<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dünya beşten büyüktür Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/dunya-besten-buyuktur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/dunya-besten-buyuktur/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Dec 2016 19:21:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>KABA GÜCE DEĞİL YASAYA,  KORKUYA DEĞİL GÜVENE İTİBAR ETMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2016 09:48:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara 2:256]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Said]]></category>
		<category><![CDATA[Churchill]]></category>
		<category><![CDATA[Çörçil]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[dinde zorlama]]></category>
		<category><![CDATA[dünya beşten büyüktür]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gibb]]></category>
		<category><![CDATA[Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Hucurât 49:11]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahimî]]></category>
		<category><![CDATA[İsevî]]></category>
		<category><![CDATA[İskender]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İsrâ 17:9]]></category>
		<category><![CDATA[kaba güç]]></category>
		<category><![CDATA[Keyfe Bedee’l-Hawf?!]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Nasıl Başladı?!]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[Ra'd 13:28]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Saf 61:8]]></category>
		<category><![CDATA[şirk]]></category>
		<category><![CDATA[sünnetullah]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[Toynbee]]></category>
		<category><![CDATA[veto zulmü]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus 10:62]]></category>
		<category><![CDATA[Zümer 39:65]]></category>
		<category><![CDATA[Zümer 39:9]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=419</guid>

					<description><![CDATA[“Hiç şüphe yok ki işte bu Kur&#8217;an en doğru yola yöneltmekte, erdemli ve güzel davranışlar sergileyenleri kesinlikle muhteşem bir karşılığın beklediğini müjdelemektedir.” (İsrâ, 17:9). &#160; Yaşayan İslam mütefekkirlerinden üstad Cevdet Said’in Batı’nın iki bin yıllık korkusunu analiz eden risalesinden iktibasa devam ediyoruz: &#160; Dinde Baskı ve Zorlamaya Hiçbir Surette Yer Olmadığına İman Etmek “Kâinatı yaratan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Hiç şüphe yok ki işte bu Kur&#8217;an en doğru yola yöneltmekte, <u>erdemli ve güzel davranışlar sergileyenleri</u> kesinlikle muhteşem bir karşılığın beklediğini müjdelemektedir.” (İsrâ, 17:9).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yaşayan İslam mütefekkirlerinden üstad Cevdet Said’in Batı’nın iki bin yıllık korkusunu analiz eden risalesinden iktibasa devam ediyoruz:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dinde Baskı ve Zorlamaya Hiçbir Surette Yer Olmadığına İman Etmek</strong></p>
<p>“Kâinatı yaratan ve yöneten Allah’ın birliğini ifade eden ‘tevhid’ yegâne sistem olup bu sistemin birtakım sabit/değişmez yasaları vardır. Avrupalılar bu yasaları Müslümanlardan daha iyi kavramış ve kullanmıştır. Müslümanlar ise bu yasalardan/ sünnetullahtan yararlanarak köklü bir değişime yol açacak modeller üretememişlerdir.</p>
<p>Astronomi ile yeryüzünün konumuna ilişkin yaklaşımlarda ortaya koyduğu köklü değişim, insanlığa büyük bir güç vermiştir. Gökbilimindeki devrim toplumsal bilimlerdeki devrimi doğurmuştur. İsevî ve İbrahimî düşünce, Batı dünyasının girişimiyle son derece önemli bir aşamaya ulaşmıştır: Demokrasi. Her ne kadar dindışı bir kaynaktan geliyor ve imandan uzak duruyor ise de demokrasiyi geliştirenler, insanlığın lehinde ya da aleyhinde tanıklık eden zümreyi oluşturmaktadır. Biz ise halen tarihin dışında duruyoruz. Tarih dışı kaldığımız için <u>insanlığa tanıklık edemiyoruz</u>. Bu yüzden dünyada olup bitenleri doğru okuyamıyoruz.</p>
