<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ayhan Küçük Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/ayhan-kucuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/ayhan-kucuk/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jul 2018 11:56:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>UHİM’İN HAK İHLALİ RAPORLARININ TAKİPÇİSİ OLMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jul 2018 11:56:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET TEMEL]]></category>
		<category><![CDATA[AİLELERİNDEN KOPARILAN ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA KENDİNİ YOK EDİYOR]]></category>
		<category><![CDATA[Arakan]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Küçük]]></category>
		<category><![CDATA[AYRIMCILIK]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[DEUTSCHLAND SCHAFFT SICH AB]]></category>
		<category><![CDATA[ETNİK MİLLİYETÇİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[HOLLANDA VE RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSEYİN TÜRKAN]]></category>
		<category><![CDATA[IRKÇI PARTİLER]]></category>
		<category><![CDATA[İslam düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT)]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMOFOBİ VE IRKÇILIK]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[MÜLTECİ ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA UYANIK]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[PAYLAŞIM SİTELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Somali]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[SOYKIRIM VE KATLİAMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[THILO SARRAZIN]]></category>
		<category><![CDATA[ÜLKE İHLAL KARNELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI HAK İHLALLERİ İZLEME MERKEZİ (UHİM)]]></category>
		<category><![CDATA[YENİ DÜNYA DÜZENİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=727</guid>

					<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyada insani yardım ihtiyacı son 15 yıl içinde 12 kat artmış olup 15 yıl önce yıllık 16 milyar dolar olan insani yardım ihtiyacı bugün 245 milyar dolara baliğ olmuştur! Nicelik ve nitelik açısından özellikle Türkiye’de AK Parti hükümetleri döneminde büyük bir gelişme kaydeden insani yardım çalışmaları dünyanın geri kalmış bölgelerindeki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyada insani yardım ihtiyacı son 15 yıl içinde 12 kat artmış olup 15 yıl önce yıllık 16 milyar dolar olan insani yardım ihtiyacı bugün 245 milyar dolara baliğ olmuştur! Nicelik ve nitelik açısından özellikle Türkiye’de AK Parti hükümetleri döneminde büyük bir gelişme kaydeden <strong>insani yardım çalışmaları</strong> dünyanın geri kalmış bölgelerindeki insanların artarak yardıma muhtaç hale gelmesine mâni olmaya yetmiyor. O halde kalıcı çözüme ulaşabilmek için öncelikle insanları yardıma muhtaç hale getiren bozuk yapılarla mücadele etmek icap etmektedir. İşte <strong>Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi</strong> (UHİM) çalışmalarını bu anlayışla sürdüren bir sivil toplum kuruluşudur.</p>
<p><strong>Öncelikle Sorunları Üreten Yapıları Deşifre Edebilmek </strong></p>
<p>İstanbul’da Üsküdar ilçesinde faaliyet yürüten UHİM, çalışma alanlarını şu şekilde beyan ediyor:</p>
<ul>
<li>Batılı devletlerin ihlal karnelerini çıkarmak</li>
<li>Uluslararası kuruluşların yapılarını ve uygulamalarını sorgulamak</li>
<li>Küresel devlet, kurum ve şirketlerin ihlallerini rapor etmek</li>
<li>İşgal ve siyasi müdahaleleri yerinde gözlemlemek</li>
<li>Uluslararası kültür-sanat kurumlarının manipülasyonlarını deşifre etmek</li>
<li>İslamofobi ve ayrımcılıkla mücadele etmek</li>
<li>Yoksulluğun sebeplerini tartışmaya açmak</li>
<li>Yayınlarla ihlalleri belgelemek, hak arama bilincinin oluşması için eğitimler vermek</li>
<li>Raporlar ve basın bildirileri hazırlamak, salon organizasyonları tertip etmek</li>
<li>Sosyal medya kampanyalarıyla hak ihlallerine karşı mücadele etmek (<strong>1</strong>).</li>
</ul>
<p><strong>Hak İhlallerini Rapor Edip Yayınlayabilmek </strong></p>
<p>Bozuk küresel sistemin dünya çapında irtikâp ettiği ve hayatın her alanına yayılan ihlalleri belgelemeye devam eden UHİM, 2010 yılından bu yana şu önemli raporları yayınlamıştır:</p>
