<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	CEMAAT-İ İSLAMİ ÖNDERİ ŞEHİTLERİN MESAJLARINI DUYMAK yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/dirilis-postasi/cemaat-i-islami-onderi-sehitlerin-mesajlarini-duymak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/cemaat-i-islami-onderi-sehitlerin-mesajlarini-duymak/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2016 06:33:18 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: Ayşe Karan		</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/cemaat-i-islami-onderi-sehitlerin-mesajlarini-duymak/#comment-189</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Karan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2016 08:01:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=372#comment-189</guid>

					<description><![CDATA[Sayın Hocam yazıyı okuyunca, beşer yönüyle içim  burkuldu, inanmış bir insan nasıl olurmuş? sorusuna en güzel cevap olduğu için de  duygulandırdı, gururlandırdı. Tıpkı 
Asr-ı Saadet döneminde darağıcında şehit edilen Hubeyb bin Adiy gibi. Bu aziz sahabiye soruyorlar, senin yerinde Muhammed bin Abdullah (peygamber olarak kabul etmiyorlar)&#039;ın olmasını ister miydin? O kadar çok bozuluyor ve öfkeleniyor ki, soruyor: siz benim imanımda bir noksanlık mı gördünüz de böyle konuşuyorsunuz. O&#039;nun ayağına bir diken batacağına, on canım olsa hepsini O&#039;nun yolunda feda ederim,  bir diken batmasına razı olmam. 
Ali Kasım inanıyorum ki,  aynı kaderi paylaştığı Hubeyb bin Adiy ile artık beraberdir. 
Selam onlara ve onları bu şekilde yetiştiren Efendimiz (SAV)&#039;a olsun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Hocam yazıyı okuyunca, beşer yönüyle içim  burkuldu, inanmış bir insan nasıl olurmuş? sorusuna en güzel cevap olduğu için de  duygulandırdı, gururlandırdı. Tıpkı<br />
Asr-ı Saadet döneminde darağıcında şehit edilen Hubeyb bin Adiy gibi. Bu aziz sahabiye soruyorlar, senin yerinde Muhammed bin Abdullah (peygamber olarak kabul etmiyorlar)&#8217;ın olmasını ister miydin? O kadar çok bozuluyor ve öfkeleniyor ki, soruyor: siz benim imanımda bir noksanlık mı gördünüz de böyle konuşuyorsunuz. O&#8217;nun ayağına bir diken batacağına, on canım olsa hepsini O&#8217;nun yolunda feda ederim,  bir diken batmasına razı olmam.<br />
Ali Kasım inanıyorum ki,  aynı kaderi paylaştığı Hubeyb bin Adiy ile artık beraberdir.<br />
Selam onlara ve onları bu şekilde yetiştiren Efendimiz (SAV)&#8217;a olsun.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ethem Paksoy		</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/cemaat-i-islami-onderi-sehitlerin-mesajlarini-duymak/#comment-187</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ethem Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Sep 2016 18:29:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=372#comment-187</guid>

					<description><![CDATA[Bilim, kültür ve medeniyet üçlü sacayağının üzerine koyduğu siyasi hegemonyasıyla dünyada mazlum milletlere savaş ve sömürü ile kan kusturan Batı, Fransız ihtilalinden sonra ırk temelli ulus devletçilik felsefesiyle insanlığa soktuğu fitneyle ortaya çıkardığı iki dünya savaşıyla yeryüzünü insan kanıyla sulamıştır. Ulus devlet felsefesi henüz hazmedilmemişken Batının sanayi devrimiyle geliştirip uyguladığı sömürgeci kapitalizme karşı komünizm ideolojik savaşına sahne olmuştur. Yetmiş yıl boyunca milyonlarca can bu iki ekonomik ideolojinin sava-şıyla yok olup gitmiştir. SSCB komünizmin iflasından sonra blok olmaktan çıkınca Batı ken-dine tehlikeli gördüğü İslam âlemini yeni bir blok olarak karşısına koydu ve düşman renk olarak da kızılın yerine yeşili seçti. 