<p>Makedonyalı İskender’in askerî gücüyle bölgemize gelişi ve önce İsa aleyhisselam tarafından, ardından İslamiyet tarafından <u>ikinci kez reddedilmiş ve bölgemizden püskürtülmüş olmalarını</u> Batılılar bir türlü unutamamaktadır. İşte, Batı’nın önce Haçlı Seferleri ve savaşları ile başlayan ve yakın dönemde sömürge savaşları ile devam eden ilişki biçimleri, hafızalarında korudukları bu acı tarihî tecrübeler üzerine bina edilmektedir.</p>
<p>Ne var ki Batı bugün büyük bir çıkmaz içindedir. Nitekim, genellikle ilk hamlede galip gelen ikinci hamle şansını hasmına vermektedir. Medeniyetleriyle gurura kapılan Batı dünyası bütün dünyaya hükmederken Batı dışında bir varlık yokmuş havasına girerek diğer toplumlara ‘marjinal’ muamelesi yapmaktadır. Daha önce dünyayı Roma/Bizans’tan ibaret zannettikleri gibi şimdi de dünyayı Avrupa’dan ve Batı medeniyetinden ibaret zannediyorlar.</p>
<p>Müslümanlar da tarihi unutmadılar. Hafızalarını da kaybetmediler. Farklı görüşlere sahip Müslüman grupların olduğu doğrudur. Ancak, bütün Müslümanlar son derece büyük bir misyon üstlendiklerinin bilincindedir. Bu misyon tevhidin tâ kendisidir. Her ne kadar Müslümanlar tevhidi henüz biraz puslu görüyorlarsa da, henüz bütünüyle berraklık kazanmış bir tevhid inancını ortaya koyamamışlarsa da, demokrasinin anlam ve önemini henüz içselleştirememiş olsalar da, Batılı yazarların kitaplarında ve yazılarında, onların Doğu’dan korktuklarını, sel misali ülkelerini basıp kendilerini boğmalarından kaygı duyduklarını görebiliyoruz. Batılıların büyük acılar çekerek ve bedel ödeyerek ulaştığı ve insanı kilisenin tahakkümünden kurtarıp ona saygınlığını kazandıran demokrasinin mahiyetini biz henüz yeterince kavrayamamış olmamıza rağmen Batı bizim kendilerini yutmamızdan korkmaktadır.</p>
<p>Öte yandan, Gibb ve Toynbee, bir gün insanlık âlemini kuşatan bir birlik kurulacaksa, bunun Müslümanların ortaklığı ve desteği olmadan gerçekleşemeyeceğini, zira insanlar arasında gerçek eşitlik fikrini savunanın sadece İslam olduğunu yazmışlardır. Çünkü İslam’a göre medenileşme kabiliyeti olmayan bir tek insan ya da bir tek grup yoktur.</p>
<p>Bilim adamlarının yerkürenin merkez olmadığını, güneşin dünyanın değil tam tersine dünyanın güneşin etrafında döndüğünü keşfetmesi ile büyük bir devrim gerçekleşmiş oldu. Gökbilim alanındaki bu devrimin bir benzeri de Avrupa merkezli sömürgeci Hıristiyan Yunan medeniyetinin yıkılmasıyla sosyal alanda vuku bulmuştur. Mesela, eski dönemlerde insanlar krallarını (mesela firavunları) büyük, kendilerini de küçük görüyorlardı. Sosyal alandaki devrimden sonra kralların bir kıymeti kalmadı. Yükselen değer halk oldu. Bu gelişme gerçekten büyük bir sosyal devrimdir. <u>Dünyayı hegemonyası altında inleten güçleri korkutan işte bu sosyal devrim yasasıdır</u>. Çünkü dünya uyandığında bu despot güçler hakimiyetlerini ve “Ben sizin en yüce rabbiniz değil miyim?”, “Sizin benden başka bir rabbiniz olduğunu bilmiyorum.” gibi firavunvari düşünce sistemlerini kaybedecektir.</p>
<p>Müslümanlar olarak bu propagandaların hakikatini kavrayıp insanlara nasıl tahakküm edildiğini anladığımızda büyük bir tatmin duygusu yaşayacağız. Batı medeniyetinin nâkıs yönlerini gördüğümüzde özgüvenimizi geri kazanacağız. Batı’nın kurduğu sistemdeki sadece veto hakkını ele alalım mesela. Çirkin bir Batı icadı olan veto hakkı(!) şirkin en büyüğünü ifade etmekte olup, bu diktatörce uygulama dünyanın problemler yumağı halinde kalmasına yol açmakta ve insanlığın gelişimini engellemektedir.</p>
<p><u>Batı düzeninin en büyük açığı olan ‘veto’ zulmünü deşifre etmeye diğer toplumlardan çok daha yatkın olan Müslümanlardır</u>. Zira, düzenden az çok yararlanan diğerlerinin bu büyük kusuru deşifre etmesi söz konusu değildir. Müslümanlar <u>Batı düzeninin</u> bu büyük kusurunu, yani insanları eşit görmeyişini, <u>ötekini insan olarak bile görmemesini</u> rahatlıkla gözlemleyebilmektedir. Diğer toplumlar ise sadece kendi varlıklarının da kabul edilmesini istemekle yetinmektedir.</p>