<ol>
<li>Dünya Hak İhlalleri Raporları: 2010 yılından başlayarak her yıl için takip eden yılın başında yayınlanan <strong>yedi rapor</strong> dünya genelinde UHİM’in tespit edebildiği çeşitli hak ihlallerini belgeleriyle rapor etmektedir (<strong>2</strong>).</li>
<li>AB Ülkelerinde Mülteci Çocukların Yaşadığı Hak İhlalleri</li>
<li>Medeniyet ve Yeni Dünya Düzeni Arasında Hindistan</li>
<li>Küresel Siyaset ve Sinema Sempozyumu Tebliğler Kitabı</li>
<li>Küresel Kültür Endüstrisi Soruşturması Raporu</li>
<li>Manipülasyonların Kıskacında İslam Raporu</li>
<li>Kayıp Nesil Soruşturması: Suriyeli Mülteciler Raporu</li>
<li>Avrupa’nın Suriyeli Mültecilerle İmtihanı Raporu</li>
<li>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık Raporu</li>
<li>Gezi Parkı’nın Ağaçlarını Kim Suluyor?</li>
<li>Küresel Aktörlerin Kıskacında Lübnan</li>
<li>Anayasa Referandumu Sürecinde Mısır</li>
<li>Sömürgeden Soykırıma: Arakan!</li>
<li>Bu Devletlerin Yargılanmasını İstiyorum!</li>
<li>Somali’deki Açlık Kader mi Sömürge mi?</li>
<li>Yoksulluğa Sebep Olan ve Kalkınmayı Engelleyen İhlaller Raporu</li>
<li>Sosyal Paylaşım Siteleri Soruşturması Raporu</li>
<li>Tophane Örneğinde Sanat Algısı ve Kentsel Dönüşüm Raporu</li>
<li>Yeni Sömürgeciliğin Hayat Damarı Etnik Milliyetçilik ve Statüko Raporu</li>
<li>Küresel Sermaye ve Domuz Gribi Raporu (<strong>3</strong>).</li>
</ol>
<p><strong>Karne Düzenlemeye Alışkın Ülkelerin İhlal Karnelerini Yayınlayabilmek</strong></p>
<p>UHİM, belli aralıklarla dünyaya karne dağıtmaya alışmış sömürgeci ülkelerin ihlal karnelerini yayınlayarak stratejik değeri büyük bir çalışmaya imza atmaktadır. “Geçmişten Bugüne Ülke İhlal Karneleri” serisinden şimdiye kadar ihlal karneleri yayınlanmış olan ülkeler şunlardır: <strong>İsrail, ABD, Almanya, Hollanda ve Rusya</strong>.</p>
<p>Kaba gücü elinde bulunduranların diğerlerini ezme hakkını kendinde görmesinin yol açtığı insanlık ayıbı zulümlere şahitlik eden bu raporlar serisi ne yazık ki kolaylıkla sonlanacak gibi görünmüyor. Bu seriye öncülük eden “<strong>Yirminci Yüzyılda Soykırım ve Katliamlar</strong>” isimli eser, UHİM’in ilk kitap yayını olup dünyada barışın teminatı olduğu iddiasındaki Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın; kuruluş tüzüğünde yer aldığı üzere “adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği, uluslararasında tüm ülkelere sağlamak” yerine dünyanın beş kabadayı ülkesine mutlak veto yetkisi vererek ne büyük zulümlere ve katliamlara hamilik yaptığını gözler önüne sermektedir.</p>
<p>UHİM’in yirmi altı kıymetli raporundan örnek olarak “<strong>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık</strong>” raporunun sonuç, değerlendirme ve öneriler kısmını özetle paylaşmakta yarar görüyorum:</p>
<p>“Yabancı kökenliler, Avrupa ülkelerinde nüfuslarıyla kıyaslanamayacak ölçüde <strong>düşük bir siyasi temsile</strong> sahiptir. Bu durumun başlıca sebepleri; uzun yıllardır bu yönde uygulanan devlet politikaları, yabancı kökenlilerin siyasal katılımını teşvik edecek politikaların geliştirilmemiş olması ve yabancıların eğitim seviyesinin düşük oluşudur. Siyasal temsilin yanısıra, 3 milyon Türk’ün yaşadığı Almanya’da, 6 milyon Mağripli ve 2,5 milyon Afrikalının yaşadığı Fransa’da ve 1 milyona yakın yabancı nüfusu barındıran Belçika’da üst düzey bürokrat, yerel yönetici, kamu görevlisi gibi ülkenin karar mercilerinde söz sahibi olan yabancı kökenliler, ülke nüfuslarıyla kıyaslanamayacak kadar düşüktür.</p>
<p>Yabancılar hakkındaki yasal düzenlemeler <strong>önyargılı</strong>, yetersiz ve hakkaniyetten uzak bir anlayışla sürdürülmektedir. Örneğin Almanya’da yabancılarla ilgili yasal düzenlemeler kamu güvenliği ve polislerle ilgili kanunlar arasında yer almakta, yani Almanya yabancılarla ilişkilerini <strong>güvenlik meselesi</strong> üzerinden görmektedir. Bu ülkelerde antisemitizm ve homofobi alanında gerekli yasal düzenlemeler yapılmakta, siyaset, akademi ve sivil toplum alanında yeterli düzeyde çalışmalar sürdürülmekte ise de, benzer bir çabanın Müslümanları hedef alan ayrımcı politikalara ve uygulamalara karşı sürdürüldüğünü söylemek mümkün değildir.</p>