Üç asırdır dünya hâkimiyetini elinde bulunduran Batının sunduğu medeniyetin sonuç-larından başta batılılar olmak üzere tüm insanlık memnun kalmadı. Çevre kirliliğinin, savaşla-rın, sömürünün getirdiği sonuçlar insanlık için bir felaket oldu. Bu kadar bilim ve teknolojinin gelişmesine ve buna paralel olarak ekonomik üretime rağmen dünyanın üçte biri açlıkla karşı karşıyadır. Bu dönemde süper güçler geliştirdikleri silahlarla adeta dünyayı yok etmeye hazır-lanmaktadırlar. Hâlbuki evrende yaşanacak başka bir gezegen yoktur. Sömürü, terör ve savaş-larla korkan ve bunalan insanlık yeni bir arayış içine girmiştir. Son iki asırda ulusalcılık ve ekonomik temelli ideolojiler insanlığa hayır getirmemişler.  İnsanlık Batının getirdiği bu çık-mazdan kurtulmak için yeni bir arayış içine girdi. 
İnsanlığın aradığı evrensel değerler ne Çin&#039;de, ne de Hint&#039;te vardır. Günümüz dünyası-nın süper güçleri buralardan değil ama İslam’dan ve uyanmış Müslüman toplumlarından korkmaktadırlar. Günümüz dünyasında insanlığın kurtuluşu için İslam&#039;dan daha iyi bir alter-natif düşünce sistemi yoktur. İslam inanç, ibadet ve ahlakiyle bir din; hukukuyla ve ekonomik düşüncesiyle bir dünya düzenidir. İslam&#039;dan başka bütün dünya dinleri Batı medeniyeti karşı-sında asimile olduğu için insanların gündeminden düşmüştür. Her ne kadar Müslümanlar ya-şantılarında asimile olsalar da İslam özü itibariyle Batı düşüncesi karşısında dimdik ayakta durabilmiştir. 
Şimdi korkulan şudur: Büyük bir nüfus ve yeraltı zenginliği itibariyle ekonomik po-tansiyele sahip olan Müslümanlar uyanışa geçerse, Müslüman gövde üzerinde batılı kafayla yönetilmekten kurtulursa İslam’ın yeniden dünyaya hâkim olmasından korkulmaktadır. Bu açıdan dünya sorunlarına çözüm üretecek Müslümanlar Batılı ve Doğulu hâkim güçler için potansiyel suçludur. Dışarıdan Hanslar, içeriden Hasanlar el ele vererek her türlü tezviratla İslam ülkelerini darbelerle, iç savaşlarla, dış savaşlarla tarumar etmişlerdir. Bunların örneklerini Mısırda, Suriye’de, Irakta, Türkiye’de görmek mümkündür. Bunun için siyasi çalkantıların İslam ülkelerinde, dünyada savaş kurbanlarının onda dokuzunun Müslümanlardan olması bir tesadüf değildir. Medya yoluyla menfur propagandaları yetmiyormuş gibi Müslüman kis-vesindeki uluslararası kuruluşlar bir ahtapot gibi bütün İslam ülkelerini sarmış, Müslüman gövdeye yerleştirdikleri kendilerinden olan başlarla istediklerini yaptırmaktadırlar. İslam ül-kelerindeki darbeler, siyasi çalkantılar hep bunların başaltından çıkmaktadırlar. Fethi Hocamın yazısına konu ettiği Bangladeş’teki idamlar dışarıdaki Hanslarla içerideki Hasanların elbirliği ile yapılmış cinayetleridir. Bangladeşli şehitlere Allah’tan rahmet diliyorum. Ben inanıyorum ki bu şehadetler Bangladeş’e rahmet getirecektir. Ne mutlu ki onlar onurlu bir şekilde bir yol bırakıp gittiler. Biz onların bıraktığı yerden devam etmezsek biz yaşayan ölüler oluruz. Bu cinayetler dün vardı, bugün de var, yarın da olacaktır. Ne zaman ki Müslümanlar üç yüz yıl önce içlerinde kaybettikleri güneşi kendi içlerinden doğurdukları gün kurtulacaklar. Menderes’in katillerini kim hayırla anabilir, ama Menderes hala bir kahramandır.   