<p>Batı düzeninin öteki ile diyalog dili şiddet, hegemonya ve alay dilidir. Bu dili o kadar abarttılar ki, ironik karikatürler yayınlamaktan bile çekinmediler. Oysa bu tavırları sebebiyle asıl komik duruma düşen kendileridir. Ama biz Müslümanlar olarak onları alaya almayız. Zira bizim değerlerimiz vardır:</p>
<p>“Siz ey iman edenler! Hiçbir kişi ve zümre bir diğer kişi ve zümreyi alaya alıp hor görmesin&#8230;” (Hucurât, 49:11). İşte Kur’an böylesine büyük sosyal yasalar ortaya koymuştur.</p>
<p>Bu yüzden, kaba güçle insanlar üzerinde hegemonya kurmayı düşünen ve buna yeltenen ister Müslüman olsun ister gayr-ı müslim, kesinlikle yanılgıya düşmektedir. Zira bunlar ne insanı ne de onun düşünce mekanizmasını anlayabilmişlerdir.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Adalet/Eşitlik Fikrini İçselleştirebilmek, Veto İmtiyazını Bütünüyle Yok Etmek</strong></p>
<p>“Batılıların Allah tasavvuru âfak ve enfüs ayetleri vasıtasıyla oluşmuş bir tasavvur değildir. İnsanlık ailesi olarak Allah’ı âfak ve enfüs ayetleri vasıtasıyla tasavvur edebildiğimizde o zaman din ilim olacaktır. Din ilme dönüştüğünde küreselleşecektir. İşte o zaman Birleşmiş Milletler demokratik bir yapıya kavuşabilecek ve sorun çözülmüş olacaktır. O zaman insanlığın sorunları çözüm yoluna girmiş olacaktır. Zira bütün dünya müşterektir. Sadece Hindistan ve Çin dünya nüfusunun üçte birini oluşturmaktadır. Ancak her ikisi de dünya düzeninde etkin olabilmekten uzaktır. İşte onlar da meydana girdiğinde -ki bu süreç başlamıştır- sorun çözülecektir.</p>
<p>İnsanlar arasında adaleti sağlama mesajıyla gelen dini ilim temelinde ve âfak ve enfüs ayetleri vasıtasıyla anlamaya ve bu şekilde öğrenmeye başladığımızda, aynen maddenin ve enerjinin bize hizmet etmesi gibi insanın da bize hizmet etmeye başladığını göreceğiz. İşte o zaman insan algımız değişecek ve itminana kavuşacağız. Nasıl ki yasasını öğrendiğimiz için elektrikten korkmuyorsak, aynı şekilde yasalarını öğreneceğimiz insandan da korkmamaya başlayacağız.</p>
<p><u>Adalet/eşitlik fikrini içselleştirebilmek insan için son derece büyük bir ‘değer’dir</u>.  Adaleti reddetmek şirke düşmek için yeterlidir. Nitekim şirk budur zaten:</p>
<p>“Doğrusu sana ve senden öncekilere (insanoğluna iletilmek üzere) şöyle vahyedilmişti: ‘(Ey insan!) Eğer Allah&#8217;a ait nitelikleri başkalarına yakıştırırsan, kesinlikle yapıp ettiklerin boşa gidecek, üstelik büsbütün kaybedenlerden olacaksın!’” (Zümer, 39:65).</p>
<p>Bu ayet, herhangi bir sınırlama koymadan büyük bir temel yasayı ortaya koymaktadır. Toplumsal yasaları kabul etmemeyi şirke düşmek olarak tanımlamaktadır bu ayet-i kerime. Nitekim kâinat da eşitlik yasası üzerine kuruludur. Eşitlik bozulursa düzen bozulur. Nasıl ki fizik yasalarına ilişkin bir sorun ortaya çıktığında fizik âlem bozuluyorsa, aynı şekilde büyük insanlık toplumu da birtakım yasalara tâbi olup bu yasaları reddeden/içtenlikle kabul etmeyenler bozgunculuk yapmış olmaktadır. Bunu yapan da korkuya kapılır. Oysa, emrimize/hizmetimize verilmiş kâinata kin tutmanın âlemi yok, kalbimizin bu konuda sakin, gönlümüzün de huzurlu olması gerekir.</p>
<p>Ne kadar büyük bir gücü elinde tutuyor olursa olsun bir insanın başka insanın aklını yönetme gücü yoktur. Gücü elinde bulunduran, korkuyu yaşayanın bizzat kendisidir. Bu yüzden kendisini kaba güçle korumaya yeltenir. Müslümanlar da korkmaktadır ve kendilerini/canlarını sadece kaba kuvvet ile, adale ve silah gücüyle koruyabileceklerini zannetmektedirler! Amerikalılar ise kendilerinden başka bir gücün ortaya çıkmasından korkmaktadırlar.</p>
<p>Bunca korkuya ne gerek var? Oysa sadece insanı tanıyarak, onun hakikatini kavrayarak bütün bu korkuların bertaraf edilmesi mümkündür. Kâinatta geçerli olan yasalarla insanı yöneten yasaları keşfedebilirsek bu korkular kendiliğinden yok olup gidecektir. Yasayı bilen insanın kalbinde korku kalmaz. Korkusu kalmayınca insan mutmain olur/ doyuma ulaşır. Nitekim kalp, ancak âfak ve enfüse ilişkin sünnetullahı/yasaları keşfederse yatışır:</p>