<p>Müslümanların maruz kaldığı ayrımcı uygulamalar, nefret içerikli söylemler ve fiziksel saldırılar “İslamofobi” kavramıyla ele alınmaktadır. Ancak “İslam korkusu” anlamına gelen bu kavram mevcut durumu yansıtmamakta, yapılan araştırmalar, Müslümanların maruz kaldığı sistematik ayrımcılık ve şiddetin temelinde <u>korku değil</u> <strong>düşmanlığın</strong> söz konusu olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Eğitim alanında yabancılara karşı uygulanan <strong>ayrımcılık</strong> anaokulu safhasından başlamakta ve çok acı sonuçlar doğurmaktadır. Çocukların akademik hayatını tayin etmekte belirleyici rolü olan ve henüz ilkokul çağında gerçekleştirilen yönlendirmelerde çifte standart uygulanmaktadır. Fransa ve Almanya’da yabancı kökenli ailelerin çocukları Türkiye’de “<strong>özel eğitim</strong>”e tekabül eden ve zekâ geriliği yaşayan çocukların eğitim aldığı okullara yönlendirilmektedir. Yapılan görüşmelerde bu yöndeki uygulamaların uzun yıllardır devam ettiği gerek hukukçulardan, gerek sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden, gerek velilerden alınan bilgi ve tanıklıklarla tespit edilmiştir.</p>
<p>Avrupa’da Müslümanların maruz kaldığı <strong>ayrımcı uygulamalar</strong> gündelik hayatın her alanına sirayet etmiş durumdadır. Örneğin Müslüman aileler ev kiralamakta zorlanmakta, başörtülü ya da sakallı bir Müslüman bu görünüşü sebebiyle <strong>işten çıkartılmakta</strong>, isminden Müslüman olduğu anlaşılanların iş başvuruları çoğunlukla dikkate alınmamakta, okul idareleri düzenledikleri organizasyonlara Müslüman velilerin katılmasını engellemekte, başörtülü hanımlar fitness, havuz vb. spor komplekslerine kayıt yaptırırken problem yaşamaktadır. Bu tip problemler Avrupa ülkelerinde son derece sıradan ve hemen <strong>her gün karşılaşılan</strong> problemler olarak kayıtlara geçmektedir. Almanya’da erkek çocuklarının sünnet ettirilmesinin yasaklanması da bu kapsamda hatırlanabilir.</p>
<p>Almanya, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde faaliyet gösteren Gençlik Daireleri, son derece basit nedenlerle yabancı kökenli <strong>çocukları ailelerinden koparmakta</strong>dır. Resmî veriler Gençlik Daireleri tarafından alınan çocuk ve gençler arasında Müslüman ailelerin çocukları, nüfuslarına oranla büyük bir çoğunluğa tekabül etmektedir. Çocuklar uzun süre aileleriyle görüştürülmemekte, kendi inanç ve kültür değerlerine uzak ailelere verilmekte ve mahkemeler de kararlarını Gençlik Dairelerinin raporları doğrultusunda vermektedir. Gençlik Dairelerinin bu ayrımcı politikaları sebebiyle çocukları ellerinden alınan ve büyük bir mağduriyet yaşayan ailelerin sayısı <strong>onbinler</strong>le ifade edilmektedir. Bununla birlikte bu ülkelerde İslamofobi/ İslam düşmanlığı alanında çalışma yapan kişi ve kuruluşların birçoğunun bu soruna gereken ilgiyi göstermediği, hatta bir kısmının bu sorunun varlığından dahi habersiz olduğu acı bir gerçektir.*</p>
<p>Irkçılığı politika olarak benimseyen, İslamofobik politikalarıyla bilinen partiler Avrupa’nın pek çok ülkesinde iktidar ya da iktidar ortağı olmuş ve olmaktadır. İsveç, Norveç, Danimarka ve İsviçre bu ülkelerden birkaçıdır. <strong>Irkçı partiler</strong> yerel seçimlerde de önemli oy oranları almakta, Avrupa’nın hemen her ülkesinde ırkçı partiler tarafından yönetilen belediyeler bulunmaktadır.</p>
<p>Avrupa’da ırkçı anlayışın toplum tabanında da çok yaygın olarak kendisine zemin bulduğunu söylemek mümkündür. Mesela Alman Federal Bankası (Deutsche Bundesbank) eski yönetim kurulu üyesi ve SPD partisi üyesi Alman siyasetçi Thilo Sarrazin’in kaleme aldığı ve Türklere hakaretlerle dolu “Deutschland Schafft Sich Ab (Almanya Kendini Yok Ediyor)” adlı kitap Almanya’da 2 milyon satmıştır. Daha da vahimi toplumun üçte ikisi Sarrazin’in yazdıklarının doğru olduğunu düşünmekte ve yapılan anketler Sarrazin’in parti kurması halinde %18-25 bandında bir oy oranına sahip olacağını ortaya koymaktadır.</p>
<p>Yabancılara karşı beslenen <strong>kin ve nefret</strong> sebebiyle Avrupa’da her yıl yüzlerce şiddet olayı gerçekleşmekte, bu olaylar can ve mal kaybına sebebiyet vermektedir. Hemen her gün yabancılara ait bir ev, işyeri ya da araç kundaklanmakta, ibadethanelere çeşitli saldırılar düzenlenmekte, insanlar dış görünüşü sebebiyle sözlü ve/ya fiziksel saldırı ve tacize maruz kalmaktadır.</p>