Bu tablo karşısında Müslümanlar için iki yol vardır: Ya insanlık için onurlu mücadele veya İslam’dan çıkarak yok olup gitmektir. Ama ben inanıyorum ki onlar onurlu mücadele yolunu seçecekler ve o yolda şehadeti göze alacaklar. On beş Temmuz hareketi bütün mazlum toplumlar için bir rol model hareketidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim, kültür ve medeniyet üçlü sacayağının üzerine koyduğu siyasi hegemonyasıyla dünyada mazlum milletlere savaş ve sömürü ile kan kusturan Batı, Fransız ihtilalinden sonra ırk temelli ulus devletçilik felsefesiyle insanlığa soktuğu fitneyle ortaya çıkardığı iki dünya savaşıyla yeryüzünü insan kanıyla sulamıştır. Ulus devlet felsefesi henüz hazmedilmemişken Batının sanayi devrimiyle geliştirip uyguladığı sömürgeci kapitalizme karşı komünizm ideolojik savaşına sahne olmuştur. Yetmiş yıl boyunca milyonlarca can bu iki ekonomik ideolojinin sava-şıyla yok olup gitmiştir. SSCB komünizmin iflasından sonra blok olmaktan çıkınca Batı ken-dine tehlikeli gördüğü İslam âlemini yeni bir blok olarak karşısına koydu ve düşman renk olarak da kızılın yerine yeşili seçti.<br />
Üç asırdır dünya hâkimiyetini elinde bulunduran Batının sunduğu medeniyetin sonuç-larından başta batılılar olmak üzere tüm insanlık memnun kalmadı. Çevre kirliliğinin, savaşla-rın, sömürünün getirdiği sonuçlar insanlık için bir felaket oldu. Bu kadar bilim ve teknolojinin gelişmesine ve buna paralel olarak ekonomik üretime rağmen dünyanın üçte biri açlıkla karşı karşıyadır. Bu dönemde süper güçler geliştirdikleri silahlarla adeta dünyayı yok etmeye hazır-lanmaktadırlar. Hâlbuki evrende yaşanacak başka bir gezegen yoktur. Sömürü, terör ve savaş-larla korkan ve bunalan insanlık yeni bir arayış içine girmiştir. Son iki asırda ulusalcılık ve ekonomik temelli ideolojiler insanlığa hayır getirmemişler.  İnsanlık Batının getirdiği bu çık-mazdan kurtulmak için yeni bir arayış içine girdi.<br />
İnsanlığın aradığı evrensel değerler ne Çin&#8217;de, ne de Hint&#8217;te vardır. Günümüz dünyası-nın süper güçleri buralardan değil ama İslam’dan ve uyanmış Müslüman toplumlarından korkmaktadırlar. Günümüz dünyasında insanlığın kurtuluşu için İslam&#8217;dan daha iyi bir alter-natif düşünce sistemi yoktur. İslam inanç, ibadet ve ahlakiyle bir din; hukukuyla ve ekonomik düşüncesiyle bir dünya düzenidir. İslam&#8217;dan başka bütün dünya dinleri Batı medeniyeti karşı-sında asimile olduğu için insanların gündeminden düşmüştür. Her ne kadar Müslümanlar ya-şantılarında asimile olsalar da İslam özü itibariyle Batı düşüncesi karşısında dimdik ayakta durabilmiştir.<br />
Şimdi korkulan şudur: Büyük bir nüfus ve yeraltı zenginliği itibariyle ekonomik po-tansiyele sahip olan Müslümanlar uyanışa geçerse, Müslüman gövde üzerinde batılı kafayla yönetilmekten kurtulursa İslam’ın yeniden dünyaya hâkim olmasından korkulmaktadır. Bu açıdan dünya sorunlarına çözüm üretecek Müslümanlar Batılı ve Doğulu hâkim güçler için potansiyel suçludur. Dışarıdan Hanslar, içeriden Hasanlar el ele vererek her türlü tezviratla İslam ülkelerini darbelerle, iç savaşlarla, dış savaşlarla tarumar etmişlerdir. Bunların örneklerini Mısırda, Suriye’de, Irakta, Türkiye’de görmek mümkündür. Bunun için siyasi çalkantıların İslam ülkelerinde, dünyada savaş kurbanlarının onda dokuzunun Müslümanlardan olması bir tesadüf değildir. Medya yoluyla menfur