<p>“De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ Ne var ki, sadece akleden kalbe sahip olanlar bunu kavrayabilir.” (Zümer, 39:9).”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çözüm: Kaba Güce Değil Yasaya İtibar Etmek, Korkuyu Değil Güveni Yaymak</strong></p>
<p>“Çözüm; insanlar arasında bu bilinci yaymak ve tüm dünyada bu anlayışı yaygınlaştırmaktır. Çünkü bilinç, insanoğlu için tüm olumlu gelişmelerin kapısını açan bir anahtar mesabesindedir. Çözüm “anlar duruma gelmemiz” ve olayların iç yüzünü kavrayabilmemizdir. İnsanın ve tarihin yasalarını anlamamız ve bilinçlenmemiz gerekmektedir. İnsanlar olayların çoğunu hiç anlamıyorlar. Kendilerine söyleneni sorgulamadan kabul edivermekle yetiniyorlar. Daha önce düşünülmemiş, hiç duymadıkları yepyeni konular üzerinde düşünmeyi beceremiyorlar. Sadece daha önce söylenenleri taklit etmekle iktifa ediyorlar.</p>
<p>İnsan sünnetullahı/yasaları kavrarsa büyük bir güç elde eder, olayların iç yüzünü kavramaya ve olup biteni doğru yorumlamaya başlar. Mesela, Japonlar kaba güç kullanmaksızın bağımsızlıklarını elde ettiler. Ne var ki onların dünyaya verecek bir mesajları yok. Sovyetler Birliği, dünyada en yüksek miktarda yıkıcı güç yığmış olan bir süper güç olmasına rağmen içten yıkılıp gitti. Demek ki silah sahibini koruyamıyor. Esasında silah aynen cahiliye dönemindeki putlara benziyor. <strong>Silahlar modern çağın putlarıdır</strong>. Avrupa halkları birbirini yıkıma uğrattıktan sonra birleşmeyi başarabilmiştir. Ancak, bu birliği kesinlikle güç/kuvvet aracılığıyla sağlamış değillerdir. Ne Hitler ne Mussolini ne de Çörçil onların birlik olmalarını sağlayabilmiştir. Onları birleştiren, tarihlerini kavramaları ve bilinçlenmeleridir. <u>Amerika</u>’nın tarihi henüz çok yakın ve kısa olmakla birlikte hegemonyası çok sürmeden <u>çökecektir</u>. Çünkü <u>insanın yasaya aykırı hareket etmektedir</u>.</p>
<p>Müslümanlar olarak <u>henüz sisteme dâhil olabilmiş değiliz</u>, ama kendimize rağmen bir zaman mutlaka bunu başaracağız. Çünkü şu anda içinde yaşadığımız dünya düzeninin ne bir yararı var ne de değeri. İşte zaten bu yüzden korku üreyip yayılmaktadır.</p>
<p>Kur’an-ı Kerim kalplerin ancak sünnetullahı/ yasaları kavramakla ve onlara uygun davranmakla yatışabileceğini bildirmektedir:</p>
<p>“Onlar ki, inanmıştır ve Allah&#8217;ı anmakla kalpleri huzur/doyum bulmuştur; çünkü bilin ki, kalpler gerçekten de ancak Allah&#8217;ı anarak huzura erişir.” (Ra’d, 13:28).</p>
<p>“Unutmayın ki Allah&#8217;a yakın olanlar, gelecekten dolayı kaygı, geçmişten dolayı da keder duymayacaklar.” (Yunus, 10:62).</p>
<p>İman/güven yakın zamanda gelişip tüm dünyaya yayılacaktır:</p>
<p>“Onlar Allah&#8217;ın (hidayet) nurunu üfürükleriyle söndürmek için can atıyorlar; kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saf, 61:8). Benim bu ayette geçen ‘Allah’ın nuru’ndan anladığım eşitlik çağrısıdır, yani adalet söylemidir.</p>
<p>“Zorlama dinde yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden seçilip ayrılmıştır. Şu hâlde kim şeytani güç odaklarını reddeder de Allah&#8217;a inanırsa, kesinlikle kopmaz bir kulpa yapışmış olur: zira Allah her şeyi sınırsız işitendir, her şeyi limitsiz bilendir.” (Bakara, 2:256).”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Cevdet Said. (2006). <strong><em>“Keyfe Bede’el-Hawf?! (Korku Nasıl Başladı?!)”</em></strong> <em>Lime Hâze’r-Ru’bu Kulluhû mine’l-İslâm?</em> içinde, Dımaşk: Dâru’l-Fikr, s.15-26.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEVDET SAİD’İN FİKİRLERİNDEN İSTİFADE EDEBİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cevdet-saidin-fikirlerinden-istifade-edebilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cevdet-saidin-fikirlerinden-istifade-edebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Mar 2016 10:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[16:90]]></category>