<p>Avrupa’da <strong>medya organları ve siyasilerin</strong> 11 Eylül ve IŞİD üzerinden oluşturduğu algı, Müslümanlara karşı gerçekleştirilen nefret suçlarında çok ciddi artışa sebebiyet vermiştir. Sadece Almanya’da 2014’te <strong>10 bin</strong>in üzerine ırkçı ve İslam karşıtı <strong>saldırı</strong> gerçekleşmiş olması oldukça ürkütücüdür!” (<strong>4</strong>).</p>
<p><strong>Avrupa’da Tırmanan İslam Düşmanlığına Mâni Olabilmek</strong></p>
<p>UHİM raporu, Avrupa’da ayrımcılık sorununun ortadan kaldırılması için hayata geçirilmesi gereken çözüm önerilerini de şu şekilde sıralamaktadır:</p>
<ol>
<li>Avrupa devletleri, topraklarına gelen ve nesillerdir ülkelerinde hizmet üreten yabancı kökenli vatandaşlarını artık kendi <strong>öz unsuru</strong> olarak kabul etmeli ve kıtaya sonradan gelen milyonlarca insana diğer vatandaşlarıyla <strong>eşit şartlarda muamele</strong> etmeli, <strong>can ve mal </strong>güvenliklerini sağlamalıdır.</li>
<li>BM nezdinde <strong>İslamofobi suç olarak kabul edilm</strong>eli ve gerekli cezai müeyyideler yasalara bağlanmalıdır.</li>
<li>“İslamofobi” kavramının bizzat kendisinin İslamofobik bir kavram olduğu gerçeğinden hareketle, Müslümanların maruz kaldığı ayrımcı politikalar ve şiddeti ifade etmek üzere, olgunun mahiyetini yansıtan “<strong>İslam düşmanlığı</strong>”, “İslam karşıtlığı”, “Müslüman düşmanlığı” vb. ifadeler tercih edilmelidir.</li>
<li>Türkiye’nin dış temsilciliklerinde konu ile ilgili <strong>ihbar ve danışma hatları</strong> oluşturulmalıdır. Bu birimler aracılığıyla ulaşan bilgiler düzenli şekilde dosyalanmalı, arşivlenmeli ve elde edilen istatistik bilgiler ilgili mercilere periyodik olarak takdim edilmelidir.</li>
<li><strong>Medya</strong> organları İslam düşmanlığı konusuna hassasiyetle eğilmeli ve bu konuda müstakil birimler oluşturulmalıdır.</li>
<li>İslam İşbirliği Teşkilatı (<strong>İİT</strong>), İslam düşmanlığı konusunda yaşanan gelişmelerin hukuki süreçlerini takip etmeli ve bu konuda uluslararası hukuk nezdinde girişimlerde bulunmalıdır.</li>
<li>Avrupa’da yükselen ayrımcılığı konu edinen, nefret, İslamofobi ve ırkçılığı gündeme taşıyan daha fazla <strong>akademik çalışma</strong> ortaya konmalı, bu alanın uluslararası kamuoyunda etkin bir şekilde tartışmaya açılması sağlanmalıdır. (<strong>4</strong>).</li>
</ol>
<p>Cumhurbaşkanlığı’ndan STK’lara, akademisyenlerden köşe yazarlarına, senaristlerden sanatçılara kadar toplumu yön vermede etkisi olan herkesin UHİM ve diğer düşünce kuruluşlarının yayınlamış olduğu pek kıymetli raporları hakkıyla değerlendirebilmesi ve sorunların çözümüne elbirliğiyle yoğunlaşması temennisiyle, UHİM Başkanı Ayhan Küçük ile ekibini tebrik eder, stratejik değeri haiz çalışmalarının artarak devam etmesini dilerim.</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>https://www.<strong>org</strong>/uhim-biz-kimiz.html, 23.07.2018.</li>
<li>https://www.uhim.org/yayinlarimiz-<strong>sureli-yayinlar</strong>, 23.07.2018.</li>
<li>https://www.uhim.org/<strong>raporlar</strong>/1.htm, 23.07.2018.</li>
<li>UHİM, <strong>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık</strong>, Editör: Hüseyin Türkan, Yayın Ekibi: Dr.Öğr.Üyesi Ahmet Temel vd., İstanbul, Mayıs 2015, 160 s., s.141-149.</li>
</ol>
<p><strong> *</strong> Alman Gençlik Dairesi’nin toplumsal ve hukuksal zeminde ciddi eleştiriler alan uygulamalarına ilişkin akademik bir çalışma için bakınız: Mustafa Uyanık; “<strong>Alman Gençlik Dairesi ve Çocukların Koruma Altına Alınması Uygulamalarına Yönelik Eleştiriler</strong>”, Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, yıl: 8, sayı: 16, s.123-140. PDF tam metin indirmek için: <a href="http://dergipark.gov.tr/yalovasosbil/issue/37841/440509">http://dergipark.gov.tr/yalovasosbil/issue/37841/440509</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BANGLADEŞ İDAMLARININ  ARDINDA YATAN SEBEPLERİ GÖRMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/banglades-idamlarinin-ardinda-yatan-sebepleri-gormek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/banglades-idamlarinin-ardinda-yatan-sebepleri-gormek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2016 09:36:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[26:225-227]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulkadir Molla]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülkelam Azad]]></category>