propagandaları yetmiyormuş gibi Müslüman kis-vesindeki uluslararası kuruluşlar bir ahtapot gibi bütün İslam ülkelerini sarmış, Müslüman gövdeye yerleştirdikleri kendilerinden olan başlarla istediklerini yaptırmaktadırlar. İslam ül-kelerindeki darbeler, siyasi çalkantılar hep bunların başaltından çıkmaktadırlar. Fethi Hocamın yazısına konu ettiği Bangladeş’teki idamlar dışarıdaki Hanslarla içerideki Hasanların elbirliği ile yapılmış cinayetleridir. Bangladeşli şehitlere Allah’tan rahmet diliyorum. Ben inanıyorum ki bu şehadetler Bangladeş’e rahmet getirecektir. Ne mutlu ki onlar onurlu bir şekilde bir yol bırakıp gittiler. Biz onların bıraktığı yerden devam etmezsek biz yaşayan ölüler oluruz. Bu cinayetler dün vardı, bugün de var, yarın da olacaktır. Ne zaman ki Müslümanlar üç yüz yıl önce içlerinde kaybettikleri güneşi kendi içlerinden doğurdukları gün kurtulacaklar. Menderes’in katillerini kim hayırla anabilir, ama Menderes hala bir kahramandır.<br />
Bu tablo karşısında Müslümanlar için iki yol vardır: Ya insanlık için onurlu mücadele veya İslam’dan çıkarak yok olup gitmektir. Ama ben inanıyorum ki onlar onurlu mücadele yolunu seçecekler ve o yolda şehadeti göze alacaklar. On beş Temmuz hareketi bütün mazlum toplumlar için bir rol model hareketidir.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Mustafa Demir		</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/cemaat-i-islami-onderi-sehitlerin-mesajlarini-duymak/#comment-186</link>

		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Sep 2016 22:51:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=372#comment-186</guid>

					<description><![CDATA[Bu çok değerli âlimleri idam eden insanlar da inanç olarak kendilerini &quot;Müslüman/mümin&quot; diye tanımlıyorlardır, büyük bir ihtimalle, Mısır&#039;daki diktatörler misali. Halk Hüsnü Mübarek&#039;in eşini çok severmiş. Çünkü o namazlarını kılar, oruçlarını tutar, bütün ritüelleri yerine getirirmiş, dahası insanlara çok yardımcı olurmuş da onadan. Bengladeş halkı ne yapıyor? Bu seri katillerin gerçekleştirdikleri seri idamlar o toplumda nasıl karşılanıyor? Onlar da diktatörlerin eşlerini seviyorlar mı acaba?
Sıkça bir şekilde &quot;ümmet&quot; denen toplumu çok merak ediyorum nerede onlar? Şu çeşitli salonlarda çeşitli kurum ve kuruluş adları ile bilmem ne konularında konuşup dururken &quot;ümmet&quot; diyen insanlar mı ümmet? Allah&#039;ın böyle bir ümmet istediğini sanmıyorum...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu çok değerli âlimleri idam eden insanlar da inanç olarak kendilerini &#8220;Müslüman/mümin&#8221; diye tanımlıyorlardır, büyük bir ihtimalle, Mısır&#8217;daki diktatörler misali. Halk Hüsnü Mübarek&#8217;in eşini çok severmiş. Çünkü o namazlarını kılar, oruçlarını tutar, bütün ritüelleri yerine getirirmiş, dahası insanlara çok yardımcı olurmuş da onadan. Bengladeş halkı ne yapıyor? Bu seri katillerin gerçekleştirdikleri seri idamlar o toplumda nasıl karşılanıyor? Onlar da diktatörlerin eşlerini seviyorlar mı acaba?<br />
Sıkça bir şekilde &#8220;ümmet&#8221; denen toplumu çok merak ediyorum nerede onlar? Şu çeşitli salonlarda çeşitli kurum ve kuruluş adları ile bilmem ne konularında konuşup dururken &#8220;ümmet&#8221; diyen insanlar mı ümmet? Allah&#8217;ın böyle bir ümmet istediğini sanmıyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