		<category><![CDATA[60:7-9]]></category>
		<category><![CDATA[atom bombası]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Başakşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bireysel ve Toplumsal Değişimin Yasaları]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Nuri]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Said]]></category>
		<category><![CDATA[CNR Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya beşten büyüktür]]></category>
		<category><![CDATA[Ezher Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fâtiha Sûresi]]></category>
		<category><![CDATA[Golan tepeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hafız Esad]]></category>
		<category><![CDATA[İslam'dan Bu Kadar Korku Niye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuneytıra]]></category>
		<category><![CDATA[lâ ikrahe fiddîn]]></category>
		<category><![CDATA[Malik Binnebi]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed İkbal]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Sabri]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[şii-sünni]]></category>
		<category><![CDATA[Turan Kışlakçı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmet Bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[Zahid Kevseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=286</guid>

					<description><![CDATA[“Hiç şüphe yok ki Allah adil davranmayı, iyilik yapmayı ve yakınlara karşı cömert olmayı emreder; ve her türlü utanç verici hayasızlığı, selim akla ve sağduyuya aykırı çirkinliği ve sınırları hiçe sayan taşkınlık ve azgınlığı yasaklar: size (bu) öğütleri verir ki, sorumluluklarınızı aklınızda tutabilesiniz.” (Nahl, 16:90).   Ellili yılların sonundan bu yana ortaya koyduğu fikirleriyle İslam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“Hiç şüphe yok ki Allah adil davranmayı, iyilik yapmayı ve yakınlara karşı cömert olmayı emreder; ve her türlü utanç verici hayasızlığı, selim akla ve sağduyuya aykırı çirkinliği ve sınırları hiçe sayan taşkınlık ve azgınlığı yasaklar: size (bu) öğütleri verir ki, sorumluluklarınızı aklınızda tutabilesiniz.” (Nahl, 16:90).</p></blockquote>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ellili yılların sonundan bu yana ortaya koyduğu fikirleriyle İslam düşüncesine özgün katkılar yapmış olan, insanları Kur’an’ın hakikatleri ile buluşturma çabasını ilerlemiş yaşına rağmen büyük bir aşkla sürdüren Cevdet Said ile bir hafta içinde üç kez buluştuk. Müslümanların sorunlarına çözüm üretebilmek için uzun soluklu fikrî çabalar ortaya koyan büyük mütefekkir üç yıldır İstanbul’da mülteci/misafir olarak yaşıyor. Üstada saygı mahiyetinde 11 Mart Cuma akşamı Başakşehir Belediyesi’nce düzenlenen “Ümmet Bilinci” panelinde, 13 Mart Pazar günü CNR Kitap Fuarı’nda Pınar Yayınları standındaki imza gününde, son olarak 17 Mart Perşembe günü İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’ndeki konferansında ve üç ayrı röportajında tercümanlığını yaptığım muhterem Cevdet Said’in bu altı etkinlikte ortaya koyduğu fikirleri özetle ve mümkün olduğu kadarıyla kendi ifadeleri çerçevesinde sizlerle paylaşmakta yarar görüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Asırlık Çınarın Gölgesinde Tefekkür Etmek</strong></p>
<blockquote><p>Bırakınız Kur’an’ın tamamını, günde en az kırk kez okuduğumuz Fâtiha Sûresi’ni bile hakkıyla anlamış değiliz.</p></blockquote>
<p>1931 yılında, Suriye’nin Kuneytıra bölgesinde Golan tepelerinin eteğinde yer alan Çerkes köylerinden Bi’ru Acem’de dünyaya gelen Cevdet Said, orta öğrenim düzeyinde intisap ettiği Ezher Üniversitesi’nin Arap Dili ve Edebiyatı Fakültesi’nden mezun oldu. Hafız Esad döneminde 5 kez tutuklandı, toplam 7 yıl hapis yattı, sonunda öğretmenlik görevinden uzaklaştırıldı. Bunun üzerine köyüne dönen üstad, bir merkep satın alarak dağdan odun toplamaya başladı. Ardından arıcılık yaparak ailesinin geçimini sağladı. Suriye’de devam eden iç savaş sebebiyle köyünü ve ülkesini terk etmek zorunda kalana kadar, kardeşiyle birlikte süt inekçiliği yaptı. Suriye’deki savaşın köyüne kadar ulaşması üzerine Aralık 2012’de  yakın akrabalarıyla birlikte Türkiye’ye hicret etti.</p>