		<category><![CDATA[Abdusselam Şobhani]]></category>
		<category><![CDATA[Ali İhsan Mücahid]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Baharı]]></category>
		<category><![CDATA[Aslan Balcı]]></category>
		<category><![CDATA[Avami Lig]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Küçük]]></category>
		<category><![CDATA[Babürler]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş Bağımsızlık Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş Halk Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Bengal]]></category>
		<category><![CDATA[Bengal Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaat-i İslami]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Demir]]></category>
		<category><![CDATA[Cemile Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[Dakka]]></category>
		<category><![CDATA[devlet terörü]]></category>
		<category><![CDATA[Erem Şentürk]]></category>
		<category><![CDATA[Furkan Malik]]></category>
		<category><![CDATA[Gulam Azam]]></category>
		<category><![CDATA[Hasina]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Mir Kasım Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Mucibur Rahman]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Kamaruzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Mutîu’r-Rahman Nizami]]></category>
		<category><![CDATA[Myanmar]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Ruanda]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Hasina Vecid]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Zühal Demirci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=368</guid>

					<description><![CDATA[“Görmez misin ki onlar, (hayat ve his âlemindeki) her vadide şaşkın ve amaçsız gezinirler; ve onlar yapmadıklarını söylerler. Ne var ki, iman eden ve salih amel işleyen, Allah&#8217;ı sürekli hatırda (ve hatırlı) tutan, zulme uğradıktan sonra haklarını savunanlar onlara dâhil değildirler. Nihayet zulme gömülenler, nasıl bir devrimle devrileceklerini günü gelince öğrenecekler!” (Şu’arâ 26:225-227). &#160; Bangladeş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Görmez misin ki onlar, (hayat ve his âlemindeki) her vadide şaşkın ve amaçsız gezinirler; ve onlar yapmadıklarını söylerler. Ne var ki, iman eden ve salih amel işleyen, Allah&#8217;ı sürekli hatırda (ve hatırlı) tutan, zulme uğradıktan sonra haklarını savunanlar onlara dâhil değildirler. Nihayet <strong>zulme gömülenler, nasıl bir devrimle devrileceklerini günü gelince öğrenecekler</strong>!”<br />
(Şu’arâ 26:225-227).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bangladeş Halk Cumhuriyeti, Hindistan’ın doğusunda, Myanmar’ın batısında yer alan bir Güney Asya ülkesi olup nüfusunun %90’ı Müslüman, %’9’u Hindu ve %1’i Hıristiyan’dır. Halkının %98’i yerli olan ülkede sadece %2’lik kısmı oluşturmalarına rağmen Hindistanlı ve Avrupalılar yönetimde etkilidir. 147.570 km<sup>2 </sup>toprağa sahip ülkenin Eylül 2016 itibarıyla tahmini nüfusu 172 milyon. Yedi idari bölgeden oluşan ülkenin başkenti Dakka 15 milyon insana ev sahipliği yapmakla birlikte nüfusun %80’i kırsal alanda yaşamaktadır. Bengal coğrafyasının Batı kısmı Hindistan içinde kalmış olup Doğu Bengal bölgesi Bangladeş sınırlarını oluşturmaktadır. 1972 yılında hazırlanan Bangladeş Anayasası 14 maddeden oluşmaktadır (Demir, 2015).</p>
<p>“Benim Altın Bangladeş’im” isimli marşına ve “define” anlamına gelen “Bengal” adına inat dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Bangladeş, kurulduğu günden bu yana devam eden siyasi istikrarsızlık, yoksulluk, zor iklim şartları ve en son Cemaat-i İslami liderlerine yönelik siyasi idamlarıyla tanınmıştır. İslamiyet’le tanışmaları Hz. Ömer (r) zamanına dayanan Bengal bölgesinde Müslüman hakimiyeti Babürlerle birlikte 1757 yılında son bulmuştur. Bu tarihten itibaren İngiliz sömürgesi olan bölge 1947’ye kadar doğrudan sömürülmüş olup halen yerli işbirlikçiler marifetiyle dolaylı olarak sömürülmeye devam etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Siyasi Kararlar Alan Düzmece Mahkemeyi Muteber Saymamak</strong></p>
