel-basvuru-turk-</a>hukuk-duzeninde-devrim-niteliginde-bir-degisime-yol-acmistir/, 23.09.2019.</li>
<li>KILIÇ, Ayhan. (2019). “<strong>Bireysel Başvuru Kararları Nasıl Takip ve İcra Ediliyor?</strong>”. SIAC Projesi Kapanış Konferansı tebliği. Swissôtel The Bosphorus İstanbul, 24.09.2019.</li>
<li>Anayasa Mahkemesi yayınları için bakınız: <a href="https://www.anayasa.gov.tr/tr/anasayfa/">https://www.anayasa.gov.tr/tr/anasayfa/</a></li>
<li>SIAC Projesi kapsamında basılan bireysel başvuru konulu kitapların pdf nüshaları için bakınız:<br />
<a href="https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/bireysel-basvuru-el-kitaplari%20">https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/bireysel-basvuru-el-kitaplari</a></li>
<li>SIAC Projesi hakkında detaylı bilgi için bakınız:<br />
https://www.anayasa.gov.tr/bireyselbasvuru/</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/hukukun-ustunlugunu-icsellestirmek-bireysel-basvuru-sistemini-degerlendirmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