<p>İlk hapse düştüğü 1963 yılından bu güne kadar onlarca kitap yazdı, dünyanın çeşitli yerlerinde yüzlerce konferans verdi. Kitaplarından telif ücreti almayan, şöhretinin aksine mütevazı bir hayat sürmeyi tercih eden Cevdet Said şiddet karşıtı görüşleriyle tüm dünyada tanınmaktadır.</p>
<p>Altmış yıl boyunca oniki kitap ve çok sayıda makale yazan, dünyanın çeşitli ülkelerinde yüzlerce konferans veren, mütevazı bir hayat sürmeyi tercih eden Cevdet Said’in sekiz eseri Türkçe’ye çevrilmiş durumda. Değişimin kanununu anlattığı ve ‘Bireysel ve Toplumsal Değişimin Yasaları’ adıyla otuziki yıl önce Türkçe’ye çevrilen ilk kitabından sonra Pınar Yayınları’ndan sekiz kitabı çıkan Cevdet Said’in 1961’de ilk baskısını yapan, ancak bu güne dek Türkçe’ye çevrilmeyen “İslam’dan Bu Kadar Korku Niye!” isimli hacmi küçük ama özgül ağırlığı büyük eserini tercüme etmeye başladım, inşaAllah ramazan ayında düzenlenecek kitap fuarında okuyucuyla buluşturmaya, yıl sonuna kadar tüm eserlerini Türkçe’ye kazandırmaya gayret edeceğiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Üç Büyük Mütefekkirin Ortak Vurgularını Önemsemek</strong></p>
<blockquote><p>Muhammed İkbal, Malik Binnebi ve Cevdet Said’in ortak vurguları şunlardır: İslam dünyasında değişim ihtiyacı, okuma ve cihat emirlerinin doğru anlaşılmasının gerekliliği.</p></blockquote>
<p>“Ümmet Bilinci” panelinde kısa hayat hikâyesini takdim görevi bana tevdi edilen Cevdet Said’in İslam dünyasına ne gibi fikrî katkılar yaptığını Gazeteci-Yazar Turan Kışlakçı anlattı. Malik Binnebi ile yakından tanışan üstadın Muhammed İkbal’den de çok etkilendiğini belirten Kışlakçı, bu üç büyük mütefekkirin ortak vurgularını şu şekilde özetledi:<strong> </strong></p>
<ul>
<li>“İslam dünyasının değişime ihtiyacı vardır. Biz değişmediğimiz müddetçe dünya değişmeyecektir. Bu yüzden öncelikle Müslümanlar değişmelidir. “<em>Hattâ yuğayyiru mâ bienfusihim</em>; bir kavim kendini değiştirmedikçe Allah da onları değiştirmez.” âyeti bu hakikati ifade etmektedir. “<em>Senurîhim âyâtina filâfâki we fî enfusihim</em>; Âfâkta ve enfüste onlara ayetlerimizi göstereceğiz.” âyetinin manası tecelli etmektedir.</li>
<li>“Oku” emriyle başlayan İlahi Kitab’ın müminleri maalesef okumanın kıymetini bilmemektedir. Bu yüzden üstad Cevdet Said bir kitabının adını “OKU” koymuştur. Türkiye’de halkımızın kitap okuma oranı %3-4 civarında kalıyor maalesef. Allah “okuyun”, “yazın” diyor, biz ne okuyoruz, ne de yazıyoruz! Cevdet Said bu kitabında Müslümanların neyi nasıl okuması gerektiğini anlatıyor. Doktorun verdiği reçeteyi duvara asıp okumanızın size bir faydası olur mu? Orada yazan ilacı dozajına uygun kullanırsanız onun yararını görebilirsiniz.</li>
<li>Cihat emrinin doğru anlaşılması. Cevdet Said’e göre cihat Kur’an’ı anlamak ve onun hakikatlerini yaymaktır.”</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kur’an’ın Dört Ana Konusu:</strong></p>
<blockquote><p>Ayrım yapmaksızın tüm insanlarla adalet, iyilik ve fedakârlığa dayalı bir ilişki geliştirebilmeli ve insanlarla muamelemizde adalet ve ihsan modelini benimsemeliyiz.</p></blockquote>
<p>86 yaşına rağmen iki saat boyunca büyük bir coşkuyla katılımcılara hitap eden Cevdet Said, paragraflar halinde Türkçe’ye çevirdiğim Arapça konuşmasında şu hususlara vurgu yaptı:</p>
<p>“&#8230; Bırakınız Kur’an’ın tamamını, günde en az kırk kez okuduğumuz Fâtiha Sûresi’ni bile hakkıyla anlamış değiliz. Sadece “<em>Rabbi’l-âlemîn</em>” âyetinde Kur’an’ın özü gizlidir. Rabb; Allah, <em>âlemîn</em> ise tüm mahlukattır. Kur’an’da iki âlemden söz edilir: Gayb âlemi; Allah ve ahiret, şehadet âlemi ise insan ve kâinattan oluşur. Kur’an’ın tamamına baktığınızda âyetlerin bu dört konu etrafında odaklandığını görürsünüz.</p>