<p>Başbakan Hasina tarafından bağımsızlık savaşı sırasında işlendiği iddia edilen suçların cezalandırılması için 2009&#8217;da kurulan ‘Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’, şimdiye kadar 22 kişi hakkında karar verdi. Bunların büyük bir kısmı, ülkenin İslami değerleri savunan ve en büyük partisi olan Cemaat-i İslami liderlerinden oluşuyor. Parti, lider kadrosuna yönelik mahkeme kararlarının siyasi olduğuna ve hükümetin muhalifleri bastırmak için kitlesel cinayetler, keyfi tutuklamalar, yargısız infaz ve işkence gibi suçlar işlediğini işaret ederek halkı Hasina hükümetinin &#8220;devlet terörüne&#8221; karşı çıkmaya çağırıyor (dunyabulteni.net).</p>
<p>Bangladeş’in 1971 yılındaki “bağımsızlık savaşı” esnasında Pakistan’ın tarafını tutarak “Bengal halkına karşı savaş suçu işledikleri&#8221; iddia edilen Cemaat-i İslami mensupları, iç savaşı reddederek taraflar arasında savaş yoluyla değil barış yoluyla anlaşma sağlanması gerektiğini savunan kesimlerin arasında yer almıştı. Emperyalistlerin kışkırttığı kavgayı ayırmak ve taraflara; “Durun! Savaşmayın! Birbirinizin kanını dökmeyin! Siz kardeşsiniz!” diyen bu gruplar daha sonra ‘suçlu’, hattâ ‘vatan haini’ ilan edilmişti (Balcı, aa.com.tr).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘Korsan Mahkeme’nin Suç Listesini Kabartmasına Mani Olmak</strong></p>
<p>‘Korsan mahkeme’ tarafından suçlu bulunan ve 2013’de idam cezasına mahkum edilen ilk lider Abdülkelam Azad olmuştu. Abdulkadir Molla 2013’te idam edildi. Ömür boyu hapse mahkum edilen Gulam Azam 2014’te 92 yaşındayken cezaevinde vefat etti. Parti Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Kamaruzzaman 11 Nisan 2015&#8217;te idam edildi. Önce tarım, daha sonra endüstri bakanlığı yapmış olan Mutîu’r-Rahman Nizami Mayıs 2016’da, 63 yaşındaki İslam ekonomisi uzmanı Mir Kasım Ali ise ‘kuvvetli şüphe’ gerekçesi ve gizli tanık beyanlarıyla suçlanarak 2 Eylül 2016 tarihinde idam edilmiştir!</p>
<p>Cemaat-i İslami’nin liderlerinden ve üyelerinden idam sırasını bekleyen binlerce masum, zindanlarda çok kötü şartlarda tutulmakta ve işkence görmektedir. Mahkeme 18 Şubat 2015&#8217;te Cemaat-i İslami Partisi liderlerinden Abdusselam Şobhani’yi, 16 Haziran 2015&#8217;te Partinin Genel Sekreteri Ali İhsan Mücahid&#8217;i, 16 Temmuz 2015&#8217;te Furkan Malik&#8217;i ve en son 10 Ağustos&#8217;ta Cemaat-i İslami Partisi Milletvekili Sakhavat Hüseyin&#8217;i idama mahkum etti. Sözkonusu idamlarının da onanması bekleniyor (Balcı, aa.com.tr).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Müslümanı Müslümana Kırdırma Siyasetine Malzeme Olmamak</strong></p>
<p>Hint Yarımadası&#8217;nda ve dünya çapında İslam düşüncesinde önemli bir yeri olan Seyyid Ebu&#8217;l-Alâ el-Mevdudî tarafından kurulan Cemaat-i İslami Hareketi, Pakistan merkezî hükümetiyle o zamanki Bengal eyaleti arasındaki kardeş kavgasının anlamsız olduğunu belirterek ‘büyük resme’ bakılmasını istemişti. Cemaat-i İslami, iç savaşın patlak vermesinde İngiltere’nin kışkırtmasına, Hindistan’ın silah ve milis desteğine dikkat çekiyordu. Ölenin de öldürülenin de Müslüman olduğuna işaret eden sağduyulu insanlar bu kirli oyunun bir parçası olmak istemiyordu. Zaten Pakistan’ın ayrılmasıyla bölünen Müslümanların bir kez daha bölünüp parçalanmasını istemeyen Müslüman kanaat önderleri, her iki tarafı da barışa ikna etmeye çalışmıştı.</p>
<p>1990&#8217;lı yılların başında ülkede hayatın siyasi ve iktisadi açıdan normale dönmeye başlamasından rahatsız olan Hindistan, Bangladeş’in güçlenmemesi için elinden geleni yapmaya başladı. İki Müslüman toplum Pakistan ve Bangladeş arasında kalmaktan tedirgin olan Hindistan, bu kardeş halkları birbirine düşman haline getirdi. Rejimin partisi Avami Lig’in başına geçen Şeyh Hasina Vecid, babasının yaptığı gibi laikleri ve solcuları yeniden bir araya getirmeye çalıştı. Cemaat-i İslami mensuplarının ülkede gittikçe güçlenmesi, hattâ 2001-2006 yılları arasında hükümet ortağı olmaları, başta Hindistan olmak üzere emperyalist güçleri harekete geçirmişti (Balcı, aa.com.tr).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Cemaat-i İslami’nin Barışçıl Yapısına Dikkat Çekmek</strong></p>