<p>Kur’an son derece kıymetli ve dinamik bir kitap. Sanki şu an size iniyor gibi. Düşünen insanlar için Kur’an’da büyük işaretler vardır. Sık sık bakmamızı, görmemizi ve düşünmemizi emreden Kur’an’ın bu emirlerini yerine getirdiğimiz  zaman sadece tabiatın değil, tarihin, toplumun ve insanın yasasını keşfeder ve Rabbimizin bizden istediği görevi gerçekleştirebiliriz.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>İnsanlığı Türkiye’nin Önderliğinde Müslümanlar Kurtaracak</strong></p>
<blockquote><p>Dünyamız hakkın ve ilkenin üstün tutulduğu bir sisteme hayati derecede ihtiyaç duymaktadır. Bunu da Türkiye’nin önderliğinde Müslümanlar gerçekleştirecektir.</p></blockquote>
<p>“<em>İttihâd-ı Muslimîn</em>; İslam Birliği” adlı eserinde Arafat dağının sembolik öneminden bahseden Celal Nuri, “Bu dağ elmas olsa Müslümanlar için bu kadar kıymetli olmazdı. Zira, her mümin, ömrü boyunca bir kez olsun hacca gitmek ve orada bütün diğer mümin kardeşleriyle belli bir zamanda buluşmak ister.” demektedir. Haccın anlamı insan kurban etme geleneğinin kaldırılmasının kutlanmasında gizlidir. Hayvanların kurban edilmesi ile, insanın insanı öldürmesi son bulmuştur, yani insan kurban etme geleneğinin ilga edilmesi hac ibadetiyle kutlanmaktadır.</p>
<p>Celal Nuri, “<em>Ebcediyyetu’l-Marifeti’l-İnsâniyye</em>; İnsanî Bilginin Elifbası” isimli eserinde Türkiye’den çıkacak bir liderin dünyada adaleti tesis edeceğinden söz etmektedir.</p>
<p>Gençliğimden beri İslam dünyasında neler olup bitiyor diye çok merak ederim. Türkiye’yi de yıllardır yakından izliyorum. Ezher’de eğitim almak için 1946’da Mısır’a gittiğimde Şeyhülislam Mustafa Sabri ve vekili Zahid Kevseri Efendileri tanıştım. Fırsat buldukça sohbetlerine gider, ellerini öperdik. Yıllar sonra –aynen onların Mısır’a sürülmesi gibi- benim de Türkiye’ye mülteci olarak geleceğim hiç aklıma gelmezdi. İslam ülkeleri arasında demokrasinin, şûranın, ülkeyi meşveretle yönetmenin önemini en iyi kavrayan ve ilerleyebilen sadece Türkiye olmuştur, bu yüzden Türkiye toplumunu takdir ediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Büyük mütefekkir Muhammed İkbal’i ölüm döşeğinde ziyaret eden Ebu’l-Hasen en-Nedevî’nin anlattığına göre, bu ziyaretten çok memnun kalan İkbal ona şu vasiyetini emanet etmişti: “Türkiye’yi izleyin, hakkın yolunu onlar sürdürecek.” demiş. Dünyamız hakkın ve ilkenin üstün tutulduğu bir sisteme hayati derecede ihtiyaç duymaktadır. Bunu da Türkiye’nin önderliğinde Müslümanlar gerçekleştirecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Baskı, Şiddet ve Savaş Yöntemi Ölmüştür</strong></p>
<p>Kur’an’ın temel ilkelerinden biri “<em>Lâ ikrâhe fiddîn</em>: Asla dinde zorlama yoktur” âyetinde öğretilir. İnsanı baskı ile değil, kanununu keşfederek yola getirebilirsiniz. Onu ikna ederseniz size malını da canını da feda eder. Siyaset alanında baskı firavunlar doğurur. Ekonomi alanında baskı karunlar doğurur. İnanç alanında baskı nemrutlar doğurur. Evlilik konusunda baskı aile saadetini yok eder. Allah Rasulü, anne-babanın kızlarını istemediği biriyle zorla evlendirme hakkı bulunmadığını beyan buyurmuştur. Ne var ki, hâlâ bütün dünya ikrah ile, baskı ve zorbalıkla yönetiliyor.</p>
<p>Savaş ölmüştür. Artık savaşı yöntem olarak, cahillerle onları sömüren kötü insanlar dışında kimse kullanmıyor. Savaş konusunda Kur’an’dan anladıklarımı bu şekilde formüle edebiliyorum. AB savaşsız bir birlik kurdu. Bundan ders almayacak mıyız? Atom bombası puttur. İnsanlar da bunun kölesi olmuş durumda!</p>
<p>Erdoğan “dünya beşten büyüktür” demişti. Çok büyük manası var bu sözün. “Size de, taptıklarınıza da yazıklar olsun” diyor âyet. Türkiye dünyada olup biten olayları anlamaya başladı. Onun için “dünya beşten büyüktür” diyebiliyor. Ama maalesef dünyanın ünlü entelektüelleri bile veto hakkına itiraz etmiyor. Çünkü dünya sermayesini yöneten büyük zenginler bu aydınlarının ağzını bağlamış durumda, bunun için hakikatleri gördükleri ve bildikleri halde haykıramıyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Modern Çağda ‘İslam Birliği’ni Oluşturabilmek </strong></p>