<p>“Bangladeş’te ülke yönetiminde söz sahibi olan partiler, hâlihazırdaki Hasina’nın liderliğindeki seküler anlayışa sahip iktidar partisi Avami Ligi (AL), ana muhalefet partisi Bangladeş Milliyetçi Parti (BNP) ve Sosyalist Millî Parti (JP)’dir. Bunlara alternatif tek parti ise İslami hassasiyeti ön plana çıkaran bir siyasal hareket olan Cemaat-i İslami’dir.</p>
<p>Hint halk hareketlerini tarihi süreçlerle incelediğimizde Cemaat-i İslami hareketinin Hint kıtasında halk tarafından manevi ve millî değerlere saygın bir örgüt olduğu tanımlanmıştır. Bu ifadelerle Cemaat-i İslami bölgenin DNA’larında yer edinmiş bir siyasal halk hareketidir. Cemaat-i İslami hareketi bölgenin ve halkının sorunlarını dert edinmiş ideali ve projesi olan doğal ve yerel harekettir. İslami hassasiyete sahip olan bu hassasiyeti de topluma ve siyasete yansıtmak isteyen yerli, özde bir partidir. Bu hareketin, sadece siyasal bir parti olmaktan öte toplumun eğitim, sağlık ve sosyal ihtiyaçlarına yatırım yapan insan yetiştirmeye odaklanmış bütüncül bir yapısı vardır. Bu özelliklere sahip olan kuruluş rakipleri tarafından kıskanılmaktadır. Merkezi hükumet ülkenin kalkınmasında aslında bu kuruluşun insan kaynaklarından faydalanması gerekirken maalesef herhangi bir terör eylemine katılmamış ve katılma niyetinde olmayan bir topluluğu potansiyel düşman hareketi olarak telakki etmiştir.” (Demir, gasam.org).</p>
<p>Ülkenin gerçek anlamda bağımsız olmasını savundukları, sömürgecilere ve işbirlikçilerine karşı fikir beyan ettikleri, Myanmar&#8217;ın işgali altında olan Arakan bölgesinden çıkarılacak gaz ve petrolü sorunsuz bir şekilde Bengal körfezi üzerinden dış piyasalara satmasına karşı çıkacak ve ülkenin menfaatini düşünecek yegâne grup oldukları, Hindistan&#8217;ın sömürgeyi içselleştirmiş siyasetine ve İngiltere&#8217;nin sömürgeci hegemonyasına karşı çıktıkları için Cemaat-i İslami liderleri terörist veya suçlu gibi gösterilip idam ediliyorlar. Hakikatte hiçbir suçları olmadığından şimdiye kadar idam edilen tüm âlim ve liderler gülerek idam sehpalarına çıkmıştır. Ancak, kâfir ve münafıklardan asla “af” dilememişlerdir. Hepsi de “Zalimler için yaşasın cehennem!” dercesine tekbirler getirerek şehitler kervanına katılmışlardır (Balcı, timeturk.com).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bangladeş’teki İdamların Ne Anlama Geldiğini Kavramak</strong></p>
<p>Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi’nin (UHİM), 12 Mayıs 2016 tarihinde yayımladığı basın bildirisinde idamların ardındaki sömürgeci zihniyete dikkat çeken vurguların; İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) başta olmak üzere özellikle insan hakları savunucusu sivil toplum kuruluşları, gazeteciler, akademisyenler ve sanatçılar tarafından önemsenerek güçlü tepkilerin ortaya konması gerekmektedir:</p>
<p>Bangladeş’te Cemaat-i İslami Partisi&#8217;nin lider kadrosunu hedef alan sistematik idamlar zinciri birkaç yıldır devam ediyor. Yarım asır önce, İngiltere ve Hindistan destekli Pakistan’ı bölünme projesine muhalefet etmekle suçlanan önderler siyasi idam kararlarıyla sindirilmek isteniyor. Emperyalist güçlerin taleplerini pervasızca yerine getiren işbirlikçiler ise, isimleriyle taban tabana zıt düşünce ve davranışlara sahip ülkenin ilk ayrılıkçı lideri Mucibur Rahman ile 90’lı yıllardan bu yana kızı Şeyh Hasina Vecid!</p>
<p>Arap Baharı sürecinde Müslüman Kardeşler’e karşı yürütülen ve bazı Arap ülkelerinin de Batı ile birlikte aynı safta yer aldığı sindirme ve yok etme operasyonunun bir benzeri Hint Altkıtası’nda Cemaat-i İslami için yürütülüyor. Bangladeş’te bu operasyonun taşeronluğunu 2014 yılında yeniden üstlenen Hasina, neredeyse tüm partiler protesto ettiği için katılımın %10 düzeyinde kaldığı, meşruiyeti olmayan bir seçimle -insan hakları ve demokrasi havarisi sömürgeci güçlerin desteğiyle- iktidarda kalabiliyor!</p>
<p>Küresel emperyalist düzen, dünyanın en fakir ve en kalabalık ülkelerinden birisi olan Bangladeş’te nüfusu kırmak için tıpkı daha önce Ruanda’da yapıldığı gibi bir iç çatışma başlatılmak isteniyor. Bangladeş’te yakılacak savaş ateşiyle İslam dünyasının nükleer silahlara sahip tek ülkesi Pakistan’ı da içine alacak bir kaos ortamı mı oluşturulmak ve bu kargaşada bölgenin petrol ve doğalgaz başta olmak üzere zengin kaynakları sömürülmek isteniyor (Küçük, uhim.org).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İdamların Ardında Yatan Gerçek Sebepleri Görebilmek</strong></p>
<p>“Hasina’nın başbakan olduğu laik hükümet koşulsuz olarak seküler bir sistemin hakim olması gerektiğini savunuyor ve Cemaat-i İslami üyelerini sekülerizm için tehlikeli olduklarını kabul ederek sırayla idam ediyor… Asya’da Müslümanların bastırılmış bir potansiyel gücü var. Devrimci, meşru ve demokratik yollarla iktidara gelebilir ve bölgede başta İslam olmak üzere bir çok alanda ihya dalgası başlatabilirler. Ancak Müslümanlar baskı altında kaldıkları için şu anda pasif durumdalar. Cemaat-i İslami bölgenin tamamında Müslümanları harekete geçirebilir ve Hindistan başta olmak üzere çevre ülkelerde batı yanlısı iktidarları devirebilir. Bu sebeple çeşitli bahanelerle Cemaat-i İslami üyelerini asarak kendi iktidarlarını koruyorlar.” (Şentürk, dirilispostasi.com).</p>
<p>“Batı’nın sekülerleştirme projesinin mimarları tüm dünyadan İslamcı hareketleri silmeye odaklanmış durumda; İslami yapıların sağ kolunu ifade eden İhvan-ı Müslimîn Orta Dünya’da, sol kolunu ifade eden Cemaat-i İslâmî ise Asya’da çok aktif, haliyle hedef alınmış durumdalar, darbeden idama, toplu katliamlardan iç savaşa kadar her alana çekilerek yutulmak isteniyorlar, bizler ise soluksuz bir hüzünle izliyoruz, oysa unutmamak gerek onların orada her düşüşü, bizim burada bir düşümüze tekabül eder, en azından bunun için bu tutumlara karşı tez elden harekete geçmek gerekiyor.” (Bayraktar, www.yenisafak.com).</p>
<p>15 Temmuz merhum şehitlerinin ve kahraman gazilerinin saygıdeğer ailelerinin buruk bir kurban bayramı yaşadığı bir dönemde, ümmet coğrafyamızın bir başka köşesinde kanamaya devam eden hukuksuz idamlara dikkat çekmek için hazırladığımız bu haftaki yazımızı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Hasina diktasının Cemaat-i İslami liderlerine yönelik idam kararlarını eleştiren şu sözleriyle bitirelim:</p>
<p>&#8220;Bangladeş’te 75 yaşına dayanmış bir mücahide, dünyevi hiçbir derdi olmayan bir kişiye idam veren zihniyeti lanetliyorum. Kinin, nefretin bu denli yaygınlaşması, bu tür idamları yapan anlayışı ne demokratik bir anlayış olarak görüyorum, ne adil bir yönetim olarak görüyorum, huzurlarınızda lanetliyorum.” (haksozhaber.net).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>BALCI, Aslan;</li>
</ol>
<p><a href="http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/bangladeste-bir-infaz-daha/643190">http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/bangladeste-bir-infaz-daha/643190</a>, 08.09.2016.</p>
<ol start="2">
<li>BALCI, Aslan;</li>
</ol>
<p>http://www.timeturk.com/banglades-teki-idamlarin-nedeni-ve-hindistan-daki-hilafet-hareketi/yazar-153508, 18.05.2016.</p>
<ol start="3">
<li>BAYRAKTAR, Cemile; http://www.yenisafak.com/yazarlar/cemilebayraktar/cemaat-i-islamî-ve-bangladesteki-idamlar-56851, 08 Kasım 2014.</li>
<li>DEMİR, Cemal; (2015). Bangladeş Raporu.</li>
</ol>
<p>http://gasam.org.tr/banglades/, 11.11.2015.</p>
<ol start="5">
<li>DEMİR, Cemal;</li>
</ol>
<p>http://gasam.org.tr/olumsuz-idamlar/, 21.05.2016.</p>
<ol start="6">
<li>DEMİRCİ, Zühal;</li>
</ol>
<p>http://aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/disisleri-bakanligindan-mir-kasim-ali-aciklamasi/640671, 04.09.2016.</p>
<ol start="7">
<li>KÜÇÜK, Ayhan;</li>
</ol>
<p><a href="https://www.uhim.org/bangladesteki-idamlar-ne-anlama-geliyor.html">https://www.uhim.org/bangladesteki-idamlar-ne-anlama-geliyor.html</a>, 12.05.2016.</p>
<ol start="8">
<li>ŞENTÜRK, Erem; <a href="http://dirilispostasi.com/a-3266-bangladeste-muslumanlar-nicin-idam-ediliyor-kim-idam-ediyor.html">http://dirilispostasi.com/a-3266-bangladeste-muslumanlar-nicin-idam-ediliyor-kim-idam-ediyor.html</a>, 16.05.2016.</li>
<li>http://www.dunyabulteni.net/haber/373599/bangladeste-bir-islamci-lidere-daha-idam-karari, 10.08.2016.</li>
<li>http://www.haksozhaber.net/cumhurbaskani-erdogan-bangladesteki-idamlari-lanetledi-76229h.htm</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/banglades-idamlarinin-ardinda-yatan-sebepleri-gormek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