<p>Allah Teâlâ Yusuf aleyhisselama rüyaların yorumunu öğretmişti. Biz de olayların yorumunu öğrenmeliyiz. Aklımızı kullanmalıyız. Yerküre küçük bir köye dönüştü artık. Her şey ilme dönüşebiliyor, biz de olayları doğru okuyup doğru yorumlamayı bir bilim dalına dönüştürüp bunu öğrenebilmeli ve çocuklarımıza öğretebilmeliyiz.</p>
<p>Tevîl-i ahdâsı bir bilimsel disiplin olarak geliştirmeliyiz. Cahiliye geleneklerinden vaz geçip Kur’an’a yapışmalıyız. Kur’an üstünlük ölçüsü olarak takvayı, sorumluluk bilincini ortaya koyuyor. Hakem akıldır. Yöntem ise ilimdir. Zira Kur’an, bakın, görün ve düşünün diyor. Tabiatın ve toplumun kanunlarına riayet etmezseniz bu kanunlar sizi çarpar. Gözümüzün önünde cereyan eden olayları kavramamız gerekir. Ben umutluyum, insanlar bu hakikatleri mutlaka anlayacak. Zira, Allah’ın nurunu ağzıyla söndürmek isteyenlere rağmen Allah nurunu tamamlayacaktır, buna vadi var.</p>
<p>Ben umut doluyum. Türkiye’nin önderliğinde Müslümanlar, dünyanın bozuk sistemini değiştirilebilecek potansiyel güce sahiptir. Bu yüzden Türkiye toplumuna takdirlerimi sunuyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Adalet, İyilik ve Fedakârlığa Dayalı Bir İlişki Geliştirebilmek</strong></p>
<p>Biz İslam’ın özünü çoktan kaybetmişiz. Kimimiz Emevilerin, kimimiz ise Abbasilerin yolundan gidiyoruz. Kur’an’ı, İslam’ı yeniden keşfetmeliyiz. Vahyin ilk emrini iyi anlamalıyız. İnsanın değeri okuduğu ve anladığı kadardır. Okuyup anlarsak başımız dik olur. Şii-Sünni ayrımına ne gerek var, hepimiz Müslümanız, Allah bizim adımızı ‘Müslüman’ koymuştur. Ama biz Kur’an’a teslim olmak yerine zanlarımıza teslim olmayı yeğliyoruz. Peygamberimizin biz ümmetinden şikâyet edeceği tek konu Kur’an’ı mehcur bırakmamızdır, bunu Kur’an haber veriyor. Kur’an’ı mehcur bırakmak; ona terkedilmiş, köhne, var ama yok muamelesi yapmak demektir. Bu yüzden Müslümanların başı beladan kurtulmuyor. Oysa, aklımızı kullanırsak, vahye tabi olursak, Kur’an’ın öğrettiği hakikatleri kavrayıp onlara uygun davranırsak yeryüzünü Allah bize vadetmektedir. Bir âyet-i kerimede Allah, Kendisinin, meleklerin ve âlimlerin şahit/tanık olduğunu beyan buyurmaktadır. Ulema bu insanlığa tanıklık görevini yaparak Kur’an’ın hakikatlerini gizlemeden ve çarpıtmadan insanlığın önüne koyarsa dünyanın nizamı düzelmeye başlayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her hafta cuma hutbesinde hatiplerin sürekli okuduğu, ancak verdiği mesajın anlaşılmadığını üzülerek gördüğüm “<em>İnnallahe ye’muru bil’adli we’l-ihsani</em>&#8230;” âyetinde (Nahl, 16:90) ve Mümtehane Sûresi’nin baş kısmındaki üç âyet-i kerimede beyan buyurulduğu üzere; insanlara adalet ve ihsan ile muamele etmeliyiz ve insanlarla geçinme yöntemi olarak adalet ve ihsan modelini benimsemeliyiz:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Mümkündür ki Allah, sizin düşman olarak algıladığınız kimselerle sizin aranızda bir sevgi var edebilir; ve Allah’ın (buna) gücü yeter; üstelik Allah tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır. Allah size, sizinle din savaşı yapmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselerle iyilik ve fedakârlığa dayalı bir ilişki geliştirmenizi yasaklamaz: Çünkü Allah fedakâr olanları pek sever. Allah size, yalnızca sizinle din savaşı yapan ve sizi yurtlarınızdan çıkaran veya sizin çıkarılmanıza destek verenlerle dostluk kurmanızı yasaklar: artık kim onlarla dostluk kurarsa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Mümtehane, 60:7-9).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/cevdet-saidin-fikirlerinden-istifade-edebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>11</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
